Mar 11

SINIFIN İLİŞKİ DÜZENİ

Görevlerin, görevlilerin, ilişkilerin belirlenmesi olarak tanımlanabilecek olan örgüt yapısının kurulması aşamaları, sınıf yönetimine uygulandığında, öğretmenlik ve öğrencilik görevleri ile bunların kimlerce, nasıl yerine getirileceğinin ders dönemi başında büyük ölçüde belli olduğu görülür. Bu belirlenişin kesinlik kazanması, görev ve görevliler arasındaki ilişkilerin ortaya konmasıyla olur. Sınıfın ilişki düzenini amacı, destekleyici ilişkileri, öğrenci katılımını, morali, konuya ilgiyi, akademik yararlığı artırmaktır.

Sınıfta İlk Günler

Sınıfın ilişki düzeninin kurulmasına ilk günden başlanmalıdır. Sınıf düzeni oluşturmada ilk bir kaç gün, dönümcül (kritik) zamandır. Sınıf düzeni, öğretmen ve öğrencinin birbirini tanımaya başladığı “balayı” ve  “deneme” döneminde kurulmalıdır. Bu, dönemde öğrenciler, neleri yapıp neleri yapmayacakları konusunda öğretmeni denerler, daha kontrollü davranır, gerçek davranışlarını göstermezler. Öğretmen geleceğe ilişkin davranış tiplemesini ve öğrencilerden beklentilerini ilk günlerde kararlılıkla ortaya koymalıdır. Bu kararlılık, baskı veya anti demokratiklik değildir. Öğrencilerin kontrollü davranışları değişirse, onları yeniden kazanmak olanaksızlaşabilir. Öğretmen, ilk günlerin kontrollü davranışların sürmesi için kararlılığını kullanmalıdır. Aynı görüntü, uzun tatillerden sonra da ortaya çıkar. Öğretmen, etkili bir eğitime olanak verici görüntü ve ortam elde edebilmek için, buna olanak verici bir iklim oluşturmalıdır.

İlişki Politikaları ve Tipleri

Sınıftaki ilişki politikalarının bir ucunda bir örnekliği amaçlayan düzenlilik bulunur. Düzenlilik, kurallı olmayı, bir işi yapmanın bir yoluna alışkanlığı, böylece öğrenilene odaklanmayı getirir. Politikaların diğer ucunda değişkenlik vardır. Değişkenlik, öğrencinin dikkatini çeker, bir örnekliğin sıkıcılığından kurtarır,merak-ilgi uyandırır,yeni öğrenme yolları, ilişkileri verir.
 İlişki düzeni politikası,sınıf düzeninin tehlikede,çalışma alışkanlıklarının henüz yerleşmemiş olduğu durumlarda düzenliliğe;ortamın yumuşak,öğrencilerin bilgili ve hazır olduğu durumlarda değişkenliğe kayabilir bir esneklikte seçilmelidir.

Politika dengesi, öğrenci özelliklerine, amaçlara ve konuya göre de değişir. Örneğin demokratik davranışların öğrenilebilmesi için, değişkenlik politikasının ağırlıklı olması gerekir., çünkü demokrasi, polis devleti gibi yönetilen bir sınıfta öğrenilemez.

İlişki düzeninin, düzenlilik ile değişkenlik uçları, yumuşak-sert, yaratıcı- yönlendirici düzenlenişler olarak da adlandırılır. Bir araştırmada, yumuşak (değişken,yaratıcı) sınıf düzenlenişindeki etkileşim, öğrencileri birbirinden hoşlanmaya, daha az olumsuz davranmaya götürmüştür. En yararlı ilişki düzeni politikası olarak, öğretmen kontrolünün orta düzeyde olduğu durum önerilmiştir.

Sınıftaki ilişki yapısı ve sınıfın sosyal ortamı oluşturulurken, değişik örgütsel örneklemeler kullanılabilir. Bunlar, görev yönelimli ve yarışma yönelimli olarak gruplanabileceği gibi işbirlikçi, yarışmacı, bireysel olarak da gruplanabilir.

İşbirlikçi öğrenme tipindeki öğrenişlerde, öğretim dikkatle düzenlenip planlanmışsa, öğrenciler sonuçtan sorumlu tutulmuşsa, iyi bir grup ödül sistemi kurulmuşsa, başarı olumlu etkilenmektedir. Bir araştırmada, işbirlikçi ve katılımcı ortamda başarının yükseldiği görülmüştür.

Görev yönelimli olan bu işbirliği gruplarında, öğrencilerin birbirini desteklemesi, başarı için bir ortam oluşturmaktadır. İşbirlikçi sınıf düzeni, yarışmacı olana göre üstünlük taşımış, matematik başarısı ve özsaygı üzerinde etkili olmuştur.

Yarışmacı öğrenme tipindeki örgütleniş, bireysel başarı ve yetkinliği vurgular. Diğer öğrencilerle karşılaştırıcı bir değerlendirme sistemi kullanır. İşbirlikçi öğrenmede, değerlendirme ölçütü amaçlar iken, yarışmacı da bu diğer öğrencilere yönelir.

Temel eğitim öğretmen ve öğrencileri, yarışmacı sınıf ortamının olumsuz bir çevre olduğunu belirtmişlerdir, lise öğrencileri ise, orta düzeydeki bir yarışma ortamını uygun ve başarıya olumlu etki olarak nitelemişlerdir. Yarışmacı ortam çoğu zaman ancak üst yetenek düzeyindeki birkaç öğrenciyi güdüler, bu yarışı kazanamayacağını gören çoğunluk yarıştan ve sınıf etkinliklerinden kopar. Bu ortamda, birinin kazanması diğerlerinin yitirmesine bağlıdır. Birey, enerjisinin bir kısmını başkalarının başarısızlığı için ayırabilir.

Yarışmacı düzende, “bu işi kimler en önce yapacak” sözü yerine, “şu sürede, bu işin şu kadarını yapanlar şu ödülü alacak, yapmaya çalışmayanlar ise şu görevlerle karşılaşacak” demek, düzenin olumsuzluklarını azaltabilir.

Öğretmen amaçların, öğrencilerin, konunun özelliklerine göre, işbirlikçi ve yarışmacı örgütlenişlerin yararlarını kullanabilmelidir. Örneğin, sosyal becerileri hedefleyen amaçlarda işbirlikçi, bireysel girişimi esas hedeflerde, yaratıcılık ve kışkırtıcılığa gereksinim duyulan amaçlarda, yarışmacı örgütlenişe geçebilmelidir. Bu örgütlenişler, öğrenci katılımında, bağımsızlığında, ilişkilerinde farklılık yaratır.

Öğretmen, sınıf yapısını ve yönetim sistemini öğrencilerin açıkça anlamasını sağlamalıdır. Bu yapılmazsa, uygulamalar öğrencilere sıkıcı gelebilir, başarısızlıkla sonuçlanabilir.

Tanışma

Güven ve iyi ilişki için ilk karşılaşma önemlidir. İlk karşılaşmadaki giyimin, görünüşün etkisi, öğrencilerle bir yakınlık kurulduktan sonra azabilir. Her öğrencinin, tanınma şanslarına gereksinimi vardır. Öğretmen, ilk günden başlayarak bu şansları yaratmalıdır. Öğretmen kendini öğrencilerine doğal bir anlatım ve ses tonu ile tanıtmalıdır. Öğrenciler de kendilerini sıra ile sınıftakilere tanıtabilir.

İlk günkü tanışma, bireylerin birbirleriyle ilgili çerçeve bilgiler edinmelerini sağlamalıdır. Adı, soyadı, numarası, anne ve babası, kardeşleri hakkında kısa bilgiler, alışkanlıkları, sevip sevmediği durum ve davranışlar, okul ve derslerle ilgili düşünceleri, bu çerçevenin gözeneklerini oluşturabilir. Tanışma, daha fazla kişisel ilişkiye yol açarak, işbirliği ortamı yaratır, iklimi olumlulaştırır, istenmeyen davranışları önler, gurup havası oluşturur.

Öğretmenin öğrenciye ismiyle seslenebilmesi, öğrenciye verdiği değeri gösterdiğinden, ilk günlerde öğrenci fotoğraflarından da yararlanarak, öğretmen,  öğrencilerin isimlerini öğrenmeye çalışmalı, ilk gün hiç olmazsa birkaç kişiye ismiyle seslenebilmelidir.

Sınıfta, zeki, atletik, komik, sevilen, öğrencilerce benimsenen kişiler, lider rolü oynarlar. Sınıfın gelecekteki eylem yapısının bilinmesi, yönlendirilmesi, içindekilerin iyi tanınması ile olasıdır.

Öğretmenin öğrencilerle iyi ve uyumlu ilişki kurması onların denetimine girmesi anlamına gelmez. Bunun anlamı, onları tanıma, gereksinimlerini bilip karşılanmasına yardımcı olma, güdüleme, ödül ve övgü, kolaylaştırma, destekleme, değer verme, sorumluluk verme, yararlı biri olduğunu hissettirme, sözünü ilgiyle dinleme, bilgilendirme, ilgi alanlarına yöneltme, ciddi ve kararlı davranma, güvenilir olma, kararlara katılma olanağı verme yönlü etkinlikler olarak görülmelidir. Ciddi olmak asık suratlı olmak değildir. Tam tersine, gerektiğinde sık sık gülen, esprili olan, ama işini zamanında ve iyi yapan, verdiği sözü tutan, sözüne güvenilen, davranışları kararlı olan insan ciddidir.

Sınıf Kuralları

Kurallar , önceden verilmiş hazır kararlardır. Deneyimlere dayanarak, gelecekteki belirli durumlarda nelerin nasıl yapılmasının iyi olacağını, nelerin beklendiğini, uyulmadığında nelerin olacağını açıklayarak, yöneticinin işini kolaylaştırır. Kendisinden nelerin beklendiğini, neleri yapmasının istendiğini, bunların sonuçlarını önceden bilen öğrenci, davranışlarını düzenlemeye yönelecektir. Sınıftaki ilişkilerin karmaşıklığı, onları, kural koyarak düzene sokmayı gerekli kılar.

Kurallar herkes için geçerli olduğundan, yansızlığı sağlar. Kişisel isteklerle ilgili sapmalara hayır deme olanağı verir. Kurallar, sınıfta öğretmenin karar gereksinimini, öğrencinin yönlendirme aramasını azaltırlar. Bu yararları, her türlü toplu yaşamda kurallar konmasını ve titizlikle uygulanmasını gerekli kılar.

Her şeyin aşırısının zararlı olduğu sözü, kurallar içinde geçerlidir. Kuralların aşırı katılıkta izlenilmesi, tekdüzelik, can sıkıntısı, hatta haksızlık yaratır, değişik durumlarda gösterilmesi gereken esnekliği önler, ilişkileri mekanikleştirir.

Yararlarını çoğaltıp zararlarını azaltabilmek için, kurallar, çok yönlü ve iyi düşünülerek başkalarının görüşleri alınarak grupça konmalı, az sayıda olmalıdır. Az sayıda olmasının yararlarından ikisi de, hatırlanmasının kolay olması ve önemli görülmesidir.

Çok seyrek de olsa, nedeni belirtilerek, gerekli hallerde kurallar esnetilebilmelidir. Var olan kurallara özenle uyulmalı, ama yararlı olmaktan çıktıklarında veya daha yararlısı bulunduğunda değiştirilmelidir.

Gereksiz bir kural, diğer kuralların da gereksiz olabileceğini düşündürür, kurallara karşı çıkılmasına neden olur, bu tür bir kurala göre ceza alan öğrenci, ders ve okuldan soğuyabilir, zamanını kuralları değiştirmeye ayırabilir.

Sınıf, günün önemli bir bölümünü birlikte geçiren insanları barındırır. Her türlü birlikte yaşamın amaçlarına ulaşması, bu yaşam sürecinin düzenli olmasına bağlıdır. Düzeni sağlamanın yolu, eylemlerin kurallara bağlanmasıdır. Sınıftaki ilk günlerde sınıf kuralları öğrencilerin önerilerini alarak öğretmence veya öğretmen liderliğinde öğrencilerce belirlenmelidir. Kurallar daha sonra belirlenirse, kuraldışı davranan öğrencilerin kurallara uyması güçleşir.

Birlikte yaşanan yerlerde özgürlük ve düzen birlikte, dengeli kurulmalıdır. Aksi halde özgürlük bazen yerini başıboşluğa bırakır, başkalarına zarar verir. Öğrencilerde düzensizliği sevmez, baskıcı olmayan, yaşamın doğasından gelen bir düzen ister. Bu düzen kurallar aracılığıyla, herkesin yanlışını kabul edeceği bir ortam sağlamalıdır.

Kurallar belirlendikten sonra, öğrencilere öğretilmeli, örnek çalışmalar yapılmalıdır. Kurallara uyum, sınıfın üyelerinin hepsince izlenmelidir. Kuralları bilmesi, öğrencinin kendine güveni, morali, başarısı, üzerinde etkili olmaktadır. Kurallara uyum alışkanlık haline geldikçe, üst sınıflarda öğretmenin işi azalabilir. Herkesle kibar konuşalım, bağırmayalım, konuşanları dikkatle dinleyelim, sorulanlara söz isteyerek yanıt verebiliriz, çalışmasını bitirmiş arkadaşlarımızla konuşabiliriz.

Sınıf kurallarına ilişkin öğretmen öğrenci beklentilerinin uygun olup olmadıklarının ölçütü bu amaçlardır.  Amaçlara uygun beklentilerin, sınıfta, uzlaşma ile sınıf kurallarına dönüştürülmesi gerekir. Öğrencilere, istek ve beklentilerini eğitsel amaçları bilerek, başkalarının istek ve beklenti hakkını gözeterek, başkalarından dönütlerle değiştirebilmeyi öğretmek gerekir. Öğretmenlerince ödüllendirilmek isteyen öğrenci, davranışını onunkine yakınlaştırır. Çekingen öğrencilerin güvenini kazanmak isteyen öğretmende böyle davranabilir.

Kurallara ilişkin davranışın değiştirilmesi sürecinde, engelleme yerine, öğrencinin mantığına seslenme yolu seçilmelidir. Çünkü engelleme, hırçınlık, direnme, olumsuz davranış yaratır. Beklentileri anlatış şeklimiz, görünüşümüz, ses tonumuz, yüz ifademiz, olumluluk ve iyi niyet yansıtmalıdır. Kullanılan dilin yönelimi için, “iyi söyleyin, iyi olsunlar, olumlu konuşun, olumlu olsunlar” deyişi kullanılabilir.

Sınıf İçinde Öğretmen

Öğretmen, sınıfın ilişki düzeninin kurulması ve düzeltilip geliştirilmesinde yol gösterici bir liderdir, sınıf ikliminin yaratıcısıdır. Ama sınıf iklimi de onun davranışları üzerinde etkilidir. Öğretmen, öğretim durumlarının hem hazırlayıcısı, hem de bir parçasıdır. O, sınıftaki yaşamın her öğesini ve anını eğitsel amaçlar yönünde planlı biçimde kullanabilmeli, sınıf bir tiyatro, öğretmen de yönetmen olmalıdır.

Davranış Ortamı Oluşturma

Sınıfın davranış ortamı, gevşekten katıya, çeşitli görünüşlerde olabilir. Program konu merkezli, öğretmen davranışı yetkeci, karar ve kurallar öğretmence konulmuşsa, sınıf katı yapılanmıştır. Program öğrenci merkezli, öğretmen davranışı demokratik, kural ve kararlar birlikte oluşturulmuşsa, sınıf gevşek yapılanmıştır.

Sınıfın, öğretmenin, öğrencilerin, konunun özellikleri değiştikçe, yapılanış değiştirilebileceği gibi, eğitsel amaçlardan uzaklaşmamak koşuluyla, gevşek sınıf yapısının yeğlenmesi önerilir. Kural ve kararlar öğrencilerle belirlenmeli ama, konunun amaçlarından, eğitimin genel amaçlarına kadar, amaçlar dizinine uygun olmayanların alınmaması, öğretmence nedenleri belirtilip açıklanarak sağlanmalıdır. Davranışsal ortam, öğretmen ve öğrencilerin ortak çabaları ile oluşur.

Sınıfta Öğretmenin Yeri

Öğretmenin sınıfın ne zaman neresinde bulunacağı, amaçlarına ve yaptığı etkinliğin türüne göre değişir. Zamanın çoğunu masasında geçiren öğretmen, olumsuz davranışlarla daha çok karşılaşır.

Öğretmen, yerini belirlemede, sınıfın tümünü görebilmeyi, öğrenci davranışları ve öğretim etkinliklerine göreliliği, ilkeler olarak almalıdır. Araçları önceden hazırlamak, tahtaya yazacakları önceden veya yan dönerek yazmak, yüz yüze dönerek kullanabilecekleri araçları bu şekilde yerleştirmek, seçenek olarak düşünülebilir. Bunların amacı, öğretmenin, sınıfta olup bitenlerin sürekli olarak farkında olabilmesidir. Öğretmen bir öğrenci veya grupla ilgilenirken, diğerlerini gözden kaçırmamalıdır.

Öğretmenin sınıfta dolaşması amaçsız olmamalıdır. Araçların olduğu yerlere ulaşmak, öğrenci çalışmalarını izlemek, öğrencinin ilgisini, dikkatini çekmek, istenmeyen davranış yapanları uyarabilmek, yer değiştirmenin amaçları arasında sayılabilir.

Öğretmenin Örnek Olması

Öğrencinin göstermesi gereken davranışlar konusunda ona en yakın örnek görüntü, öğretmenden gelmelidir. Öğretmenin kişisel yönelimi, öğrenci yöneliminin önemli bir değişkeni olarak belirlenmiştir. Öğretmen, her davranışı ile öğrenciye model olmalıdır.

Öğretmenin kendini işine vermesi de, öğrencinin onu bu özelliğiyle model alması sonucunu doğurabilecektir. Öğretmenin derse bağlılığı ve ilgisi, öğrencinin de bu yönlü davranışını destekler.

Öğrencinin öğretmenini örnek almaya yatkın oluşu, öğretmenin bu konuda daha da dikkatli olmasını gerektirir.  Bu dikkat, öğretmenin söyledikleriyle yaptıklarının uyumlu olmasına da yönelmelidir. Öğretmenin örnek davranışları, öğrencilerin öğrendiklerini pekiştirmelerin de yardımcı olur.

Diğer özellikleri kadar olmasa bile, öğretmenin görünüşünün öğrenciler üzerinde etkili olduğu söylenebilir. İyi giyim, öğrencileri daha sıkı ve uzun çalışmaya itebilmektedir. Kirli, bakımsız, özensiz bir giyim, öğrenciyi güdüleyemez. İnsanlar hakkında ilk yargımız, dış görünüşlerinden de kaynaklanır.

Soğukkanlı ve sabırlı olmak, öğretmen davranışının vazgeçilmez yararlarındandır. Davranış değiştirme-oluşturma olan eğitim, kısa sürede gerçekleşmez. Davranışın kalıcı olması, yeterli süre ve sayıda yinelenmesine de bağlı olduğundan, sabır da gerektirir. Öğretmen hiçbir durumda öfkelenmemeye çalışmalı, olumsuz duygularını bastırabilmelidir. Yoksa, bu duygular diğerlerini de etkiler.

İnsan davranışını olumsuz etkileyen bir özellik de aşırı kaygıdır. Aşırı kaygı insanı beceriksizleştirir, sinirli ve huysuz yapar. Aşırı kaygısızlık insanı saygısız yapar. Karşılıklı güvenin sağlanması, davranışlarda açıklık sağlar, güvensizliğin yarattığı “acaba” kaygısını önleyerek zaman kazandırır, öğrenci katılımını artırır.

Öğrencinin kendine güveni başarısını etkiler. Öğretmen, her öğrencinin başarılı olabilmesi için uygun koşul yaratmalı, başarabileceğini söylemeli, girişim özgürlüğü vermeli, yakın ve destekleyici davranmalı, izlemeli, başarı-güven-başarı ilişkisi kurmalıdır.
 
            Çevresiyle ilgili, duygulu, düşünceli, yargılayıcı tip öğretmenler, başarılı öğrencilerce etkili bulunmuştur. Öğretmenin deneyimi ve yeterlilikleri, öğrenci başarısını arttırmaktadır.

Sınıfta bazen lider, bazen üye olma, ciddi ve kararlı ama çocuğun gelişimine ve duruma göre esnek olma, olumsuzdan çok olumlu beklentileri vurgulama, gülmece duygusu gelişmiş olup bunu yerine kullanma, adil ve tutarlı olma, öğretmende bulunması beklenen diğer davranış çeşitlemelerine örnek olarak verilebilir.

Sınıfta Güç İlişkisi

Sınıftaki öğrenciler ve öğretmen, en az bir ders dönemi birlikte olacaklarını düşünerek, sınıf ortamını olumlulaştırmada işbirliği yapmalıdır. Sınıf dışındaki yaşamda, istediğimiz zaman bir ilişkiyi sona erdirip oradan ayrılabiliriz, ama sınıftaki sürekli birliktelik buna izin vermez. En yaramaz öğrenciyle, en istenmeyen öğretmenle birlikte olma durumu, ilişkilerde dikkati, özeni, sabrı, hoşgörüyü, özür dilemeyi, barış içinde birlikte yaşamayı gerektirir.

Öğretmen gücünü, öğrencilerle açık, içten, dürüst, yanılabileceğini kabul eden, iyi ilişkiler kurarak, sınıfın havasını sosyal açıdan iyi yapılandırarak kullanmalıdır. Yetkeci ve savunmacı olmadan, öğrencileri ilgiyle dinlemeli, kazanan-yitiren çatışmasına girmemeli, öğrencilere karşı saygılı olmalı, bazen lider, bazen üye rolü oynamalıdır.

Demokratik Ortam

Öğretmen güç durumuyla ilgili özellikler, onu, sınıfta gücü paylaşmaya, demokratik bir ortam oluşturmaya götürür. Demokrasi, grubun kendisince yönetilmesidir. Grubu yönetecek olanları seçip serbest bırakmayı değil, seçilenlerin kararlarını önceden haber alabilir, tartışır, görüş ve isteklerini yönetenlere iletir, bunlar yönetilenlerce gözetilir.

Demokrasi, çoğunluğun azınlığı yönetmesi değildir. Yalnızca sayı çokluğuna dayalı bir yönetim, çoğunluğun azınlığa hükmetmesi olur, demokrasi olmaz. Üstelik, sınıfta öğretmen çoğunlukta değildir. Demokrasi, azınlıkta kalanların görüşlerinin dinlendiği, haklarının gözetildiği, niteliğin sayıya feda edilmediği, tartışma-uzlaşma-anlaşma-inandırma yöntemlerinin kullanıldığı bir yöntem biçimidir, sınıfta da böyle işlemelidir. Öğretmen böylece, öğrencileri, kendi davranışlarını düşünmeye yargılamaya da yöneltmelidir. Öğrenciler, yasal metinlerin çerçevesi dışına çıkılmaması koşuluyla, kendilerini yönetme fırsatı bulmalıdır.

Sınıf etkinliklerinden, kendilerinin ve başkalarının davranışlarından sorumlu olan öğrenciler, daha dikkatli davranacaklardır. Evde, okulda, sınıfta, demokratik bir ortamda yaşamamış öğrencilerin, yetişkin olduklarında demokratik davranmaları çok güçtür.

Demokratik bir sınıf ortamında öğretmen, ne yetkeci, ne de serbest bırakıcı olmamalıdır. Öğrenci, sınıf kurallarının belirlenmesinde söz hakkına sahip olmalı, ödül veya ceza nedeniyle değil, işini yapmanın gerçek yararlarını bilerek ve bunun süreçlerine katılarak işine güdülenmelidir.

Sınıfta İletişim

Sınıf, öğrenciler ve öğretmenlerin, eğitsel amaçlara ulaşabilmek için, kendilerinde var olan ve çeşitli iletişim araçlarıyla sağladıkları bilgi ve yaşantıları, uygun bir düzenlenişle paylaştıkları ortamdır. Bu paylaşım iletişimle olur.

İletişim, bu haber ve bilgilerin çok yönlü akışıdır. Tek yönlü iletişim sıkıcıdır, onlara neleri ne zaman söyleyeceği konusunda da ipuçları çıkarır. Öğrencilerden alınacak dönüt, öğretmenin uygun eylemleri seçmesini, amaçlara ulaşmasını kolaylaştırır, edimini arttırır, çabalarını istenir ve yararlı yapar.

İletişimde dilini iyi kullanamayan öğretmenin, öğrenci başarısına katkısı düşer. Öğrenci , öğretmenin ne dediğini açıkça ve kolayca anlayabilmelidir. Bu, öğretmenin kısa cümlelerle, amaçla tam binişen, öğrenci düzeyine uygun konuşmasını gerektirir.

Dil kullanmanın başka bir boyutu seslendirmedir. İyi bir konuşmacı, söylediği tümcenin her sözcüğünü, sözcüklerin her harfini, sözcük ve harfleri yutmadan, ses olarak çıkarmalıdır. Bu ses, öğrencileri rahatsız edecek kadar yüksek, en uzakta köşedeki öğrencinin duyup anlayamayacağı kadar alçak olmamalıdır.

Öğretmen yargılayıcı değil, betimleyici dil kullanmalıdır. Betimleyici dil durumun anlaşılmasına yardımcı olur, yargılayıcı dil ise durumla ilgili olumsuz yargılar bildirir.

İletişim yalnızca sözle değil, çok daha etkileyici olabilen kısa sürede sonuç getiren, göz teması, el-kol-yüz hareketleri (gülümseme-başla onama-onamama, göz kırpma…) yürüyüş biçimi, öğrenciye yaklaşma, dokunma şekilleriyle de kurulmalıdır. Herkesle göz ilişkisinin kurulması, beklentilerin anlatımında gizli ve en hızlı eylemdir.

İletişimde, hem neyin, hem de nasıl söylediği önemlidir. Söylenenler karşılıklı saygı belirtmeli, üzücü, kırıcı, aşağılayıcı olmamalıdır. Öğrenciye verilen önem ve değer, söylenenlere de yansımalıdır.

İletişimlerinin engellenmesi de özellikle çekingen, alıngan öğrencileri, yeni öğretim girişimlerinden alı koyar. Öğretmen, iletişim için öğrenciyi cesaretlendirmeli, söylediklerinin yanlış yanlarını değil, doğru yanlarını belirtmeli, yanlışlarının doğru ile yer değiştirmesi için öğrenciye yardım etmelidir.

Zaman Yönetimi

Sınıfta zamanın tümü, eğitsel amaçlara yönelik etkinlikler için kullanılmalıdır.  Bunu sağlamanın bir yolu, sınıf süreçlerinin dikkatle planlanması, zamana bağlanmasıdır.

Öğretmen, zaman yitirici yönetsel işlerle de sınıfta fazla uğraşmamalıdır. Yoklama yapmak için herkesin adını okumak gerekmez, olan-olması gereken öğrenci sayılarına bakarak, öğrencileri tanıyor olmanın yardımıyla, kimlerin gelmediği hemen bulunabilir. Yönetsel duyurular da fazla zaman almamalıdır. Öğretmen, sınıftaki etkinliklerin hazırlıklarını ders öncesinde yaparak, araçların hazırlanışını, düzenlenişini, önceden bitirerek, tahtaya yazılacakları ders öncesinde yazarak, zaman kazanabilir.

Sınıfta Korku, Kaygı

Sınıftaki korku ve kaygı kaynaklarından biri öğretmendir. Otoriter öğretmen, öğrenciyi korkutur. Öğretmenin onları arkadaşları önünde sıkıntıya sokabileceğini düşünmeleri, öğrencilerde kaygı yaratır. Öğretmen, her sözü ve eyleminin, farklı öğrencileri nasıl etkileyeceğini önceden düşünüp, uygun davranmalıdır.

Öğretmen, düşünce  ve eylemlerinde açık olmazsa, öğrenciler onun davranışlarını, sözlerini yanlış anlayabilir, farklı anlamlar verebilir. Öğretmen eğiticiliğini, tepkilerini olumlulaştırarak göstermelidir: “konuşmadan önce söz alman, beni daha memnun ederdi”, “son bir dakikadır dersi dinliyor olman güzel bir davranış” türünden olumlu yaklaşımlar kaygıyı da azaltır.

Başarısız öğrencilerin çalışmalarla alay etmeleri, kaygıya neden olur. arkadaş desteği ve onayı, arkadaş kabulü, gençlik çağında okul başarısından da önemli görülür. Bu desteğin ve kabulün azalması, kalkması, korkutucu olur. öğretmenin öfkelenmesi ve güç uğraşına girmesi, öğrenciyi tehdit edip savunmaya zorlanması, sınıfın havasını bozar.

İyi öğretmenin bir-iki şaka ile günü hoş yapması, öğrenciye insan olarak davranması, adıyla seslenmesi, görüşlerini ciddiye alması, onu küçümsememesi, dinleyip anlamaya çalışması, güler yüzlü olması, öğrencilerin hata yapabileceklerini kabul etmesi gerektiği belirtilmektedir.

admin tarafından yazılmıştır


Yorum Yaz