Mar 02
TÜRK DİLİNİN SORUNLARI
Dilin yanlış kullanılması açısından dilimizin bugünkü durumu değerlendirelim.
“ Dil toplumda meydana gelen tarihi ve sosyal şartlara göre değişir ve gelişir. Dilin zaman içinde uğradığı değişme ve gelişme ya dilin yapı ve işleyişine bağlı olarak (iç bünye içinde), ya da dış tesirlere bağlı olarak (dış bünyesinde) iki şekilde kendini gösterir.
Her dilin kuruluş döneminden gelen bir yapı ve işleyiş tarzı vardır. Dil bu işleyişinden doğan kurallar yönünden zamanla ses, şekil ve hatta söz dizimi bakımından bazı değişmelere uğrayabilir. Ancak böyle bir değişimin dile yerleşmesi ve yaygınlaşması çok uzun bir süreyi gerektirir. Mesela Türkçe’de eskiden gay/gey ve daha sonra da –ısar/-iser şeklindeki gelecek zaman ekinin kullanıştan düşerek yerini başka bir eke(-acak/-ecek) bırakması; Türkçe’nin Farsça’daki “ki” edatını alıp bunu cümle içinde kullanarak yeni bir anlatım biçimi oluşturması hep dilin yapı ve işleyiş özelliğinden kaynaklanan değişmelerdir. Devamını okuyun »
admin tarafından yazılmıştır
Mar 02
İLETİŞİM DİL VE KÜLTÜR
“ İnsanlar arasında ortak bir semboller sistemiyle gerçekleştirilen bilgi alış verişine iletişim adı verilir. İletişim bir mesaj alış verişi olarak da düşünülmektedir. Bu mesajlar dünden bugüne olduğu gibi, bugünden yarına uzanan mesajlar da olabilmektedir.
Toplum bilimleri içerisinde nereye yerleştirileceği hususu tam olarak bir karara bağlanmamış olmakla birlikte, iletişimin toplum bilimlerinin bulgularının kullanıldığı bir uygulama alanı olduğu kabul edilmektedir.
Belli bir topluluğa yönelik bilgi ve anlam aktarımı şeklinde olup , daha çok haber verme, eğitme, propaganda ve reklam gibi çok çeşitli fonksiyonlar taşıyan iletişime kitle iletişimi denir. Kitle iletişiminde kullanılan araçlara ise kitle iletişim araçları adı verilmektedir. Bunlar gazete, dergi, kitap gibi basılı yayınlar ile; radyo, televizyon, sinema, tiyatro, ses ve görüntü bantları gibi araçlardır. Devamını okuyun »
admin tarafından yazılmıştır
Mar 02
ŞİİR SANATI VE TÜRLERİ
Şiir Sanatı :
Dildeki anlam, ses ve ritim öğelerinden yararlanarak bir duygu, düşünce yada olayı, yoğun ve sıra dışı anlatma sanatı olarak tanımlanabilir. İnsanoğlunun en eski ve kendine özgü anlatı türlerinden biri olması nedeniyle, bu güne kadar şiirin pek çok tanımı yapılmış, ama hiç birinin bu kavramı tam olarak açıklayamadığı görülmüştür.
Bu tanımlardan en yaygını, şiiri düz yazının karşıtı olarak gösteren tanımdır. Bir başka deyişle, şiir düz yazı ile anlatılamayan duygu ve düşüncelerin ses uyumları ile, kulağa hoş gelecek biçimde oluşturulan dizelerle anlatılmasıdır. Ama bu tanım manzumeyi de kapsar. Şiiri manzumeden ayıran özellik ise, manzumenin yüzeysel ve sıradan olmasına karşılık, şiirin yoğunluk ve derinlik taşımasıdır.ölçü ve uyak,çağlar boyunca şiirin en ayırıcı niteliği olarak kabul edilmiştir.Ne var ki,yalnızca ölçü ve uyakla şiir yaratılamayacağı gibi, özellikle 20.y.y da ölçü ve uyak kullanılmadan da çok başarılı şiirlerin yazıldığı görüldü. Bunun sonucunda düz yazının nerede bitip şiirin nerede başladığı önemli bir sorun olarak ortaya çıktı. Düz yazıda dil yalnızca bir bildiri iletmenin aracıdır; bildiri iletildikten sonra sözcüklerin önemi kalmaz. Şiirde ise vurgu, sözcüklerin aktardığı bilgi kadar , sözcüklerin üzerinde de yoğunlaşır. Yani şiirde neyin söylendiğinden çok , nasıl söylendiği önemlidir. Devamını okuyun »
admin tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: didaktik şiir, dram, dramatik şiir, epik şiir, komedi, lirik şiir, pastoral şiir, şiir nedir, trajedi
Mar 02
NOKTALAMA İŞARETLERİ
Dilimizde ilk kez Tanzimat döneminde kullanılan noktalama işaretleri,yazının daha kolay anlaşılmasını sağlar.Yazının okunmasını kolaylaştırır ve anlam karışıklığına düşülmesine engel olur.
Biz,konuşurken cümlede anlatmak istediklerimizi ses tonumuzla vurgulayarak açık bir şekilde ortaya koyabiliriz.Nerede duracağımızı,nerede vurgu yapacağımızı bilizriz.
Ancak yazıda böyle bir vurgulama yapamadığımızdan,bunu noktalama işaretleriyle sağlamaya çalışırız.Şimdi bu noktalama işaretlerini görelim. Devamını okuyun »
admin tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: nokta, noktalı virgül, üç nokta, virgül
Mar 02
EKLER
EK : Türkçemiz yapısı bakımından son eklemeli bir yapıya sahiptir. Almanca ve İngilizce gibi dillerde kelime türetme, ön ek, orta ek yada son ek yoluyla yapılırken, Türkçe kelimeler sonlarına eklenen seslerle türetilir yada anlamları işlerlik kazanır.
Bazı ekler eklendikleri kök yada gövdenin anlamını değiştirirler bunlara Yapım Ekleri denir.
Bazı ekler ise eklendikleri kök yada gövdenin anlamını değiştirmezler sadece miktarda değişiklik yaparlar, isim ile ilgili bulunma, ayrılma, çıkma, yönelme, aitlik, zaman, şahıs…vs.gibi anlamlar yüklerler bunlara da Çekim Ekleri denir. Devamını okuyun »
admin tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: çekim ekleri, ekler, yapım ekleri
Mar 02
VURGU VE ÇEŞİTLERİ
Türkçe de kelimelerin söylenişleri sırasında anlamlarını daha iyi belirtmek için bazı harf veya hecelerin üzerine basarak veya sesimizi yükselterek okuruz ki buna vurgu denir.
Vurgu ikiye ayrılır.
a) Kelime vurgusu
b) Cümle vurgusu Devamını okuyun »
admin tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: vurgu
Mar 02
Zarflar
Tanımı
Fiillerin, fiilimsilerin, sıfatların ya da kendi türünden olan kelimelerin anlamlarını türlü yönlerden (yer-yön, zaman, durum, miktar, soru) etkileyen; onları belirten, dereceleyen sözcüklere zarf denir.
Özellikleri
Tek başlarına iken sıfatlar gibi isimden başka bir şey değildir. Zarf oldukları ancak cümlede belli olur.
Cümlede genellikle zarf tümleci olarak kullanılır.
Çekimsiz kelimelerdir. İsim çekim eki (hâl, iyelik, çoğul ekleri vb.) almazlar. Ama isim olarak kullanılabilenler bu görevde iken bu ekleri alabilirler. Devamını okuyun »
admin tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: zarf çeşitleri, zarflar