Şub 25

KAFADAN AYAKLILAR

          Mürekkepbalığı ve ahtapot en çok bilinen yumuşakçalardır. Bunlar kafadan-ayaklılar sınıfına girer. Terimin bilimsel adı olan Cephalopoda, Yunanca’da kafa-bacak anlamını taşır. Hayvanlara bu adın verilmesinin nedeni, çok sayıda “kola” ayrılan bacaklarının baş çevresinde bulunmasından kaynaklanır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , ,

Şub 25

Yumuşakcalar

          Ev Akvaryumundaki küçük bir salyangozdan 15 metre boyundaki dev mürekkep balığına; tüm yaşamı boyunca aynı kayaya ya da kabuğa sıkıca yapışan istiridyeden serbestçe yüzen tarağa ve etobur sümüklüböcekten etobur ahtapota kadar olan canlılar, boyutları, görünüşleri ve yaşam alanları bakımından çok farklı hayvanlardır. Ancak yinede tümü Mollusca filumuna, yumuşakçalara girer. Bu filum, hayvanlar dünyasının en büyük topluluklarından biridir. Şimdiye dek 70.000’den fazla tür saptanmıştır. Yumuşakçaların çoğu denizlerde, bir bölümü tatlı su göllerinde, havuzlarda ve ırmaklarda, bazıları ise karada yaşarlar.

          Yumuşakça adı Latince’de yumuşak anlamına gelen molluscus sözcüğünden gelir. Bu ad, yumuşakçaların gövdeleri yumuşak olduğu için verilmiştir. Çoğu türde gövde, önemli ölçüde kalsiyum karbonattan oluşan bir kabuk ile korunur. Bu kabuk, manto adı verilen gövde örtüsünün salgılarından oluşur.

          Çoğu yumuşakçadan ayrıca “ayak” adı verilen olağandışı bir yapı bulunur. Bu ayak, çeşitli türlerde farklı biçimlerdedir. Sözgelimi, taraklarda bu ayak, gövdenin kassal bir uzantısıdır ve çamurda, kumda yol açıp ilerlemek için kullanılır. Salyangozlarda ise yassıdır ve sürünmek için kullanılır. Mürekkepbalıkları ve ahtapotlarda kurbanları yakalama işlevi gören çok sayıda kollar biçimindedir. Bazı istiridyelerde ayak yoktur.

          Yumuşakçalar filumu, beş sınıfa ayrılır. Kafadan-ayaklılar (Cephalopoda) sınıfında mürekkepbalığı,a htapot,  supya ve notilus yer alır. Balta-ayaklılar (Pelecypoda) yada diğer adıyla çift kabuklular (Bivalvia) sınıfında istiridye, tarak, deniz yelpazesi, midye, teredo (bir tür deniz kurdu) bulunur. Karından-ayaklılar (Gastropoda) sınıfı salyangoz, sümüklüböcek, deniz salyangozu, denizkulağı, sarmal sedef kabuklu gibi hayvanları kapsar. Scaphopoda sınıfında diş kabukluları bulunur. Amphineura sınıfında ise en ilkel yumuşakça türü olan kitonlar vardır. Çoğu yumuşakçanın eti besin maddesi olarak, kabukları da ekonomik açıdan önem taşır.

admin tarafından yazılmıştır

Şub 25

SÜNGERLER

Sünger, bir hayvan türüdür. Ama, ayırımı öylesine güç yaratıktır ki XIX. Yüzyıl başlarına değin bitkimsi hayvan yada hayvan bitki olarak adlandırılmıştır. Sünger, çok hücreli hayvanlar arasında en ilkel yapılılardan biridir. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Şub 11

Çocuk Hakları “Prof.Dr.Oğuz POLAT”

Çocuk kavramı konusunda tarihsel  sürece baktığımızda dünya genelinde büyük değişimlerin yaşandığını görmekteyiz. Eski çağlardan bugüne gelirken en büyük değişimlerden birinin çocukluğun algılanışı olduğu görülmektedir. Çocukluğun tarihsel gelişimine baktığımızda babanın istediği uygulamayı yapmakla serbest olduğu, çocuğun bir eşya gibi babanın mülkiyetinde kabul edildiği bir dönemin başlangıcı oluşturduğu görülmektedir. İlerleyen zamanda çocuklar için özel  bir duyarlılığın gerekli olduğu, çocukların özel gereksinimleri olduğu görüşlerinin kabullenildiği bir ara sürecin yaşandığı görülmektedir. Günümüzde ise çocukların yetişkinler gibi medeni, siyasi, toplumsal, kültürel ve ekonomik bütün haklardan yararlanmaları  gerektiği ve bunun sağlanması için çalışmaların yapıldığı bir ortama ulaşılmıştır. Bugün en önemli aşama çocukların katılım haklarının artık kabul edildiği ve kendileri ile ilgili her türlü  olaya  bizzat  katılabilmeleri  görüşünün kabul edilmesidir.
        Bu konudaki en büyük  adım da bu  konuda  devrim  sayılabilecek olan çocuk hakları sözleşmesidir. Bugün çocuklar; siyasal, toplumsal, medeni, kültürel ve ekonomik alanlarda yetişkinler gibi haklara sahip olacaklarını gösterir bir Çocuk Haklarına dair Sözleşmeye sahiptirler.
        Çocuk haklarına dair sözleşme 2 Eylül 1990 tarihinde uluslararası yasa statüsüne kavuşmasından bugüne kadar dünya üzerinde Amerika, Birleşik Devletleri ve Somali olmak üzere 2 ülke dışında dünyadaki tüm ülkelerce imzalanmış ve tarihteki en yaygın kabul gören ve onaylanan insan hakları belgesi özelliğini kazanmıştır.
        Bugün dünya çocuklarının  % 96’sı çocuk haklarını korumak için yasal yükümlülük altına giren ülkelerde yaşamaktadır. Sözleşmeyi onaylayan her ülke çocuklarla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmelerinde anne – babalara ve sorumlu olan tüm kuruluşlara yardımcı olacak tüm önlemleri almakla  yükümlüdür. İmzacı ülkeler bunu yapacağını onaylamış ve imza ile yükümlülük altına girmiştir.
        Ancak gözlemler imzacı ülkeler içerisinde Birleşmiş Milletlere  rapor yollayan 43 ülkeden 14’ünün sözleşme ilkelerini kendi anayasalarına uyarladıklarını göstermektedir. Diğer 35 ülke sözleşmeye  uyum sağlamak için yeni  yasalar  çıkartmış  ya da mevcut yasalarda  değişiklikler yapmışlardır. 13 ülke ise bunları yapmamasına karşın çocukları kendi hakları konusunda  bilinçlendirmek için sözleşmeyi  okul programlarına ve derslere dahil ederek tanıtım ve eğitim faaliyetlerine  girmişlerdir.
        Dünya ülkelerinin çocuk haklarıyla ilgili uygulamalarına baktığımızda çarpıcı örneklerle karşılaşmaktayız. Örneğin Togo’da hükümet  sözleşmede yer alan maddelerin tümüne yeni anayasasında yer vermiştir. Aynı şekilde Uganda, Angola, Etiyopya ve Namibya’da anayasalarını sözleşmeye göre düzenlemişlerdir. Honduras da  sözleşmeyi temel alan yeni bir çocuk hakları yasasını kabul etmiştir. Tunus’ta kabul edilen çocuk koruma yasası sözleşmeyle uyumlu 123 madde içermektedir. Aynı şekilde Nepal’de, yeni çocuk yasası ile sözleşmeye uyumlu kanuna sahip olmuştur. Çin de çocuk hakları konusunda yasama girişimlerinde bulunan diğer ülkeler arasında yer almaktadır.  Burkino Faso’da ilköğretim ve ortaöğretim eğitim programlarına çocuk hakları ile ilgili dersler konulmuş ve çocuklarla ilgili davalar çocuk mahkemelerinde görülmeye başlanmıştır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , ,

Şub 11

BUHAR KAZANLARI

Buhar kazanları, istenilen sıcaklık ve miktarda buhar üreten cihazlardır.
Bir buhar kazanı genel olarak şu elemanlardan meydana gelir.
1- OCAK: Yakacakların yakılarak ısı enerjisinin elde edildiği kısımdır.
2- ASIL ISITMA YÜZEYLERİ: Sıcak duman gazları ile buharlaşmakta olan suyun temasta olduğu yüzeyler.
3- KIZDIRICI: Doymuş ıslak buharın, sabit basınçta ısıtılarak sıcaklığının arttırıldığı yüzeyler.
4- SU ISITICILARI: Besleme suyunun asıl ısıtma yüzeyine girmeden önce bir miktar ısıtıldığı yüzeyler.
5- HAVA ISITICILARI: Yakma havasının duman gazları ile ısıtıldığı yüzeyler.
6- BACA: Duman gazlarını kazandan uzaklaştıran ve çekmeyi sağlayan elemandır.

ALEV BORULU KAZANLAR

A- YATAY ALEV BORULU KAZANLAR:
Bu tür kazanlar günümüzde pek fazla kullanılmamaktadır. Ancak eski işletmelerde bu tür kazanlar görülebilir. Bu tip kazanlar silindirik bir gövde ile bu gövdenin içinde bulunan bir, iki, üç hatta dört alev borusundan meydana gelmişlerdir. Ocak, alev borusunun başlangıç kısmındadır. Düşük ısıl değerli yakacakların kullanılması durumunda, alev borusunun ön kısmına kazanın dışında bir önocak konulur. Alev borularının imalatı düz ve dalgalı şekilde olabilir. Alev borulu kazanlarda su sirkülasyonunu iyileştirmek için alev borusunun içine çapları 200-300 mm olan Galloway boruları konulmaktadır. Su sirkülasyonunu artırmakla birlikte alev borusunun mukavemetini ve kazanın ısıtma yüzeyini de artırmaktadır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , ,

Şub 11

MÜTAREKE DÖNEMİNDE KURULAN CEMİYETLER VE   ÇALIŞMALARI
                      
Mondros Mütarekesinin memlekette yaptığı karışıklık oldukça acı bir şekilde kendini hissettirmekteydi. Uzun ve yıpratıcı bir savaşın sonucu bütün kurtuluş ümitlerini söndürecek şekilde acıklıydı. Halk  karamsar ve kararsız, İstanbul Hükümeti ne yapacağını şaşırmıştı. Silahlar toplanmış, terhis dolayısı ile, ancak düzeni sağlayacak küçük kadrolu birlikler bırakılmıştı. Millet ne olacağını henüz bilmiyordu. Memleket bu durumda iken,Türkler aleyhine çalışan birtakım zararlı cemiyetler kurulmağa   başlandı.

                      A-Azınlıkların Çalışmaları:

Uzun yüzyıllar Türk toplumu içinde hür ve rahat yaşamış olan azınlıklar, yer yer gizli cemiyetle kurmuşlardı. Bunların gayesi asayişi bozarak, mütarekenin 7′nci maddesinin uygulanması için bahaneler yaratıp hak kazanmak ve Avrupa Devletlerinin müdahalelerini sağlayarak yurdumuzun çeşitli bölgelerini                      kolayca işgal etmekti.

a-Mavri Mira Cemiyeti: İstanbul Rum Patrikhanesinde kurulan “Mavri Mira Cemiyeti” Yunan  Hükümetinden yardım görüyordu. Vazifesi, muhtelif illerde çeteler kurmak, Yunanlılar lehine mitingler  ve propagandalar yapmaktı. Bu cemiyet bilhassa İstanbul, Marmara havzası ve Trakya’da faaliyette                      bulunuyordu. Buradaki Rumlara silah dağıttı. Yunan Kızılhaçı, Resmi Göçmenler Cemiyeti ve Rum okullarındaki izci teşkilatı Mavri Mira Cemiyetinin emrinde çalışıyordu.

b-Pontus Rum Cemiyeti: Bu cemiyet Mavri Mira Cemiyeti tarafından korunuyordu. Pontus Rum Cemiyeti Samsun merkez olmak üzere İnebolu’dan, Batum’a kadar uzanan sahada bir Rum Pontus Devleti   kurmağa çalışıyordu. Etniki Eterya Cemiyetinin devamıdır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Şub 11

Işıklama Tasarımı

Isiklama Tasarimi; gorselligi butunleyici,sahne sanatlarinin olmazsa olmaz,estetik, mantiksal dogrulari iceren,duygusal,karanliklari aydinlatan bir uygulama bicimidir.

İlkelden bu gune degin varolagelen tiyatro olgusu icinde, gerek aydinlatma karartma, gerekse renkler yoluyla estetik verileri ortaya cikarabilmek için, isiklamaya gereksinim vardir. Burada yapılan is, salt elektrik tekniginin uygulanması degil, teknikle birlikte estetigin de uygulandigi bir yapidir. Isiklama Tasarimi yapacak kisinin, cagdas kosullara ayak uydurabilmesi, teknik, kulturel, aktuel ve sosyal yonden yeterli kisi olmasi gerekmektedir. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Sayfa 102 - 105« İlk..100101102103104..Son »