Şub 11

Çocuk Hakları “Prof.Dr.Oğuz POLAT”

Çocuk kavramı konusunda tarihsel  sürece baktığımızda dünya genelinde büyük değişimlerin yaşandığını görmekteyiz. Eski çağlardan bugüne gelirken en büyük değişimlerden birinin çocukluğun algılanışı olduğu görülmektedir. Çocukluğun tarihsel gelişimine baktığımızda babanın istediği uygulamayı yapmakla serbest olduğu, çocuğun bir eşya gibi babanın mülkiyetinde kabul edildiği bir dönemin başlangıcı oluşturduğu görülmektedir. İlerleyen zamanda çocuklar için özel  bir duyarlılığın gerekli olduğu, çocukların özel gereksinimleri olduğu görüşlerinin kabullenildiği bir ara sürecin yaşandığı görülmektedir. Günümüzde ise çocukların yetişkinler gibi medeni, siyasi, toplumsal, kültürel ve ekonomik bütün haklardan yararlanmaları  gerektiği ve bunun sağlanması için çalışmaların yapıldığı bir ortama ulaşılmıştır. Bugün en önemli aşama çocukların katılım haklarının artık kabul edildiği ve kendileri ile ilgili her türlü  olaya  bizzat  katılabilmeleri  görüşünün kabul edilmesidir.
        Bu konudaki en büyük  adım da bu  konuda  devrim  sayılabilecek olan çocuk hakları sözleşmesidir. Bugün çocuklar; siyasal, toplumsal, medeni, kültürel ve ekonomik alanlarda yetişkinler gibi haklara sahip olacaklarını gösterir bir Çocuk Haklarına dair Sözleşmeye sahiptirler.
        Çocuk haklarına dair sözleşme 2 Eylül 1990 tarihinde uluslararası yasa statüsüne kavuşmasından bugüne kadar dünya üzerinde Amerika, Birleşik Devletleri ve Somali olmak üzere 2 ülke dışında dünyadaki tüm ülkelerce imzalanmış ve tarihteki en yaygın kabul gören ve onaylanan insan hakları belgesi özelliğini kazanmıştır.
        Bugün dünya çocuklarının  % 96’sı çocuk haklarını korumak için yasal yükümlülük altına giren ülkelerde yaşamaktadır. Sözleşmeyi onaylayan her ülke çocuklarla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmelerinde anne – babalara ve sorumlu olan tüm kuruluşlara yardımcı olacak tüm önlemleri almakla  yükümlüdür. İmzacı ülkeler bunu yapacağını onaylamış ve imza ile yükümlülük altına girmiştir.
        Ancak gözlemler imzacı ülkeler içerisinde Birleşmiş Milletlere  rapor yollayan 43 ülkeden 14’ünün sözleşme ilkelerini kendi anayasalarına uyarladıklarını göstermektedir. Diğer 35 ülke sözleşmeye  uyum sağlamak için yeni  yasalar  çıkartmış  ya da mevcut yasalarda  değişiklikler yapmışlardır. 13 ülke ise bunları yapmamasına karşın çocukları kendi hakları konusunda  bilinçlendirmek için sözleşmeyi  okul programlarına ve derslere dahil ederek tanıtım ve eğitim faaliyetlerine  girmişlerdir.
        Dünya ülkelerinin çocuk haklarıyla ilgili uygulamalarına baktığımızda çarpıcı örneklerle karşılaşmaktayız. Örneğin Togo’da hükümet  sözleşmede yer alan maddelerin tümüne yeni anayasasında yer vermiştir. Aynı şekilde Uganda, Angola, Etiyopya ve Namibya’da anayasalarını sözleşmeye göre düzenlemişlerdir. Honduras da  sözleşmeyi temel alan yeni bir çocuk hakları yasasını kabul etmiştir. Tunus’ta kabul edilen çocuk koruma yasası sözleşmeyle uyumlu 123 madde içermektedir. Aynı şekilde Nepal’de, yeni çocuk yasası ile sözleşmeye uyumlu kanuna sahip olmuştur. Çin de çocuk hakları konusunda yasama girişimlerinde bulunan diğer ülkeler arasında yer almaktadır.  Burkino Faso’da ilköğretim ve ortaöğretim eğitim programlarına çocuk hakları ile ilgili dersler konulmuş ve çocuklarla ilgili davalar çocuk mahkemelerinde görülmeye başlanmıştır.
        Türkiye’deki tabloya baktığımızda ise şu tabloyu görmekteyiz;  Türkiye Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde 29-30 Eylül tarihleri arasında toplanan “Çocuklar için Dünya Zirvesinde” ilk kez imzaya açılan Çocuk Hakları Sözleşmesini toplantıda bulunan dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın imzalamasıyla sözleşmeye ilk imza koyan  devletler içinde yer  almıştır. Ancak yasanın yürürlüğe girmesi için gereken ülkelerin meclisinde onaylanması işlemini ancak 9  Aralık  1994’de gerçekleştirmiştir. Bunu  yaparken  sözleşmenin 7., 29. ve 30. maddelerini Lozan antlaşması ve T.C. Anayasasının ilgili maddeleri çerçevesinde yorumlama hakkını saklı tutarak onaylamıştır. Çocuk Hakları sözleşmesi 27 Ocak 1995 tarihinde 22184 sayılı resmi gazetede yayınlanarak 4058 sayılı yasa ile iç hukuk  kuralına dönüşmüştür.
        Anlaşmanın 1. maddesine uygun olarak, kanun ve düzenlemelerde bir çocuğun tanımı ile ilgili konuları içeren bilgi yer almaktadır. Özellikle yeteneklerinin çoğunun elde ettiği yaş ve değişik amaçlar için belirlenmiş minimum yasal yaş konusunda bilgi sağlanması önemlidir. Şu temel problemleri içerir:, Ebeveynin rızası olmadan yasal ve tıbbi danışmanlık, zorunlu eğitimin bitiş yaşı, yarı zamanlı iş sahibi olma, tam zamanlı iş sahibi olma, zararlı işler, cinsel rıza, evlilik, ordu kuvvetlerine gönüllü yazılma, ordu kuvvetlerine zorunlu çağrı, mahkemede gönüllü tanıklık, suç sorumluluğu, haklardan mahrumiyet, hapsedilmek alkol kullanımı  bulunmaktadır.
        Bundan sonraki bölümlerde genel başlıklar altında ilgili maddelerin nelerle ilgili olduğu  anlatılmıştır.

        Genel Prensipler:
        a) Fark gözetmeme (Madde 2)
        b) Çocuğun   yüksek  yararı (Madde 3)
        c) Yaşama, hayatta kalma ve gelişme hakkı (Madde 6)
        d) Çocuğun görüşlerine saygı (Madde 12)

        Sivil Haklar Ve Özgürlükler:
        a) Adı ve milliyeti (Madde 7)
        b) Kimliğin korunması (Madde 8)
        c) İfade özgürlüğü (Madde 13)
        d) Doğru bilgiye ulaşma (Madde 17)
        e) Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü (Madde 14)
        f)  Barışçıl toplantı yapma ve örgütlenme özgürlüğü (Madde15)
        g) Gizliliğin (Kişiselliğin) korunması (Madde 16)
        h) İşkence veya diğer zulüm, insanlık dışı ve alçaltıcı muamele ve cezalara maruz kalmama hakkı (Madde 37 (a))

        Aile Çevresi Ve Alternatif Bakım:
        a) Ebeveyn rehberliği (Madde 5)
        b) Ebeveynin sorumlulukları (Madde 18, Parag.1-2)
        c) Ebeveynden ayırma (Madde 9)
        d) Ailenin yeniden birleştirilmesi (Madde 10)
        e) Çocuk için nafakanın iyileştirilmesi (Madde 27, Paraf. 4)
        f) Çocuğun aile ortamından yoksun bırakılması (Madde 20)
        g) Evlatlık edinme (Madde 21)
        h) Kanuna aykırı nakletme ve geriye döndürme (Madde 11)
        i)  Fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünlük bakımından (topluma kazandırma)  istismar  ve ihmal (Madde 39)
        j)  Yerleştirilenlerin periyodik kontrolü (Madde 25)
        Temel Sağlık Ve Refah:
        a)  Hayatın devamı ve gelişim (Madde 6, Parag.2)
        b)  Özürlü çocuklar (Madde 23)
        c)  Sağlık ve sağlık hizmetleri (Madde 24)
        d) Sosyal güvenlik ve çocuk bakım servisleri ile olanakları (Madde. 26 ve 18, parag3)
        e) Yaşam standardı (Madde 27, parag.1-3)

        Eğitim, Boş Vakti Değerlendirme Ve Kültürel Etkinlikler:
        a) Mesleki eğitim ve rehberlik içeren eğitim (Madde 28)
        b) Eğitimin amaçları (Madde 29)
        c) Boş vakti değerlendirme, eğlence ve kültürel etkinlikler (Madde 31)

        Özel Koruma Önlemleri:
        a) Tehlike içindeki çocuklar
            i)  Mülteci çocuklar (Madde 22)
            ii) Fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşmede (topluma kazandırma) (Madde39), silahlı çatışma içindeki çocuklar (Madde 38)
        b) Kanun ile çatışan çocuklar
            i) Çocuk yargılamasının yöntemi (Madde 40)
            ii) Özgürlüğünden yoksun bırakılan çocuklar-her türlü tutuklama, hapse atma veya koruma evlerine yerleştirme, (Madde 37 (b), (c), ve (d) )
            iii) Gençlerin mahkum edilmesi-özellikle ölüm cezasının yasaklanması ve hapishanede tutulması. (Madde 37 (a) )
            iv) Fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşme (topluma kazandırma) (Madde 39)
        c) İstismar edilme durumundaki çocuklar-fiziksel ve psikolojik iyileştirme ve sosyal bütünleşmeyi (topluma kazandırma)   sağlama (Madde 39)
            i) Çocuk işçiliğini içeren ekonomik sömürü (Madde 32)
            ii) İlaç (uyuşturucu) bağımlılığı (Madde 33)
            iii) Cinsel istismar ve kötüye kullanma (Madde 34)
            iv) Diğer çeşitli istismarlar (Madde 36)
            v)  Satışı, trafiği ve kaçırma  (Madde 35)
            d) Bir azınlık veya bir yerli grup içindeki çocuklar (Madde 30)
        Temel iki kavramın altının çizilmesi gerektiği özellikle çocuk hakları sözleşmesinden sonra  ortaya çıkmıştır.
        1- Çocuğun birey olarak var olduğu ve hakları bulunduğu,
        2- Çocuğun yararları ilkesinin temel ilke olarak değerlendirilmesi gerekliliği,
        Çocuk haklarını yasal ve manevi haklar olarak iki grupta incelemekte fayda vardır. Yasal bir hak, ülkesinin yasası tarafından verilen ve uygulanan bir hak ve yetkidir. Manevi hak ise, doğrulanabilir bir yetkiyi tanımlamaktadır. Yasal bir hakkın hukukun adli mekanizmasıyla uygulanabilir olması zorunludur, oysa manevi bir hak her zaman uygulanamaz. Ancak manevi hakların, yasal hakların oluşumunda bir etken olabileceği unutulmamalıdır.

        Çocuk Haklarını şu alt başlıklarda incelemek mümkündür.
        1- Refah hakları: Bu haklar bütün çocukların beslenme, tıbbi hizmet ve barınma ve eğitim gereksinimlerini sağlar.
        2- Korumacı haklar: Çocukları yetersiz ilgiden, ev içindeki ihmal, fiziksel ya da duygusal istismardan ya da başka herhangi bir tehlikeden koruyacak haklarla ilgilidir. Korumacı hakların, çocukları yetişkinlere bağımlı kıldığını ve özerkliklerini yok ettiği için eleştiren kimi çocuk hakları savunucuları, korumacı hakların tanımlanması ve uygulanmasında çok hassas olmak gerektiğini ileri sürmektedirler.
        3-Yetişkin hakları: Şu anda yetişkinlerin tek başlarına sahip oldukları haklara, çocuklarında sahip olmaları gerektiğini söylemektedir. Bu istek yaşın, ayrıcalık vermek ya da yadsımak için keyfi ve akıl dışı bir denektaşı olduğu görüşüne dayanmaktadır. Bu yetişkin haklarını genç insanlara tanımak, onların bu önemli alanlardaki özerkliklerini ve bağımsızlıklarını arttıracaktır.

        4- Ana-babalara karşı haklar: Çocukların reşitlik yaşına ulaşmadan önce, ana-babaları karşısında daha fazla bağımsızlık sahibi olmaları gerektiğini ifade eder. Yetişkin hakları gibi bu hakların amacı da çocukları korumak değil, kişisel özelliklerini arttırmaktır.
        Çocuk hakları konusunda korumacı ve özgürleştirici eğilimler  olmak üzere iki temel yaklaşımın olduğu görülmektedir. Ancak, çocukların korunması ve çocuk haklarının korunması zorunlu olarak birbirlerine karşıt değil, birbirlerini tamamlayıcı hedefler olarak değerlendirilmelidir. Korumacı yasalar, özgürleştiricilerin çocuklara genişletmeyi istedikleri yetişkinlerin haklarının yerine geçmemeli, onlara destek olmalıdır.
        Türkiye’de çocuk hukuku ile ilgili gelişmelerin başlangıcı 19.yüzyıldır. Bu alandaki önemli gelişmeler gerçek anlamda Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir. Diğer hukuk sistemlerinin aksine Türk Hukuk Sisteminde çocukların korunmasına ait kurallar, esasları bakımından, doğrudan doğruya Kanunlarla da desteklenmiştir. Bu kanunun model alındığı İsviçre kanunlarında da aynı şekilde gözükmektedir.
        Modern hukuk sistemlerinde çocukların korunması, çocuğunda bir şahsiyet yani insan olarak sevgiye ve şefkate layık olması ve birlik yani çocuğun, toplumun, milletin, devletin bir parçasını oluşturması ve kamu yararına korunması fikrine dayanır.
        Memleketimizde ise uzun yıllar sosyal yardım ve bunun içinde çocuğun korunması dini kurumlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Osmanlı Devletinde bu sosyal kurumlar, “Vakıflar” tarafından oluşturulmuştur. Türkiye’de çocuğa  önem vermek, onu ve haklarını korumaya yönelik kurumların kurulmaya başlanması 19.yüzyıla rastlar. Mithat Paşa, Tuna Eyaleti Valisi iken “Çocuk Islahhanelerine” ait bir tüzük düzenlemiş ve aynı tüzük uygulanmak üzere Dahiliye Nezaretince 1868 yılında bütün valiliklere tamim edilmiştir. Sokaklarda dilenen çocuklarla, sakat erkek ve kadınların dilenmekten kurtarılmaları için Dar-ül-acezeler kurulması 1890 yılında Halil Rıfat paşanın sadrazamlığı zamanında düşünülmüş ve gerçekleşmesini II. Abdülhamit emretmiştir. Yine 1894 yılında çıkarılan “dilenciliğin meline dair tüzük” o zamanlar için bu sahada küçümsenmeyecek önlemleri içermektedir.
        Cumhuriyetle birlikte, Türk Medeni Kanunuyla çocukların haklarına ilişkin hükümler düzenlenmiş ve daha sonraları ise çıkarılan özel kanunlarla medeni kanundaki haklar tamamlanmaya çalışılmıştır. Ülkemizde, çocuğun ve haklarının korunmasıyla ilgili olarak çıkarılan  ilk özel kanun 5387 nolu, Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkında  Kanun olup, 23 Mayıs l949′da çıkarılmıştır. Daha sonra 1979 yılında “Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun”un kabulü ile çocuk yargılamasına özel bir statü kazandırılmıştır. Ancak yasa 1 Haziran l982 de yürürlüğe girebilmiş ve yasa da öngörülen çocuk mahkemeleri ise 1988 yılında kurulabilmiştir. 27 Mayıs l983 tarihinde ise “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu” yürürlüğe girmiş böylelikle de korunmaya muhtaç çocuklar hakkında kanun yürürlükten kaldırılmıştır. 1986 yılında ise çıraklık ve mesleki eğitim kanunu çıkarılmıştır. Son olarak, çocukların korunmasıyla ilgili olarak çıkarılan önemli yasalardan birisi de “özel eğitime muhtaç çocuklar kanunu”dur.

        İlkeleri:
        1) Hiç bir çocuk ırk, din, dil, politik ve başka inançları, kendisinin ya da ailesinin serveti, mezhebi dolayısıyla ayrı tutulamaz.
        2) Her çocuk özel korunma ve ilgi görecek, hür ve haysiyet gözeten şartlar altında çocuklara zihin, vücut yapısı ve moral bakımından gelişmeleri için imkan ve fırsatlar hazırlanacak, kanunla güvence altına alınacaktır. Bu amaç ile hazırlanacak kanunlarda çocuğun çıkarları önemle göz önünde tutulacaktır.
        3) Her çocuk doğduğu andan başlayarak ad ve milliyet sahibi olmaya hak kazanacaktır.
        4) Her çocuk sosyal sigorta ve gerekli sağlık yardımından faydalanmaya doğumundan başlayarak hak kazanacaktır.
        5) Özürlü  çocuklar özel bakım ve eğitim göreceklerdir.
        6) Her çocuk sevgi ve şefkate muhtaçtır. Toplum ve yönetim organı, ailesi olmayan ya da muhtaç çocuklara özel ilgi göstermekle yükümlüdür.
        7) Her çocuk eğitim görmelidir. Eğitim en azından ilköğretim düzeyinde  ücretsiz ve zorunlu olmalıdır.
        8) Sosyal yardım ve koruma konularında çocuk öncelik almalıdır.
        9) Çocuk ihmal, zulüm ve sömürülmekten korunmalıdır.
        10) Çocuk ırk, din ve insanlar arasında ayrılık yaratan başka baskılarla karşılaşmaktan uzak tutulmalıdır.

        Sözleşmenin Yapısı:
        Sözleşme bir başlangıçla, üç bölümden oluşmaktadır. Başlangıç bölümünde, sözleşmenin ele aldığı soruna ilişkin temel ilkeler tespit edilmiştir. Birinci bölüm, usulüne uygun olarak sözleşmeyi onaylayan devletlerin görevlerini düzenleyen, esasa ilişkin kurallardan oluşmaktadır. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise, sözleşmeye uyulmasının nasıl sağlanıp, denetleneceğini tanımlayan ve hangi koşullar altında yürürlüğe gireceğini belirleyen uygulama maddeleri bulunmaktadır.
        Sözleşmenin “başlangıç” kısmı ele aldığında, sözleşmenin dayandığı esaslar şu şekilde tespit edilmektedir:
        *Dünyada özgürlük, barış ve adaletin temeli olan, bütün insanların doğuştan insan haysiyetine sahip olmaları ile eşitliğin ve hakların devredilmez niteliği.
        *İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesinin “herkesin hak ve özgürlüklerden, özellikle ırk, renk, cinsiyet, dil ve din, siyasi ya da öteki inançlarla, toplumsal ya da ulusal kökenler, zenginlik veya doğuştan ya da başka bir durumdan kaynaklanan ayrımlar dahil hiç bir ayrım gözetmeksizin yararlanacağına” dair temel ilkesi.
        *İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin “bütün çocukların özel bakım ve yardıma hakkı olduğuna” dair ilkesi.
        *Çocukların büyümeleri ve esenlikleri için doğal ortam olan ailenin, toplum içindeki işlerini tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli yardım ve koruma görmesinin zorunlu olduğu gerçeği.
        *Çocuğun, kişiliğinin uyumlu bir biçimde gelişmesi için bir aile ortamında, mutluluk, sevgi ve anlayış havası içinde büyümesi ihtiyacı.
        *Çocuğun toplum içinde kişiliğine özgü bir yaşam sürebilmesi için hazırlanması, barış, saygınlık, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma düşüncesi içinde yetiştirilmesi düşüncesi.
        *Çocuğa özel bir koruma sağlanması gereksinimini belirten, 1959 tarihinde kabul edilmiş olan çocuk hakları beyannamesi ile diğer uluslararası belgelerde yer alan ilkeler.
        Sözleşme, çocuklara yönelik tutum ve davranışlara ilişkin evrensel standartları derleyip, tek bir hukuki metinde toplayan ve bağlayıcı olan ilk belge olma özelliğini taşımaktadır. Yaşam, sağlık ve eğitim alanlarında gözetilecek standartları belirlemenin yanı sıra bu sözleşme, evde ya da iş yerinde, savaş sırasında ya da iç çatışma dönemlerinde, fiziksel ve cinsel nitelikte olanlarda dahil olmak üzere, şiddet ve istismara karşı çocuklara açık bir koruma getirmeyi amaçlamaktadır.

        Sözleşmenin Çocuklara Tanıdığı Haklar:
        Genel olarak insan hakları ile bağlantılı bütün haklar çocuklara tanınmıştır.
        Bu haklar;
        1) Hangi yaşta olursa olsun bütün insan varlıklarına tanınan hakları, işkenceye karşı koruma, bir isim ve tabiiyet edinme vb. hakları teyit eder ve bunları yansıtır.
        2) Çocuklara ilişkin olarak, genel anlamda bütün insanlara uygulanabilecek standartların yükselmesine yönelmiştir. Örneğin; özel çalışma koşullarının sağlanması gibi
        3) Yalnızca çocuklarla veya onlarla ilgili konuları, örneğin, evlat edinme, ilkokul eğitimi, ana-babalarla ilişkileri ele alır.
        İkinci bölüm, sözleşmenin etkili bir şekilde uygulanmasına ilişkin hükümler içermektedir.
        Sözleşme, çocukların yaşam ve gelişimleri açısından gerekli temel koşullar üzerinde varılan bir uzlaşmayı yansıtmaktadır.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , ,


Yorum Yaz