Mar 11

Çocuklarda Din Eğitim ve Öğretiminin Önemi

Günümüzde çocukların, ruh sağlıkları yerinde ve insanî vasıflara sahip olarak yetişmeleri için daha fazla çaba sarfedilmektedir. Artık çocuğun dünyasına girilmiş, onun ruhunun gerçek zenginliği anlaşılmaya başlanmıştır. Günümüzde çocuğun geçirdiği evreler bilinmekte ve eğitim bu evrelerin özelliğine göre düzenlenmektedir. Eğitim yöntemleri, araç, gereç ve malzemeleri de yeniden ele alınmakta, değiştirilmekte ve geliştirilmektedir. Çocuk sanki yeniden keşfedilmektedir.

 Dünyada yapılan bilimsel araştırmaların sonuçları, çocukluk yıllarında kazanılan davranışların büyük bir kısmının yetişkinlikte bireyin kişilik yapısını, alışkanlık, inanç ve değer yargılarını biçimlendirdiğini ve sağlam bir kişiliğin temelinin ilk çocukluk yıllarında atılabileceğini göstermiştir. Çocuğun Antropolojisi ve Pedagojik Antropoloji gibi bilimler de eğitim ve öğretimi daha güçlü kılacak görüş ve tecrübeleri belirlemeye çalışmaktadır. Böylece çocuklara verilecek bilgilerin içinde bulundukları yaş grubunun özelliklerine, ihtiyaçlarına ve kapasitelerine uygun düşmesi sağlanmaktadır. Çocukların dini gelişimi, bu gelişimi etkileyen faktörler zihinlerinin, ruhlarının  ne tür bir eğitimi kabulleneceği vb. konularda kuramlar yöntemler geliştirilmekte , eğitici durumunda olanların, küçüklerin dini gelişiminden haberdar olması, hangi yöntemin din eğitiminde yararlı, hangi yöntemin dini gelişimi tahrip edici olduğu ortaya konmaya çalışılmaktadır.          
 
Memleketimizde ise din eğitimi ve öğretimi alanında bu türden çalışmaların epeyce gecikmiş olduğunu söyleyebiliriz. Din eğitimi, çoğu zaman yön verici öğütler, amir ve yasaklar, söyletilmesi ve ezberlenmesi gereken kurallar bütünü olarak ele alındığından karakter gelişimine beklenen olumlu tesiri yapamamaktadır.

Günümüzde çocuğun din eğitimi ve öğretimi ile ilgili olarak geliştirilen teorilerde şu fikir üzerinde önemle durulmaktadır. “çocuklara erken yaşta din hakkında bilgi verilmez gerekçesiyle din öğretiminin ileriki yaşlara tehir edilmesi doğru değildir. Din farklı motiflerine ayrılmalı, din öğretimi öğrencilerin kavrayışını göz önünde bulundurarak, yıllar göre programlanmalıdır. Böylece öğrenciler her geçen yıl, dinin bütünü hakkında biraz daha doğru sahibi olacaklardır.

Din olgusunun, iman, ibadet ve ahlâk esaslarına  ait malzemesi belli gelişim basamağında işlendiğinde, çocuklar için daha etkili olur.
Çocuğun gelişim düzeyine uygun olmayan, ilgi ve ihtiyaçlarına cevap vermeyen bir program yalnızca öğretimi başarısız kılmakla kalmaz aynı zamanda çocuğun gelişimini de büyük ölçüde etkiler.

Yazar  araştırmanın üzerinde durduğu problemi şöyle ifade etmektedir. Gelişim özellikleri, ilgi ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, okul öncesi ve okul çağı çocuğunun eğitiminde yer alabilecek dini motifler  neler olabilir? Çocuk, gelişiminin hangi evrelerinde hangi dini muhtevaya hazırdır.

Araştırmanın Amacı Ve Önemi

Araştırmanın temel amacı, okul öncesi ve okul çağı çocuklarının gelişim özelliklerini, dini duygu ve düşüncelerinin uyanmasını, gelişmesini sağlayan sosyal, zihinsel ve duygusal faktörleri ortaya koyarak bu yaş grubuna verilecek din eğitim ve öğretiminin planlanmasına yardımcı olacak bilgi birikimini sağlamak ve bu yönde çözüm öneriler getirmektir.
Yazar ayrıca çalışmanı nasıl hazırlanacağına, hangi kaynaklardan yararlanıldığına, hangi metotlardan faydalanacağına ve hangi konuları işleyeceğine dair bilgiler de sunmaktadır.

DİN EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNİN PSİKOLOJİK TEMELLERİ

Bu bölümde din eğitim ve öğretimi açısından çocuğun gelişmesine ve tanınmasına ilişkin kavramları açıklanmaktadır. Zaman zaman çocuğun gelişimine uygun din eğitim ve öğretiminin şekline kısaca temas edilmiştir. 

Gelişim ve gelişim evrelerine yer verilmiştir. Kişiyi gelişimini gelişim çağlarına göre ya da duygu, zihin gibi gelişim alanlarına göre ayırmak, onun daha iyi tanınmasını kolaylaştırmak içindir. Çocukluk döneminin daha iyi değerlendirilmesi ile yetişkin insanın karakteri de bir bakıma daha iyi anlama kavuşacaktır.

Her dönemdeki dini gelişim özellikleri ve bu özelliklerin doğurduğu temel ihtiyaçlar  ortaya konduğunda din eğitim ve öğretiminin görev ve sorumluluklarının da belirlenebileceği ümit edilmektedir.

Yazar çocuğun gelişiminden kaynaklanan bazı sınırlılıkları birkaç alt başlık altında işlemiştir. Bu konular çocuğun gelişmekte olan zihin yapısı, sınırlı kelime dağarcığı ve çocukların sınırlı tecrübeleridir.

Çocuğun din eğitiminde çocuğun dinsel zihinsel ve duygusal hazıroluşluklarının da önemi vardır. Çocuğun öğrenmeye hazır olması pasif bir şekilde beklenemez. Ona yerinde ve uygun yardımlar da bulunmak gereklidir.

İlk çocukluktaki dönemindeki zihin gelişimi iki evre halinde ele alınmıştır.

0-2 yaş (Çevreden Haberdar Olma Dönemi). Bu dönem duyu hareket dönemi olarak adlandırılır.

2-7 yaş (Düşüncenin Bazı Özellikleri ve Sembolik İşlev). Çocuk bu dönemde hâlâ görünüşe göre karar vermektedir. İşte bu dönemde çocukta yeni bir kavrama ve anlama biçimi görülür. Sembolik işlev. Bu dönemde çocuğa verilecek oyuncaklar arasında ona dini yaşantıyı da temsil edebilecek, hatırlatacak uyarıcılarda bulunmalıdır. Çocuklarda bu alana ilginin başladığı çağdan itibaren dini konulara üzerinde akıllarının erdiği kadar konuşabilmeye onları teşvik etmek, olgun bir Allah inancına sahip olabilmeleri için gereklidir.

 Çocukların derin bir duygusal hayatı vardır. Ancak bu duygular bir bütün halindedir. Zamanla unsurlara ayrışmaktadır. Duygu gelişiminde hem olgunlaşma hem de öğrenmenin rolü vardır. Ruh sağlığı için çeşitli ihtiyaç ve  güdülerin sağlıklı bir şekilde doyurulmasının önemi büyüktür.

Din insanın duyguları ile yakından ilgilidir. Çocukta güven duygusunu uyandırmada dini inançların rolü büyüktür.

Din eğitim ve öğretimi, sıkıntıların, engellerin ve sarsıntıların aşılmasında insana yardımcı olabilmelidir. Çocukların duyguları çelişkilidir. Olumlu, olumsuz ve çelişkili bütün duyguların varlığı ve bunların doğal olduğu kabul edilmelidir.

Din eğitim ve öğretiminin yardımı işte bu noktada belirecektir. din eğitim ve öğretimi çocuğun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurur ve duygu gelişiminden kaynaklanan sorulara cevap verebilirse duygusal gelişime katkıda bulunabilir.

DİN EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNDE ÇOCUK MERKEZLİ YAKLAŞIM

Bu bölümde çocuk merkezli eğitimin esasları, amaçları, uygulama alanları ele alınmaktadır. Okul öncesi çağdaki eğitim, bu eğitimin amaçları, bu dönemde çocuğun dini gelişim özellikleri, metodik bilgiler, okul öncesi dönemdeki eğitim programlarının faaliyetleri, okul çağı özellikleri ele alınmıştır. 

Çocuk merkezli yaklaşımda çocuğun ilgileri, ihtiyaçları, kendine özgü gelişim biçimi ve tecrübesinin derecesi esas alınır. Bu tecrübelerden hareket edilir. Çocuk merkezli yaklaşıma özellikle ilkokul çağında önem verilmiştir. Çocuk merkezli yaklaşımda, gelişim psikolojisinin bulgularından yararlanılacak, bu sayede çocuğa sunulacak muhtevanın özenle seçilmesi sağlanacaktır. 
Metodik bilgiler kısmında çocukların dini sorularına verilecek cevapların nasıl olması gerektiği hakkında birkaç maddeyi örmekleriyle beraber veriyor.

        Çocuk   neyi sormuşsa ona cevap verilecektir. Ayrıca soruyu sordurtan sebepler öğrenilmeye çalışılmalıdır. Cevap çocuğun tecrübe ve anlayışına göre hazırlanmalıdır. Çocuğa verilecek cevapta samimi olunmalıdır. Eğer yetişkinler soruyu cevaplandıramıyorsa, bunu içtenlikle itiraf etmelidirler.  Çocukları etkilemek ve bilgi vermek gayretine düşmemelidir.

Dua da, okul öncesi çocuğun eğitiminde önemli bir yer tutar.
Ülkemizde bu alanda dini eğitimi tanıtıcı bilimsel araştırmalar yok denecek kadar azdır.

Okul çağında çocukta somut düşünce hakimidir. Fakat zihin gücü sürekli bir gelişim içindedir. Okul çağıyla birlikte çocuğun Tanrı anlayışı değişmeye başlar. Çocukta Allah kavramının şekillenmesinde birinci faktörü ise de, çocuğun aile fertlerinin veya yakınlarının İlâhî Varlık karşısındaki tutum ve davranışları hemen bu faktörün arkasından gelmektedir. Çocukla kurulan iletişim biçimine göre dini kavramlar anlam kazanıp yücelirler.
Bu dönemde çocukların dua ve ibadet konularına ilgisi çok yüksektir. Nasıl ki, çocuğun çevresinde konuşulan dili, kelime ve kavramları alma yeteneği belli bir dönemde hız kazanıyorsa, çevresindeki dini pratikleri ve davranış biçimlerini alma ve uygulama yeteneği de bu dönem de güçlüdür.

İlkokulun ilk yıllarında öğrenciler ahlâk gelişiminin “otoriter ahlâk” (yetişkinler öyle istiyor) basamağındadırlar. Ahlâk kurallarına uyma hak ve hürriyetlerine saygı gösterme, işbirliği halinde çalışma, yardımlaşma gibi kavramları aşılayabilmemiz için bu yaş çocukları çok müsaittirler.

Din öğretiminde hayattan konular, çocukları duygusal olarak dini bilgilere yaklaştırmak, dini anlatımı sadece zihne yüklenerek anlama gayretinden kurtarmak gayesini de taşır.

Hayattan konuların iki amacı vardır.

1. Çocuklarda ince ve derin düşünme yeteneğini geliştirmek.
2. Çocukların dini açıklamaları anlamalarını kolaylaştıracak zemini oluşturmak.

Din eğitiminde yetişkinlerle beraber olmak, dini yaşayışı tanıyıp öğrenmede ve alışkanlık kazanmada önemli etkenlerdendir. Taklit ve alışkanlık halinde kişinin hayatında yer alan dini pratikler zamanla irade düzeyine yükselecek ve iradeyi harekete geçirecektir. Çocuk büyüklerin dini yaşantılarını örnek aldıkça, neyin neden dolayı yapıldığını kavramaya başlayacaktır. Mesela çocuklar namaza alıştırılırken beden gelişimine , sağlıklarına ve zihin faaliyetlerine dikkat edilecektir. Amaç çocuğun bilgi ve davranışların her ne pahasına olursa olsun belletilmesi değil, çocuğun öğrenme arzusunu uyandırmaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta çocuğun gelişim özellikleri, ilgi ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmasındır. Çocuk kendi gücüne göre ibadetlere alıştırılacak, bu arada zayıf düşmemesine dikkat edilecektir. Büyükler bütün bunları çocukları bunaltmadan sevgi ve hevesle uygulayabilmelidirler.
İleri çocukluk döneminde ise çocuklar duygusal yönden oldukça dengelidir. Korku endişe halleri azalmıştır. Sevilmek, beğenilmek, kendini güven içinde hissetmek yine temel ihtiyaçlardır.

Bu  bölümde ilkokullarda din öğretimini sağlam bir temele oturtabilme, öğretim ilke ve yöntemlerinden faydalanabilmenin yollarını gösterebilme amacıyla birkaç husus açıklanmıştır.

1. Dersin amacının belirlenmesi.
2. Öğrencilerin özelliklerini göz önünde bulundurma.
3. davranış ve tutum kazandırmada özel ilkelerin belirlenmesi.
4. Bu maddelere göre muhteva seçimi.
5. Öğrenme teorilerinden yararlanarak muhtevayı etkin hale getirme.
6. Uygun yöntemleri belirleme.

İLKOKULLARDA DİN VE AHLÂK ÖĞRETİMİNİN VERİMLİLİĞİ

Bu bölümde Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin, öğrencilerin ilgi ihtiyaç, yetenek ve tecrübeleri esas kabul edilerek Amaçlar, İlkeler, Muhteva ve Yöntem açısından bir değerlendirme yapılmıştır.

Biz bu bölümde araştırma bulgularından dikkatimizi çeken bazı sonuçları vereceğiz.
Araştırma öğretmen ve idareciden oluşan 114 kişi üzerinde uygulanmıştır.
Programda yer alan üniteler yeterli mi sorusuna katılımcıların %66’sı yeterli cevabını verirken, %18 gibi yüksek bir orandaki katılımcı bu konuda fikrinin olmadığını söylemiştir. Ders programında yer alan konuların öğrencilerin gelişim düzeyine uygunluğu durumu hakkındaki soruya %18 fikrim yok cevabını vermiştir.       
Öğrencilerin Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersine ilgileri sorusuna verilen cevapların %81.57’si çocukların derse ilgisinin çok yüksek olduğunu göstermektedir.
Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi ders kitaplarının öğrenim ihtiyacına cevap verme durumu hakkındaki soruya verilen cevapların %78.94’ü olumlu olmuştur.
Dersi olumsuz etkileyen faktörler hakkındaki soruya verilen cevapların %63.15’i özel öğretim yöntemlerinin uygulanamayışıdır.

Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinde uygulanan yöntemlerin %47.22’i anlatma metodunun kullanıldığını göstermektedir.
Dersin işlenişinde öğrencilerin etkinliği hakkındaki soruya verilen cevapların %76.31’i çocukların derste faal olduğunu ortaya koymaktadır.

Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersinin Amaçları

Temel Eğitim ve Ortaöğretimde  öğrenciye Türk Milli Eğitim Politikası doğrultusunda genel amaçlarına, ilkelerine ve Atatürk’ün laiklik ilkesine uygun din, İslâm dini ve ahlâk bilgisi ile ilgili yeterli temel bilgi kazandırmak; böylece Atatürkçülüğün, milli birlik ve beraberliğin, ansan sevgisinin dini ve ahlaki yönden pekiştirilmesini sağlamak, iyi ahlaklı ve faziletli insanlar yetiştirmektir.

Bu bölümde yapılan araştırma çerçevesinde bazı öğretmenlere öğrencilere din hakkında genel bilgi vermek, davranış geliştirme, dinin temel prensiplerini anlatabilme konularındaki kanaatlerinin değerlendirmesini ele almıştır. Yazar öğretmenlerin serdettiği görüşleri de göz önünde bulundurarak, ilköğretimde Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin amacını şöyle tanımlıyor. “İlköğretimde, din ve ahlâk eğitiminin amacı, öğrencilerin İslâm dinini almasına yardımcı olmaktır.” Kişinin dinini anlayabilmesi bütün hayatı boyunca devam edecek bir çabadır. O dini bilgileri çocuğun zihnine yıkmak yerine, ilerde çocuğu rahatsız edebilecek dini sorulara  hazırlıklı olabilmesi için ve dinini doğru öğrenip anlayabilmesi için gerekli ilkeleri yerleştirecektir. Öğretmenin görevi, öğrencinin anlama, uyum, somuttan soyuta geçme, muhakeme ve iblgiyi kazanabilme kabiliyetini geliştirmek olmalıdır.

Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin belirlenen ilkelerine ulaşabilmesi için bazı ilkeler belirlenmiştir. Bu ilkeler 25 madde altında işlenmiştir.

Bu araştırmada ilköğretimde din ve ahlâk öğretiminin amaçlarını gerçekleştirebilecek ve derslere yön verebilecek olan ilkeler seçilmiş, soru haline getirilmiş ve dersi okutan öğretmenlerin görüşlerine başvurulmuştur. Ülkemizde çocukların dini gelişim çizgilerini, dini duygu ve düşüncelerinin gelişimini konu alan inceleme ve araştırmalarımız yok denecek kadar azdır. İlkokul öğretmenliğinde din öğretimi uygulaması açısından sistemli bir çalışma hiç yapılmamıştır.

Din öğretiminin başarısı için, çocukların din ahlâk anlayışı açısından içinde bulundukları gelişme basamaklarının tanınması gereklidir. Ancak burada şu noktaya dikkat edilmelidir. Bir din öğretimi programı yapmak çocuğun veya gencin gelişmesi ile, vahyin muhtevası arasında seçim yapmak demek değildir. Eğitime konu olan çocuk ya da genci tanıma, yapılacak etkilerin biçim ve derecelerini ayarlamak, yöntemleri belirlemek, gerekli öğrenme ortamını sağlamak içindir. Çocukların dini tutumlarını inceleyen araştırmalar, çocuğun dini ile ailesinin dini arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedirler. Çocuk küçük yaşlardan itibaren aile içinde dindar veya dine karşı kayıtsız olmaya başlar, çocukların ilk din dersi öğretmenleri aile fertleridir. Öğrencilerin aileden getirdiği bilgilerin doğru olanlarını pekiştirmek, yanlış olanlarını düzeltmek, eksiklikleri gidermek ise okulun görev ve sorumluluğudur.

Öğrenciler din hakkında merak ettikleri çeşitli alanlarda sorular sormaktadırlar. Çocukların sorularının büyük bir kısmı dinin iman esasları ile ilgilidir. İbadet ve ahlâk kuralları ile ilgili olarak bazı zıtlıklar ve olumsuzluklar farkedilmektedir. Çocukların bu soruları ve dini konulara olan ilgileri, onların artık her türlü dini açıklamalara hazır oldukları şeklinde anlaşılmamalıdır.

Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi çok yönlü bir ders olduğu için dersle ilgili çalışmalar sırasında birden çok değişik yöntem ve tekniğe başvurulmalıdır. Etkin bir öğretim için yöntem zenginliğine gitme artık bir zorunluluktur. Ezberletilerek, sık sık tekrarlatılarak öğretim din alanında bıkkınlığa sebep olabilmekte, belleme ve taklit seviyesinde kalan çocuklar, ileride dini uygulamaları anlamsız bulabilmektedirler. En önemlisi kendilerine yön verecek düşünceleri kendilerinin bulması engellenmekte, fikir zenginliği, rahat bir imana kavuşma gibi imkanlar kaçırılmaktadır. Anlatım gibi tek yönlü iletişime dayanan klasik yöntemler “Öğreten Merkezli” yöntemler olarak adlandırılmaktadır. Çocuğun gelişiminin, ilgi ve ihtiyaçlarının esas alındığı “Öğrenen Merkezli” yeni yöntemlerde ise öğrencilere gördükleri, duyduklarını doğru ve etkili bir biçimde anlama ve anlatma alışkanlığının kazandırılması amaçlanmaktadır.

Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi diğer derslerde kullanılan yöntem ve tekniklerden yararlanılmalıdır. Ders öğrencilerin tecrübelerine dayanmalı, aynı zamanda onların yeni tecrübeler ve duygular kazanmasına yardımcı olmalıdır.

Ayrıca bu bölümde iki örnek olay incelemesine yer verilmiştir. Bu çocuklara bazı ahlâki hükümleri ihtiva eden örnek olayları inceleme, olay ve kahramanları üzerinde konuşma ve tartıma imkanı vermektir.

Okul öncesi ve ilkokulun ilk devresinde, din dilindeki bazı kavramların anlaşılması çocuklar için güçtür. Yapılan bütün soyutlamalara rağmen çocuklar bu kavramları maddi olarak yorumlarlar. Bu ayrımın farkına varıp da onunla ilgili sorular sormaya başladıkları zaman çocuklara din dilinin özelliğinin kavratılması gerekecektir. Öğretimin bütününde olduğu gibi din öğretiminde de bilgilerin akılla kavratılması esastır.

Din dili semboliktir. Bu dili anlayabilmek, mecaz ve benzetmenin yani sembolik ifadelerin söz konusu olduğu tecrübeyi kavrayabilmeye bağlıdır. İlkokullarda, d,n öğretimi öğrencilerin soyut düşünce yeteneklerini geliştirebilmek için fırsatlar sağlayabilmelidir.

ÖZET

Din eğitim ve öğretiminde çocuğun anlayışına dönük olarak verebilmek amacıyla hazırlanan bu çalışmada, çocuğun içinde bulunduğu büyüme süreci, gelişim evrelerinin çeşitli özellikleri sürekli göz önünde bulundurulmuştur. Çocuğun  gelişimine uygun bir din öğretimi modeli geliştirilmiştir.

Din öğretimi yapılırken, ferdin gelişim özelliklerine uyulmalıdır. Bilgilerin çocuğa veya gence uyması psikolojik bir zorunluluk olduğu kadar dini bir sorumluluktur.
İslâm dininin öğretilerini, çocuğun gelişim basamaklarına göre öğretime müsait kılmanın yolları araştırılmalıdır.

admin tarafından yazılmıştır


Yorum Yaz