Mar 02

CÜMLEDE ANLAM VE ANLATIM

  CÜMLEDE ANLAM

    İnsan, bir konuyu, bir olayı anlatırken, anlattığı şeyin, kendi içinde bir bütünlük taşımasına özen gösterir. Konun önemli veya önemsiz oluşu o kadar önemli değildir. Önemli olan, özen göstermenin, insanın diline getirdiği disiplindir. Bu disiplin, yanlış anlatma ve yanlış anlaşılmayı önler. İnsan bir cümleyi kurarken iki temel duruma dikkat etmek zorundadır. Birincisi; söylemek istediği şeyi en doğru ve en güzel şekilde anlatma; ikincisi de, karşısındaki tarafından doğru anlaşılmasıdır. Bu bir bakıma iki tarafın, cümleler aracılığıyla kuracakları iletişimdir. İletişimin sağlıklı olabilmesi de cümlenin anlam ve anlatım bakımından doğru olmasına bağlıdır.

Peki, cümle nedir?

  Cümle:Kendi içinde anlam ve yargı bütünlüğü taşıyan dilbilgisi kurallarına uyan söz dizimine cümle denir.
    Bu tanıma göre,cümlenin iki temeli vardır:Anlam ve yargı.
 Anlam,vurgulamak istediğimiz konuyu anlamca uygun kelimelerle oluşturduğumuz mesajdır
Yargı ise anlam bütünlüğüne ulaşmış cümleden çıkardığımız sonuç,demektir. Cümle bir gereksim sonucu söylenir. Cümleyi söyleyen kişi, içinde bulunduğu duruma uygun kelimeleri seçer. Seçtiği kelimeler, o insanın duygularını,düşüncelerini heyecanını, öfkesini…yansıtır. İşte cümlede anlam dediğimiz olay, cümleyi söyleyen kişinin konu-munu kavrayabilmektir.
 Gecenin geç saatlerinde, herşeyin sustuğu, havanın durulduğu anlarda,bir köşeye çekilip şiir okurum.(Bu cümlede, duygusal yönü ağır basan bir insana ait çizgiler vardır.)
 Karanlığı, düşü, sessizliği sevmeyen, bir çağda yaşıyoruz.(Bu cümlede, yakınan biraz da eleştiren bir insan…)
 “”Makber”, dünya edebiyatın en büyük birkaç “mersiye”sinden biridir.” Demekten ne çıkar! (Bu cümlede, alay ve küçümseme…)
    Sınavda bizden, cümlede ifade edilen düşünceyi ve cümleye sindirilen duyguyu  bulmanız istenir. Buradaki başarı, doğru anlama ve anlatma yeteneğini kazanmış olmamıza bağlıdır.
    Ayrıca yükleme en yakın olan sözcüğün de vurgulu olduğunu asla hatırımızdan çıkar-mamalıyız. Vurgu anlamın nerede odaklandığını gösterir.

ÖRNEK
Çocuklar çantalarını çadırda bırakmışlar. (çadırda-vurgulu)
Çadırda çocuklar çantalarını bırakmışlar. (çantalarını-vurgulu)
Bir bahar akşamı rastladım size (devrik cümle, vurgu size sözcüğünde)
  Bütün bu anlatılanların ışığında konumuzu iki bölümde incelemek mümkündür:

1) Anlam yönünden cümle
2) Anlatım yönünden cümle 

1)  ANLAM YÖNÜNDEN CÜMLE: Bize anlamının ne olduğu sorulan cümleler, daha çok anlama, kavrama ve yorumlamaya yönelik cümlelerdir. Sınavlarda en çok sorulan cümle türleri de bunlardır.                                     
 Bu cümleleri değerlendirirken, sözcükte anlam ve tür bilgisine iyi anla-
mış olmak gerekir. Çünkü, bu cümleler yoruma dayalı cümlelerdir ve insan da yorumu, anlam bilgisi ve sözcükleri, cümlede yerinde ve doğru kullanma beceri-siyle yapabilir. Cümlede anlam’ı, ÖSYM’nin soru tiplerine göre şöyle gruplandırabilirz.

1. AYNI ANLAMI VEREN ( EŞANLAMLI ) CÜMLELER:
       Aynı düşüncenin, eş veya yakın anlamlı sözcükleri kullanarak en az iki ayrı biçimde ifade edilmesidir. Cümle hangi sözcüklerle ve nasıl kurulursa kurulsun biz verilen cüm- ledeki düşünceyi aramayız. Bunun için o cümledeki anahtar sözcükleri doğru tespit etmek; ayrıca, cümlede kullanılan edat ve bağlaçlara da dikkat etmek gerekir.(eş ve yakın anlamlı sözcükler konusundaki bilginizden yararlanabilirsiniz.)
       
2. YAKIN ANLAMLI CÜMLELER:
            Eş anlamlı cümlelerde, biri diğerinden yerini tutabilecek(aynı anlamı verecek) cümle söz konusu idi. Yakın anlamlı cümlelerde ise aynı özü, aynı ruhu taşıyan iki cümle vardır. Böyle sorularda örnek cümlede anlamın iyi kavranması ve o cümleye anlamca çok benzeyen (yakın olan)diğer cümlenin bulunması gerekir.
        Bu konuda da yakın ve eşanlamlı sözcüklerden, edat ve bağlaçların kullanımından yararlanabilirsiniz.

 3.  NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ BULUNAN CÜMLELER:
       Neden-sonuç ilişkisi bulunan cümleler iki bölümden oluşur. Birinci ölüm neden (sebep), ikinci bölüm ise sonuç bildirir. Böyle sorularda, eylemin hangi nedenle gerçekleştiğine dikkat etmek yeterlidir. Neden-sonuç ilişkisi daha çok, için, üzere, -den (-dan), diye, çünkü, ile (-le-la) vb. gibi edatlarla sağlanır.
      _    Bugün hıdrellez olduğu için öğleden sonra okul tatil edildi.
      _    Kanunları koyanlar da çok kez budala, ya da eşitlik korkusuyla haksızlığa düşen                                               kimselerdir.
      _    İnsan tabiatının yetersizliği yüzünden, hiçbir şeyi yalın ve duru halinde tuta-maz.
Neden-sonuç sorularının ikinci biçimi, iki cümle arasındaki ilişkidir. Böyle sorularda bir cümle, kendisinden önce veya sonra gelen cümlenin nedeni olur.
      _    Fransa’ya ne kadar kızsam da Paris’e kötü gözle bakamam. Çocukluğumdan beri yüreğim ona bağlıdır.
( İkinci cümle neden, birinci cümle sonuçtur.)
 _   Ne sen gelin oldun ne ben güveyi.
      Onun için açık gider gözüm
( Birinci dize neden, ikinci dize sonuçtur.)
 
4.  AMAÇ ANLAMI TAŞIYAN CÜMLELER:
    Amaç anlamı taşıyan cümlelerde, eylemin hangi amaca bağlı olarak gerçekleştiği vurgulanır. Neden-sonuç cümlelerinde olduğu gibi bunlarda da için, üzere, diye vb. edatlardan yararlanılır.
      _    Biz, şimdi arasında nice mesafeler bulunan iki uçurumda birbirlerine seslerini duyurmak için didinen iki genciz.
      _     Bütün bu sıkıntılara sınavı kazanalım diye katlandık. 
      _     Bildiklerimizi açıklamak üzere buraya gelmiş bulunuyorum.
 
5. KARŞIT DURUMLARI VEREN CÜMLELER
    Anlamca birbirinin zıttı olan sözcüklerin kullanılmasıyla kurulan cümlelerdir. Bu du-rum, iki cümle arasında da söz konusu olabilir. Önemli olan, karşıt anlamlı sözcüklerin, kullanıldığı bu cümlelerde sözcüklerin kazandığı anlamın iyi belirlenmesidir.
    Karşıt durumların birlikte verilmesi, anlatılan durum veya eserin iki yönünün de gösterilmesini sağlar ve anlatımdaki tekdüzeliği giderir.
      _     Dostunuzu, bir gün kendisinden nefret edecekmiş gibi sevin; ondan bir gün kendisini sevecekmiş gibi nefret edin.
      _       Bugün sevindiğim şeye, yarın üzülebilirim.

 UYARI:
    Karşıtlık ile olumsuzluk birbirinden farklı kavramlardır. Bu nedenle bir sözcüğün olumsuzu ile olumlusu arasında zıtlık yoktur.
     Çünkü zıtlık, farklı iki sözcük arasında olur:
 Merdivenden iniyordu.
 Merdivenden inmiyordu. (olumsuz)
 Merdivenden çıkıyordu. (karşıt)

6. BİR KOŞULA BAĞLI CÜMLELER
Şartlı (koşullu) cümleler: Birinin gerçekleşmesi diğerinin gerçekleşmesi koşuluna bağlı cümlelerdir. Koşullu cümlelerde birinci bölüm koşul (şart), ikinci bölüm de o koşula bağ-lı olarak ortaya çıkan sonuçtur. Koşul anlamı –se (sa), ise ve bazı zarf fiil ekleriyle –(-dıkça, -dikçe) sağlanır.
     _  Yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa;
     _  O şehirden öç almanın vakti gelmiş demektir.
     _  Beni ararsa, kendisiyle görüşürüz.
     _  Ne demek istediğimi, bu şiirleri okursa anlar.
     _  Seni gördükçe, babanı hatırlıyorum.
     _  Güldükçe güller açılır, ağladıkça inciler saçılır.

 UYARI:
     1) Cümleye istek, dilek anlamı katan –se, -sa ile, koşul anlamı veren –se, -sa’yı karış-tırmayalım.
         Dilek cümlelerinde, -se, -sa almasına rağmen, koşul anlamı yoktur:
            _  Otobüsle gelmese de trenle gelse.
      2) Bazı cümlelerde de koşul gerçekleşse bile cevap gerçekleşmez.
            _  Erken yatsa da uyuyamaz.
            _  Hızlı koşsa da yetişemez.

7. KARŞILAŞTIRMA BİLDİREN CÜMLELER
Karşılaştırma, iki birim, iki nesne, iki kişi arasında yapılan bir kıyaslamadır. Karşılaş-tırmanın gerçekleşmesi bir değer yargısı veya bir ölçünün ortaya konmasına bağlıdır. Karşılaştırma;benzerlik, farklılık, üstünlük gibi değişik durumları ifade etmek amacıyla yapılır. Bunun için benzetme edatları, karşılaştırma edatları kullanılır.
    _  Bundan daha tembel birini bulamadın mı?
    _  Bu çalışmayla daha iyi bir puan alabilirdin.
    _  Sıhhatim düne göre hayli iyi.
    _  Tiyatro da sinema kadar etkili bir sanattır.
    _  Bu olaya hiçbiriniz benim kadar sevinemezsiniz.

8. EKSİK CÜMLEYİ TAMAMLAMA
  Cümle, kendi içinde bir anlam bütünlüğüne sahip olduğu gibi, kendisinden önce ve sonra gelen cümlelerle de bir anlam ilgisiyle bağlanmış olabilir.
  Sınavlarda bu konuyla ilgili sorularda ya cümlenin kendi içinde tamamlanması ya da bir cümlenin veya metnin en uygun cümleyle sürdürülmesi istenmektedir. Birincide cümle, kendi içinde, ikincide ise diğer cümlelerle birlikte düşünülmelidir.
  Kendi içinde tamamlanması gereken cümlelerde, cümlenin anlam bütünlüğü ve teknik yapısı önemlidir. Cümle, karşıtlıklar üstüne kurulmuşsa, boş bırakılan yere, cümlelerin özünü oluşturan sözcüğün karşıtı getirilecek demektir.
 Dilin sadeleşmesinde, hızlı gitmenin en büyük şartı……. gitmektir.
Cümle karşıtlık üzerine kurulmuştur. O halde, cümlenin yükünü taşıyan sözcüğün (hızlı sözcüğü) karşıtını bulmak gerekir. Bu cümlede boşluğa “yavaş” sözcüğü ge-tirilmelidir.
 Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken yeniden…… öyle mi?
  Cümlede savunulan düşünceye inanmama, hayretle karşılama anlamı vardır. Kişi, öleceğine inanıyor ama onun karşıtı olan “dirileceğine” inanmıyor. Boşluğa “diriltileceğiz” getirilir.
  Bazı cümlelerde de anlamın tamamlanabilmesi edat veya bağlaçlarla mümkün-dür. Böyle cümlelerde, alışkın olduğumuz kullanımdan çok, cümlenin anlam bü-tünlüğü ve bağlaç veya edatın bu cümleye kattığı anlam önemlidir.
 Hayatta ve resimde her şeyden………. canımdan vazgeçerim………….. renkten vazgeçemem.
  Bu cümlede bir derecelenme ve karşıtlık söz konusudur. Derecelenmeyi sağla-yan bağlaç “hatta” karşıtlığı sağlayan da “ama”  (fakat, lakin, ancak) dır.
 Victor hogo’yu, yeni yetişen Fransızlar, yüzyıl önceki yaşıtları gibi anlıyorlar… ……. yazılanlar bugünün Fransızcası ile yazılıyordu.
Cümle bir neden-sonuç cümlesidir. Boş bırakılan yerden sonrası “neden” dir. Nedeni sağlayan bağlaç “çünkü (zira)” dır.

         ANLAM YÖNÜNDEN DİĞER CÜMLELER
Burada bağsedeceğimiz cümle çeşitlerinde çok az soru gelmektedir. Ancak, bu sorular-da cümledeki yargıyı kavrama yetisi ile ilgilidir, şayet bu konuda belli bir mesafe almış-sak cümlenin anlamını buldurmaya yönelik bütün soru tiplerinde başarılı olabiliriz.

1) SEZGİ, TAHMİN CÜMLELERİ
Sezgi, altıncı his denilen ve bir olayı olmadan önce, olacağını hissetmek demektir. Bu, daha çok insanın içine doğan bir duygudur. Bu olayların akışından hareketle sonucu görebilmek şeklinde de olabilir.
 Bu konuşmalardan sonra benden bir şey isteyeceğini anlamıştım.

2) ÖN YARGI CÜMLELERİ:
Bir kimse veya şeyle ilgili olarak belirli olay veya görüntülere dayanarak önceden………  …………………………..olumlu veya olumsuz yargı (peşin………………….
 Bu roman Peyami Safa’nın ise güzeldir.
 O, bu konuda doğru haber yazmaz.
 Piyasada çok gazete var, yeni bir gazetenin okuyucu bulacağını sanmıyorum.

  3)  EŞİTLİK ANLAMI TAŞIYAN CÜMLELER
Eşitlik, bir şeyin hak geçmeyecek şekilde bölüştürülmesi, paylaşması; bir bütünden herkesin aynı oranda pay alması demektir.
 Cebimdeki 100 liranın 50 lirasını ona verdim.
 Ekmeği tam ortasından bölerek yarısını kardeşime verdim.
 Bu şirketteki ortaklığımız yarı yarıyadır.
   

                  CÜMLEDE ANLAM VE ANLATIM

         2)  ANLATIM YÖNÜNDEN CÜMLELER:Cümlede anlam, daha çok, kişini anlama ve kavrama yetisine hitap eden bir olaydır. Anlatım ise daha teknik bir yapıya sahiptir.
Cümlede anlatım:kişinin durumu bazen duygularını katarak, bazen de katmandan bir başkasına aktarmasıdır. Bu aktarma esnasında yazar, beğenisini, eleştirisini, duyguları-nı cümleye katabilir; bazen de izlenim veya duygularını katmadan durumu olduğu gibi verir.
ÖSYM’nin seçtiği soru  tiplerine göre Anlatım Yönünden Cümleleri şöyle gruplandırabiliriz:

1. NESNEL ANLATIM (OBJEKTİF):
Anlatan kişini, eşyanın ve varlıkların dış görünüşüne dayanan ve yazarın kişisel düşünce ve duygularına dayanmayan, nicelikleri ölçülebilir, kanıtlanabilir ve herkese göre aynı olan ve değişik yorumlara meydan vermeyen yargı cümlelerindeki anlatımdır. Evrensel bir nitelik taşıyan nesnel anlatımda “bence, bana göre” düşüncesinin yeri yok-tur. Nesnel cümleleri, hayal gücümüze veya kendimize göre yorumlayamayız. Onlardaki nitelikleri isteklerimiz doğrultusunda değiştiremeyiz.
 Nesnel anlatım özelliği taşıyan cümleleri “duyu organlarıyla anlatım ve gözlem yoluyla anlatım” diye iki grupta inceleyebiliriz.
 Necip Fazıl Kısakürek, 25 mayıs 1983’te İstanbul’da öldü
(Bu kanıtlana bilir bir yargıdır.)
 Türkiye’nin nüfusu her yıl %2 oranında artmaktadır.
 Büyük kentlerin kenar mahallelerinde gece kondulaşma her yıl biraz daha artmakta-dır.
 Tarık Buğra, romanlarında daha çok hikaye bileşik zamanını kullanmıştır.
 Cahit Sıtkı’nın Otuz Beş Yaş şiirinde teşbih ve istiareler bol bol kullanılmıştır

UYARI
Nesnel anlatıma dayalı soru köklerinde “nesnel” sözcüğü kullanılmamış; bunun yerine nesnelliği çağrıştıracak sözcükler seçilmiş olabilir.

a) DUYU ORGANLARIYLA ANLATIMI İÇEREN CÜMLELELER
Somut anlamlı her sözcük, beş duyu organımızdan birine yöneliktir. Somut bir nesneyi duyarız, görürüz… Bazı cümlelerde, duyu organlarından biri veya birkaçıyla yapılan anlatım ön plana çıkar. Bu tür cümlelerde anlatımın yoğunlaştığı duyu organın özellikleri ağırlık kazanır. Bu, o duyu organı aracığıyla yapılan bir anlatımdır. Böyle sorularda, sözcüklerin hangi duyu organının ilgi alanına girdiğini iyi belirlemek gerekir.
 Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu (işitme)
 Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi (görme)
 Geç fark ettim taşın sert olduğunu (dokunma)
 Dilimde engin denizlerin taze tuzu (tatma)
 Çiçekler, burcu burcu bir sabahı müjdeliyor. (koklama)
 Bu çıtırtıyı çıkaran küçük bir tavşandı. (duyma-görme)

b) GÖZLEM: (Sözlük anlamı) Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerini bildirmek amacıyla dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesidir.
(Edebiyatta Gözlem) Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.
Görülüyor ki, gözlem, nesnel bir olgudur, olayları oluş halinde belirlemek demektir. Gözlem, yorumla karıştırılmamalıdır. Yorum: olaydan kendimize göre bir sonuç çıkar-maktır.
 Beni kapıda güler yüzle karşıladı. (Gözlem)
 Yüzüme gülünce, acaba bir şey mi isteyecek diye düşündüm. (yorum)

2. ÖZNEL ANLATIM (SUBJEKTİF):
      Kişinin, kişisel duygu, izlenim ve kanaatlerini ifade eden, kanıtlanamayan, kişiden kişiye değişebilen kavrama dayalı yargılardır.
      Öznel cümleleri, varsayım ve olasılık; yorumlama, yakınma, eleştiri ya da beğeni içeren cümleler gibi gruplara ayırabiliriz.
 Sembolizm, Cumhuriyet döneminde yetişen bütün şairler üzerinde etkili olmuş-tur. (Bazı şairler üzerinde etkili olmamış olabilir.)
 Son yirmi yıl, hikayeciliğimizdeki olumlu gelişme bakımından edebiyatımızdaki en başarılı yıllardır. (Bazılarına göre başarılı yıllar olmayabilir.)
 En güzel hikayeler bu yıllar arasında yazılmıştır.(Kime göre güzel ölçü ne?)
 Steinbeck eşsiz hikayeler yazmış bir sanatçıdır. (Bazılarına göre eşsiz olmayabi-lir.)
 Halit Ziya gibi büyük bir romancının yarın okunacağını sanmıyorum. (Bu görüşe herkes katılmayabilir.)

     UYARI:
Nesnel anlatımda olduğu gibi, öznel anlatımı soran soru köklerinde de “öznel” sözcüğü olmayabilir. Bunun yerine öznelliği çağrıştıracak sözcükler kullanılmış olabilir. 

a) Varsayım Ve Olasılık Bildiren Cümleler:
Bazı cümlelerde, gerçekte olmadığı halde varmış gibi kabul edilen durumlar anlatılabi-lir. Böyle anlamlar taşıyan cümlelere varsayım cümleleri denir. Varsayım anlamı, diyelim ki, farz edelim, tut ki, tutalım, kabul edelim gibi sözcüklerle sağlanır.
 Diyelim ki, günlerden bir nisan akşamıdır.
 Tutalım iki elim kanda imiş hani kerem?
 Farz edelim, onu yakaladın, ne yapacaksın?
 Böyle olduğunu kabul edelim, sonra ne yapacaksın?
Olasılık (ihtimal) anlamı taşıyan cümleler belki, sanıyorum, -ebilmek, zannederim gibi kelimeler ile kurulur. Bu cümleler olumlu veya olumsuz olabilir; en önemli nokta, bu cümlelerin kesinlik anlamı taşımamalarıdır.
 Akşama size gelebilirim.
 Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.
 Sanıyorum o kitap Necip Fazıl’ındı.
 Bel bağladığım tepelerden gün doğmayabilir bir daha.
b) Yorum(lama) Cümleleri:
  Varsayım ve olasılık cümlelerine en yakın cümleler yorum cümleleridir. Yorum: “Gizli veya hayali olan bir şeyden anlam çıkarmak.” demektir.
 Kimse benimle dertleşmiyor, sanki hepsi bana karşı gizli bir itifak yapmış.
  Böyle cümlelerde, ikinci bölüm varsayım olmaktan çıkar da gerçek olursa, cümle nede-sonuç anlamı kazanır.
 Son günlerde benimle hiç konuşmuyor meğer bana gücenmiş gibi.
  Yorumlamayı “öyle gibi geldi” anlamı taşıyan cümlelerde buluruz. Bu, bizim kendi vehmimizin, kendi düşüncemizin sonucudur. Kişi veya olaya o konumu biz yüklemiş oluruz.

    UYARI:
  Yorum cümleleriyle, sanma (zannetme), gerçekte var olmadığı halde öyle sanılan bir durumu anlatan cümleleri ayırmak gerekir. Yorum cümleleri, hayali, kendi içinde düşün-cesi oluşan durumu ifade eden cümleler; sanı cümleleri ise, somutlaşmış bir durumun, gerçekte var olmadığını anlatan cümlelerdir.
     
c) Yakınma anlamı veren cümleler:
  Yakınma, iki boyutlu bir olaydır. Birincisi: olmuş bitmiş ama insanı pişman edecek şekilde sonuçlanmış olaylardan sonra içine düşülen durumu ifade eden cümleler. Bunlar keşke, bari (hiç değilse), hiç olmazsa vb. bağlama edatlarıyla sağlanır ve cümle, şika-yet, sızlanmak, sızlanarak anlatmak, anlamları kazanır.
 Keşke o gün sinemaya götürmeseydin.
 Cüzdanımı çaldın, paraları götürdün bari kimliklerimi bıraksaydın.
 Hiç olmazsa son sınavdan iyi not alsaydın.
 Kavgadan sonra hiç değilse oradan geçmeseydin
İkincisi: Daha önceki denemelerinde olumsuz sonuçlar vermiş bir durumun tekrarlan-masından doğan yakınmalar
 Ona yüz kere söyle, dinlemez ki!
 Ders çalışması için her türlü ortamı sağladım, çalışmadı ki!
d) Eleştiri ya da beğeni içeren cümleler
  Eleştiri, bir kişinin, bir eserin olumlu veya olumsuz yönleriyle değerlendirilmesidir. Ama, eleştiri denilince daha çok eksik aramak, olumsuz tarafı ön plana çıkarmak gibi anlaşılmıştır. Sınavlarda sorulan da bu doğrultudadır. Onun için, eleştiri cümlelerinde beğenilmeyen yön vurgulanır.
  Beğeni ise, takdir düşüncesinin belirtilmesidir. Takdir, beğenilen üstün görülen, ben-zerlerinden üstünlük bakımından ayrılan tarafın vurgulanmasıdır.
  Bu tip sorularda olumlu-olumsuz ikilemi beraber bulunur.    
 Düşünceleri güzel ama dili pürüzlü.
 Doğrusu, İstanbul sokaklarını hiç bu kadar güzel anlatıldığını görmemiştim. (beğeni)
 Edebiyat-ı Cedidecilerin büyük bir çoğunluğu, bir edebiyat eserinin-sanat değeri olmak şartıyla , ana dili ile yazılırsa yaşıyabileceğini anlayamadan öldüler. (Edebiyat-ı Cedide’nin dili eleştirilmiştir.)
 Sefaletin, kendisini pusuda beklediğini gördüğü halde, acılara ve yoksulluklara göğüs gererek sanatı ile haşır neşir olmuştur.(Her tür yoksulluğa ve acıya rağmen sanatını bırakmaması takdir ediliyor.)

      UYARI:
  Eleştiri yada beğeni anlamı taşıyan cümleler genellikle öznel (kişisel) dir.
 
3. MECAZİ ANLATIM (MECAZ ALAMLI CÜMLELER):
    “Bir sözün kendi anlamının dışında” kullanılmasıdır. Böyle anlatımlarda bir sözcük (deyimlerde birden fazla) mecaz boyutu kazanır. Mecazi anlatımda ise, cümle bütünüyle mecaz anlamı kazanmış olur. Edebi sanatların değişik türlerine giren bu anlatımın ayrıntısına (burada) girmiyoruz. Yalnızca, bir cümledeki sözcüklerin emen tamamı kendi anlamından uzaklaştığı için, o  cümlenin zihnimizdeki çağrışımı, sözcükle-rin gerçek anlamıyla benzerlik veya yakınlık açısından sadece bir ilişki-çağrışım halindedir.
  Bu anlatımının en güzel örneklerini atasözlerinde buluruz. Atasözlerinin büyük bir bölümü, mecazlı ve kinayeli anlatıma dayanır.
 Pazarda eşeğin kuyruğunu kesme,
Kimi uzun , kimi kısa der, demişler.
     (Bu sözde, anlatılan olayın eşekle de kuyrukla da ilgisi yoktur. Kinaye yoluyla, gizli yapman gereken bir işi herkesin ortasında yaparsan, istediğin sonucu alamazsın, denil-mek isteniyor.)
 Eceli gelen karga, kırılacak dala konar.
 Eceli gelen köpek, cami duvarına işer.
 Eşeği düğüne çağırmışlar, ”ya odun eksik ya su.”demiş
 Kısmetsiz köpek, sabaha kadar uyuya kalır.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:


Yorum Yaz