<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ders Yerimiz... &#187; Magnezyum</title>
	<atom:link href="http://www.dersyerimiz.com/index.php/tag/magnezyum/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dersyerimiz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Nov 2010 19:48:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Mineraller Ve Minerallerin İnsan Üzerindeki Etikleri</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/mineraller-ve-minerallerin-insan-uzerindeki-etikleri.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/mineraller-ve-minerallerin-insan-uzerindeki-etikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 11:43:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fosfor]]></category>
		<category><![CDATA[Kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[Klor]]></category>
		<category><![CDATA[Magnezyum]]></category>
		<category><![CDATA[Potasyum]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1523</guid>
		<description><![CDATA[Mineraller Ve Minerallerin İnsan Üzerindeki Etikleri İnsanlar ve hayvanlar normal bir büyüme ve çeşitli biyolojik fonksiyonlar için besinler arasında vitaminler yanında inorganik elementlere de ihtiyaç duymaktadırlar. Bu elementler ikiye ayrılırlar; 1. Bol bulunan elementler 2. Eser elementler 1- Bol bulunan elementler    Bu elementlere ihtiyaç fazladır.    Çoğunlukla birden fazla fonksiyon gösterirler.    Bu elementlere örnek olarak; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mineraller Ve Minerallerin İnsan Üzerindeki Etikleri</strong></p>
<p>İnsanlar ve hayvanlar normal bir büyüme ve çeşitli biyolojik fonksiyonlar için besinler arasında vitaminler yanında inorganik elementlere de ihtiyaç duymaktadırlar. Bu elementler ikiye ayrılırlar;</p>
<p>1. Bol bulunan elementler<br />
2. Eser elementler</p>
<p>1- Bol bulunan elementler<br />
   Bu elementlere ihtiyaç fazladır.<br />
   Çoğunlukla birden fazla fonksiyon gösterirler.<span id="more-1523"></span></p>
<p>   Bu elementlere örnek olarak;<br />
       Kalsiyum                              Fosfor   <br />
         Magnezyum                        Klor<br />
         Sodyum                               Potasyum</p>
<p><strong>a) Kalsiyum ( Ca )</strong><br />
   Kemiğin yapısal elementidir.<br />
   Hücre zarı geçirgenliği ve kan pıhtılaşması için önemlidir.<br />
   Bunun yanında kalp işlevleri ve sinir sisteminin düzenlenmesinde rol oynar.<br />
   Hücre sitoplâzmasında önemli bir düzenleyicidir.<br />
   Kan kalsiyum miktarı ile depo kalsiyum miktarı arasındaki dengeyi “parathormon” adındaki hormon sağlar.<br />
   D vitamini; bağırsaklardan kalsiyum emilimini ve kemiklerde birikmesini hızlandırır. Bu yüzden az miktarda D vitamini raşitizme, aşırı D vitamini ise kireçlenmeye neden olur.<br />
   Bunun yanında; ıspanak, kakao gibi besinler ve sitrat, tartarak gibi bileşikler kalsiyum emilimini arttırır.<br />
   Oksalik asit ve tahıllarda bulunan “Phytin” kalsiyum emilimini önler.</p>
<p>   Ani kalsiyum azalmaları kramplara neden olur.</p>
<p>   <strong>Sürekli kalsiyum azlığı</strong>;<br />
           Büyümede durgunluğa,<br />
           Beslenmede isteksizliğe,<br />
           Metabolizmanın artmasına,<br />
           Raşitizme,<br />
           Bacakta uyuşmalara ve felce,<br />
           Hemoroite,<br />
           Güçsüzlüğe ve sonuçta ölüme neden olur.</p>
<p>   Aniden verilen fazla miktarda D vitamini kalsiyum emilimini arttırır ve tetanos benzeri belirtilere neden olabilir. Çocukların ilkbaharda zaman zaman kasılması bu nedene dayanır.<br />
                       </p>
<p><strong>b) Magnezyum ( Mg )<br />
</strong>  Bitkilerde klorofilin temel taşı olduğu için bitkisel besinlerde daha bol bulunur.<br />
  Besinlerde magnezyumun %20-30 ’u ince bağırsağın üst kısmında emilir, %60-70 ‘i ise dışkıyla atılır.<br />
  Kanda proteine bağlı halde bulunan magnezyum, albümin ve globülinlere bağlanır.<br />
  ATP ’den bir fosfat alıcısına fosfat taşımasını katalize ederek ADP ve fosforlaşmış bir yapı oluşturan enzimlerin aktivasyonunda rol alır.<br />
  Magnezyum, ATP ’ye gerek duyulan glikoz kullanımı, yağ, protein, nükleik asit sentezi ve kas kasılmasında önemli görevler alır.<br />
  Magnezyum tarafından etkinleştirilen enzimler beynin fosfolipid, pirüvik asit ve glikoz metabolizmasına girmektedir.<br />
  Mitokondride oksidatif fosforilasyon için de magnezyum istenir.<br />
  Magnezyumun vücuttan esas atılım yolu böbrekler olup terle de önemli atılımı söz konusudur. Uzun süren ateşli hastalıklar ve kas egzersizlerinde toplam magnezyum atılımının %10 –15 ‘i terle gerçekleşir.<br />
  Magnezyum emilimini besinlerdeki laktoz, protein (özellikle serbest aminoasitler), fosfat, kalsiyum, lipidler engeller,</p>
<p>  <strong>Magnezyum eksikliğinde;<br />
</strong>          Damar genişlemesi,<br />
           Kan miktarında artma,<br />
           Aşırı duyarlılık<br />
          Küçük beynin bazı hücrelerinde bozukluk,<br />
          Böbrek bozuklukları,<br />
          Kramplar,<br />
          Büyümede durgunluk,<br />
          Saç dökülmesi,<br />
          Ödem ortaya çıkar.<br />
  Gebeliğin son üç ayında, diabetik komanın insülinle tedavisi sırasında, hipertiroidizmde, bazı sindirim sistemi ve böbrek hastalıklarında hipermagnezami görülür.</p>
<p>c<strong>) Sodyum ve Klor ( Na ve Cl )<br />
</strong>  Sodyum kas liflerinin uyarılmasında ve sinirlerdeki iletimde önemli rol oynar.<br />
  Klor mide salgısında bulunur.<br />
  Klor ayrıca amilaz enziminin aktivatörüdür.</p>
<p>  Sodyum eksikliğinde deride, gözün bağ dokusunda ve üremede bozukluklar görülür.<br />
  Klor eksikliğinde sindirim ve büyüme bozuklukları ortaya çıkar.<br />
  NaCl eksikliğinde, kramplar, baş dönmesi ve baygınlık görülür. Vücut sıvılarının dengesi bozulur.</p>
<p><strong>d) Potasyum ( K )</strong><br />
  Sodyum gibi sinirsel iletimde ve kasların uyarılmasında rol oynar.<br />
  Bitkisel besinlerden alınır.<br />
  Vücutta Na-K oranının sabit tutulması gerekir.<br />
  Büyüyen hayvanlarda günlük potasyum gereksinimi artar.<br />
  Eksikliğinde bazı metabolik bozukluklar görülürken fazlalığı Na-K dengesini bozacağından NaCl ihtiyacını arttırır.<br />
   <br />
<strong>e) Fosfor ( P )</strong><br />
  Tüm organizmaların bulundurmak zorunda olduğu elementlerin başında gelir.<br />
  Nükleotitlerin yapıtaşı olan fosfatların oluşumu için kullanılır.<br />
  Karbonhidratların ve yağların yıkımında; RNA ve DNA yapısına girerek kalıtsal bilginin taşınmasında rol alır.<br />
  Fosfolipitlerde fosfat, proteinlerle birlikte embriyonun beslenmesi için salgılanır.<br />
  Organik fosfat; hızlı büyüyen ve hızlı iş gören dokularda (kas ve sinir gibi) bolca bulunur.<br />
  Omurgalı hayvanların kemik ve dişlerinde büyük miktarda vardır.<br />
  Kandaki fosfat miktarı kalsiyum miktarına oranlanarak sabit tutulur.<br />
  Fosfat verilmesi zihin ve vücut işlerini arttırır.</p>
<p>  Fosfat azlığında büyüme durur.<br />
  İskelet bozuklukları görülür.<br />
  Kanda kalsiyumun artması kemiklerden fosfor çekilmesine ve böylece kemiklerin yumuşamasına yol açar.</p>
<p>  Kanda fosforun artması ise kemiklerden kalsiyum çekilmesine neden olur. Ancak bu daha yavaştır.</p>
<p><strong>2- Eser elementler</strong><br />
  Eser elementlere günlük ihtiyaç fazla değildir.<br />
  Enzim tepkimeleri için esas olanlar eser elementlerdir. Bu tepkimelerde üç farklı şekilde yer alırlar.<br />
i. Enzim tarafından katalizlenen kimyasal tepkimenin yapısında yer alır ve enzimin reaksiyon hızını arttırır.<br />
ii. Substrat veya enzimin aktif merkezi ile kompleks yapar. Bu durumda ikisi de aktif hâle gelir.<br />
iii. Bazı hallerde katalitik faaliyetin bir safhasında elektron alırlar.<br />
  Eser elementlere aşağıdakilere örnek verebiliriz;<br />
           Demir                      Krom<br />
           Bakır                         Arsenik<br />
           İyot                            Silisyum<br />
           Manganez              Kalay<br />
           Çinko                      Nikel<br />
           Molibden              Vanadyum<br />
           Selenyum              Kobalt<br />
           Flor                         <br />
    <br />
<strong>a) Demir ( Fe )</strong><br />
  Oksijen taşıyan proteinler olan hemoglobin ve miyoglobinin yapısında yer alır.<br />
  Mitokondrial proteinlerin yapısında görülür.<br />
  Bundan başka; demir emilimi için önemli, demirli bir protein olan “Ferritin” in yapısına katılır.<br />
  Demir ihtiva eden enzimlere örnek olarak;<br />
           H2O2 ‘nin yıkımında görev alan katalaz,<br />
           Peroksitlerle organik bileşiklerin tepkimelerini hızlandıran peroksidaz,<br />
           Besinlerden gelen elektronla oksijenin suya redüksiyonunu katalizleyen sitikrom oksidaz verilebilir.<br />
  Demir-sülfürlü enzimlerse hayvanlar, bitkiler ve bakteri hücrelerinde elektron taşınmasında görevlidirler.   </p>
<p>   Demir eksikliği; fazla miktarda kuvvetli karbonhidrat (şeker, nişasta gibi) ve sütlü beslenmede, kan parazitlerinde ve aşırı kanamada görülür.<br />
   Bu durum; kansızlığa, halsizliğe ve zeka geriliğine neden olur.</p>
<p><strong>b) Bakır ( Cu )</strong><br />
  Sitikrom oksidaz enziminin aktivitesinde demirle birlikte rol oynar. Bu aktivitedeki görevi Cu+ ve Cu++ haline dönüşerek elektronu oksijene taşımaktadır.<br />
  Lizil oksidaz enziminin aktif grubunda yer alır. Bu enzim, “kollajen” ve “elastin” polipeptitleri arasında çapraz bağlar yapılmasına yardım eder.<br />
  Bunun yanında; katalaz, feniloksidaz ve aksorbik asit oksidazın yapısına katılır.<br />
  Demirin vücutta düzenli bir şekilde kullanılması için de gereklidir. Bakır olmazsa demir hemoglobine bağlanmaz.<br />
  Yumru ve yapraklı sebzeler, süt, karaciğer, nohut, bakla, ceviz, fındık önemli derecede bakır içerir.<br />
  Bakır ince bağırsaktan emilir.<br />
  Vücutta en çok bakır içeren dokular sırasıyla karaciğer, kalp, beyin ve böbrektir.<br />
   Hayvanlarda bakır eksikliğinde kollajen ve elastin polipeptitleri arasındaki bağlar yapılamayacağından damarlarda kopma ve çatlama görülür.<br />
   Bağırsaktan bakır emiliminde bir hata oluşursa “Menkes Sendromu” ortaya çıkar. Bu hastalıkta plazmada bakır ve bakır oksidaz düzeyi düşüktür. Büyüme yavaşlar, vücut ısısı düşer, saçlar ağarır ve beyinde dejenerasyon meydana gelir.<br />
   Bakır eksikliği kalp hastalığı riskini azaltır.</p>
<p>   Bağırsaktan bakır emilimi artarsa “Wilson hastalığı” görülür. Bakır, beyin ve karaciğerde yığılır. Normalde dışkıyla ve çok azı idrar ile atılır.<br />
   Bakır içeren kapların yemek hazırlanmasında ve servisinde kullanılması  “bakır zehirlenmesi” ne neden olabilir. Bulantı, kusma, midede yanma ve diare bakır zehirlenmesinin belirtileridir.</p>
<p><strong>c) İyot ( I )<br />
</strong>   Tiroid bezinden salgılanan tiroksin hormonu için gereklidir.<br />
   Deniz ürünlerinde; özellikle süngerlerin spongiolinden yapılmış iskeletlerinde bulunur.</p>
<p>   Brom, klor, nitrat, perklorat ve rhodanid, iyodun yerine geçerek fizyolojik iyon noksanlığına neden olur.<br />
   Thioüre, thiourasil, sulfaguanidin ve lahanadaki thiokasalidan, tiroid bezindeki tirozin oksitlenmesini ve iyotlanmasını önleyerek rahatsızlıklara sebep teşkil eder.<br />
   Bu durumlarda tiroid aşırı büyüyerek guatr hastalığını meydana getirir.<br />
   Embriyonik ve gençlik devrelerinde iyot eksikliği cücelik ve zeka geriliğini (keratinizmus) ortaya çıkarır.<br />
   Ergenlerde iyot eksikliğinde ise “miksödem” hastalığı görülür.</p>
<p>  Fazla iyot “Gravez (Basedow) hastalığı” nı ortaya çıkarır.</p>
<p><strong>d) Manganez ( Mn )</strong><br />
   Manganez, bağ ve kemik dokusu oluşması, büyüme ve üreme fonksiyonları, karbonhidrat ve lipid metabolizması, protein sentezi, mukopolisakkarit üretimi ve fosforilasyonda rol oynar.<br />
   Ceviz, fındık, tahıl ve sebzelerde oldukça yaygın; et, balık gibi besinlerde düşük miktardadır. Bu bakımdan insan ve diğer memeliler manganezi daha çok bitkisel besinlerle alırlar.<br />
   Özellikle çay manganez bakımından zengindir.<br />
   Manganez, en yaygın biçimde mitokondrilerde yer alır. Bu nedenle, mitokondrice zengin hücreler fazla manganez içerirler.<br />
   Manganezin aktivite ettiği enzim grupları arasında hidrolazlar, kinazlar, dekarboksilazlar ve transferazlar bulunur.<br />
   Manganez başlıca arginaz, pirüvatkarboksilaz, süperoksit diomütaz, fosfataz adlı enzimler için yapı taşıdır.</p>
<p>   Manganez, dişide normal fertilite için gerekli olup erkekte manganez eksikliği spermatogenezi bozarak kısırlığa yol açar.<br />
   Bundan başka manganez eksikliğinde gözlenen başlıca bulgular; kan pıhtılaşma kusurları, hipokolesterolemi, dermatit, hipokalsemi, hiperfosforomi ve alkalen fosfataz aktivitesi yükselmesidir.</p>
<p>   Madenciler, ilaç endüstrisi çalışanları, seramik ve cam işçileri ve gıdasına manganez eklenenlerde görülen kronik mangan zehirlenmesi şizofreniye benzer psikiyatrik etki yapar. Parkinson hastalığına yakın nörolojik bozukluklar ortaya çıkarır.</p>
<p><strong>e) Çinko ( Zn )</strong><br />
   Çinko yaklaşık yüz enzimin yapısal komponentidir.<br />
   Bu enzimlerden bazıları; karbonik anhidraz, alkalen fosfataz, RNA ve DNA polimerazlar, timidin kinaz, karboksipeptidazlar ve alkol dehidrojenazdır.<br />
   Bu enzimler incelendiğinde, çinko genelde enzimin aktif bölgesinde bulunmuştur.<br />
   İki yüzyıldan bu yana bilinen ve sayısız araştırmanın kanıtladığı bir bulgu, çinkonun önemli bir yara iyileştirici olduğudur. Bu araştırmalar, çinkonun bağ doku biyosentez ve bütünlüğünde önemli bir eleman olduğunu kanıtlamıştır. Bu nedenle, gıda ile yeterli çinko alınması, özellikle cerrahi girişim sonrası olgularda önem taşır.<br />
   Çinko, protein ve nükleik asit yapılarını moleküler düzeyde stabilize eder.<br />
   Subsellüler organellerin bütünlüğünü korur.<br />
   Taşıma olaylarına katılır.<br />
   İnsülin hormonu vücutta çinko olarak depolanır.<br />
   Dildeki tat alma reseptörlerinin ve nazal boşluktaki koku alma reseptörlerinin düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak çinkonun görevidir.<br />
   Vücutta çinkosu fazla dokular arasında prostat, semen, karaciğer, böbrek, retina ve kemik başta gelir.<br />
  Et, balık ve süt ürünleri gibi proteinli besinler, çinko bakımından zengindir.<br />
  Fazla  protein çinko emilimini arttırırken, yetersiz protein engeller.<br />
  Bitki ve tahıl tanelerinin fitatları, selüloz, hemiselüloz çinko emilimini azaltırlar.<br />
  Bunun yanında kalsiyum, fosfor, flor ve bakır fazlalığı çinkonun bağırsaktan emilebilecek miktarını azaltır.<br />
   Gebelikte fetüs anneden çokça çinko çeker. Bu anne adayına koruyucu olarak folik asit ve vitamin B12 verilmesi, çinko emilimini azaltarak çinko eksikliğini daha da ağırlaştırır.<br />
   Yanıklarda çinko yiter ve bu yüzden yanığın iyileşmesi gecikir.<br />
   Travma ya da önemli ameliyatlarda da çinko kayıpları önem kazanır <br />
ve bu gibi hallerde çinko eksikliği ortaya çıkabilir.<br />
   Çinko eksikliğinde gözlenecek başlıca bulgular şöyle sıralanabilir; <br />
            Çocuk ve gençte büyüme geriliği<br />
            Erkekte hipogonadizm<br />
            Hafif dermatit<br />
            İştahsızlık ve kilo kaybı<br />
            Yaraların geç iyileşmesi<br />
            Karanlığa uymada anormallik<br />
            Zayıflamış bağışıklık</p>
<p><strong>f) Molibden ( Mo )</strong><br />
   Ksatin oksidaz, nitrat redüktaz ve hidrojenaz gibi flavinli enzimlerin yapısına katılır.<br />
   Azot bakterilerinde havadaki azotun bağlanmasını sağlar.<br />
   Geviş getirenlerde işkembe bakterilerinin gelişimi için önemlidir.</p>
<p>   Molibden her gün yeterli miktarda alınır; eksikliği hemen hemen söz konusu değildir.</p>
<p>   Fazla alındığında anemi, iskelet ve kas bozuklukları görülür.<br />
   Molibden demirin hemoglobin yapımında kullanılmasını önler.</p>
<p><strong>ASİTLER VE BAZLAR<br />
 a )ASİTLER<br />
</strong>          Asitler kimyada önemli bir bileşik sınıfını oluştururlar.Asit-latince  anlamına gelen asidus kelimesinden alınmıştır.Günlük gıda maddelerinin bir çoğunda asit vardır.Canlı organizmaların hayatsal faaliyetlerinde asitlerin önemi büyüktür.Mide özsuyu besinlerin sindirimi için %0,4 oranında hidroklorik asit içerir.Proteinlerin oluşumunda amino asitlerin önemi tartışılmaz bir gerçektir.Genel olarak asitler;inorganik ve organik asitler  olarak iki gruba ayrılırlar.Yapısında karbon elementi bulunmayan asitlere inorganik asitler,karbon elementi kullanılarak oluşturulan asitlere ise organik asitler denir.</p>
<p><strong>ASİTLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ</strong></p>
<p>   Asitlerin tadları ekşidir.Örnek olarak;sirkedeki asetik asit ekşi elmada ki malik asit , limondaki sitrik asit ve askorbik asit(C Vitamini),yoğurt suyundaki laktik asit, meşrubat ve kolalardaki karbonik asit sayılabilir.Ancak her asidin tadına bakamayız.Çünkü asitlerden bazıları parçalayıcı bazıları da zehirlidir.<br />
   Asitler yakıcı özelliğe sahiptir.Asitlerin bu özelliği her asitte aynı şekilde olmaz.Örneğin Hno3 deriye döküldüğünde proteinlerle tepkimeye girer.H2SO4 ise hücre suyunu çekerek yakma etkisi gösterir.<br />
   Asit suda çözüldüğünde ne kadar fazla iyon oluşuyorsa,iletkenlik o kadar fazla olur .Kuvvetli asitlerde iletkenlik fazla zayıf asitlerde ise azdır.<br />
   Asitler mavi turnusol  kağıdını kırmızıya çevirir.Turnusol kağıtları indikatör boyası emdirilmiş kağıtlardır.İndikatör boyaları ise ortamın asidik veya bazik olmasına göre renk değiştiren maddelerdir.Örneğin bir indikatör olan metil oranj asitler kırmızı renge döner.<br />
   Asitlerin genel olarak yapılarında proton bulunur.Ancak yapılarında hidrojen bulunan tüm maddeler asit değildir.MC1 kuvvetli bir asit olmasına karşın nh3 baz özelliği gösterir.CH+ ise asit ve baz karakteri göstermez.<br />
   Bazlarda birleşerek tuz ve su oluştururlar.Kimyada bu tepkimelere nötrleşme tepkimesi denir. <br />
     [BAZ+ASİTTUZ+SU]<br />
 <br />
<strong>  Günlük hayatta kullandığımız besin ve malzemelerdeki bazı asitler ve bazlar</strong></p>
<p>          Bazı asit ve bazlar yediğimiz sebze ve meyvelerde doğal olarak vardır.Hatta bazı asit ve bazların eksikliğinde canlı vücudunda birtakım hastalıklar meydana gelir. Folik asit eksikliğinde aneminin oluşması gibi.Bunların yanında kimyasal yollarla elde edilen asit ve bazlarda vardır. Yiyecek ve içeceklerimize bulunan asitlerin ve bazların yenilip içilmesinde bir mahsur yokken suni olarak elde edilen asit ve bazların yenilip içilmesi tehlike arz eder.Bunlardan bazıları şunlardır:</p>
<p>   E-230 Sorbik asit: Vitamin B12’yi yok ediyor.<br />
   E-250 Sodyum nirit:Damar hastalıkları.<br />
   E251 Sodyum nitrat : Kalp damar hastalıkları.(tüm sosis ve salamlarda.)<br />
   E-120 Karminik asit: Nörolojik hastalıklar.<br />
   E-330 Sitrik asit: En tehlikeli kanserojen etki maddesi olup ne yazık ki bir çok hazır gıdada bulunuyor.(gofret, meyve suları, bazı hazır çorbalar,teneke konserve turşular, bazı hazır yaprak sarmaları,bazı şekerlemeler.)<br />
   E-300 Askorbik asit : Kanserojen etki maddesi. (bazı portakal sulu içeceklerde.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/mineraller-ve-minerallerin-insan-uzerindeki-etikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Magnezyum metalinin özellikleri</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/magnezyum-metalinin-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/magnezyum-metalinin-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 15:47:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya Dersi]]></category>
		<category><![CDATA[Magnezyum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1277</guid>
		<description><![CDATA[Magnezyum metalinin özellikleri Metal magnezyum (Mg) XIX. yüzyılın başlarına kadar elde edilememiştir.Buna karşılık, magnezyum, bileşiklerinin bazıları, çok daha önce biliniyordu. Sözgelimi, 1695’te İngiliz botanikçisi Nehemiah Grew, İngiltere’ nin Epsom bölgesindeki maden sularının tıbbî özellikleriyle ilgilenmeye başlamıştı. Araştırması sonunda yeni bir tuz bulan Grew, maden sularına “şifalı olma” özelliği kazandıran bu tuza  “Epsom tuzu” adını verdi.Daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Magnezyum metalinin özellikleri</strong></p>
<p>Metal magnezyum (Mg) XIX. yüzyılın başlarına kadar elde edilememiştir.Buna karşılık, magnezyum, bileşiklerinin bazıları, çok daha önce biliniyordu. Sözgelimi, 1695’te İngiliz botanikçisi Nehemiah Grew, İngiltere’ nin Epsom bölgesindeki maden sularının tıbbî özellikleriyle ilgilenmeye başlamıştı. Araştırması sonunda yeni bir tuz bulan Grew, maden sularına “şifalı olma” özelliği kazandıran bu tuza  “Epsom tuzu” adını verdi.Daha sonraları, Epsom tuzunun, bilinmeyen bir metal olan magnezyumun sülfatı olduğu anlaşıldı.<span id="more-1277"></span></p>
<p>        1808’ de İngiliz kimyacısı Humphry Davy kuru magnezyum klorürle metal potasyumu özütlemeyi başardı. 1831’ de yeterli miktarda magnezyum elde edilebildi. Magnezyum, nispeten tepkin bir metaldir. Bu yüzden, doğada serbest olarak bulunmaz. Toprakta en bol bulunan elementler arasında sekizinci sırayı alır. Başlıca iki mineral halinde bulunur: Karbonatı magnezit  (MgCO3) ve karılık karbonatı,dolomit[MgCa(CO3)2]. Öteki mineralleri arasında magnezyum klorürler, magnezyum sülfatlar ve magnezyum silikatlar bulunur. Son gruptan bir asbest minerali olan amyantın tarihçesi oldukça eskidir.Bilinen bazı eski uygarlıklar, ateşe dayanıklılık özelliği nedeniyle magnezyum, günümüzde yanmayan döşemeliklerin,erimeyen astarların ve yanmaz kâğıtların yapımında kullanılır.</p>
<p>Magnezyum minerallerinin yataklarına her yerde bolca rastlanır. Bu arada deniz suyunda da, çözünür magnezyum  klorür ve magnezyum sülfatlardan bolca bulunur. Sözgelimi, Lut Gölü’ nün suları, yaklaşık yüzde on oranında magnezyum klorür kapsadığından zengin bir magnezyum kaynağı sayılır.Magnezyum botanik açısından önemlidir. Fotosentez sırasında, şekerin bireşimi (karbon dioksit ve sudan) olayında katalizör ödevi gören klorofilin ana atomu magnezyumdur.Klorofilin yapı grubu, hemoglobinin hem grubunun yapısından çok az farklıdır. Omurgalıların kanında kırmızı boya maddesini oluşturan hemoglobinle klorofil arasındaki temel fark, ana atomdadır.  Ana atom hemoglobinde demir, klorofildeyse magnezyumdur.</p>
<p><strong>ARI MAGNEZYUMUN ELDE EDİLİŞİ</strong></p>
<p>Günümüzde magnezyum, hemen tümüyle tuzlu su kaynaklarından ve deniz suyundan elde edilen bir bileşik olan erimiş magnezyum klorürün elektrolizi yoluyla elde edilir.Bu yalın tepkimeye bir karbon atoma anot, bir demir atomuysa katot olarak katılır.</p>
<p><strong>ÖZELLİKLERİ</strong></p>
<p>        Arı magnezyum, özgül ağırlığı düşük, yumuşak, gümüşsü-beyaz renkli bir metaldir.Magnezyum açıkta bırakıldığında, yüzeyinde kısa sürede koruyucu bir tabaka oluşur.Baz magnezyum karbonattan oluşan bu tabaka, metali daha çok yükseltgenmekten korur. Tüm 2A Grubu elementleri gibi magnezyumun da, niteleyici değerlik basamağı +2’ dir.<br />
Magnezyum büyük ölçüde elektropozitif olduğu için, sıcak suyla hidrojen oluşturacak biçimde tepkimeye girer. Bu tepkime, soğuk suda belli bir ölçüde zayıflar. Civayla karıştırıldığındaysa, magnezyum, hem soğuk hem de sıcak suda kolayca ayrışır. Oksijeni normal ölçüde olan bir ortamda, metal magnezyum, kör edici bir ışık ve çok yüksek ısı çıkararak yanar. Bu tepkimede hem magnezyum oksit hem de magnezyum nitrür (Mg3N2) açığa çıkar. Yanışındaki şiddet, magnezyumu dikkatle işlem görmesi gereken maddeler sınıfına sokar. Bununla birlikte, yanarken çıkardığı ışıktan, yapay ışıklı fotoğraf tekniğinde ve piroteknikte yararlanılır. Magnezyum tüm yalın asitlerde kolayca çözünür. Buna karşılık, soğuk baz çözeltilerinde çözünmeye karşı koyar. Bunun nedeni, büyük bir olasılıkla, koruyucu magnezyum oksitlerin oluşumudur.</p>
<p>Magnezyumun en çok yararlanılan yanı, belki de ağırlığının az olması ve alaşımlara kattığı özellikleridir. Gerçekte, yalnız başına, mekanik özellikleri sıradandır. Ancak, bazı metallerle, özellikle alüminyum, çinko ve manganla alaşımlandığında, bu özellikler belirginlik kazanır. Magnezyumla alaşıma giren alüminyumun mekanik direnci artar, çinko daha çok işlenebilir duruma gelir, manganın ise aşınması azalır. Bu tür hafif alaşımlar, havacılık sanayisinde günden güne önem kazanmaktadır.</p>
<p>  Bazen özel nedenlerle, serum, kalsiyum, zirkonyum, kadmiyum, gümüş,silisyum, berilyum, lityum, toryum ve kalayla da magnezyum alaşımları yapılır. Birinci  Dünya Savaşı’ ndan sonra, araştırmaların yoğun biçimde geliştirmesi sonucunda çok güçlü, hafif alaşımlar elde edildi. Uçak sanayisinin hızlı gelişimi, yapısal nedenlerle, magnezyum alaşımlarının kullanımını artırdı. Dökme, püskürtme, yuvarlama ve dövme yoluyla kolayca elde edilebilen alaşımların geliştirilmesi, kullanılma alanlarının genişlemesine yol açtı. Olağandışı işlenebilme niteliği ve metal yoğunluğuna karşı direnç gerektiren durumlarda, magnezyum, özellikleri nedeniyle istenir olmaktadır. Basınçlı kalıp döküm tekniğinde yüksek standartlara ulaşılması, daha önceleri levha ve kesitlerden yapılmakta olan parçaların yerine yalın bir dökümün geçirildiği araç, optik ve öteki sanayi dallarında, yeni uygulama alanları açılmasına neden oldu. Kalıp-döküm, daha güçlü ve serttir; oysa daha ağır değildir.</p>
<p>Magnezyumun uçaklarda daha yaygın olarak kullanılmasına İkinci Dünya Savaşı’nda başlandı ve sürdürüldü. Bu dönem, pilotlu uçakların askerî alanda yoğun biçimde kullanılmaya başlandığı dönemdir. Söz konusu dönemde,yağ kar terlerini, kompresörleri, supap kapaklarını, yağ fitrelerini ve pompaları kapsayan pek çok döküm öğesinin, uçak motorlarının parçalanmasında kullanılmasına başlandı. Magnezyumdan dökülen iniş takımlarının kullanımı da büyük boyutlara ulaştı. Püskürtme öğeleri ise, taban kirişlerinde çok işe yaradı. Tabaka magnezyum, hem uçakların hem de helikopterlerin gövde bölümlerinde kullanıldı. Pilotlu uçak devrinin kapanması ve füzelerin, uzaktan denetimli uçakların, uyduların günden güne gelişmesi sonucunda, uçak sanayisinde kullanılan magnezyum miktarında önemli bir azalma oldu. Ancak, magnezyum, günümüzde değişik pek çok alanda hâlâ kullanılmaktadır.</p>
<p>Elektronik birimlerde magnezyum bileşikleri geniş çapta kullanılır. Radar izleme tablolarında, antenlerde, güç devrelerinde, teyp bantlarının makaralarında, plaklarda, el telsizlerinde ve değişik tür şasilerde hep magnezyumdan yararlanılır. Özgül ağırlığının düşük olması, magnezyumun bileşiklerini, aygıtların elle kullanılmasını gerektiren metallerin işlenmesi ya da yontulması konularında da çok gerekli kılmaktadır. Aynı gereklilik, yüksek hızlara ulaşan ve elle çalışmanın yerini alan makineleşme için de söz konusudur.</p>
<p>XX. yüzyılın ikinci yarısında, değişik tipte tüketim maddelerinde magnezyumun kullanılması, günden güne arttı. Magnezyum, bavulların, kameraların,çim kesme marinalarının, elektrik süpürgelerinin ve öteki elektrikli eşyanın yapımında kullanılır oldu. Ayrıca spor gereçlerinde ve büro eşyalarında da magnezyum kullanılmaya başlandı.</p>
<p><strong> MAGNEZYUM  BİLEŞİKLERİ</strong></p>
<p>                 Magnezyum oksit (MgO) magnezyum karbonatın özel potalarda korlaşana kadar ısıtılmasıyla elde edilebilir. Kor halindeki magnezyum oksit, beyaz ve yumuşaktır; ama, sıcaklık arttıkça, daha ağır ve daha yoğun bir maddeye dönüşür. Bu maddeye kavrulmuş magnezya adı verilir. Erime derecesi 2 800 C olan bu bileşik, çok zayıf bir ısı iletkeni olduğu için, erimez astarların yapımında kullanılmaya elverişlidir.</p>
<p>          Magnezyum oksitin sıcak suda çözündürülmesiyle magnezyum hidroksit [Mg(OH)2] elde edilir. Bu madde, daha çok, sulu magnezya adıyla tanınır. Çok kullanılan bir müshildir. Daha da önemlisi, metal magnezyumun üretilmesinde ham madde işlevi görür. Magnezyum hidroksit, deniz suyundan ayrıştırıldıktan sonra, kireçle çökeltilir ve magnezyum klorüre dönüştürülür. Daha sonra da, elektroliz yoluyla metal magnezyum elde edilir. Magnezyum klorürün önemi, yalnızca magnezyum üretiminde ara madde işlevi görmesinden değil, çimento üretiminde ki rolünden de gelir. Çimento yapımında, magnezyum klorür ile magnezyum oksit birleştirilerek, ürünün ürünün sert ve dayanıklı olması sağlanır. Bu karışıma testere talaşı ya da bıçkı tozu katılırsa, lignolit adı verilen bir ürün elde edilir. Lignolit, yapılarda duvarlarla zeminin yapımında işe yarar. Portland çimentosu da, karışıma eş oranlarda katılan magnezyum klorür ve magnezyum oksitten oluşur.</p>
<p>          Magnezyum sülfat (MgSO4; Grew’ un Epsom tuzları), maden sularının buharlaştırılmasıyla elde edilir. Sulu çözeltide, çeşitli hidratlar oluşturur. Bunların en çok bilinenleri 1 ve 7 molekül su kapsayanlarıdır. MgSO4 . H2O ve MgSO4 . 7H2O . İkincisi, ilaç ve dokuma sanayilerinde kullanılır.</p>
<p>       Magnezit ve dolomit, magnezyum karbonatın (MgCO3) doğada bulunan biçimleridir. Dolomit ayrıca, kalsiyum karbonat, sulu çözeltide, karbon dioksitle kalsinleme ve doyurma yoluyla açığa çıkarılabilir. Magnezyum karbonat, kalsiyum karbonattan daha önce çözünerek, daha sonra açığa çıkarılan magnezyum bikarbonat’ı [Mg(HCO3)2] oluşturur.</p>
<p>        Son olarak iki magnezyum tuzundan daha söz etmemiz gerekiyor: Magnezyum silikat ve magnezyum peroksit. Kozmetiklerin hazırlanmasında büyük ölçüde yararlanılan talk, Mg3(Si2O5)2 (OH)2  formülünde ki magnezyum silikattır. Magnezyum peroksit’ in (MgO2) ise, hidrojen peroksit’ e çok benzeyen özellikleri vardır ve ağartıcı olarak kullanılır.</p>
<p><strong>ORGANOMETALİK MAGNEZYUM BİLEŞİKLERİ</strong></p>
<p>         Çok önemli bazı organik bileşikler, magnezyum kapsar. Bu bileşiklere Grignard bileşikleri adı verilir. Grignard bileşiklerinin genel formülü RMgX’ tir. Burada R bir organik grup, X de bir halojendir. Grignard bileşikleri, aldehitlerin, aminlerin, alkollerin elde edildiği çok sayıda organik bileşiğin hazırlanmasına temel oluşturur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/magnezyum-metalinin-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

