Mar 02

İLGEÇ
 
 Anlam ve görevleri daha çok, tümce içinde, birlikte bulunduğu sözcüklerle beliren, sözcükler arasında ilgi kurmaya yarayan öğelere ilgeç denir. Gibi, kadar, dolayı, göre, için, ile gibi.

 İlgeçler başlığı altında bağlaçların ve ünlemlerin de işlendiği görülmektedir. Oysa ki böyle bir sınıflandırmanın yapılması sözcük türlerinin görevleri bakımından bir belirsizliğe yol açmaktadır. Bu nedenle sözcük türlerinin tanımlarını ve sınırlarını yerinde belirlemek en doğru yaklaşım olacaktır. Bu nedenle biz ilk önce sözcüklerin tanımlarını ve görevlerini belirliyoruz.  Hemen şunu da belirtelim ki, ilgeç konusundaki bu karmaşıklığın sebebi ise dilimizde ilgeç görevli sözcüklerin az olması ve mevcut ilgeçlerin çoğunun da yabancı dillerden dilimize geçmiş olmasıdır. Her şeyden   önce ilgeç sözcüğünü anlamsız olarak yorumlamak yanlış olacaktır. Çünkü hiçbir dilde anlamsız dil birliği yoktur. Olması da olası değildir. İlgeç olan bazı sözcüklerin görev ve anlam olarak farklı bir yerde farklı bir sözcük türünde bulunması doğaldır. Bunları anlam incelikleriyle ortaya çıkarmak olasıdır. Bu nedenle  şu sözcükler ilgeçtir deyip bir sözcük sayımı yapmak doğru olmayacaktır. Ancak bir tümce içinde sözcük türlerinin değerlendirmesini yapmak yerindedir. Bu nedenle ilgeçler konusunda tümcelerden hareketle örnek vermek doğru bir saptama olacaktır. Bu arara ilgeçlerin yapı bakımından incelenmesine ise gidilmemiştir. Çünkü bu sözcük türlerinin dilimizde az olması veya olmaması bu durumu ortaya çıkarmıştır. Ancak görev ve anlam açısından ilgeçlerin incelenmesi olasıdır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 02

ADIL

 Tümcede genellikle adların yerini tutan, kişi, soru, gösterme ve belgisizlik kavramları taşıyan sözcüklere denir. Adıl sözcüğü Osmanlıca “zamir” sözcüğünün karşılığıdır. Adılın başka bir tanımı ise şöyledir: “Tümcede adların, önce geçmiş kavramların yerini tutan ve söyleyenle kendisine söylenen kimseleri hatırlatan sözcüklerdir.” Bir başka tanıma göre ise “Nesnelerin yerine geçerek veya göstererek karşılayan sözcüklerdir.” Şeklinde tanımlanır. Adıllar Türkçe’de değişmeyen bir söz bölüğüdür. Yalnız adılları yapı (biçim) yönünden ele almamız mümkün değildir. Çünkü kelimeleri adıl göreviyle türeten eklerimiz yoktur. Bu nedenle  bu sözcük türlerini anlam ve görev açısından incelemek gerekiyor.

 Adıllar ad soylu sözcükler içinde en çok adlara benzerler. Ad durumuna girebilirler ve iyelik eklerini alabilirler. Bir adla birlikte tamlama da kurarlar. Adıllar tümce içinde adlar gibi öğe özelliklerini taşıyabilirler. Yine adıllar çeşitli ekler alarak belirteç olarak tümcede yer alabilirler. İlgi eki –ki kimi zaman adıllarla kullanıldığında tamlamadaki tamlananın yerini tutar. Benim kitabım yerine benimki sözcüğü kullanılabilir. İlgi eki almış adıllar bu ekten sonra yine iyelik ve ad durum eklerini alabilmektedirler. Bu da bir bakıma anlamı  daha da güçlendirir. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Mar 02

BELİRTEÇ

 Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ya da görevce kendine benzeyen sözcüklerin anlamlarını etkileyen, keme kez güçlendirip kimi zaman kısıtlayan sözcüklere belirteç denir.

Bazı dil bilimciler bu sözcük türüne zarf adını da verirler. Bazı kaynaklarda; “Bir eylemin niteliğini ya da nesnenin varlığını belirten değişmez söz bölüğüdür.”, “Zaman, yer, hal ve ölçü adlarıdır.”, “Sıfatların, eylemlerin ya da görevce kendine benzeyen sözcüklerin anlamlarını belirten ya da kısıp sınırlayan sözcüklere belirteç denir.” şeklinde tanımlara rastlamak olasıdır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 02

SIFATLAR

 Sıfatlar; adların (varlık ve kavramlar) niteliklerini, ne durumda olduklarını, sayılarını, ölçülerini gösteren, soran ya da belirten sözcüklerdir. Sıfatların tek başlarına ad olduklarını hiç bir zaman unutmamak gerekir. Sıfatları genel olarak iki ana başlık altında işlememiz olasıdır:
 1- Görev ve anlam açısından sıfatlar
 2- Yapı (biçim) açısından sıfatlar Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Mar 02

Adlar

Canlı-cansız varlıkları veya kavramları tanıtmaya yarayan sözcüklerdir. Bu nedenle adları çeşitli açılardan incelemek mümkündür. Adları genel olarak iki ana başlık altında incelemek mümkündür.
 1- Anlamlarına göre adlar
 2- Yapılarına göre adlar
 Bu açılardan incelediğimizde adlar için şöyle bir tablo geliştirmek mümkündür:
 
Günlük yaşantımızın vazgeçilmez unsurları olan bu sözcük türlerini tanımak ve kullandığımız dilin inceliklerini, gücünü bilerek konuşmak insanlık ve vatandaşlık görevlerimizin başında gelmektedir. Dili sağlıklı konuşabilmek; sağlıklı ilişkileri de beraberinde getirebilmektedir.  Bundan dolayı dilimizi en iyi ortaklık durumuna getirmek bizlerin  görevleri arasında yer almaktadır. Şimdi hem adları çeşitli yönlerden inceleyelim  hem de bunların tanımlarını yaparak örnekleyelim. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 02

İNTERNET 
 
Günümüzde internet adı ile verilen alt yapı, 1970 yılında Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından, araştırma kuruluşları ve üniversiteler arasındaki bilgi alışverişini sağlamak amacıyla kurulmuş ve her geçen gün gelişerek günümüzdeki halini almıştır.

 Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın “İnternet ve Türkçe” başlıklı makalesinde internetten şöyle bahsediyor:

“İnternet, çağımızın en hızlı haberleşme ve bilgiye ulaşma araçlarından biri. Bilişim teknolojisinin ulaştığı son nokta…İnternet sayesinde haberleşme, haber alma, bilgi verme ve bilgiye ulaşma yeni bir boyut kazandı. İnternet sayesinde sanal topluluklar oluştu. Birbirini hiç görmeyen insanlar ortak noktalarda buluşarak dostluklar kuruyorlar. İletişimin olduğu yerde elbette dil de olacaktır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır

Mar 02

KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARINDA TÜRKÇE

Basın yayın organlarında Türk dilinin temel kurallarına uyulmaması ve Türk toplumunun,   basın yayın organlarının şekillendirdiği popüler kültür çerçevesinde  Türkçe’ye yabancı kelimeler katmak ve dil kurallarını çiğnemek gibi  Türk dilinin yozlaşmasına ve geri kalmasına sebep olan kullanımların farkında olmaması, farkında olsa da tepki göstermemesi başlı başına bir sorundur.
 
Bilindiği gibi ülkemizde basın yayın organlarının içerisinde en büyük kitlelere televizyon kanalları ulaşmaktadır. Televizyon kanallarının ülkemizdeki gelişimine kısaca bir bakalım. TRT ile başlayan atılım süreci geçtiğimiz son on beş yıl içerisinde özel televizyon kanalları ile devam etti. TRT’nin aksine ticari kaygılar taşıyarak yayın yapan bu televizyon kanalları halkın ilgisini çekebilmek için farklı yapıdaki programları yayına koydu. Yeri geldiğinde haber bültenlerine bile yansımakta olan bu farklılık aslında yurt dışından ithal bir kültürün ekranlarımıza yansımasıdır. Zaman içerisinde Türk televizyonculuğunda rekabet arttı. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır

Sayfa 6 - 10« İlk..45678..Son »