<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ders Yerimiz... &#187; Türkçe Dersi</title>
	<atom:link href="http://www.dersyerimiz.com/index.php/category/turkce/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dersyerimiz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Nov 2010 19:48:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Nasreddin Hocanın Hayatı</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/nasreddin-hocanin-hayati.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/nasreddin-hocanin-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 09:04:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Dersi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1986</guid>
		<description><![CDATA[Nasreddin Hoca (1208-1284) Sivrihisar&#8217;ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir&#8217;de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun&#8217;dur. Önce Sivrihisar&#8217;da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu&#8217;ya dönerek köy imamı oldu. 1237&#8242;de Akşehir&#8217;e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim&#8217;in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nasreddin Hoca (1208-1284)</strong></p>
<p>Sivrihisar&#8217;ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir&#8217;de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun&#8217;dur. Önce Sivrihisar&#8217;da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu&#8217;ya dönerek köy imamı oldu. 1237&#8242;de Akşehir&#8217;e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim&#8217;in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. <span id="more-1986"></span>Daha sonra Akşehir&#8217;e yerleşerek burada imamlık, kadılık ve müderrislik görevlerinde bulunur.Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur&#8217;la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.<br />
Nasreddin Hoca&#8217;nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Şeriat&#8217;ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca&#8217;nın diliyle kendi sesini duyurur. Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur&#8217;la ilgili &#8220;hamam, Timur ve peştemal&#8221; gülmecesi de, Timur&#8217;dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca&#8217;yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, &#8220;kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit&#8221; türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.<br />
Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, &#8220;eşek evde yok&#8221; deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün &#8220;işte eşek ahırda&#8221; diye diretmesi karşısında, Hocanın &#8220;eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi&#8221; demesidir.</p>
<p>Onun gülmecelerinde, kaba sofuların &#8220;ahret&#8221; le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. &#8220;Fincancı Katırları&#8221;, &#8220;Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim&#8221; başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan &#8220;Ye Kürküm Ye&#8221; gülmecesi, Hoca&#8217;nın dilinde, halkın tepkisini gösterir. Nasreddin Hoca&#8217;nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, &#8220;İncili Çavuş&#8221;, &#8220;Bekri Mustafa&#8221;, &#8220;Bektaşi&#8221; gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın Şeriat&#8217;ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir.</p>
<p>Akşehir, Nasreddin Hoca ile adını Dünya&#8217;ya duyurmuştur. 1208-1284 yıllarında Akşehir&#8217;de yaşayan ünlü düşünür ve mizah ustası Nasreddin Hoca anısına yaşatmak için uluslararası ve ulusal düzeyde kutlamalar ve festivaller düzenlenmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/nasreddin-hocanin-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Açıklamalı Atasözleri</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/aciklamali-atasozleri.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/aciklamali-atasozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 15:28:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atasözleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1837</guid>
		<description><![CDATA[Abanın kadri yağmurda bilinir. Her şeyin bir değeri vardır. Bir şeyin gerçek değeri (kadri) ise, ona gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman ortaya çıkar. Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş. Yoksulluk ve sıkıntı içinde yaşayıp eziyet çekmekte olan kimseler, karşılaşacakları zor şartlardan endişe duymazlar. Çünkü onlar bu şekilde yaşamaya alışıktırlar. Abdal ata binince bey oldum sanır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Abanın kadri yağmurda bilinir</strong>.<br />
Her şeyin bir değeri vardır. Bir şeyin gerçek değeri (kadri) ise, ona gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş.</strong><br />
Yoksulluk ve sıkıntı içinde yaşayıp eziyet çekmekte olan kimseler, karşılaşacakları zor şartlardan endişe duymazlar. Çünkü onlar bu şekilde yaşamaya alışıktırlar.</p>
<p><strong>Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır</strong>.<br />
Kimi görgüsüz ve eğitimsiz kimseler bir rastlantı sonucu lâyık olmadıkları önemli bir işin başına geçseler ya da bir mevki elde etseler, aptalca davranmaya, o yerin adamı gibi görünmeye ve böbürlenmeye başlarlar. Dahası, bunun kendi hakları olduğunu da ileri sürerler.<span id="more-1837"></span></p>
<p><strong>Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz</strong>.<br />
Kimi insanlar yaptıkları işten zevk duyarlar ve onu bırakmak istemezler; bu işi sürekli olarak, tekrar tekrar yapmaktan da hiç bıkkınlık duymazlar.</p>
<p><strong>Abdalın dostluğu köy görünceye kadar</strong>.<br />
Çıkarı için yakınlık gösterip dostluk kuran kimse, beklediği yararı elde ettikten, işini yürütecek başka yollar bulduktan sonra sizinle olan ilişkisini keser.</p>
<p><strong>Abdal (derviş) tekkede, hacı Mekke`de bulunur.</strong><br />
Hemen herkesin ilgi duyduğu bir alanı, kendine özgü bir işi vardır. İlgi duyduğu alan ya da iş neredeyse kişi de orada bulunur.</p>
<p><strong>Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık</strong>.<br />
Telâşla, sabırsızca ve ivedilikle yapılan işler genellikle kötü sonuçlar doğurur; kişiyi pişmanlığın içine iter.</p>
<p><strong>Acele ile menzil alınmaz.</strong><br />
Telâşlanıp ivmekle, sabırsız davranmakla daha çabuk sonuç alacağımız, başarı kazanacağımız sanılmamalıdır. Bilinmelidir ki her işin bir süresi vardır.</p>
<p><strong>Acele işe şeytan karışır.</strong><br />
Düşünüp taşınmadan, çabuk davranılarak yapılan işten iyi sonuç beklenmemelidir; o iş ya yanlış ya da bozuk olur.</p>
<p><strong>Acemi katır kapı önünde yük indirir.<br />
</strong>Bir işin yabancısı olan, bir işe alışmamış, beceriksiz ya da anlayışsız kişi, kendisinden beklenen işi eksik yapar ve istenildiği gibi yerine getiremez; daha başlangıç anında veya en önemli yerinde işi bırakıverir.</p>
<p><strong>Acıkan doymam (sanır), susayan kanmam sanır</strong>.<br />
Uzun süre bir şeyin yokluğunu çekip ona ihtiyaç duyan kimse, o şeyden ne kadar çok elde ederse etsin tatmin olmaz; kendisine yetmeyeceği duygusu içinde bulunur.</p>
<p><strong>Acıkmış kudurmuştan beterdir.</strong><br />
Bir şeyden uzun süre yoksun kalan kimse, onu gördüğü anda ele geçirmek ister; kendinden geçercesine ona saldırır, sanki kudurmuş gibidir, gözü hiçbir şeyi görmez, tek düşündüğü uzun süre yokluğunu çektiği o nesnedir.</p>
<p><strong>Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.<br />
</strong>Bir kimsenin acınmasına yol açar, başkalarını ona merhamete getirirseniz, o kimse yerli yersiz yardım dilemeye başlar ve gittikçe arsızlaşır; bunun yanında kimilerinin hakkını kısar, emeklerinin karşılığını vermez ve onları aç-yoksul bırakırsanız, onlar da hırsızlık yapmaya başlarlar.</p>
<p><strong>Acı patlıcanı kırağı çalmaz.</strong><br />
Kötü durumda olan bir kimseyi, ortaya çıkacak yeni kötü durumlar etkilemez; pek çok zorluğa katlanabilir; çünkü o, böylesi kötü durumlara alışmıştır. Ayrıca, işe yaramayacak hâle gelmiş kimseler de, tutar bir yanları olmadığı için felâketlerden çekinmezler.</p>
<p>Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden (çıkarır), tatlı söz (dil) yılanı deliğinden (ininden) çıkarır.<br />
Onur kırıcı, sert, kötü sözler insanı öfkelendirir; sabrını taşırır, çileden çıkarır, hoş olmayan davranışlara sürükler. Bunun aksine yumuşak, tatlı, hoş sözler de öfkeli, geçimsiz, saldırgan insanları yatıştırabilir; zarar vermelerinin önüne geçip onları doğru yola sokabilir.</p>
<p>Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.<br />
Aç, yemek yeme ihtiyacı olan, yemesi gereken kimsedir. Bu insanın düşüncesi de karnını doyurmaktır. Onun bu isteği kimi özürlerle giderilip geçiştirilemez, böyle yapılmak istenirse kimi anlamsız ve aşırı davranışlara kaymasına neden olunur. Çocuklar da bir şey istediler mi hemen onun yerine getirilmesini isterler, beklemek nedir bilmezler.</p>
<p>Aç (arık) at yol almaz, aç (arık) it av almaz.<br />
İş gördürülen kimselerden verim umuluyorsa onlar aç, yoksul ve zaruret içinde bırakılmamalı, her yönden tatmin edilmelidirler.</p>
<p>Aç ayı oynamaz.<br />
Kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir; insan ya da hayvan olsun, çalışan mutlaka doyurulmalıdır.</p>
<p>Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.<br />
Yönetiminde bulunan, gözetiminde olan kimseleri maddî ve manevî yönden tatmin etmelisin. İnsanları bu yönlerden sıkıntıya düşürür, emeklerinin karşılığını vermez, kötü muameleye maruz bırakırsan yanlış yola saparlar; söz dinlemez olurlar, arsızlaşırlar.</p>
<p>Aç doymam, tok acıkmam sanır.<br />
Uzun süre yokluk içinde olan aç insan elde ettiğinden çoğunu ister, tatmin olmaz, yetmeyeceği duygusunu taşır. Tok, yani varlıklı insan ise var olanla yetinir gibidir, elindekilerin bir gün gelip tükeneceğini düşünmez, yeni kazanç yollarına başvurmaz, dahası elindekileri bilinçsizce harcamaya devam eder.</p>
<p>Aç elini kora sokar.<br />
Aç ve yoksul insan, zorunlu ihtiyaçlarını gidermek için canı pahasına bile olsa her türlü tehlikeye atılmaktan çekinmez.<br />
Aç gözünü, açarlar gözünü.<br />
Uğraşılarında, giriştiğin işlerinde uyanık bulunup dikkatli olman gerekir; yoksa umulmadık, beklenmedik bir anda büyük zararlarla karşı karşıya kalabilirsin. Bu belâdan sonra aklın başına gelir ama iş işten geçmiş olur.</p>
<p>Açık ağız aç kalmaz.<br />
Çalışan, didinen, ne istediğini bilen, bıkmadan usanmadan bunu dile getiren kişi geçim yolunu bulur; muhtaç duruma düşmez, aç kalmaz.</p>
<p>Açık yaraya tuz ekilmez.<br />
Acısı ve derdi taze olan bir kimsenin üzüntüsünü artıracak söz ve davranışlardan kaçınmak gereklidir.</p>
<p>Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.<br />
Kıymetli, yetenekli kimselerin bulunmadığı veya az bulunduğu bir yerde, kendinde az da olsa bir şey bulunan kimse böbürlenmeye, büyüklük taslamaya başlar.</p>
<p>Açılan solar, ağlayan güler.<br />
Hayatta hemen her şey bir değişimin içindedir, olduğu gibi kalmayıp tersine dönebilir, güzel çirkinleşebilir; mutsuz mutlu, yoksul da zengin olabilir.Msn Öğretmen öss kpss Gazeteler Sohbet hazır mesajlar ders izle Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir</p>
<p>Açın gözü ekmek teknesindedir (olur).<br />
İnsanın tek amacı, öncelikle kendisi için gerekli, yaşaması için zorunlu olan, yokluğunu çektiği şeyi elde etmektir.</p>
<p>Açın karnı doyar, gözü doymaz.<br />
1. Bir şeyin uzun süren yokluğu açlık ve doyumsuzluk duygusuna iter insanı; bu insan hiç doymamış, aç kalacakmış gibi davranır; gözü nesnelerde kalır, o nesneleri kaybedecek sanısına kapılır. 2. İhtiraslı kişi elindekiyle yetinmez, daha fazlasını ister.</p>
<p>Aç kurt bile komşusunu dalamaz.<br />
Komşu hakkı çok yücedir. Komşuya hangi şartlarda olursa olsun, aç ya da zengin iyi davranılmalıdır. Çünkü toplumun dirlik ve düzenliği bir yönüyle buna bağlıdır.</p>
<p>Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.<br />
Sır özeldir ve gizli tutulmalıdır. Onun gerçekten duyulup yayılması istenmiyorsa, dosta bile açılmamalıdır. Açılırsa o da ağzından kaçırabilir ya da yakınına anlatabilir, bunu başkaları duyabilir, saklamaya çalıştığın şey sır olmaktan çıkar, yayılır.</p>
<p>Aç ne yemez, tok ne demez.<br />
Yoksul kişi ihtiyaç duyduğu şeyin en kötüsüne bile razı olur; iyisini, kötüsünü arayacak durumda değildir. Oysa varlıklı kişi için durum farklıdır, o her zaman daha iyisini ister, en güzel şeylerde bile bir kusur bulur, mırın kırın eder.</p>
<p>Aç tavuk (düşünde) kendini buğday (arpa, darı) ambarında sanır (görür).<br />
Yoksulluk çeken, varlık yüzü görmeyen kişi sürekli ihtiyaç duyduğu şeylerin hasretini çeker; kendisini onları elde etme hayaline kaptırır, olmayacak düşler kurar.</p>
<p>Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.<br />
Hoşuna gitmeyecek sözler söylenmesine, hakkında kötü şeylerin ortaya çıkmasına yol açmak istemiyorsan karşındakini kızdırma.</p>
<p>Aç tokun yüzüne bakmakla doymaz.<br />
İnsan ihtiyaç duyduğu, sürekli yokluğunu çektiği şeyleri varlıklı kimselerde görmekle onlara sahip olmuş sayılmaz. Tatmin olabilmek için onları gerçekten elde etmelidir.</p>
<p>Adalet ile zulüm bir yerde barınmaz.<br />
Bu iki şey tamamen bir birinin karşıtıdır. Hak, hukuk ve doğruluğun bulunduğu yerde zulüm olamaz, zalimler bulunamaz. Zulmün bulunduğu yerde ise hak yeme, sömürü, eğrilik, azgınlık vardır ve orada da ne adalet ne de âdil vardır.</p>
<p>Adam adama her daim muhtaç (gerek olur).<br />
Tek başına yaşamak oldukça zor olduğundan insanlar bir arada yaşarlar, dayanışmaya gerek duyarlar. İhtiyaçlar bu sayede karşılıklı olarak giderilir. Bu bakımdan hiçbir insanı küçümseyip yararsız saymamalı; olur ki bir gün, hiçlenen o insanın yardımına gerek duyulabilir.</p>
<p>Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil (Adam adama yük olmaz).<br />
Birileri gelip konuğumuz olabilir, evimizde kalabilir. Bu konuk tıpkı can gibidir; can nasıl gövdeye geldiği gibi gidiyorsa, konuk da günün birinde geldiği gibi gidecektir. Bu sebeple yanımıza gelen arkadaş, dost, yakın ve konuklarımızdan yaka silkmemeliyiz.</p>
<p>Adam adamdan korkmaz, utanır (hatır sayar).<br />
Bir kimse kendisine yapılan kabalık, kötülük karşısında sert tepki göstermiyor, benzer bir şekilde karşılık vermiyorsa, bu korktuğundan değildir; hatır saydığındandır, utandığındandır, duygularına egemen olduğundandır.</p>
<p>Adam adam denmekle adam olmaz.<br />
Değerleri olmadığı hâlde değer verip saygı duyarak, bazı unvanlar vererek, överek, pohpohlayarak bir kimseyi iyi yetişmiş, değerli bir kimse yapamayız. Gerçek şahsiyet, olgunluk, insana yakışacak durum, tutum ve davranış insanın kendinde bulunmalıdır.</p>
<p>Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu.<br />
Bir kimsenin toplumdaki seçkin yeri ve önemi zengin ya da yoksul hâliyle ölçülemez. Kimi insanlar son derece yoksuldurlar ama kendilerinde bir adamlık vardır. Kimileri de zengindir ama insanlıktan nasiplerini almamışlardır. Dolayısıyla yoksul olmak insanın değerini düşürmez, zengin olmak da değerini artırmaz.<br />
Adam adamı bir kere (defa) aldatır.<br />
Bir kimse, huyunu suyunu bilmediği bir kişiye bir kez aldanır; bir daha aldanmaz. Çünkü bir kez aldanmış ve ders almıştır. Artık kendini ona göre ayarlar, karşı tarafın düzenbaz olduğunu bildiği için tedbir alır, düzenbaz ne derse desin inanmaz ve tuzağına düşmez.</p>
<p>Adama dayanma ölür, duvara (ağaca) dayanma yıkılır (kurur).<br />
İnsanlar hayatları boyunca birbirlerine destek verirler, yardımcı olurlar. Ne ki her destek ve yardım sürekli olmaz. O hâlde insan, yapacağı işlerde başkalarının yardımına ve desteğine değil, öncelikle kendi gücüne, bilgi ve becerisine dayanmalı ve güvenmelidir.</p>
<p>Adam ahbabından bellidir (Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu diyeyim).<br />
İnsan daha çok anlaştığı, huyunu suyunu bildiği, sevdiği, yanında bulunmaktan hoşlandığı kimselerle arkadaşlık kurar; dostluk eder. Dolayısıyla bir kimsenin iyi ya da kötü olduğu, arkadaşlık kurduğu kimsenin kişiliğine bakılarak anlaşılabilir.</p>
<p>Adamak kolay, ödemek güçtür.<br />
Bir işi yerine getireceğim demek, davranışıyla ya da tutumuyla o işi yapacağım duygusu uyandırmak, umut vermek kolaydır. Ne var ki yerine getirmek ve yapmak güçtür. Çünkü bu, bir çabaya, bir maddeye ya da bir paraya dayanır; bunlar da zor sarf edilir şeylerdir.</p>
<p>Adamın (insanın) adı çıkacağına (çıkmaktansa) canı çıksın (çıkması yeğdir).<br />
Toplumun bir insan hakkında verdiği yargı kolay kolay değişmez. Eğer bir adamın adı kötüye çıkmış, bu yanıyla şöhret bulup tanınmışsa, bu durum onun için katlanılmazdır. Nereye gitse kötü yanı yüzüne vurulacak, itilip kakılacak, aşağılanıp toplum dışına itilecektir. Böyle bir hayatı yaşamak, o insan için yaşarken ölmek demektir.</p>
<p>Adamın iyisi alış verişte belli olur.<br />
Alışveriş bir insanın karakterini, iyi ya da kötü oluşunu belirleyen en önemli ölçütlerden biridir. Alışveriş her şeyden önce çıkara dayanır. Birçok insan da çıkarı için ahlâk kurallarını çiğnemekten kaçınmaz. Bunu anlamanın en iyi yolu da kişiyi alışverişte denemektir. Alışveriş sırasında hileye başvurmayan, hakkı gözeten, yalan söylemeyen, ahlâksız yollara sapmayan kimse iyi insandır.</p>
<p>Adamın iyisi iş başında belli olur.<br />
İnsanı gösteren sözü değil, işidir. Bir insanın gerçek değeri; becerikli mi beceriksiz mi, çalışkan mı tembel mi, başarılı mı başarısız mı, iyi mi kötü mü olduğu yaptığı işlerle, çevresindekilere karşı takındığı tutumla ölçülür.</p>
<p>Adamını yere bakanından, suyun ağır (sessiz) akanından kork (sakın).<br />
Genellikle sessiz akan sular derin ve tehlikeli olurlar. Bir olay karşısında duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan, niyetini belli etmeyen, sessiz kalan kimseler de ağır akan suya benzerler. Sinsidirler, içlerinde besledikleri kötülükleri hissettirmezler, bu bakımından sakıncalıdırlar.</p>
<p>Adam olana bir söz yeter.<br />
İyi yetişmiş, kişilikli, anlayışlı, duyarlı kişiler kendilerine söylenen sözü, ilk söylenişinde anlarlar ve sözün gereğini yerine getirirler. Bir sözü defalarca söyleten, söyleyeni zorlayan, çıkmaza sokan kimselerde ise, bir kavrayış noksanlığı, bir ahlâk eksikliği var sayılabilir.</p>
<p>Âdemoğlu (insanoğlu) çiğ süt emmiştir.<br />
Başlangıcından bu yana nankörlük insanoğlunun değişmez bir sıfatı olagelmiştir. Yapılan bir iyiliğe karşı, çokluk kötülükle cevap vermek, insanın atamadığı huylarındandır. Sanki bu, insanda değişmez bir hâldir. Bu bakımdan insanoğlu güvensizdir, ona karşı daima dikkatli olunmalıdır.</p>
<p>Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.<br />
Büyüklerin küçükler üzerinde büyük bir etkisi vardır. Çocuklar, çokluk büyüklerini örnek alırlar. Onlardan ne görürlerse onu yapmaya çalışırlar. Bu sebeple, anne-babanın çocuklar, büyüklerin de küçükler üzerindeki etkisi, eğitim açısından oldukça önemlidir.</p>
<p>Ağacı kurt, insanı dert yer.<br />
Ağaç kurdu, içine yerleştiği bir ağacı veya tahtayı özünden, içten içe yiyerek çürütür ya da kurutur. Dert ve üzüntü de tıpkı ağaç kurdu gibidir. İnsanı içten içe yıpratır, perişan eder, dayanıksız kılar, yiyip bitirir.</p>
<p>Ağaç kökünden yıkılır.<br />
Ağacı ayakta tutan, onu toprağa bağlayan kökleridir. Onun bütün dallarını kesebilirsiniz, ancak yıkamazsınız. Yıkmak için köklerini topraktan çıkarmak zorundasınız. Bir aile, toplum ya da düzen de tıpkı ağaç gibidir. Onu da ayakta tutan bir temel (kök) vardır. Kimi ayrıntılarını (dallarını) yok edebilirsiniz, ancak yıkıp bozamazsınız; yıkmak için temelini sarsmak, ana noktalarını bozmak zorundasınız.</p>
<p>Ağaç yaprağı ile güzeldir (gürler).<br />
Bir ağacı güzel gösteren, verimli kılan, canlı tutan yaprakları, çiçekleri ve meyveleridir. Varlığını ancak bunlarla kanıtlar. İnsanlar da böyledir. İnsan ailesi, çocukları, yakınları ve dostları ile bir bütün oluşturup varlık gösterebilir. Eğer bunlardan mahrum olursa yapraksız, çiçeksiz ve meyvesiz bir ağaç gibi kalır ortada; cansız, kurumuş gibi, güçsüz ve verimsizdir.</p>
<p>Ağaç yaş iken eğilir.<br />
Çocuklar mutlaka küçük yaşta eğitilmelidirler. Bu yaşlarda işlenmeye, her türlü bilgiyle donatılmaya elverişlidirler. Zaman geçip de büyüdükçe eğitilmeleri zorlaşır. Yaşlı insan kolay kolay eğitilmez. Onlar tıpkı kuru bir ağaç gibidirler. Eğilmezler, buna zorlanırlarsa kırılırlar. Bu sebeple onlara yeni bir davranış kazandırmak imkânsız gibidir.</p>
<p>Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.<br />
Yüce Allah, her canlıyı yaratırken onunla birlikte rızkını da yaratır. Ancak insanlar aç gözlülük edip kimilerinin hakkını gasbederler, rızklarına el koymaya çalışırlar. Dolayısıyla kimileri aç ve yoksul kalır. İnsanlar bu tavırlarından vazgeçmiş olsalar, herkesin rızkının kendisine yeter olduğu apaçık ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.<br />
Gittiğimiz yolda, tuttuğumuz işte ilerlemek istiyorsak acele edip telâşa düşmemeliyiz. Yavaş yavaş ama güvenli, gerekli bir tempoda, emin adımlarla yürümeliyiz. Böyle hareket etmezsek, aceleciliğimiz yüzünden sürçebilir, yolumuzu şaşırabilir, sonuca da ulaşamayız.</p>
<p>Ağır kazan geç kaynar.<br />
1. Herkesin anlayış yeteneği bir değildir, öğrenme kabiliyetleri de farklıdır. Kimi kalın kafalı kimseler bir meseleyi oldukça geç ve zor kavrarlar. 2. Bazı beceriksiz, tembel kişiler işlerini geç yaparlar ve zamanında yetiştiremezler. 3. Ağırbaşlı, olgun kimseler bir olay karşısında hemen öfkelenip telâşlanmazlar.</p>
<p>Ağır ol, batman gelesin.<br />
Temkinli, ağırbaşlı, ölçülü ol ve dengeli hareket et ki, itibar göresin; sevilip sayılasın. Çünkü hafif meşrep, sulu, çabuk kızıp taşkınlık gösteren, aceleci kimseler toplumda pek sevilip yer edinemezler.</p>
<p>Ağır taş batman döver (yerinden oynamaz).<br />
Tutarlı, ölçülü, ağırbaşlı, temkinli kimselerin toplumda etkin bir yerleri, ayrıcalıklı bir kişilikleri vardır. Bu ayrıcalıkları sebebiyle onlara kolay kolay kimse ilişmeye cesaret edemez, onları hırpalamaya öyle herkesin gücü yetmez, dolayısıyla ister istemez saygı görür ve yerlerini korurlar.</p>
<p>Ağır yongayı yel kaldırmaz.<br />
Davranışları ölçülü, sözleri yerinde, temkinli ve ağırbaşlı olan insanlara dış etkenler, niyeti bozuk kimseler kolay kolay zarar veremezler.</p>
<p>Ağız yer, yüz utanır.<br />
İkram kabul eden, armağan alan kişi, bunları kendisine sunan kimsenin istediğini yerine getirme zorunluluğunu duyar; bir borçluluk duygusuyla bu isteği reddetmeye utanır, istemese de işi yapar.</p>
<p>Ağlamayan çocuğa meme vermezler.<br />
Hakkımızın yendiği yerde susup sonuca katlanmak doğru değildir. Susar, sesimizi çıkarmaz, hakkımızı aramazsak kimse bize yardım elini uzatmaz; hakkımızı vermez. Onun için hakkımızı arama yoluna gitmeli ve bu yolda sesimizi duyurmalıyız.</p>
<p>Ağlatan gülmez.<br />
Başkalarına zulmeden, sıkıntı veren, çile çektiren kimselerin kötülükleri karşılıksız kalmaz; günün birinde bu dünyada ya da öteki dünyada kendisine döner, yaptıklarının cezasını mutlaka çeker, o da ağlar.</p>
<p>Ağrısız baş mezarda gerek (olur).<br />
Yaşayan her insan dertten, çileden yakasını kurtarabilmiş değildir. Yaşadıkça da kurtaramayacaktır. Dolayısıyla dertsiz insan ancak mezarda bulunur. Bu demektir ki, insan dertten ancak ölünce kurtulacaktır.</p>
<p>Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.<br />
Vakit ve fırsat varken (yazın) çalışmayan, tembel tembel oturan, keyfini düşünen kimse, fırsat kaçtıktan sonra, çalışmanın zor olduğu günlerde (kışın) geçim sıkıntısı çeker; perişan olur, aç kalıp yoksul düşer.</p>
<p>Ah alan onmaz.<br />
Zulmeden, hak yiyen, kötülük yapan ve bu sebeple birilerinin bedduasını alan kimse iflâh olmaz; onun sonu iyi değildir, yaptıklarının cezasını mutlaka görür.</p>
<p>Ahlatın (armudun) iyisini ayılar yer.<br />
Değerli, güzel ve iyi şeyler çoklukla onlara lâyık olmayan kimselerin eline geçer ve onlarca kullanılırlar. Bu da gösteriyor ki, insanlar gelişen olaylara çok kez engel olamazlar.</p>
<p>Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.<br />
Anlayışı kıt, beceriksiz, yüzsüz ve yılışık, çıkarcı kimselere gereksiz yere yakınlık gösterilmemelidir. Yoksa bu yakınlığı kötüye kullanabilir. Yerli yersiz karşınıza çıkıp sizi rahatsız ve huzursuz edebilir. Bu gibi kimselerle kurulacak ilişkilerde dikkatli olunmalıdır.</p>
<p>Ahmak iti yol kocatır.<br />
Bazı insanların girişimleri, uğraşıları, didinmeleri, yaptıkları işleri ahmaklıkları yüzünden sonuçsuz kalır; yıpranmalarına yol açar. Bunun böyle olmasının sebebi, işe iyi düşünmeden, plân yapmadan girmiş bulunmaları, karşılarına çıkacak aksilikleri hesaplamamış olmalarıdır. İşte böylesi bir giriş, onları tekrar tekrar yapmak zorunda bırakmış, zaman kaybettirmiş, yormuş ve yıpratmıştır.</p>
<p>Akacak kan damarda durmaz.<br />
“Takdir, tedbiri bozar” derler. Bir zarara uğramak, önemli bir şeyimizi kaybetmek kaderimizde varsa, ne yaparsak yapalım, ne önlem alırsak alalım bunun önüne geçemeyiz. Bugün ya da yarın, er veya geç olan olacaktır.</p>
<p>Ak akçe kara gün içindir.<br />
Emek vererek, alın teri dökerek kazandığımız para, sıkıntılı anlarımız ve zor günlerimiz içindir; bizi darlıktan bu para çekip kurtarır, rahata erdirir. Dara düşülen günlerimizde bu parayı harcamaktan da geri durmamalı, çekinmemeliyiz.</p>
<p>Akan su yosun (pislik) tutmaz.<br />
Bilinen bir şey ki, devamlı akan su kendini ve yatağını temiz tutar; hareketsiz ve birikinti hâlinde olan su da aksine mikrop ve pisliği bünyesinde taşır. Denebilir ki hareketlilik, canlılık ve çalışkanlık insanı canlı ve üretken yapar; iyimser kılar, kötülükten uzak tutar, düşkünlüğünü önler; böylece de o insan hem kendine, hem de başkalarına yararlı olur.</p>
<p>Akar su çukurunu kendi kazar.<br />
Azimli olan, bir şey yapma isteği ve gücünü taşıyan, gayretli ve atak kimseler zorluklara boyun eğmezler; amaçlarını gerçekleştirmek için imkân ararlar, yollarını ne yapıp edip bulurlar.</p>
<p>Akan suya inanma, el oğluna güvenme.<br />
Kimi akar sular yavaş aktığı için tehlikesiz görünebilir, ancak yine de güvenmemelidir. Bir an o suya kapılıp sürüklenebilir, derinlere ve burgaçlara çekilip boğulabiliriz. El oğlu da tıpkı bu akar sular gibidir, kimi yanlarına bakarak onlara güven duyamayız. Çıkarı için bizi tuzağa düşürebilir, başımıza olmadık işler açabilir, zor durumda bırakıp zarara uğratabilir. Bunun için temkinli olmalıyız.</p>
<p>Akıl akıldan üstündür.<br />
Her insan aynı anlayış, bilgi ve düşünme gücüne sahip değildir. Bizim akletmediğimizi, bir başkası akledebilir. Biri bizden daha iyi düşünüp karanlık bir noktada bize ışık tutabilir. Bu bakımdan önemli işlerimizde güvenli, geniş düşünce sahibi kimselere danışmaktan, onların bilgi ve tecrübesine başvurmaktan kaçınmamalıyız.</p>
<p>Akıl için tarik (yol) birdir.<br />
Bir mesele ancak akıl yoluyla çözülebilir. Bu yol ise tektir. Doğru düşünenlerin, mantıklı olanların bu yolu izlediklerinde vardıkları sonuç hep aynı olacaktır.</p>
<p>Akıl kişiye (adama) sermayedir.<br />
Giriştiğimiz hemen bütün işlerde başarılı ya da başarısız olmamızdaki en büyük etken akıldır. O, yapmaya çalıştığımız işte baş aracımızdır. Onu gerektiği gibi, yerinde kullanırsak iyi sonuç almamız kolaylaşır. Hemen her işte bir sermayeye gerek duyulduğu açıktır. Bu sermaye de paradır. Ama unutmayalım ki, paranın da işe yarar şekilde kullanılması akılla olur.</p>
<p>Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır (Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun).<br />
Düşüncesiz ve yersiz davranan, gerçeği görmeyen, anlayışı kıt kimseler yaptıkları işlerin, söyledikleri sözlerin ne gibi sonuçlar doğuracağını hesap edemezler. Bu yanlarıyla, iyi niyetli de olsalar dostlarına bilmeyerek zarar verebilirler. Bunun aksine, akıllı düşmanın neler yapabileceği, hangi yollara başvuracağı önceden tahmin edilip sezilebilir; dolayısıyla kişi tedbirini alır, kendisine gelebilecek zararları önlemeye çalışır.</p>
<p>Akıllı hırsız, şaşkın ev sahibini bastırır.<br />
Aklını kullanmasını bilen, açık göz, uyanık ve düzenbaz kimseler düşüncesiz, kavrayışı kıt, ahmak ve şaşkın kimseleri aldatmakta bir zorlukla karşılaşmazlar. Hatta bu kimseler, karşılarındaki bu aptal insanları, haklı da olsalar haksız çıkarabilirler; kendilerini suç işlememiş gibi gösterebilirler.</p>
<p>Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.<br />
Önlem almaya, hazırlıklı olmaya alışmış kimi tedbirli kimse, hemen her şeyde bir sonuca ulaşmak için sağlam bir yol arar. Bunun için de düşünüp taşınır, kolay kolay karar veremez. Dolayısıyla da epey zaman harcamış ve sonuca ulaşmakta gecikmiş olur. Oysa gözü pek atak ve yeterince düşünmeden karar veren kimse, tehlikeyi göze alıp işe girişir ve sonuca daha çabuk ulaşır.</p>
<p>Akıllıyı arkada tutma, akılsızı kılavuz etme.<br />
Hangi işte, hangi yönetimde olursa olsun sağlıklı bir sonuca gidilmek isteniyorsa, mutlaka iyi ve doğru düşünenlere, işinin ehli ve akıllı kimselere öncelik verilmelidir; onlar takipçi değil, takip edilenler olmalıdır. Eğer bunun tersi yapılıp akılsız, ahmak, beceriksiz, anlayışı kıt kimselere öncelik verilir, onlar iş başına getirilirse yapılan işten olumlu bir sonuç elde edilemez; elde kalan yalnızca zarar olur.</p>
<p>Akıl para ile satılmaz.<br />
İnsanlar akılca eşit değillerdir. Kimileri akıllı, kimileri aptaldır. Bunu değiştirmek mümkün değildir, böyle de sürüp gidecektir. Üstelik akıl, somut bir şey de değildir. Sonradan da elde edilemez, parayla da alınıp satılamaz. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda delice işler yapan varlıklı insanlar, akıllıca işler yapan yoksul insanlar görürüz. Eğer akıl parayla satın alınmış olsaydı zenginlerin dilece işler yapmadıklarına tanık olabilirdik.</p>
<p>Akılsız başın zahmetini (cezasını) ayaklar çeker.<br />
1. İyi düşünüp taşınmadan, eni konu hesaplamadan verdiğimiz kararlar, yaptığımız girişimler bizi kötü sonuçlarla karşı karşıya bırakır, çıkmaza sokup oraya buraya koşturur, yorgun düşürür. Hemen her şeyi yeni baştan yapmak durumuyla yüz yüze getirir. 2. İşin başında olanların akletmeden verdikleri yanlış karar ve ortaya koydukları tutumların doğurduğu kötü sonuçların sıkıntılarını, zahmetini buyruk altında çalışanlar çeker.</p>
<p>Akıl yaşta değil baştadır.<br />
İnsanın yaşlanması, aklının artması anlamına gelmez. İnsan büyüyebilir fakat aklı (kıt) kalabilir. Biliriz ki, pek çok genç yaşça büyük olanlardan daha akıllıdırlar. İnsanlar yaşlandıkça tecrübe sahibi olabilirler ama tecrübe akıllı olanların işine yarar, akılsızların değil.</p>
<p>Ak koyunun kara kuzusu da olur.<br />
1. İyi ana-babadan kimi zaman kötü huylu çocuklar da olabilir. 2. Çok iyi sandığımız bir işin, girişimin veya tavrın kötü yanları da bulunabilir. 3. Arkadaş, dost ve yakınlarımızın kimi kusurlu yanları da bulunabilir.</p>
<p>Akla gelmeyen başa gelir.<br />
İnsan her şeyi eksiksiz düşünüp, başına gelebilecekleri önceden kestirip tedbir alacak güçte değildir. Hiç ummadığı, beklemediği bir anda başına öyle şey gelir ki, bu şeyi daha önce hiç düşünmemiştir bile. Bu durumda yapılacak şey endişe ve korkuya kapılmamak, sakin olmaya çalışmaktır.</p>
<p>Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.<br />
Aklına geleni hemen gerçekleştirmeye çalışma; önce iyi düşün, taşın, doğabilecek sonuçları hesapla. Bunun aksine hareket edip iş yapmaya kalkar, her önüne gelene çatarsan büyük sıkıntılarla karşılaşır, zarar görürsün.</p>
<p>Akraba (dost) ile ye, iç, alışveriş etme.<br />
Hemen her alışverişin temelinde çıkar yatar. Bu çıkarlar insanları çatışmaya sürükleyip tatsızlıklara yol açabilir; sonuçta ortaya kırıcı, incitici davranışlar çıkar. Dolayısıyla alışveriş dostluğu bozucu bir işlev yüklenmiş olur. Bu ise devamlı görüşen insanlar için hoş bir durum değildir. Bu bakımdan özellikle kendine güvenemeyenler, dostluklarının devamını dileyenler alışveriş konusunda dikkatli olmalı, gerekirse birbirleriyle alışverişten kaçınmalıdırlar.</p>
<p>Akşama karşı gitme, tana karşı yatma.<br />
Yüce Allah, gündüzü çalışıp rızk kazanma, geceyi de uyku ve dinlenme zamanı olarak yaratmıştır. Bu sebeple erken kalkıp çalışmalı ve erken yatmalıdır. Yola çıkmak için de en uygun zaman seher vaktidir, her şey görünür olduğundan daha güvenlidir. Gece yolculuk yapmaktan mümkünse kaçınmalıdır; gece yolculuğu hem zor, hem de tehlikelidir.</p>
<p>Akşamın hayrından sabahın şerri yeğdir (iyidir).<br />
Elden geldiğince işler akşam ya da gece yapılmamalıdır. Sabah görülmesi daha uygundur. Çünkü gece iş yapmak tehlikelidir. İnsanların en yoğun, yorgun ve dalgın oldukları zaman bu zamandır. Çalışanların hata yapmaları, işi eksik görmeleri, verimsiz olmaları gündüze oranla daha fazla olur. Ayrıca gündüz elde edilebilen imkânlar gece elde edilemez. Bu bakımdan sabahleyin yapılacak iş kusurlu da olsa, akşam yapılacak işten daha iyidir.</p>
<p>Alacağın olsunda da alakargada olsun.<br />
İnsanlar kolay kolay borçlu olmak istemezler. Çünkü borç ödemek, özellikle sıkıntıda olanlar için hayli zordur. Bu bakımdan borçlu olmaktansa alacaklı olmak daima iyi görülür. Alınması zor da olsa, borçlu olan ödememek için karşı da koysa, insanın alacaklı olması yine de iyi bir şeydir.</p>
<p>Alacakla verecek (borç) ödenmez.<br />
Kimilerine borçlu, kimilerinden de alacaklı olabiliriz. Ne var ki, borcumuza karşılık, alacağımıza güvenip onunla borcumuzu ödeyebileceğimizi düşünmemeliyiz. Böyle yaparsak tedbirsiz hareket etmiş oluruz. Borcumuzun ödenme günü geldiğinde, eğer alacağımız bize ödenmemişse zor durumda kalabiliriz. Bu yüzden borcumuzu, alacağımızla öderiz hesabına gitmek doğru değildir; bu bir tedbirsizliktir.</p>
<p>Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.<br />
İnsanların toplum içindeki yerlerini tutum ve davranışları belli eder. Kimi insan vardır ki alçak gönüllüdür, büyüklük taslamaz, insanların mevkilerine göre tavır takınmaz; işte bu kimseler saygı ve sevgi görür, toplum içinde yükselir. Kimi insan da vardır ki kibirlidir, herkesi küçük görür, üstünlük taslar; bu insan da hiç sevilip sayılmaz, toplum içinde de iyi bir yer edinemez.</p>
<p>Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.<br />
İnsan hiçbir işinde aşırılığa kaçmamalı, orta bir yol izlemelidir. Gerek maddî, gerekse manevî yönden kendisine en uygun olanı seçmelidir. Orta bir yol izlemeye yanaşmayan insana hem çok düşük, hem de çok yüksek hayat biçimi zarar verir.</p>
<p>Alçak yer yiğidi hor gösterir.<br />
Elindeki imkânları sınırlı olan, basit bir görevde bulunan kimse ne kadar değerli olursa olsun kendini gösteremez; kişiliğini, yeteneğini kanıtlayıp lâyık olduğu yere gelemez. Bu durumda onun önemsiz görülmesine, etkisiz kalmasına, yitip gitmesine sebep olur.</p>
<p>Al elmaya taş atan çok olur.<br />
1. Önemli, parlak mevkileri elde etmeye çalışan çok olur. 2. Değerli, güzel ve çekici olan şey herkesin dikkatini çeker. Kimileri onu elde etmeye çalışırken, kimileri de kıskançlığa düşüp onun aleyhinde çalışırlar.</p>
<p>Alet işler, el övünür.<br />
İnsan ne iş yaparsa yapsın, ne kadar usta olursa olsun, o iş için gerekli araç-gereç olmadan başarı elde edemez. Durum bu kadar açık olduğu hâlde, araç-gereci bir tarafa atıp kendi ustalığı ile övünmekten geri durmaz insanoğlu.</p>
<p>Alışmış kudurmuştan beterdir.<br />
Bir şeye alışkanlık tutkuyu, tutku da tutsaklığı peşinden sürükler. Bir şeye alışkın olan, bir anlamda onun tutsağı olmuştur. Artık onu yöneten alışkanlıklarıdır, kolay kolay bu alışkanlıklardan vazgeçmez. Alışkın olduğu şeyden kopmamak için her yola başvurur, delice davranışlar gösterir.</p>
<p>Al kaşağıyı gir ahıra, yarası (yağırı) olan gocunsun (gocunur).<br />
Bir meseleyi halletmek, bir yolsuzluğu soruşturmak, bir haksızlığın önüne geçmek için ne gerekirse yapılıp söylenmelidir. Bu sırada kabahati olan varsın tedirgin olsun, alınıp telâşa kapılsın.</p>
<p>Allah bir kapıyı kapatırsa ötekini açar.<br />
İşi büsbütün bozulan, bir çıkmaza düşen insan karamsarlığa kapılıp Yüce Allah`tan umut kesmemelidir. Çünkü Allah rahmetini esirgemez, O`nun rahmeti boldur. Allah hiç umulmadık bir anda bir sebep yaratır ve çare gösterir, bize iyi imkânlar sunar. Yeter ki O`na inanıp güvenelim, O`ndan umut kesmeyelim.</p>
<p>Allah dağına göre kar verir (verir kışı).<br />
Yüce Allah, her kuluna kaldırabileceği ölçüde yük, sıkıntı verir. Bu kimine az, kimine çoktur. Herkesin dayanabileceği kadardır.</p>
<p>Allah doğrunun yardımcısıdır.<br />
Yüce Allah, insanlara neyin eğri, neyin doğru olduğunu kitapları ve peygamberleri vasıtasıyla göstermiştir. Onun yap dediğini yapan, yapma dediğini yapmayan doğru yoldadır. Onun istediklerini yerine getiren, haram kıldığı şeylerden kaçınan, onu bunu aldatmayan, yalan söylemeyen, doğruluktan sapmayan kişiye Allah yardım eder; o kişi her işte başarı sağlar, kötülük görmez, zarara da uğramaz. O hâlde doğruluktan şaşmamalıdır.</p>
<p>Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.<br />
İşleri kötü giden kişi Allah`tan umut kesmemelidir. Rahmeti bol olan Yüce Allah, kimseyi rızksız koymaz. Allah`ın bir sebeple bizi içine düştüğümüz kötü durumdan çıkarıp, daha iyi ve güzel bir duruma kavuşturacağına inancımız tam olmalıdır.</p>
<p>Allah`ın bildiği kuldan saklanmaz.<br />
Bütün insanlar, yaptıkları her şeyden yaratıcıları olan Allah`a karşı sorumludurlar. Allah, kullarının ne yaptıklarını, ne düşündüklerini ve kalplerinden geçenleri bilir. İnsan, eğer bir suç işlemişse, bu suçundan dolayı önce Allah`tan korkmalı ve utanmalıdır. Çünkü, hiçbir şeyin kendisine gizli olmadığı Allah, onun suç işlediğini biliyordur. Bunu gizlemek, o suçu ortadan kaldırmaz. Öyle ise onu kuldan niçin saklamalıdır?</p>
<p>Allah kulunu kısmeti ile yaratır.<br />
Her insan dünyaya rızkı ile gelir. Allah, onu mutlaka bir geçim yoluna ulaştırır; bu yol zor ya da kolay olabilir. Yeter ki insanlar birbirinin rızkına el uzatmasınlar.</p>
<p>Allah sabırlı kulunu sever.<br />
Acı, yoksulluk, haksızlık ve hastalık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan, olacak veya gelecek bir şeyi telâşa kapılmadan bekleme erdemidir sabır. Bu, insanın sahip olabileceği en değerli huylardandır. Böyle kimseler dayanıklı olur, güçlüklere göğüs gerer, kötülükleri kolay savar, sıkıntıları çabuk atlatır. Cenab-ı Hak da böyle kullarını sever. Öyleyse bu sevgiye lâyık olmak için sabırlı olmaya gayret etmeli insan.</p>
<p>Allah sağ eli sol ele muhtaç etmesin.<br />
Birine muhtaç olup ondan bir şey istemek, istediğinin yerine gelmediğini görmek insana çok ağır gelir. Bu yüzden bir de hakarete uğramak, hele en yakınından böyle bir tavır görmek insanı kahreder. Bu sebeple “Allah`a, bizi en yakınımıza dahi muhtaç etmesin” diye dua etmeyi bir görev bilir insan.</p>
<p>Allah`tan umut kesilmez.<br />
Allah, kendisine inananları güç durumda bırakmaz. En umutsuz anlarında bile bir sebep yaratıp onları sevindirir, işlerini yoluna kor, durumlarını düzeltir. Bu bakımdan Müslümanlar en kötü ve umutsuz durumlarında bile karamsarlığa düşüp yalnızlık korkusuna kapılmazlar. Yüce Allah`ın onlara lütufta bulunacağına, onları koruyacağına gönülden inanırlar.</p>
<p>Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.<br />
Kiminin gücü az, kiminin yeteneği sınırlıdır. Allah, bu insanlara da durumlarına göre imkânlar verir; kolaylıklar gösterir; onların da bir hayat düzeni kurmalarına, geçim yolu bulup barınmalarına yardım eder.</p>
<p>Almadan vermek, Allah`a mahsus (yaraşır).<br />
Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, ama ihtiyaç sahiplerinin muhtaç olduğu tek varlık, şanı yüce olan Allah`tır. Karşılık beklemeden yardım yapmak sadece ve sadece Allah`a mahsustur. Bu sebeple insanlar yardımlaşırken bir karşılığı gözetirler. Bir şey verirken almaya gereklilik duyarlar. Öyleyse siz başkasına yardımcı olunuz ki, başkası da size yardımcı olsun.</p>
<p>Almadığın hayvanı kuyruğundan tutma.<br />
Hiçbir zaman alamayacağın bir mala alacakmış gibi, yapamayacağın bir işe yapacakmış gibi, yanında çalıştıramayacağın bir kişiye çalıştıracakmış gibi yakın ilgi gösterme. Bu, karşı tarafa boş yere umut vermek olur ki, doğru bir hareket değildir.</p>
<p>Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste.<br />
Zalim olma, kötülük yapıp da can yakma. Yoksa mazlumların bedduasını alır, yaptığın kötülüklerin cezasını feci şekilde çekersin.</p>
<p>Altın anahtar her kapıyı açar.<br />
Para güçlü bir araçtır. Paranın halledemeyeceği, ortadan kaldıramayacağı engel ya da mesele yok gibidir. Çünkü insanlar çıkarlarına, nefislerine düşkündürler. Bu düşkünlük onları zayıf bırakır. Para da bu zayıf insanları kolayca elde eder. Dolayısıyla karşılığını para ile ödediğinizde, insanlar pek çok engeli önünüzden kaldırır; istediğiniz şeyi kolayca elde edersiniz.</p>
<p>Altın eli bıçak kesmez.<br />
1. Zengin kişi para ile pek çok meselesini halleder, paranın gücü sebebiyle ona zarar vermek zorlaşır. 2. Hünerli, işinin ehli kimseyi hayat zorlukları kolay kolay etkileyemez. Bir an zorluklar onu sarssa bile, o yılmadan çalışır; işlerini yoluna kor ve hayatını sürdürür.</p>
<p>Altın eşik, gümüş eşiğe muhtaç olur.<br />
Ne varlığa, ne makama güvenmemeli; hiç kimseye yukarıdan bakılmamalıdır. Gün gelir insan elindeki varlığı yitirip yoksullaşabilir, bir zamanlar kendisinden daha yoksul olan bir kişiye muhtaç olabilir. Mevkisini de kaybedebilir ve kendisinden daha önce altta olan insanların emrinde çalışmaya mecbur kalabilir.</p>
<p>Altın yere düşmekle pul olmaz.<br />
Yetenekli, dürüst ve değerli bir kişi bulunduğu yüksek yeri (makam-mevki) yitirip önemsiz bir yerde bulunmak zorunda kalsa bile değerinden bir şey kaybetmez.</p>
<p>Altı olur, yedi olur, hep Allah`ın dediği olur.<br />
İnsanoğlu ne tür hesaplar ve plânlar yaparsa yapsın, ne tür ihtimalleri göz önüne alırsa alsın, sonuçta Allah ne dilemişse o olur. Bunun için “takdir, tedbiri bozar” demişlerdir.</p>
<p>Aman diyene kılıç kalkmaz (Eğilen baş kesilmez).<br />
Yiğitliğinize, mertliğinize güvenerek teslim olan kişi size sığınıyor; canının da sizin tarafınızdan korunmasını istiyor demektir. Böyle bir durumda ona kötülük yapmak ya da onu öldürmek doğru değildir. Aksi bir tavır insanlık dışı bir hareket olur, meğer ki sığınan kişi düşman bile olsa.</p>
<p>Ana evlâdını atmış, yar başında tutmuş.<br />
Biliriz ki, çocuğu en fazla seven, ona en fazla emeği geçen, onu en fazla koruyan, onunla en fazla bütünleşen genellikle annedir. Bu sebeple ona ne kadar kızarsa kızsın, ondan ne kadar nefret ederse etsin, bu durumunu devamlı sürdürmesi düşünülemez. Çocuğun tehlikeye düştüğü bir anda, annelik içgüdüleri harekete geçer ve onu korumaya çalışır.</p>
<p>Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.<br />
Şehirler içinde Bağdat öteden beri güzel, önemli ve gözde şehirlerden biridir. İnsanı kendine çeken, pek çok şehirde bulunmayan özelliklere sahiptir. Annenin de diğer insanlar içinde ayrıcalıklı bir yeri vardır. Onun kadar çocuğunu seven, çocuğuna gönülden bağlı bir yakın, bir dost yoktur insanlar içinde. Ne zaman başımız dara düşse hemen o koşar, elimizden tutmaya o çalışır.</p>
<p>Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.<br />
Kimi meseleleri üstü kapalı, bazı ipuçları vererek şöyle bir anlatmak zorunluluğu hasıl olur. Anlayışlı kimseler bu tür konuşmadan ne denmek istendiğini kolayca anlarlar. Ama kavrayışı kıt kimseler ne kadar açık anlatılırsa anlatılsın, ne kadar tekrar edilirse edilsin ne denmek istendiğini bir türlü anlayamazlar.</p>
<p>Araba devrilince (teker kırılınca) yol gösteren çok olur.<br />
İnsanlar her nedense her şey olup bittikten, işler bozulduktan, ortaya kötü bir sonuç çıktıktan sonra “niçin böyle yaptın, şöyle yapsaydın, bu yolu tutmalıydın” gibi sözler söylemeyi alışkanlık edinmişlerdir. Önemli olan yapma biçimindeki yanlışlığı, tutulan yoldaki tehlikeyi önceden görmek ve uyarıda bulunmaktır.</p>
<p>Araba ile tavşan avlanmaz.<br />
Hemen her iş ayrı bir araç, yol ve yöntemi gerekli kılar. Başarıya ulaşılmak isteniyorsa o iş için uygun olanlar seçilmelidir. Eğer bunun dışına çıkılırsa başarıdan söz edilemez.</p>
<p>Arabanın ön tekeri nereden geçerse arka tekeri de oradan geçer.<br />
1. Büyükler nasıl bir davranış veya yaşayış yolu tutmuşlarsa çocuklar da onları taklit eder, onların izinden gider. 2. Yönetenlerin tavır biçimi, zamanla yönetilenlere geçer.</p>
<p>Ar dünyası değil kâr dünyası.<br />
1. Yaptığı iş eğer namusuna dokunmuyor, onurunu zedelemiyorsa geçim için şu ya da bu işi yapmalı insan; utanıp sıkılmadan para kazanmalıdır. 2. Kimi insanlar vardır ki, namus ve onur denen değerleri bir tarafa fırlatmış, çıkar için her türlü işi yapmaktadırlar.</p>
<p>Arı bal alacak çiçeği bilir.<br />
Bazı kimseler, açıkgöz insanlar ve işinin uzmanı olanlar, çıkar sağlayabilecekleri, kazanç elde edecekleri yerleri gayet iyi bilirler.</p>
<p>Arı, kızdıranı sokar.<br />
Hiçbir insan durup dururken çoklukla birinin canını yakmaz. Kişi ancak kendisini kızdırıp bunaltana, sataşıp ilişene, kötülük yapana karşı ister istemez eyleme geçer; saldırır ve zarar verir.</p>
<p>Arık öküze bıçak çalınmaz.<br />
Güçsüz, zayıf, kendisini zor ayakta tutan kimselerden yararlanmaya çalışmak, onlara eziyet edip çile çektirmek doğru değildir; bu yiğitliğin ve insanlığın şaşına yakışmaz.</p>
<p>Arpa eken buğday biçmez.<br />
1. Kötü bir davranışta bulunan insan iyilik göremez. 2. Yapmaya çalıştığı işin üzerinde lâyıkıyla durmayan ondan iyi sonuç alamaz.<br />
Arsızın yüzüne tükürmüşler, “yağmur yağıyor” demiş.<br />
Arsız insan kişiliğini, saygınlığını, utanma duygusunu yitirmiş insandır. Dolayısıyla o ne kadar ağır hareket görse, söz işitse yine de aldırış etmez; pişkinliğe vurup iyi bile karşılar.</p>
<p>Arslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur).<br />
İnsanların kişilikleri ile sürekli bulundukları yerler arasında bir özdeşlik kurmak mümkündür. Bir kimsenin kişiliği çalıştığı iş yerinin niteliğinden; yatıp kalktığı evin temizliğinden, düzeninden anlaşılır.</p>
<p>Asil azmaz, bal kokmaz (kokarsa yağ kokar, çünkü aslı ayrandır).<br />
Kendine has özellikleri bulunan bir nesne ne denli biçim değiştirirse değiştirsin, aslî özelliğini yitirmez. Bu durum insan için de söz konusudur. Soylu bir aileden gelen insanlar ne denli büyük bir sarsıntı geçirirlerse geçirsinler, bayağı bir duruma düşüp yozlaşmazlar; soyluluklarını yitirmezler. Ama mayalarında kötülük, noksanlık bulunan kimseler için böyle bir şeyden söz edilemez; onlar eninde sonunda bir açık verirler, olumsuz yanlarını dışa vururlar.</p>
<p>Aslını inkâr eden (saklayan) haramzadedir.<br />
Bir insan çarpık bir ailenin üyesi olabilir; yoksul, eğitim görmemiş kaba bir aileden gelebilir. Bu durumunu birilerinden saklamak ve onlara karşı bir utanç kaynağı olarak görmek son derece yanlıştır. Çünkü insan, böyle bir aileden gelmekle değersiz olamaz. Kendisini değerli ya da değersiz kılmak kendi elindedir. Böyle bir tavrı da ancak zayıf karakterli insanlar gösterebilir ya da bu tavır ancak piçlere yaraşır.</p>
<p>Âşığa Bağdat sorulmaz (ırak değildir).<br />
Kim ki bir şeyi elde etmek ister, ona taşkın bir kavuşma isteğiyle yanıp tutuşur, o kimseye zor şartlar ağır gelmez; o, her türlü çabayı gösterir; her türlü fedakârlığa katlanır.</p>
<p>Âşık âlemi kör, dört yanını duvar sanır.<br />
Aşk duygusuyla dolup taşan kişi, bu derin sevginin etkisiyle ne yaptığını bilemez; hoşa gitmeyecek davranışlarda bulunur, sanki bilincini kaybetmiş gibidir; yapıp ettiklerini kimse bilmez, görmez ve söylediklerini kimse işitmez sanır.</p>
<p>Aşını, eşini, işini bil.<br />
Doğru, düzgün, sağlıklı, mutlu ve verimli bir hayat mı yaşamak istiyorsun? O hâlde yiyeceğine dikkat et, temiz ve helâl ye. Eşini ve arkadaşını iyi seç, kötülerden uzak dur. Bir iş edin, edindiğin işe sahip çık, onu lâyıkıyla yap.</p>
<p>Aş taşınca kepçeye paha olmaz.<br />
Kimi değersiz görülen, bir kenara atılmış bulunan araçlar bir zaman gelir gerekli olurlar; bir zararı önlemeye yararlar. İşte o zaman değerleri birden bire artar, kıymet biçilemez olurlar.</p>
<p>At, adımına göre değil, adamına göre yürür.<br />
Bir atın yürümesi ya da koşması, doğrudan sırtındaki binicisinin yönetimine bağlıdır; binici ne isterse onu yapar; koşar, durur ya da yavaş gider. Bir işin akışı da böyledir. İşin sonucu, verimli yahut verimsiz oluşu, o işi yapanın bilgi, beceri çaba ve tutumuna bağlıdır.</p>
<p>Ata eyer gerek, eyere er gerek.<br />
Çıplak ata binmek oldukça zordur. Ata binmeyi kolaylaştıran eyerdir. Ancak bu yeterli değildir. Atın üzerinde oturacak kimse eyerin hakkını vermeli ve başarılı olmalıdır. Bunu da ancak yiğit olan yapar. Bir iş için de durum bundan farklı değildir. Yapılan işten verim alınmak isteniyorsa, önce işte kullanılacak araçlar sağlanmalı; sonra da iş ve araçlar işini iyi bilen, bunları kullanabilecek birine teslim edilmelidir.</p>
<p>Atanın (babanın) sanatı oğula mirastır.<br />
Çocuklar küçük yaşlarda öncelikle babalarının yaptıkları işlerle ilgilenirler. Babanın oğulla yakın ilişkisi, çocuğun giderek babasının yaptığı işi öğrenmesine yol açar. Baba da bunun için özel bir çaba sarf etmişse, çocukta, bu işi öğrenme yolu kalıcı olur. Büyüyünce kendisi de bu sanatla uğraşır, geçimini bu yolla sağlamaya çalışır.</p>
<p>Atasını tanımayan Allah`ını tanımaz.<br />
Ana-babaya değer vermek, onlara saygı-sevgi göstermek, onlara dar günlerinde yardımcı olmak, onlara “öf” bile dememek Yüce Allah`ın buyruklarındandır. Bu buyruklara itaat etmeyen, ana-babaya gerekli ilgiyi göstermeyen, onlara karşı gelen bir kimse Allah`a da karşı geliyor demektir.</p>
<p>At binenin (iş bilenin), kılıç kuşananın.<br />
1. Kim ki bir işi beceriyor, bir şeyi kullanıyor, bir şeyden gerektiği gibi faydalanıyor, o şeye sahip olmalıdır; en uygunu, yakışanı da budur. 2. Kim ki başkasının yararlanmadığı, yararlanmasını bilmediği bir şeyi elinde tutuyor ve ondan yararlanıyorsa, o şey, mal sahibinden çok onun sayılır.</p>
<p>At binicisini tanır (bilir).<br />
Emir altında çalışan kişi, kendisini yönetenin işten anlayıp anlamadığını, ne isteyip istemediğini, hangi olay karşısında nasıl tavır takındığını bilir; işini de ona göre yapar ve yürütür.</p>
<p>Ateş düştüğü yeri yakar.<br />
Bir felâket ya da üzücü olay gerçek anlamda ona uğrayana, yalnızca ilgili kimselere acı verir; onların yüreklerini yakar. Başkalarının, uzak kimselerin duydukları acı, gösterdikleri üzüntü ise yüzeyseldir; kalıcı değil, gelip geçicidir.</p>
<p>Ateşle barut bir yerde durmaz.<br />
Bir arada bulunmaları çok tehlikeli görülen şeyler birbirinden uzak bir yerde tutulmalıdırlar.</p>
<p>Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.<br />
Bir olay ya da durumun varlığı, gerçekten ortada olup olmadığı, belirtisinin görülmesiyle anlaşılacak bir şeydir. Eğer meydanda bir belirti varsa, olay veya durum da var demektir.</p>
<p>Atılan ok geri dönmez.<br />
Kimi zaman iyi düşünüp taşınmadan, olacakları hesaplamadan bazı eylemlere girişir ve sonuçta pişman olur insan. O anda ilk durumuna dönmek ister ama bu mümkün değildir. Çünkü olan olmuş, iş işten geçmiştir çoktan.</p>
<p>Atın bahtsızı arabaya düşer.<br />
Kimi değerli, yetenekli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uymayan kötü ve bayağı işlerde çalıştırılır; görevlere itilir.</p>
<p>Atın ölümü arpadan olsun.<br />
Bir şeye tutkun olan, bir şeyin uzun süre yokluğunu çeken kimi kişiler, kendilerine zarar vereceğini bile bile o şeyi kullanmaktan çekinmezler ve şöyle düşünürler: “Sevdiğim şeye özlem duyarak yaşamaktansa, onu çokça (aşırı ölçüde) kullanıp (yiyip) hasta olayım; hatta öleyim.”</p>
<p>Atın ürkeği, yiğidin korkağı.<br />
1. Yiğit de, at da doğacak bir tehlikeye karşı hep tetikte bulunmalı; uyanık davranıp duyarlı olmalıdır. 2. Atın da, yiğidin de korkağından kaçınmalı; onlardan hayır gelmez.</p>
<p>Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz.<br />
Meydanda olan şu ki, insana değer, nitelik ve kişiliğine göre davranılır; iş verilir. Bu bakımdan kişi başkalarını ilgilendiren konularda ortaya atılmamalıdır. Ayrıca, değersiz bir kimse de kıymetli ve nitelikli kişilere gösterilen ilgiyi ne beklemeli, ne de ummalıdır.</p>
<p>Atlasa kıl yapışmaz.<br />
Dürüst, temiz, kötülükten uzak, işinde başarılı kimseler hakkında söylenen karalayıcı sözler, yapılan iftiralar havada kalır; boşuna söylenmiş olur, onlara bu sözlerin mazarratı bulaşmaz.</p>
<p>At ölür, itlere bayram olur.<br />
Kimi yararlı, kıymetli, şahsiyet sahibi kimselerin ölmesi; bulunduğu görevden ayrılması ya da alınması kimi çıkarcı, kıskanç ve aşağılık kimselerin işine gelir; onların sevinmesine yol açar.</p>
<p>At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.<br />
Dünyadaki her canlı gibi at da ölümlüdür. Günü gelince o da bu dünyadan ayrılır. Ama onun koştuğu, gezdiği meydan onunla gitmez; kendisinden sonrakilere kalır ve onu hatırlatır. İnsan için de durum atınkinden farklı değildir. O da ölümlüdür. Doğacak, yaşayacak ve ölecektir. Ne var ki, bu dünyadan ayrılırken bıraktığı izler sürüp gidecektir. İnsanlar bu dünyada bu izleriyle anılacaklardır. Önemli olan dünya hayatında iyi bir iz (nam) bırakmak ve rahmetle anılmaktır. Bu bakımdan kişi daha yaşarken adını yaşatacak iyi işler yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki, yaşarken iyi işler yapan, iyi eserler bırakan kişiler öldükten sonra da unutulmazlar; onları tanıtan eserleriyle de gelecek kuşaklara taşınırlar.</p>
<p>At sahibine (biniciye) göre eşer (kişner).<br />
Yönetilen veya buyruk altında çalışan kişi, tutumunu ya da çalışmasını yöneticisinin tavrına göre ayarlar. Bu sebeple yönetilen değil yöneten, çalışan değil çalıştırıcı daha önemlidir.</p>
<p>At yiğidin yoldaşıdır.<br />
Çok açık olarak bilinen bir şey ki, göçebe bir millet olan Türkler için at, savaşta ya da barışta candan bir dosttur. Hemen her saati onunla geçer. At, Türkler için soyluluğun, yiğitliğin, vefakârlığın, yararlılığın ve inceliğin bir sembolüdür. Silâhsız er düşünülemediği gibi, atsız er de düşünülmemiştir. Dolayısıyla at, Türk`ün edebiyatına girmiş ve önemli bir motif oluşturmuştur. At hakkında şiir, menkıbe, masal, atasözü söylenmiş; risaleler kaleme alınmış, âdeta ona insan gibi muamele edilmiştir.</p>
<p>Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz.<br />
Uçsuz bucaksız gökyüzünde uçan, istediği yere ulaşabilen kuşlar bile avlanmak tehlikesinden kurtulamazlar. Hele usta avcılar da varsa tehlike daha da artar. İnsanlar da benzer biçimde tehlikelerden uzak değillerdir. Hiç ummadıkları çeşitli felâketlerle karşılaşabilir, dert ve sıkıntılara düşebilirler. İnsan kendini ne kadar güvenlik alanına çekmeye çalışırsa çalışsın dert, sıkıntı, tehlike, kaza ve türlü işlerden yakasını kurtaramaz.</p>
<p>Ava giden avlanır.<br />
Bir çıkar sağlamak için birilerine tuzak kuran, onları aldatan, onlara zarar vermeye çalışan kimse, yapmaya çalıştığı kötülüğe kendisi düşer; zarara uğrar.</p>
<p>Av avlayanın, kemer bağlayanın.<br />
Bir uğraş vererek bir şeyi ele geçiren kimse, onu hak eder; o, onundur. Doğrusu ve yakışık alanı da budur. Aksini düşünmek yanlıştır. Bunun yanında, bir şey, onu kullanmasını becerip faydalanmasını bilenindir.</p>
<p>Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.<br />
Kimi becerikli, iyi huylu kadınlar vardır ki, yoksulluk içinde bile olsa onlar eve bir çeki düzen verir; temiz tutar, evi yaşanacak hâle getirirler; içten, samimî davranışlarıyla yuvalarını mutlulukla doldururlar. Kimi kadınlar da vardır ki, huysuzlukları, beceriksizlikleri, kötü davranışlarıyla ailenin düzenini ve mutluluğunu bozarlar. Bolluk içinde bile olsalar, onların tertipsizlikleri, düzensizlikleri, beceriksizlikleri yüzünden ailede huzur kalmaz; onların bu tabiatları yüzünden aile kötüye gider, perişan olur ve sonunda yıkılır.</p>
<p>Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.<br />
Hayat öyle pürüzsüz, gailesiz değildir. İnsanoğlu yaşadığı hayat süresince çeşitli engeller, güçlükler ve olaylarla karşılaşır. Sıkıntılara, çeşitli felâketlere uğrar. Kimi zaman tersi de olmaz değildir, rahata ve mutluluğa da kavuşur.</p>
<p>Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin.<br />
Sağlıklı olmak, türlü hastalıklardan korunmak için ayağı sıcak, başı da serin tutmak oldukça faydalıdır. Beden sağlığımızı düşündüğümüz gibi ruh sağlığımızı da düşünmek zorundayız. Bunun için de her sorunu dert etmemeli, olur olmaz şeylere üzülmemeliyiz; sabırlı ve geniş gönüllü olmalı, rahat hareket etmeliyiz.</p>
<p>Ayağını yorganına göre uzat.<br />
Dengeli yaşamak isteyen insan mutlaka gelirini, giderine göre ayarlamalıdır. Harcamalar geliri aşmamalı, imkânlar zorlanmamalıdır. Aksine bir hareket bütçeyi sarsar, dengeyi bozar, insanı sıkıntıya sokup rahatsız eder.</p>
<p>Ayağı yürüten baştır.<br />
Bedensel hareketlerimizin tümü beynin bulunduğu kafaya bağlıdır, kafaya göre bir yön tutar ve gelişir. Bunun gibi bir işçinin verimli iş yapmasını, bir toplumun dirlik düzenlik içinde yol tutmasını da başta bulunan yöneticiler sağlar.</p>
<p>Ayı görmeden bayram etme.<br />
Müslümanlar Ramazan orucuna gökte hilâli (ay`ı) görünce başlarlar; oruç bitince, yani bir ay sonra yine gökte hilâli görünce bayram ederler. Ayı görme işi de son derece dikkat isteyen bir iştir. İnsanlar ayı görmeden nasıl bayram yapamıyorlarsa, sen de bir iş gerçekleşmeden ona oldu gözü ile bakıp de sevinme; dikkatli ol, ola ki bir sebep yüzünden iş gerçekleşmeyebilir, üzülebilirsin.</p>
<p>Ayıpsız yâr (dost) arayan, yârsız (dostsuz) kalır.<br />
Hemen her şeyin, her insanın bir kusuru, bir eksiği vardır. Hatasız kul olmaz. Dolayısıyla insanın mükemmel bir dost, arkadaş ve sevgili aramaya çalışması boşunadır. Böyle bir dost bulamayacağı gibi, dostsuz kalması da mümkündür. Bu bakımdan insan bir şey elde etmek, bir dost bulmak istiyorsa onları kusurları ile kabul etmeye hazır olmalıdır.</p>
<p>Ay ışığında ceviz silkilmez.<br />
Bir işten iyi, verimli bir sonuç alınmak isteniyorsa, o işin şartları da, araçları da yeterli ve uygun olmalıdır. Aksi takdirde kötü bir sonuçla karşı karşıya kalması mukadder olur.</p>
<p>Aza demişler: “Nereye?”, “Çoğun yanına” demiş.<br />
Çok, her zaman azdan daha baskın çıkar. Bu bakımdan genellikle her şeyin azı, çoğa boyun eğer; yahut az, çoğa uyar. Büyük sermaye, küçük sermayeye fırsat vermez; onu idare eder. Bir toplumda çoğun oyu, azın oyunu geçersiz kılar; dolayısıyla az oy sahipleri, çok oy sahiplerine uymak zorunda kalırlar.</p>
<p>Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.<br />
Kim ki elindekinden hoşnut olmuyor, onu yeter bulmuyor, onunla yetinmiyor, daha fazlasını istiyor ve onu hor görüp geri çeviriyorsa büyük bir hata işliyor demektir. Çünkü çoklar, azların (küçük şeylerin) birikmesiyle meydana gelir. Küçük şeylere sahip çıkmayan, onların birikmesiyle olmuş olan çoğu da kaybetmiş sayılır.</p>
<p>Azıcık aşım, kaygısız (ağrısız) başım.<br />
Aralıksız çalışarak, çeşitli sıkıntılara katlanarak, amansız zorluklara göğüs gererek zenginlere özgü bir hayat yaşamaktansa, didişmelerden ve çekişmelerden uzak, gösterişsiz ve sakin bir hayat sürmek daha yeğdir.</p>
<p>Az söyle, çok dinle.<br />
Dinlemek, öğrenmenin güzel bir yoludur. Kulak vererek dinleyen insan pek çok şey öğrenebilir. Oysa çok konuşan insanda yanılma payı (özellikle bilmediği konularda) çok olur, hata yapma ihtimalî de artar. Ayrıca kişi yanlış ve çok konuşmalarıyla çevresindekileri rahatsız da edebilir.</p>
<p>Az tamah çok ziyan getirir.<br />
Elindekiyle yetinmeyen, daha fazlasını isteyen, isteklerine kavuşmak için çeşitli yollara başvuran insan, bu tutumundan ötürü zarara uğrar. Çünkü aç gözlülüğün sebebiyle ihtiyatsız davranmış ve tehlikenin içine düşmüştür. Bu gibi kişiler kimi zaman ellerindekileri de kaybederler.</p>
<p><strong>Az veren candan, çok veren maldan.<br />
</strong>Varolalı beri insan, insanın yardımına ihtiyaç duymuştur. Bu bakımdan ihtiyaç sahibine yardımda bulunmak bir insanlık görevi hâline gelmiştir. Kimi yoksul kimseler birilerine yardım ya da armağan olarak bir şey verirlerse (küçük de olsa) bu onlar için bir fedakârlıktır. Çünkü verdikleri şeyden kendilerinde de yok denecek kadar az bulunmaktadır. Dolayısıyla yardımları ya da armağanları yürekten, içten ve candandır. Bunun yanında zengin olanın yapacağı yardım, fakirin yaptığı yardımdan daha fazla olabilir. Ancak bu onun için fedakârlık sayılmaz. Çünkü ihtiyacından fazla olan malından vermiştir. Dolayısıyla verdiği malın yoksulluğunu çekmiyordur o.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/aciklamali-atasozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atasözler</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozler.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 15:12:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atasözleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1827</guid>
		<description><![CDATA[Atasözü Örnekleri: - Acıkan yanağından, susayan dudağından belli olur. - Ah alan onmaz, ah yerde kalmaz. - Ak köpeğe koyun diye sarılma. - Akıl yiğide sermayedir. - Al malın iyisini çekme kaygısını. - Almak kolay ödemek zordur. - Altın kılıç demir kapıyı açar. - Alçak tavuk kendini ferik gösterir. - Arap eli öpmeyenen dudak kara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atasözü Örnekleri:</strong></p>
<p>- Acıkan yanağından, susayan dudağından belli olur.<br />
- Ah alan onmaz, ah yerde kalmaz.<br />
- Ak köpeğe koyun diye sarılma.<br />
- Akıl yiğide sermayedir.<br />
- Al malın iyisini çekme kaygısını.<br />
- Almak kolay ödemek zordur.<br />
- Altın kılıç demir kapıyı açar.<br />
- Alçak tavuk kendini ferik gösterir.<br />
- Arap eli öpmeyenen dudak kara olmaz.<br />
- At ölür meydan kalır,yiğit ölür şan kalır.<span id="more-1827"></span><br />
- Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.<br />
- Attan düşen ölmez, eşekten düşen ölür.<br />
- Az kazanan çok kazanır,çok kazanan hiç kazanır.<br />
- Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.<br />
- Ağlayanın malı gülene hayır gelmez.<br />
- Ağustosta beynin kaynasın, kışın da tencere kaynasın.<br />
- Ağır baş iyidir, yenlik olsa uçar.<br />
- Babasına hayır etmeyenin kimseye hayrı olmaz.<br />
- Bahar çiçeğiyle güzeldir.<br />
- Bal yiyen baldan bıkar.<br />
- Bebeler birbirinden huy kapar, ayranlarına su katar.<br />
- Besle kargayı oysun gözünü.<br />
- Bin atın varsa bin dinlen, bir atın varsa in dinlen.<br />
- Bir bütün bir yarımdan iyidir.<br />
- Bu dünya iki kapılı handır, gelen bilmez geden bilmez.<br />
- Budalanın yağı çok olursa sakalına sürer.<br />
- Çocuk evin meyvesidir.<br />
- Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.<br />
- Darlıkta dirlik olmaz.<br />
- Dağ dumansız insan hatasız olmaz.<br />
- Deniz yoğurt olmuş da yemeye kaşık bulunmamış.<br />
- Dert saklayanda kalır.<br />
- Devden büyük dert var.<br />
- Dişi kuş yapar yuvayı, içini dışını sıvayı sıvayı.<br />
- Dost kazandost; düşman anadan da doğar.<br />
- Düşmanı karıncaysa, sen fil olur.<br />
- Ekmeğin kestiğini kılıç kesmez.<br />
- Fırsat eldeyken sürün devranı.<br />
- Gelin bindi deveye gör kısmeti nereye.<br />
- Geniş günün de dar gezen, dar günün de geniş gezer.<br />
- Gittiğin yer kör ise, yözünü yum da bak.<br />
- Göz görmeyince gönül katlanır.<br />
- Hasta sağ kalırsa hekime karşı gelir.<br />
- Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.<br />
- Herşey incelikten insan kabalıktan kırılır.<br />
- Hocanın dediğini tut, yoluna gitme.<br />
- Hıdırellez yaz kapısı, yedi gün sürer tipisi.<br />
- Kavakta nar olmaz, kötülerde ar olmaz.<br />
- Kimi bağ bozar, kimi bostan bozar.<br />
- Minnetle gül koklama, dikeni sancar seni.<br />
- Mum dibine karanlık.<br />
- Sen işlersen mal işler, insan böyle genişler.<br />
- Tasa doyurur, acı acıktırır.<br />
- Üzerine laf düşmedikçe konuşma.<br />
- Vakitsiz açılan gül çabuk solar.<br />
- Yardımcının yardımcısı olur.<br />
- Yağmurlu gün tavuk su içmez.<br />
- Zahmeriden sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atasözleri</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozleri.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 15:09:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atasözleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1823</guid>
		<description><![CDATA[Atasözleri Ömer Asım Aksoy,atasözlerinin tarifini şöyle yapmıştır: ”Atalarımızın, uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural,bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş sözlerdir.” Türk kimliğine ait ilk atasözü kitabı, Fatih&#8217;teki Millet Kütüphanesi&#8217;nde bulunan “Teshil” adlı tıp kitabın sonuna eklenmiş el yazısı ile kaydedilen bir risalede yer almaktadır.Toplam 698 adet olup; yazılış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atasözleri</strong></p>
<p>Ömer Asım Aksoy,atasözlerinin tarifini şöyle yapmıştır: ”Atalarımızın, uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural,bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş sözlerdir.”</p>
<p>Türk kimliğine ait ilk atasözü kitabı, Fatih&#8217;teki Millet Kütüphanesi&#8217;nde bulunan “Teshil” adlı tıp kitabın sonuna eklenmiş el yazısı ile kaydedilen bir risalede yer almaktadır.Toplam 698 adet olup; yazılış tarihi itibariyle hicri 885,miladi 1420 yıllarına denk düşmektedir.<span id="more-1823"></span></p>
<p><strong>Atasözlerinin özellikleri şöyle sıralanabilir:</strong></p>
<p>1. Halkın düşüncesini anlatır.<br />
2. Ulusaldırlar.<br />
3. Kişinin ruhuna hitap ederler.<br />
4. Kesin tavırlıdırlar.<br />
5. İnandırıcıdırlar.<br />
6. Geniş halk kitlelerinin yüzyıllardan beri geçirdiği denemelerden ve bu denemelerden oluşan düşüncelerden doğmuşlardır.<br />
7. Yalın sözlerdir,anlatımları açıktır.<br />
8. Doğa olaylarının oluşunu bildirirler.<br />
9. Ahlak aşılarlar,ahlaklı olmayı öğretirler.<br />
10. Bir veya iki cümleden meydana gelirler.<br />
11. Bir çoğunda mecaz vardır.<br />
12. Atasözlerinde söz sanatları vardır.<br />
13. Kelimelerin yerleri değiştirilemez.Değiştirildiği zaman değişik anlamlar ortaya çıkabilir.<br />
14. Denenmiş sözler olduğu için doğruluğu herkes tarafından kabul edilir.</p>
<p> </p>
<p>Aba vakti aba,yaba vakti yaba: Her şey zamanında yapılırsa kişi kazançlı olur.<br />
Abanın kadri yağmurda bilinir: Daha önce kıymetsiz gibi görünen bir çok şeyin,kullanım zamanı geldiğinde değeri artar.<br />
Abdal abdalın ne umduğunu,ne bulduğunu ister: Sosyal seviyesi eşit insanlar birbirlerini çekemezler.<br />
Acemi katır kapı önünde yük indirir: Elinden yeterince iş gelmeyen kimseler,kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde yapamazlar.Veya yarım bırakıp kaçarlar.<br />
Acemi nalbant gibi kah nalına vurur,kah mıhına: Söylediği sözlerle yaptığı işler arasında tutarlılık yoktur.Bunu da genellikle bilmeyerek yapar.<br />
Acı patlıcanı kırağı çalmaz: Hayatta birçok problemlerle karşılaşıp bunlardan başarı ile çıkmış olanlar,bundan sonra karşılaşacakları zorlukları da atlatıp başarı ile çıkarlar.<br />
Akıl kişiye sermayedir :Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması,aklını kullanması ile orantılıdır.<br />
At yedi günde,it yediği günde :Toplumlar arası ilişkilerde olgun ve asil kişiler,kişiliklerini hemen ortaya koymazlar<br />
Ayranım ekşidir diyen olmaz :Her kişi neyi ele almışsa onun iyi olduğunu savunur.<br />
Baba ekmeği zindan ekmeği,koca ekmeği meydan ekmeği: Kadınlar için baba evinde kalmak,belli bir zamana kadar normaldir.Evlendiği zaman ise kendi kurallarına göre yaşayacağından dolayı daha rahat olacaktır.<br />
Baba koruk yer,oğlunun dişi kamaşır: Aile reisi olan babanın önceleri yaptığı kötü bir işin sıkıntısını çocuğu çeker.<br />
Babadan mal kalır,kemal kalmaz: Babası ölen kişiye maddi varlıklar kalabilir ama olgunluk ve fazileti miras olarak kalmaz<br />
Babaya dayanma,karıya güvenme: Kişi,maddi konularda babasına değil kendine güvenmelidir.Kadın ise kolay etkilenen bir varlık olduğu için verilen sırları bir başkasına aktarabilir.<br />
Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar: Yaradılışı itibariyle iyi olan kişi en kötü durumda bile olsa bu niteliğini kaybetmez.<br />
Bal demekle ağız tatlanmaz : Güzel sözler söylemekle güzel şeyler her zaman gerçekleşmez.<br />
Besle kargayı oysun gözünü : Kıymet bilmez kişiler kendilerine yapılan iyiliğe,kötülükle karşılık verebilirler.<br />
Boşboğazı ateşe atmışlar,odun yaş diye bağırmış : Aklına her geleni söyleyen kişiler,toplum içinde sevilmezler<br />
Büyük lokma ye büyük söz söyleme :Hayatta hiçbir zaman başkalarının durumu küçümsenmemelidir.<br />
Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer: Bilgisiz kişiler etraflarına faydalı olamadıklarından ve davranışlarında olumlu sonuçlar beklenmediğinden dolayı faydalı kişiler değildirler.<br />
Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir: Alim her şeyi bilen kimsedir. Yaptığının sonuçlarını bilir ve katlanır.Kendisi ile dost olmak mümkün olduğu gibi düşman olunduğu zaman da bir noktada anlaşmak mümkündür.Cahil kişiler iyi niyetli görünseler de onlarla anlaşmak güçtür,hatta mümkün değildir.<br />
Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur :Bir toplulukta çok kişi ve fikir olsa da karar verme yetkisine sahip kimseler,kendi bildiklerini uygularlar.<br />
Can boğazdan gelir: İnsanın hareketli ve üretken bir yaşam sürdürebilmesi için beslenme biçimine dikkat etmesi gerekir.<br />
Can cümleden azizdir: İnsanlar kendi çıkarlarını her zaman başkalarının çıkarlarından üstün görürler.Aksi şekilde davrandıklarında bile kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman fedakarlık yapmaktan vazgeçerler.<br />
Can çıkmayınca huy çıkmaz: Hayat boyu kazanılan alışkanlıklar da gelişir.Ama değiştirmek çok zordur.Kişi ölünceye kadar devam eder.<br />
Canı acıyan eşek,atı geçer: Karşılaştığı bir konuda ziyan gören,canı yanan kimse aynı zarara uğramamak için var gücüyle çalışır.<br />
Canı kaymak isteyen,mandayı yanında taşır: Güzel ve varlıklı bir yaşam sürmek isteyen kişi kendisine bu yaşamı sağlayacak olan varlıkları çok yakınında bulundurmalıdır.<br />
Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez :Hayatında dert ve sıkıntı çekmemiş olan kişiler,mutluluğun kıymetini anlayamazlar.<br />
Cins kedi ölüsünü göstermez :Soylu kimseler çok zor durumda da olsalar,durumlarını belli etmezler<br />
Cömert ile nekesin harcı birdir <img src='http://www.dersyerimiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' /> arayı kullanma biçimi,onun niteliğini değiştirmez.<br />
Çabuk parlayan çabuk söner :Layık olmadıkları makamlara getirilen kişilerin,bir süre sonra yetersizlikleri ortaya çıkar.<br />
Çağrılan yere erinme,çağrılmayan yere görünme: İnsanlar davet edildikleri yerlere mutlaka gitmelidirler.Çünkü davet eden kişi tarafından istenmektedirler. Çağrılmayan yere gitmek ise yüzsüzlük ve arsızlık olur.<br />
Çalıda gül bitmez,cahile söz yetmez: Güzelliklerin simgesi olan gülün çalıda yaşaması düşünülemez.Aynı şekilde,cahil kişiye de sözün doğrusunu anlatmak mümkün değildir.Cahil olduğu için kendi bildiklerinin dışında da doğruların bulunduğunu kabul etmesi mümkün değildir.<br />
Çalışmak ibadetin yarısıdır: İbadet kişiyi kötülüklerden sıyırır,iyilik yolunda ilerletir. Tanrı yolunda çalışmak ta kişiyi kötü duygulardan arındırır.Bunun içindir ki çalışmak,ibadet kadar büyük değer taşır.<br />
Çalma elin kapısını,çalarlar kapını: Kişi hayatında bilerek ve isteyerek kimseye kötülük yapmamalıdır.Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde,günün birinde benzer olumsuzlukları yaşaması muhtemeldir.<br />
Çiftçiye yağmur,yolcuya kurak,cümlenin muradını verecek hak: Her kul Tanrı&#8217;sından kendi çıkarları doğrultusunda istekte bulunur.Bu istekler birbirine zıt da olabilir.Ama Tanrı bu dilekleri şaşmaz bir düzen ,uygun gördüğü biçimde yerine getirir.<br />
Çirkefe taş atma,üzerine sıçrar :Çevrelerinde kötü,edepsiz tanınan kişilerle ilişkiye girmek doğru değildir.<br />
Çocuktan al haberi :Art niyet taşımayan çocuklar,başkalarının yanında her şeyi çekinmeden konuşurlar.<br />
Çürük tahta çivi tutmaz :Esas niteliği bozulmuş bir şeyi eski haline getirmek mümkün değildir.<br />
Dağ başından duman eksik olmaz: Toplumda yüksek ekonomik ve sosyal seviyeye sahip insanların,bu konumlarından kaynaklanan bir takım üzüntü ve sıkıntıları vardır.Bu durum,zenginlik ve yüksek makam devam ettiği sürece hiç eksilmez.<br />
Dağ dağ üstünde olur,ev ev üstünde olmaz: En olmayacak şeyler bile bir gün gerçekleşebilir.Ama iki ailenin aynı ev ortamında yaşaması düşünülemez.<br />
Damlaya damlaya göl olur :Küçük çabalar,büyük problemlerin çözümüne yardımcı olabilirler.<br />
Danışan dağı aşmış,danışmayan yolu şaşmış: Bilmediğini başkalarına soran kimse,işi iyi ve çabuk bitirir.Fikir alışverişinde bulunmayanlar ise başarı elde edemezler.<br />
Darı unundan baklava,incir ağacından oklava olmaz: Kötü malzeme ile güzel bir iş meydana getirilemez.Yeteneksiz kişiler,büyük sorumlulukların gerektirdiği çabayı gösteremezler.<br />
Davul dengi dengine diye çalar: Birlikte yaşayacak veya arkadaş olacak insanların eşitiyle beraber olması lazımdır.Yoksa yapılacak her işte başarısızlık kaçınılmaz olur.<br />
Devir tavında,dilber çağında :Bir işin başarılması için,o an değerlendirilmesi gereken zaman dilimleri vardır.<br />
Dikensiz gül olmaz :Yaşanan her başarı ve mutluluğun yanında,bu sürecin parçası olan küçük olumsuzluklar da mevcuttur.<br />
Düt demeye dudak ister :Niteliği ne olursa olsun,bir işi başarabilmek için yetenek ve imkanlar gereklidir.<br />
Ecel geldi cihane,baş ağrısı bahane: Kişinin çok önceden belirlenmiş bir alın yazısı vardır.Bu kurala göre zamanı gelince ölecektir.Bu ölüme bir neden bulunur.Esas sebep o kişinin tanrı katına çağrılmasıdır.<br />
Ecele çare olmaz: Hayatta her durumun çaresi bulunabilir.Ama ölümü engellemek imkansızdır.<br />
Eceli gelen köpek cami duvarına işer: Bir toplulukta bütün insanların kutsal saydığı şeyleri kötüleyenler,hiçbir zaman sevilip istenmezler.<br />
Edebi,edepsizden öğren: Edepsiz kişinin hareketlerini gören,sonuçlarını izleyen kişi, bunların kötülüklerini görür ve yapmamaya çalışır<br />
Eden bulur,inleyen ölür :Başkasına kötülük eden kimse en sonunda yaptıklarının cezasını çeker.<br />
Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur :Verimin yüksekliği, çalışmanın etkili bir şekilde gerçekleşmesine bağlıdır.<br />
Esirgenen göze çöp batar :Bir konu üzerine gereğinden fazla yoğunlaşmak,aksilikleri de beraberinde getirebilir.<br />
Evdeki hesap çarşıya uymaz <img src='http://www.dersyerimiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' /> lanlanan durumlar ile ulaşılan sonuç,her zaman aynı olmayabilir.<br />
Fakirlik ayıp değil,tembellik ayıp: Toplum yaşamında herkes aynı gelir düzeyine sahip olmayabilir.Fakir de olsa zengin de olsa çalışmamak,başkalarının sırtından geçinmeye uğraşmak tembelliktir.<br />
Fala inanma,falsız da kalma :Fala inanmak doğru değildir,aslı yoktur.Yine de insan güzel sözler duymaktan hoşlanır.<br />
Fare,çıktığı deliği bilir: Toplumun onaylamadığı işleri yapanlar,sıkıştıkları zaman nasıl hareket edeceklerini önceden hesaplarlar.<br />
Faydasız baş,mezara yaraşır: Hiçbir iş yapmadan başkalarının sırtından geçinen kimseler ölmüş sayılırlar.Çünkü ölülerin de faydası yoktur.<br />
Fazla aş,ya karın ağrıtır ya baş: Çok yemek kişinin sağlığını olumsuz yönde etkiler.Bu yüzden kararında yemek gerekir.<br />
Fazla naz aşık usandırır: Kişinin kaprislerine yakınları bir süre katlanabilirler. Ama bu naz devam edecek olursa etrafındakilere de sıkıntı verir.<br />
Felek kimine kavun yedirir,kimine kelek :Aynı toplumda şanslı ve şanssız kişilerin bir arada bulunmaları doğaldır.<br />
Fukaranın düşkünü,beyaz giyer kış günü :Toplumda saygın bir yeri olan kişiler,mevki kaybına uğradıklarında aykırı davranmaktan çekinmezler<br />
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar :Kişinin içinde bulunduğu çevrenin ekonomik ve sosyal yapısı,ulaşılan sonuçların niteliğini etkiler.<br />
Gafile kelam,nafile kelam :Etrafında olan biteni umursamayan kimseleri doğru yola getirmek için yapılan uyarılar boşunadır.<br />
Garibin yardımcısı Allah&#8217;tır: Garip kişilerin yardımına gönlündeki inancın büyüklüğü oranında ancak Allah yardım eder.<br />
Garip kuşun yuvasını Allah yapar: Tanrı&#8217;ya inanmış kişileri,tanrı sıkıntı içinde bırakmaz.Onlar bir süre sıkılsalar da Tanrı bir yerden bir şey bağışlayarak sıkıntılarını ya kaldırır ya da hafifletir.<br />
Gavurun tembeli keşiş,Müslüman&#8217;ın tembeli derviş: Bütün dinler çalışmayı emreder. Bazı kimseler ise dini çıkarları doğrultusunda kullanıp,çalışmadan yaşamanın yollarını bulurlar ki kendileri için çok kötü bir davranışı gerçekleştirmiş olurlar.<br />
Geç olsun,güç olmasın(Başarılması çok zor işler için söylenir): Yapılan işlerin başarıya ulaşması ve birtakım engellerin ortadan kaldırılması için fazla zaman harcanmasının ziyanı yoktur.<br />
Gel demek kolay,git demek güçtür: Bir konuğu davet etmek,bir insanı iş bulup yerleştirmek kolay ve zevk verici uğraşlardır.Ama sıkıntı veren konuğa artık git demek,işini hafife alan kimseye işe gelme demek çok zordur.Bunun için insanlara bir iyilikte bulunulacağı zaman iyi düşünülmeli,layık olana bu hizmet verilmelidir.<br />
Gelen gideni aratır : Tanışılan kişiler,unutulanlardan daha büyük hatalar yapabilir anlamında kullanılır.<br />
Gezen ayağa taş değer : Gereksiz davranışlarda bulunan kişiler, kendilerine zararlı durumların ortaya çıkmasına sebep olabilirler.<br />
Göz görür,gönül çeker :Kişi ancak ilgi duyduğu konulara karşı gözlemde bulunur<br />
Hacı hacıyı Mekke&#8217;de bulur: Aynı düşüncede olan insanlar,ayrı ayrı davransalar bile bir gün aynı yolda buluşurlar.Kendilerine ait yolda veya yerde buluşurlar,birbirlerini bulurlar.<br />
Hacı Mekke&#8217;de,derviş tekkede: İnsanlar yetişme şekillerine göre kendilerine uygun bir ortamda yaşarlarsa mutlu olabilirler.Yoksa ömürleri sıkıntı içinde geçer.Bulundukları yerde sevilmez ve istenmezler.<br />
Haddini bilmeyene bildirirler :Yetkili olmadığı konularda ahkam kesenler,hak ettikleri durumlarla mutlaka karşılaşırlar.<br />
Hak deyince akan sular durur: Anlaşmazlıklarda doğruluk,dürüstlük,tarafsızlık, hakkaniyet yolundan hareket edilirse kimsenin söyleyecek bir sözü,eleştirisi kalmaz.<br />
Hak doğrunun yardımcısıdır: Tanrı,doğru olana yaptıklarının mükafatını mutlaka verir.Doğru kimseler ilk planda başarısız gibi görünseler de tutumlarını devam ettirdikleri sürece başarıya ulaşacaklardır.<br />
Helal kazanç ile pilav yenmez <img src='http://www.dersyerimiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> oğrulukla ve ahlakla elde edilen kazanç,insanı kısa yoldan zengin etmeye yetmez.<br />
Horoz ölür,gözü çöplükte kalır :Uzun süre yaşanan mekanların unutulması kolay olmaz.<br />
Huylu huyundan vazgeçmez :Kişilik,uzun bir zaman diliminde oluştuğu için ani değişikliklere müsait değildir.<br />
Ihlamurdan odun olmaz,beslemeden kadın olmaz: Yaşam içinde her konu birbirine uygun olursa başarı olur ve devam eder.<br />
Irmak kenarına çeşme yapılmaz :Birbirine zıt verimlilikteki iki kurum veya sosyal müessesenin,aynı ortamda varlıklarını sürdürmeleri zordur.<br />
Irmaktan geçerken at değiştirilmez: Yapılmaya başlanan bir işte,ilk zamanlar başarı elde edilmeyebilir.işin daha başarılı yapılması için uygulanan yöntemler de değiştirilebilir. Olumsuz bir ortamda yöntem değiştirmek doğru değildir.İyi sonuçlar vermez.<br />
Isıramadığın eli öp de başına koy: Yaşam içinde bir takım mücadeleler yapılacaktır. Bu kavgada düşman bizden çok güçlü ise onunla kavga etmemek gerekir.Kavga edilirse yenilmek muhakkaktır.<br />
Isırgan ile taharet olmaz: Başarılı bir iş oluşturmak için işe yarar,faydalı araç kullanmak gerekir.Kötü malzeme ile iyi ve başarılı sonuçlar elde edilemez.<br />
Isıran it,dişini göstermez :Kötülük yapmayı düşünen kişi,bunu zamanı gelince ve aniden gerçekleştirir.<br />
Islanmışın yağmurdan pervası yoktur :Bir konuda büyük zarar görmüş kişi,benzer zararlardan korku duymaz.<br />
Ismarlama hac,hac olmaz :İnsan kendi işini kendi yapmalıdır. Başkasına yaptırılan işten başarı elde edilemez.<br />
Işığını akşamdan önce yakan,sabah çırasına yağ bulamaz: İnsanlar savurganlık yapmamalıdırlar.Parasını gereksiz yere harcayan,gerektiğinde para ve mal bulamaz.Zorluk içinde kalır.<br />
İbadet de (mahfi) gizli,kabahat da: İbadet Tanrı ile kul arasındadır.İbadeti başkalarına gösteriş için yapanlar Tanrı&#8217;nın emirlerini,kulluk görevini yerine getirmemiş olurlar. İnsan bazı kusurları yaparak olgunlaşır,tecrübe kazanır.Bunun için olgunlaşmamıza yarayan kusurların da gizlenmesinde yarar vardır.<br />
İçi beni yakar,dışı eli: Her şey dıştan göründüğü kadar güzel olmayabilir.Dış görünüşe aldanmak doğru değildir.<br />
İğreti ata binen tez iner: Kendi malımız olmayan malzemeye güvenip bir işe başlamak doğru değildir.Malzemenin sahibi,malını geri istediği zaman zor durumda kalır.<br />
İğneyi evvela kendine sok,çuvaldızı başkasına: Kendisi en küçük bir sıkıntıya katlanamayan kimse,başkalarına çok büyük sıkıntı vermemelidir.Kendisi küçük kötülüğe katlanamayan,başkalarına kötülükler yapmaktan kaçınmalıdır.<br />
İki deliye bir akıllı :Birbirine zıt iki kişinin arasını bulacak, mantıklı bir kimsenin bulunması mutlak gereklidir.<br />
İnsan insanın şeytanıdır :Arkadaş seçiminde dikkatli ve özenli olmak gereklidir.Kötü arkadaş kişiyi yoldan çıkarır,saptırır.<br />
İti,öldürene sürütürler :Bir kişinin sorumluluğundaki görev kötü şekilde sonuçlanırsa,bu sonucun<br />
düzeltilmesi için bizzat o kişi çaba göstermelidir.İşin sorumluluğu onu yapana ait olacaktır.<br />
İyilik eden iyilik bulur :Etrafına iyilik eden kimse gün gelir zor durumda kalırsa ona da iyilik<br />
yapılır.Her şeyin karşılığı muhakkak vardır.<br />
Kabahat da gizli olmalı,ibadet de: Yapılan bütün işlerde işin özüne inmeye gayret edilmelidir.Başkalarına gösteriş için yapılan hiçbir işten,davranıştan iyilik ve hayır beklemek mümkün değildir.<br />
Kabahat ölende değil,öldürendedir: Yapılan her işte karşımızdakini sinirlendirmekten kaçınmalıyız.Karşısındakini söz ve hareketleri ile aşırı tahrik eden kimse,onun hücumlarına karşı çaresiz kalabilir.Hatta ölebilir de.Bunun nedeni kendini kaybedip bu cinayeti işleyende değil,onu da o derecede tahrik edip cinayeti işletendedir.<br />
Kaçan balık büyük olur: Kişi elindeki imkanları iyi ve zamanında kullanmasını bilmelidir.Zamanında kullanamaz ve fırsatı kaçırırsa küçük bir fırsatı büyükmüş gibi gösterir ve boyuna aynı şeyleri söyler.Çünkü fırsatı değerlendirememenin ezikliğini hisseder durur.<br />
Kadı anlatana göre fetva verir: Herkes bildiğini ve gördüğünü eksiksiz olarak söylemelidir.Çünkü dinleyen,olayı görmeyen kimseler anlatılana göre karar verirler.<br />
Kadı ekmeğini karınca yemez: Kadı,kanunların uygulayıcısı olduğu için kimse onun malına dokunamaz.Sonucunun kötü olacağını bilir.Kadılar hakkın,kanunun ve düzenin temsilcisi oldukları için kimse onların mallarına kötü gözle bakmaz,bakamaz.<br />
Kanaat gibi devlet olmaz :Elindekiler ile yetinmesini bilen kimse sıkıntı çekmez.<br />
Kişi refikinden azar :İnsanı iyi ve kötü yola sürükleyen arkadaşıdır.<br />
Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman çelebi derler : Bir şeyin çok kıymetlisi bulunmazsa<br />
daha aşağı değerde olan kıymet ve itibar kazanır.<br />
Kuru laf karın doyurmaz :Bir gayret göstermeden,bir yatırım yapmadan yalnızca boş sözlerle başarı elde etmek mümkün değildir.<br />
Laf ile peynir gemisi yürümez :Bir kimsenin kendini övmesi ile gereken işte gereken sonuçlar alınmaz.<br />
Laf lafı açar: Karşılıklı konuşmalarda konuşma bir süre uzadığı zaman,sözden başka söze geçilmeye başlanır.Başlangıçta hiç düşünülmeyen konulara kadar söz uzar gider<br />
Laf torbaya girmez :Bir konu hakkında sarfedilen sözler üzerinde iyice düşünülmelidir.<br />
Latife latif gerek: Şakalar karşısındakini kırmayacak biçimde olmalıdır.Şaka yapan,karşısındakini çok iyi anlamalı,kırmadan,incitmeden şaka yapabilmelidir.<br />
Leyleğin ömrü laklak ile geçer :Aylak kişiler bütün günlerini orada burada boş laflar söyleyerek boşa geçirmiş olurlar.<br />
Lodosun gözü yaşlı olur :Lodosun sonunda yağmur yağar<br />
Lokma çiğnemeden yutulmaz :Bir işin iyi sonuçlanması için gereken önem ve çalışma gösterilmelidir.<br />
Lokma karın doyurmaz,şefkat artırır: Bir kişiye armağanlar vermek,o kişinin ihtiyaçlarını karşıladığı için değil aradaki sevgiyi çoğalttığı için çok değerlidir.<br />
Mahkeme kadıya mülk değil :İnsan,yaşamı süresince güçlü makamlara gelebilir.Böyle makamlara gelince etrafındakilere böbürlenmemelidir.Çünkü gün gelecek,bu makamı bırakmak zorunda kalacaktır.<br />
Mal adama hem dost,hem düşmandır: Mal insanı rahat ve huzurlu yaşattığı için dosttur.Aynı zamanda,zengin olmanın getirdiği tehditlerden dolayı düşmanıdır.<br />
Mal canı kazanmaz,can malı kazanır: İnsanlar fazla kazanacağım diyerek sağlıklarını tehlikeye atmamalıdırlar.Kişi sağlıklı olursa mal kazanması,pek çok kazanması mümkündür. Ama sağlığını kaybederse mal da kazanamaz olur.<br />
Mal canın yongasıdır :Can her şeyden kıymetlidir.Zorluklarla elde edilen mal da cana yakın değer taşır.<br />
Mal melameti örter: Zengin olmak,insanların kusurlarını görmezden gelmelerine yardımcı olur.<br />
Malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür: Züğürt kimse parası olmadığı için zorluk içindedir.parasını yiyemeyen kimseler ise paraları olduğu halde bu yokluğu çekenlerdir.<br />
Mart ayı,dert ayı :Kış ile ilkbahar arasındaki geçiş dönemi olduğu için insanlar hastalıklara daha kolay yakalanırlar.<br />
Meyhaneciden kefil istemişler,bozacıyı göstermiş : Toplumda uygunsuz işleri yapanlar kendi haklılıklarını,benzer kişileri göstererek savunmaya çalışırlar.<br />
Mühür kimde ise Süleyman odur :Bir konuda yetkili kim ise onun sözü geçer.<br />
Mürüvvete endaze olmaz :Yardımseverliğin ölçüsü olmaz<br />
Namaza meyli olmayanın ezanda kulağı olmaz :Bir işin bütününü istemeyen kimseler,o işin ayrıntıları ile hiç ilgilenmezler.<br />
Nasihat isteyen tembele iş bulursun: Tembel kimseler kendisine söylenen işi başka türlü yorumlayıp,bu yorum üstüne fikirler ileri sürerek o görevi yapmak istemezler.Veya kendisine önerilen işi başka bir biçimde yapmayı öğrenirler.<br />
Ne doğrarsan aşına,o çıkar kaşığına: Kişi çok çalışırsa gelecek günleri de başarılı olur. Kazancı bol olur.Az çalışırsa kazancı,başarısı da az olur.<br />
Ne ekersen onu biçersin :Kişiler çevrelerine nasıl davranırlarsa öyle cevap alırlar.<br />
Ne idik,ne olduk: İçinde yaşadığımız toplum çok hızlı değişiyor.Biz bu toplumda bulunduğumuz ortamdan çok değişik ortamlara geldik.Bundan sonra da nerelere geleceğimiz, neler olacağı belli değil.<br />
Ne oldum dememeli,ne olacağım demeli :Esas olan başarının niteliğinden çok devamlılığıdır.<br />
Ne verirsen elinle,o gelir seninle: İnsanlar yaşamları boyunca daima iyilik yapmalıdır. Bu iyiliklerin karşılığı,bir gün mutlaka sahibini bulacaktır.<br />
Nerede birlik,orada dirlik: Kişiler arasında anlaşma,duygu ve düşünce birliği olursa orada huzur,güven ve düzen olur.<br />
Nerede hareket,orada bereket :Çalışmanın çok olduğu yerde,bu çalışmaların sonucu olan ürünler de çok olur.<br />
Niyet hayır,akıbet hayır :Bir işe başlarken iyi niyetle hareket edilirse sonuç ta iyi olur.<br />
Oduncunun gözü omcada: Bütün insanlar kendi işlerine yarayan şeylerle çok yakından ilgilenirler.<br />
Oğlan dayıya,kız halaya çeker: Oğlan çocuğu genlerin tesiri ile dayıya,kız ise halaya çeker,onun<br />
hareket ve tavırlarını alır.(Halk arasında yapılan bir yorumdur)<br />
Oğlanınki oğul bağı,kızınki bahçe gülü: Kişinin torunu oğlundan olursa oğul balı diyerek,kız evlattan olursa bahçe gülü diyerek sevinir.<br />
Olacakla öleceğe çare yoktur: İnsanların yaşam boyu karşılaşacakları ne varsa doğarken belli olur ama kişi bunu bilmez.Başımıza gelen ve elimizde olmayan sebeplerle oluşan olaylara çok üzülmemek gerekir.<br />
Olmaz olmaz deme,olmaz olmaz :Hayatta hiç ummadığımız olaylar, en şaşırtıcı biçimde karşımıza çıkabilir.<br />
Orman olur da domuz olmaz mı? :İyi bir ortamda çıkarcılar bulunabilir.bulunması doğaldır.<br />
Osmanlı&#8217;nın ekmeği dizindedir :İşlerimizin başarılı olması için kendimiz ayırdığımız zaman çok<br />
olmamalıdır.İşlerimize ne kadar ağırlık verirsek o kadar başarılı oluruz.<br />
Osurukla boya boyanmaz :Gerekli bilgi ve görgü olmadan bir işi tam olarak görüp bitirmek imkansızdır.<br />
Otu çek köküne bak :Bir kimsenin hakkında tam olarak bilgi sahibi olmak istenirse o kimsenin soyunu<br />
sopunu çok iyi incelemek gerekir.<br />
Ödünç;güle güle gelir,ağlaya ağlaya gider: Ödünç verilirken veren de alan da güler yüzlüdür.Mutludur.Ödünç alınan geri verilirken ise durum değişiktir.Para veren kimse de parasını zamanında alamazsa tarafların arası çok çabuk bozulur.<br />
Öfke baldan tatlıdır :İnsan sinirlendiği zaman bağırır çağırır, rahatlar.<br />
Öfkeyle kalkan zararla oturur: Aniden öfkelenerek sergilenen davranışlar kırıcı olur. Sonuçları önceden tasarlanamaz.<br />
Öküze boynuzu yük değil :Meşgul olduğu iş,kişiye yük olmaz. Onları yaşamının bir parçası olarak kabul eder<br />
Öksüz çocuk göbeğini kendisi keser: Bir koruyanı,kollayanı olmayan kimseler her işlerini kendileri yapmak zorundadır.<br />
Ölenle birlikte ölünmez: Ölüm kaçınılmazdır.Ölen bir kimsenin ardından yas tutmak ta onu geri getirmeyecektir.Bu durumu bilerek ona göre davranmak gereklidir.<br />
Ölüm var,dirim var :İnsanlar malını ve zamanını,varlığını düşünerek kullanmalıdır.geleceğini düşünmelidir.<br />
Ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek de oraya gider :Bir ailede büyükler nasıl bir yaşam<br />
içindelerse çocuklar da benzer bir hayat sürdürürler<br />
Öpülecek el ısırılmaz :Hürmet gösterilmesi gereken kişilere saygısızlık etmek hatadır<br />
Padişah yasağı üç gün sürer: Padişahlık idaresi,bir kişinin sözünün geçtiği bir yöntemdir.Keyfidir.Bugün çıkarılan yasaklar,yarın bir neden ile ortadan kaldırılırlar.Bunun içindir ki emirlerinin devamlı olacağını düşünmemek lazımdır.<br />
Palamut çok biterse kış erken olur: Uzun yılların tecrübesine dayanılarak elde edilen sonuçlara göre meşe ağaçlarında palamudun çok olması kışın erken geleceğini gösterir.<br />
Papaz her gün pilav yemez: Her işi daima bir kişiye yaptırmak doğru değildir.O kişi çok defalar ses çıkarmadan bu sıkıntıya katlandıysa da günün birinde yapamayacak duruma gelir ve yapmaz.Bunun için insanları usandırmayacak bir yöntem izlemekte yarar vardır.<br />
Para dediğin el kiri :İnsanlar bütün ömürlerini paraya bağlamamalıdırlar.<br />
Para ile imanın kimde olduğu bilinmez: Para bütün toplumlarda dikkati çeken bir araçtır.İman ise tanrı ile kul arasında olduğu için başkalarının bilmesine gerek yoktur.Söylenilmesi de acayiplik yaratır.<br />
Pazar ilk pazardır <img src='http://www.dersyerimiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' /> azara götürüp satmak istediğimiz mala verilen ilk fiyat en iyi fiyattır.<br />
Perşembenin gelişi,çarşambadan bellidir :Bir işin nasıl sonuçlanacağı,işin bugünkü durumundan belli olur.<br />
Pilav yiyen,kaşığı belinde gerek :Bir işe girişmek isteyen kimseler o iş için gerekenleri yanlarında bulundurmak zorundadırlar.<br />
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın :Kişi,bir olayın sonuçlanması için elinden gelen gayreti göstermelidir.<br />
Rağbet güzel ile zenginedir: Güzel ve zengin olan kimseler her zaman ilgi görürler.El üstünde tutulurlar.<br />
Rahat ararsan mezarda :yaşayan her kişinin az veya çok kendine göre bir derdi,sıkıntısı mutlak bulunur.<br />
Ramazanda yalan söyleyenin yüzü,bayramda kara olur: Hayatta her zaman doğru olmalı,doğru davranılmalıdır. Yalan söylemek,belki bir zaman için etrafımızdaki kandırmamıza neden olur.Ama gelişen olaylar,söylenen yalanı bir gün mutlak surette açığa çıkartır.<br />
Rençber kırk yılda,tüccar kırk günde: Rençberin büyük emek harcayarak kazandığını, tüccar küçük bir ticaret oyunu ile kazanır.<br />
Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar: Doğru yoldan ayrılan ve şerefini rüşvet için feda eden kişiden her kötülüğü beklemek gerekmektedir.<br />
Rüzgar eken fırtına biçer :Etrafında bulunanlara her zaman kötülük yapan kimseler sonunda mutlaka büyük kötülüklerle karşılaşırlar<br />
Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz :Meydana gelmiş hiçbir olay sebepsiz değildir.<br />
Rüzgara karşı tüküren,kendi yüzüne tükürür: Kendi gücünün üstünde bir güç ile uğraşmak isteyen kimseler sonunda kendileri ziyanlı çıkarlar.<br />
Rüzgarlı havanın kuytusu,yağmurlu havanın uykusu :Rüzgarda kuytu bir yer bulmak rahatlıktır.<br />
Sabah ola,hayır ola: Sabahlar güçlü başlangıçlardır.Verimlili için günün bu saatlerini değerlendirmek gereklidir.<br />
Sabır acıdır,meyvesi tatlıdır :Bir konuda sıkıntılı günlere katlanmak zordur.Ama dayanıldığı takdirde sonuçları güzeldir.<br />
Sabreden derviş,muradına ermiş: Sabırlı olan kişiler,isteklerine kavuşurlar.Sabır ile mücadele edildiğinde başarı mutlaka bizim olacaktır.<br />
Sabrın sonu selamettir: Karşılaştığı bütün zorluklardan hemen yılıp kaçmayan, sabretmesini bilen kimselerin işleri sonunda başarıya ulaşırlar.<br />
Saç sefadan tırnak cefadan uzar :keyifli insanların saçları,sıkıntıda olanların tırnakları uzar.(yaygın bir halk görüşü)<br />
Saçım ak mı kara mı?Önüne düşünce görürsün: Konunun nasıl olduğunu sormaya gerek yoktur.Çok geçmeden bitecektir anlamında kullanılır.<br />
Sade pirinç zerde olmaz,bal da gerek kazana;ata malı tez tükenir,evlat gerek kazana: İnsanlara babasından mal kalır. Ama bu,kişinin o malı iyi kullanacağını göstermez.Hazır yemeye başlanırsa tez zamanda tükenir,biter.Kişi kendine,kendi emeğine güvenmelidir.<br />
Sana taşla vurana sen aşla vur :kötülük yapan kimselere iyilik yapmak insanlık kuralıdır.<br />
Sanat altın bileziktir :Sanat bir kimsenin bir işi en iyi bir biçimde her yerde ve şartta yapmasıdır.<br />
Şahin ile deve avlanmaz :Her işi yapmanın bir yöntemi vardır.<br />
Şahin küçük et yer,deve büyük ot yer: İnsanlar fiziki görünüşlerine göre değil,yaradılış özelliklerine göre davranırlar. Görünüşü küçük olan kişi, her zaman güçsüz olarak görülmemelidir.<br />
Şakanın sonu kakadır: Devamlı şaka yapmak hatalıdır.Önce güzel ve eğlenceli gelirse de bir zaman sonra dayanma gücü azalır ve küçük kırgınlıklar ortaya çıkar.<br />
Şaşkın ördek başını bırakır,kıçından dalar: Her iş,bir düşünce ile,bir plan ile yapılmalıdır.Ne yaptığını iyi bilmeyen kimseler,giriştikleri işlerde akılcı yollardan ayrılırlar.<br />
Şer işi uzat hayra dönsün,hayır işi uzatma şerre dönmesin: Kötü olan işlerin üzerinde çalışmalı,o işi iyiye çevirmelidir.İyi olan işleri hemen sonuçlandırmak gereklidir.<br />
Şeriatın kestiği parmak acımaz: Kanunlar herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Böyle olursa,kanunda yazılan cezaya kimse itiraz edemez,boyun eğer.<br />
Şeytanla ortak buğday eken samanını alır :Hilekar,sorumsuz kimselerle ortak olanlar,yapılan işin zararını yüklenirler.<br />
Şimşek çakmadan gök gürlemez :Söylenen,konuşulan her olay daha önceki başka bir olaydan kaynaklıdır.<br />
Şöhret felakettir :Ünlü olmak birçok sıkıntıyı da beraberinde getirir.<br />
Tabak sevdiği deriyi yerden yere çalar: İnsanlar,ileride başarılı olmasını istedikleri kişileri kıyasıya çalıştırırlar.<br />
Tabancanın dolusu bir kişiyi,boşu kırk kişiyi korkutur: Tabancayı,sinirli olunan durumlarda lüzumsuz yere kullanmak sahibinin başına dert açar.Ama tabanca;taşıyan kişinin belinde iken çok kimse bu durumdan ürker.<br />
Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar: Düşündüğünü uygulaması nasip olmayacak kişinin karşısına,hatıra hayale gelmeyen engeller çıkar.<br />
Tandır başında bağ dikmek kolaydır: Hayal kurmakla sorunlar çözümlenemez. Esas problem,düşleri uygulama alanına sokmaktır.<br />
Tarla çayırda,bağ bayırda :Tarla ve bağ alırken yerlerine dikkat edilmelidir.<br />
Taş düştüğü yerde ağırdır :İnsanın değeri bulunduğu çevrede iyi bilinir.<br />
Tatarın kılavuza ihtiyacı yok :Yapacağı işi çok iyi bilen kimselere başkalarının yardım etmesi gerekmez.<br />
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır :Kişi bulunduğu yerde yeni kimselerle tanışırsa rahatlar.<br />
Ucuzdur vardır bir illeti,pahalıdır vardır bir hikmeti: Ucuz mallar genellikle kalitesizdirler.Kısa bir zaman sonra kullanılamaz hale gelirler.Bunun için o mal bize daha da pahalıya gelmiş olur.<br />
Ulu sözü dinlemeyen uluyakalır: Tecrübeli kimselerin sözlerini dinlemeyip kendi kafası doğrultusunda giden kimseler sonunda büyük zararlara uğrarlar.Sıkıntı ve dertten kurtulamazlar<br />
Ulular köprü olsa basıp geçme: İnsan kendinden büyüklere her zaman hürmet etmelidir.<br />
Ummadığın taş baş yarar <img src='http://www.dersyerimiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> ış görünüşe bakılıp verilen kararlar,bazen büyük hatalara yol açabilirler.<br />
Umut fakirin ekmeğidir :Fakir olan kimseler,kısa süre sonra durumlarının değişeceğini düşünerek avunurlar.<br />
Ustanın çekici bin altın :Sanatkar kimseler bir çok kişinin yapamadığı bir işi çok kısa bir sürede küçük bir hareketle yapıverirler.<br />
Uyku ölümün kardeşidir: Uyuyan kimsenin dünya ile ilgisi kesilir.Olup bitenden haberi olmaz.<br />
Uyuyan yılanın kuyruğuna basma :Kimseye zararı dokunmayan kimseleri kızdırmak,başkalarının zarar görmesine yol açabilir.<br />
Uzaktan davulun sesi hoş gelir: Özelliğini iyi bilmediğimiz iş ve konuların sıkıntılarını da bilmemize imkan yoktur.Bazen çok zor bir konuyu çok kolaymış gibi kabul ettiğimiz de olur.<br />
Üç elli,yaz belli: kasım ayının sekizinden sonra üç defa elli gün sayılırsa nisan ayına,yani havaların ısındığı aya girilmiş olunur.Soğuklar biter.<br />
Üç göç,bir yangının yerini tutar :Bir yerden bir yere taşınma zahmetli ve ziyanlı bir iştir.<br />
Üremesini bilmeyen it,sürüye kurt gelir: Bir toplulukta nasıl davranılması gerektiğini bilmeyen kimseler,kendileriyle birlikte başkalarının da başına dert açarlar.<br />
Üşenenin oğlu,kızı olmamış :İnsan bir varlık elde etmek istiyorsa tembel tembel oturmamalıdır.<br />
Üzüm üzüme baka baka kararır :Çok samimi olan kimseler, birbirlerinin huylarını benimserler<br />
Üzümün çöpü var,armudun sapı: Her konunun kendine göre ufak olumsuzlukları bulunabilir.Bir işin olumlu yönleri dururken,olumsuz olanları üzerinde yoğunlaşmak doğru değildir.<br />
Üzümün ye de bağını sorma :Sunulan imkanların kaynağını sorgulamak her zaman doğru olmayabilir.<br />
Vücut kocar,gönül kocamaz: Hangi yaşta olursa olsun kişi gönlü sayesinde hep genç kalmayı başarabilir.<br />
Verirsen doyur,vurursan duyur: Yardım yapılacaksa gereken ölçüde yapılmalıdır.<br />
Veren el,alandan üstündür: Yardım ve iyiliksever kimseleri herkes scver,sayar.<br />
Varsa pulun,herkes kulun;yoksa pulun dardır yolun: Parası çok olan kimseye herkes iltifat eder,yakınında bulunmak ister.yoksullara kimse yüz vermez.Adını deliye de çıkarabilirler.<br />
Varsa hünerin,her yerde vardır yerin: Hüner,kişinin her şartta en iyi yaptığı, başarılı sonuç aldığı yeteneğidir.Bunun içindir ki her kişi mutlak bir hüner sahibi olup,hayata öyle atılmalıdır.<br />
Vakit nakittir: Zaman en değerli varlığımızdır.Hayatımızdaki en küçük bir anı bile boşa geçirmemek lazımdır.<br />
Yabancı koyun kenarda yatar: Toplumdaki kişiler kısa zamanda büyük yakınlık göstermedikleri için yeni gelenler yabancılık çekerler.<br />
Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur: Hiçbir sebep yokken yaşama düzeyi birden değişen,yükselen kişinin çaldığı ve rüşvet aldığı bellidir.<br />
Yağmur yağsa kış olur: Kişi halin bilse hoş olur:İnsanların etraflarına karşı davranışları,kendi sosyal durumları ile orantılı olmalıdır.<br />
Yakasından atmak: Zorlu bir işi başkasına yüklemeye çalışmak.<br />
Yalancı kim?İşittiğini söyleyen: İnsanlar her duyduklarını,doğrulamadan başkalrına söylememelidirler.<br />
Yalnızlık Hakk&#8217;a mahsustur: Tek başına olmak,Tanrı&#8217;ya ait bir durumdur.<br />
Yanık yerin otu tez biter: İnsanlara büyük ıstırap veren olaylar,bir zaman sonra unutulur.<br />
Yol sormakla bulunur: Bir işe doğru başlamak için bilmediklerimizi sormak, öğrenmek lazımdır.<br />
Yolundan giden yorulmaz: Yapacağı işin tekniğini iyi bilen,uygulamasında deneyim sahibi olan kimse yapacağını önceden tespit eder,sonra uygular.Sonuca sıkıntısız ulaşır.Bunları bilmeyenler ve uygulamayanlar deneme yanılma yöntemi ile hem çok para,hem çok zaman kaybederler.Hem de meydana çıkan iş arzu edilen düzeye erişmez.<br />
Yük altında ancak eşek kalır: İnsanlık sıfatı olan kimse kendisine yapılan iyiliğin altında kalmaz.Bir zaman bulur,karşılığını verir<br />
Zahmetsiz rahmet olmaz: Çaba göstermeden,sıkıntı çekmeden arzu edilen güzel ve iyi sonuçlara ulaşılmaz.<br />
Zaman sana uymazsa sen zamana uy: İçinde yaşanılan zamanın şartları,bizim düşünce ve davranışlarımıza uymayabilir.Kendi düşüncelerimizi kabul ettirmek için etrafımızdakiler ile sürtüşmek doğru değildir.Zamanın gidişine uymak,ona göre davranmak en çıkar yoldur.<br />
Ziyan olan koyunun kuyruğu yağlı olur: Elden kaçırılan fırsatlar küçük olsa da çok büyük görünür.Kişinin dilinden hiç düşmez.Hep büyüterek ondan bahseder.<br />
Zemheride sür de çalı ile sür: Tarlanın zemheride sürülmesi ekinin iyi olması için çok önemlidir.Tarlayı dikkatli ve derin sürmek gerekir.<br />
Zengin arabasını dağdan aşırır,züğürt düz ovada yolunu şaşırır: Varlıklı kişi,parasının ve itibarının çokluğu ile olmayacak işlerini bile kolaylıkla görür.Fakir ise parası olmadığı için en olacak işini bile bitiremez.<br />
Zenginin basması ipekli görünür: Zengin kişilerin giydikleri,yedikleri en pahalısından seçilmiş zannedilir.<br />
Zengin kesesini,züğürt dizini döver: Maddi durumu çok iyi kişiler her zaman parası ile övünür.Züğürt ise arzuladığı iş parası olmadığından yapamayacağı için üzülür.Istırap ve sıkıntı çeker.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özdeyişler</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ozdeyisler.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ozdeyisler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 15:06:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özdeyişler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1820</guid>
		<description><![CDATA[Özdeyişler Söyleyeni belli olan özlü sözlere özdeyiş denir. Özdeyişler, kısa ve özlü sözlerdir. Doğruyu, güzeli söylemektir.Özdeyişler bir yargıyı bildirmektedir. · Acıda her zaman tadılmayan muhteşem bir zevk vardır. WILLIAM MASON · Adalet evrenin ruhudur. ÖMER HAYYAM · Adalet,insan topluluğunun kutsî bağıdır. P.D. GUOZIT · Adam vardır kanat süpürtür Venüs&#8217;e&#8230; ve kitabı ağzına kadar ruhla dolu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özdeyişler</strong></p>
<p>Söyleyeni belli olan özlü sözlere özdeyiş denir. Özdeyişler, kısa ve özlü sözlerdir. Doğruyu, güzeli söylemektir.Özdeyişler bir yargıyı bildirmektedir.</p>
<p>· Acıda her zaman tadılmayan muhteşem bir zevk vardır. WILLIAM MASON<br />
· Adalet evrenin ruhudur. ÖMER HAYYAM<br />
· Adalet,insan topluluğunun kutsî bağıdır. P.D. GUOZIT<br />
· Adam vardır kanat süpürtür Venüs&#8217;e&#8230; ve kitabı ağzına kadar ruhla dolu kutsal bir emanet değil,maddi refahına hizmet edecek bir hüddam olarak görür. CEMİL MERİÇ<br />
· Ağlarım,ağlatamam,hissederim,söyleyemem. Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım. MEHMET AKİF ERSOY<br />
· Affetmek ve unutmak,iyi insanların intikamıdır. SCHİLLER<br />
· Ağzında bal olan arının, kuyruğunda iğnesi vardır. JOHN LYLY<br />
· Aile hayatının güzelliği gibi hiç bir şey yoktur. OSCAR WILDE<br />
· Akıl yaşta değil baştadır. Doğru bir söz fakat aklı da başa yaş getirir. C. SAHABETTİN<br />
· Akıllı adam hem kitapları ,hem de doğrudan doğruya hayatı okur. LIN YUTANG<br />
· Akıllı olmak da bir şey değil,mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır. DESCARTES<br />
· Aklın üç ilkesi , iyi düşünmek , iyi söylemek , iyi yapmaktır. DEMOKRİT<br />
· Aklın ve ilmin üç büyük düşmanı vardır: Kötülük, bilgisizlik ve tembellik. HAECKEL<br />
· Alışkanlıklar bırakılmazlarsa , zamanla ihtiyaç haline gelirler. ST. AGUSTİNE<br />
· Alışkanlıkların zincirleri,önce duyulmayacak kadar hafif,sonra kırılamayacak kadar güçlü olurlar. BENJAMIN DIZRAELI<br />
· Allah, dolu ellere değil, temiz ellere bakar. P.SYRUS<br />
· Ana ailenin güneşidir. Bir ailede o olmazsa orada büyüyen çocuklar gölgede kalmış meyveler gibi olgunlaşmazlar. PESTALOZZI<br />
· Arkadaşını yalnızken ikaz et,başkalarının yanında öv. PUBLIUS CYRUS<br />
· Arkanı güneşe çevirme,gölgen önüne düşer. TAGORE<br />
· Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur. ÇEHOV<br />
· Aşk, dört nala giden at gibidir, ne dizginden anlar, ne söz dinler. KONFÜÇYÜS<br />
· Aşk, duyguların şiiridir. BALZAC<br />
· Aşk, dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır. BAILEY<br />
· Aşkın gelişi, aklın gidişidir. ANTONINE BERT<br />
· Aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. SOKRATES<br />
· Aşk, öyle engin bir denizdir ki, ne başlangıcı ne de sonu vardır. MEVLANA<br />
· Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan iyidir. (Roosevelt)<br />
· Bana iyi analar veriniz, size iyi vatandaşlar vereyim. N. BONAPARTE<br />
· Bana ya hürriyet verin, ya da ölüm. PATRICK HENGY<br />
· Başarı , cesaretin çocuğudur. BENJAMİN DİSRAELİ<br />
· Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar,hürriyete layık değildir. ABRAHAM LINCOLN<br />
· Ben bilmediğimi bildiğim için , öteki insanlardan akıllıyım. SOKRATES<br />
· Bencil insan , tek başına kalmış meyvesiz bir ağaç gibi kurur gider. TURGENYEV<br />
· Bencillik dostluğun zehiridir. BALZAC<br />
· Beni isterseniz dövün,ama bırakın istediğim gibi güleyim. MOLI&#8217;ERE<br />
· Beşikten mezara kadar bilim öğrenin. HZ. MUHAMMED<br />
· Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. SOKRATES<br />
· Bilginlerle beraber düşünmeli,halkla birlikte hareket etmelidir. BERKLEY<br />
· Bilim ve sanat bütün dünyanın malıdır, milletlerin sınırlarını tanımaz. GOETHE<br />
· Bilimsiz şiir, temelsiz duvara benzer. FUZULI<br />
· Bir adamın şöhreti gölgesine benzer,yükseldikçe büyür, düştükçe küçülür. ALLEGRAND<br />
· Bir düşünce bir ateşten daha çok ileriyi ısıtabilir. LONG FELLOW<br />
· Bir gencin hata yapmasını önlersen,onun kararlarını da kendi kendine vermesini önlemiş olursun. JOHN ERSKIN<br />
· Bir insanda kibir, hırs ve şehvet söz söylerken soğan kokar. MEVLANA<br />
· Bir insanın gerçek zenginliği , onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir. HZ. MUHAMMED<br />
· Bir insanın tek başına mutlu olması , unutulacak bir şeydir. ALBERT CAMUS<br />
· Bir iş yapmak için neden yarını bekliyorsun. Bugün de dünün bir yarını değil midir. ÖMER HAYYAM<br />
· Bir kişiye yapılmış haksızlık , bütün topluma yöneltilmiş bir tehdittir. MONTESQUİEU<br />
· Bir mermer parçası için heykeltıraş ne ise,ruh içinde eğitim olur. CERVANTES<br />
· Bir okul açan , bir hapishane kapatır. VİCTOR HUGO<br />
· Bir paranın nereden geldiğini görmek istiyorsan, nereye gittiğine bak. EBU HANİFE<br />
· Bir şeyi bildiğin zaman , onu bildiğini göstermeye çalış.Bir şeyi bilmiyorsan , onu bilmediğini kabul et.İşte bu bilgidir. KONFÜÇYÜS<br />
· Bir ulusun büyüklüğü , nüfusun çokluğu ile değil , akıllı ve erdemli kişilerin sayısıyla ölçülür. VİCTOR HUGO<br />
· Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. ALBERT EINSTEIN<br />
· Bizce aklı başında adam yalnız bizim gibi düşünendir. LA ROEHEFOUCOULD<br />
· Bu dünyaya istediğimiz gibi gelmedik,bu dünyadan istediğimiz gibi gidemeyiz. ÖMER HAYYAM<br />
· Bütün donanımıyla askere değil de elinde alfabesiyle öğretmene güvenirim. BROUGHAM</p>
<p>· Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol. MEVLANA<br />
· Camdan evde oturanlar başkalarına taş atmamalıdırlar. G. NERBERT<br />
· Cennet anaların ayakları altındadır. HZ. MUHAMMED<br />
· Cesaret cennete , korku ölüme sürükler. SENECA<br />
· Cesaret insanı zafere,korkaklık ölüme götürür. SENECA<br />
· Cesareti olmayan adamın başarısı olmaz. PULDIUS CYRUS<br />
· Cesaretle dolu bir insan, inançla dolu bir insandır. CİCERO<br />
· Cibilliyetsize ilim öğretmek,eşkıyanın eline kılıç vermektir. MEVLANA<br />
· İs bizden iki fenalığı uzaklaştırır : can sıkıntısı, kötülük. VOLTAİRE<br />
· İşin güç kısmı, adam olmak değil, adam kalmaktır. ANDRE MAZERELLES<br />
· İyi olmak kolaydır,zor olan adil olmaktır. V.HUGO<br />
· İyiliğe gücün yetmezse , kötülük etme. ARİSTO<br />
· İyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü herkes. CENAP ŞAHABETTİN</p>
<p>· Kabukta dolaşan böcek, meyvenin tadını alamaz. SAHSUVAR<br />
· Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşılır mı? LUKİANOS<br />
· Kendi dilini bilmeyen başka dil öğrenemez. B. SHAW<br />
· Kendisini pek çok seven,çevresinde pek az sevilir. C. ŞAHABETTİN<br />
· Kıskanç daha çok sever, fakat kıskanç olmayan daha iyi sever. MOLIER<br />
· Kıskançlığımızı ancak sevgi ile yenebiliriz. GOETHE<br />
· Kim büyük fikirler için yaşıyorsa, kendisini unutmalıdır. LA-EDRI<br />
· Kitapsız yaşamak,kör sağır,dilsiz yaşamaktır. SENECA<br />
· Konuşma , insanın aklını kullanma sanatıdır. EFLATUN<br />
· Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak sanattır. GOETHE<br />
· Korkunun kaynağı bilgisizliktir. EMERSON<br />
· Kötü haberlerin kanatları vardır,iyi haberlerin ayakları bile yoktur. MARGARET CAVENDISH<br />
· Kralda dilencide aynı iştahla acıkırlar. MONTAIGNE<br />
· Kusurlarınızı hemen söyleyecek arkadaşlar bulun. BOİLEAU<br />
· Küçük hediyeler dostluk,büyük hediyeler sevgi meydana getirir. LICTERBERG<br />
· Küçüklerin büyüklük taslaması kadar tehlikeli bir şey yoktur. SLEFAN ZWEIG</p>
<p>· Leyla&#8217;nın güzelliğine ancak Mecnun gözüyle bakmalısın ki onu seyretmenin sırrı sana da görünsün. SADİ</p>
<p>· Namuslu birisini aldatmak kadar kolay bir şey yoktur. LA FONTAİNE<br />
· Nankörlük, zayıf insanların işidir,kudretli insanlar içinde asla nankör olana rastlamadım. GOETHE<br />
· Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır. MEVLANA<br />
· Nezaket hiçten gelir ; ama her şeyi satın alır. DR. V. PAUCHET</p>
<p>· Okullar demokrasinin kalesidir. HORACE MANN<br />
· Okumak ; haz duymaya , zihnimizi beslemeye , yeteneklerimizi artırmaya yarar. BACON<br />
· Okumak ; insana olgunluk , konuşmada canlılık , yazmada açıklık verir. BACON</p>
<p>· Öğrenmek pahalıdır ama cehalet çok daha pahalıdır. H. CLAUSEN<br />
· Öğretmen bir kandile benzer,kendini tüketerek başkalarına ışık verir. RUFFINI<br />
· Ömrünü seyahatle geçirenler bir çok otelci bulur,ama dostluk kuramaz. SENECA<br />
· Önyargıları kırmak atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur. EİNSTEİN<br />
· Öyle horozlar vardır ki öttükleri için sabahın olduğunu sanırlar. G. DUMANT</p>
<p>· Para arttıkça , para sevgisi de artar. JUVERAL<br />
· Para ile satın alınan sadakat, daha fazla para ile de satılır. SENECA</p>
<p>· Resim, sözcüksüz şiirdir. HORATIUS</p>
<p>· Sağlık bir beden değil, bir kafa meselesidir. M.B EDDY<br />
· Sanat, doğaya eklenmiş insandır. BACON<br />
· Sanat hem bir coşma, hem bir yadsıma işidir. ALBERT CAMUS<br />
· Sanat, insanın doğaya eklediği bir şeydir. ALAIN<br />
· Sanat, özgürlük tarafından emzirildikçe büyür. SCHILLER<br />
· Sanat, şiddeti ortadan kaldırmalıdır, yalnız o yapabilir bunu. TOLSTOY<br />
· Sanat, toplumsal bir çabadır; toplumdan gelir, topluma döner. Fakat gelenle giden aynı şey değildir. ATTİLA İLHAN<br />
· Çalışma , doğanın anasıdır ; mutlak bir dinlenme ölüm demektir. PASCAL<br />
· Çiçek koku vermek,ateş ısıtmak,kadında mes&#8217;ud etmek için yaratılmıştır. G.GARDONY<br />
· Çocuğa küçük şeylerden zevk almasını öğreten,ona büyük bir servet bırakmış olur. ETIENNE GILSON<br />
· Çocuklara,babalarının yeteneklerine göre değil,kendi yeteneklerine göre meslek bulmak gerekir. PLATON<br />
· Çocuklarınıza dilini tutmasını öğretin. Konuşmasını nasıl olsa öğrenecektir. FRANKLİN</p>
<p>· Dedikodu,basit ruhlu insanların eğlencesidir. JORNEİLLE<br />
· Dehanın ilk ve en büyük şartı hakikati sevmektir. GEOTHE<br />
· Deney, aklın babası , belleğin anasıdır. THOMAS FULLER<br />
· Dil , bir ulusun aynasıdır. Bu aynaya baktığımız zaman , orada kendimizin gerçek yankısını görürüz. SCHİLLER<br />
· Doğru düşündüğüne inanan yanlış fikirlerle savaşmak zorunda kalır. MEHMET KAPLAN<br />
· Doğruluk , insanın kalbinin en gerçek anlatımıdır. KONFÜÇYÜS<br />
· Duvarda bir gedik açmaya bir taşın eskimesi yeter. A. NİHAT ASYA<br />
· Dünya değirmen taşına benzer,her saat nice kalpler öğütür. SEYH SADİ<br />
· Dünyada her şeye değer biçmek mümkündür, fakat öğretmenin eserine asla değer biçilemez. SOKRAT<br />
· Düşüncesiz öğrenme , boşuna giden bir çabadır. KONFÜÇYÜS<br />
· Düşünmeden konuşmak, nişan almadan ateş etmeye benzer. R. DİGEST<br />
· Düşünmediğim zaman, yaşamadığım zamandır. REMBRANTD<br />
· Düşünmek ve söylemek kolay,fakat yaşamak,hele basarı ile sonuçlandırmak çok zordur. ZİYA GÖKALP<br />
· Düzyazı yürümeye, şiir ise dansa benzetilebilir. Yürümenin kendisi dışında bir amacı vardır. Dansın amacı ise, kendisidir. VALERY</p>
<p>· Eğitim öğrencilere saygıyla başlar. EMERSON<br />
· Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. HZ.ALİ<br />
· En büyük acı, acıtmaz olmuş zincirlerin acısıdır; köleliği kabul etmenin, başkaldırmaktan vazgeçmenin acıdır. A. NİHAT ASYA<br />
· En büyük cezaevi, cahil bir insanın kafasının içidir. MONTAİGNE<br />
· En kudretli insan,kendisine hakim olandır. SENECA<br />
· En sürekli aşk, karşılıklı olmayan aşktır. SOMERST MAUGAM<br />
· En tehlike insanlar yarı deliler ve yarım akıllılardır. GOETHE<br />
· En verimli yağmur alın teridir. C. SAHABETTİN<br />
· Erdem , iyiyi elde etme gücüdür. EFLATUN<br />
· Erkekler, kadınların ilk aşkı, kadınlar da erkeklerin son aşkı olmak isterler. OSCAR WILDE<br />
· Eskimiş fikirler paslanmış çivilere benzer, söküp atmak çok güçtür. C. ŞAHABETTİN<br />
· Evlilikte başarı, yalnız aranan kişiyi bulmakta değil, aynı zamanda aranan kişi olmaktadır. FOSTER WOOD</p>
<p>· Felaket, dost sayısını sıfıra indirir. W. SHAKESPEARE<br />
· Felaket içinde karar verebilmek yarı kurtuluştur. PASTALOZZI<br />
· Felaketlerin üstünde dimdik oturan insan soylu ve cesurdur. NAPOLCON<br />
· Fenalıkların ilki ve en büyüğü,haksızlıkların cezasız kalmasıdır. EFLATUN</p>
<p>Geç kalan teselli,idam dan sonraki affa benzer. SHAKESPARE<br />
· Geçmişi hatırlayamayanlar,onu bir kere daha yaşamak zorunda kalırlar. G.SANTAYANA<br />
· Gençken bilgi ağacını dikmezsek ,ihtiyarlığımızda gölgesinde barınacak ağacımız olmayacaktır. CHESTERFİELD<br />
· Gençler! Muhakkak evlenin. Eşiniz iyi çıkarsa mutlu, kötü çıkarsa benim gibi filozof olursunuz. SOKRAT<br />
· Gençliğe üç öğüdüm vardır: ÇALIŞ, ÇALIŞ, ÇALIŞ. BİSMARK<br />
· Gençliğin parlak lügatinde başarısızlık diye bir kelime yoktur. E. BULWER LYTTON<br />
· Gençlik,rüzgarların savurduğu gül yapraklarının arkasından koşar. N.LENAU<br />
· Gerçeğin dağlarına umutsuzlukla çıkılmaz. NİETZSCHE<br />
· Gerçek arkadaşlık sıhhat gibidir,değeri ancak o yok olduktan sonra anlaşılır. GOLTI<br />
· Gerçek bilgi ; yaparak , denenerek öğrenilen bilgidir. DESCARTES<br />
· Gerçek bir arkadaş , iki gövdede yaşayan bir ruhtur. ARİSTO<br />
· Gülmek bir güneştir.İnsanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder. VİCTOR HUGO<br />
· Gündüz kandilini hazırlamayan , gece karanlığa razı demektir. CENAP ŞAHABETTİN<br />
· Güzel bedenler için zevk,güzel ruhlar içinde ıstırap gerektir. OSCAR WILDE<br />
· Güzel bir kıyafet iyi bir tavsiye mektubudur. C. ŞAHABETTİN<br />
· Güzel düşün , iyi hisset , aldanma; ne varsa doğrudadır ; doğruluk şaşar sanma. TEVFİK FİKRET<br />
· Güzel sanatlar, insanın kafasının, kalbinin birlikte çalıştığı şeylerdir. BACON<br />
· Güzellik,çoğu zaman kusurları gizleyen bir örtüdür. BALZAC<br />
· Güzellik müthiş bir kudret,gülümseme ise onun kılıcıdır. CHARLES REACK</p>
<p>· Hafızasız baş,bekçisiz kaleye benzer. NAPOLEON<br />
· Hak beklediğin bir yola yalnızda olsan gideceksin. TEVFİK FİKRET<br />
· Haset, insanların duyguları içinde en can sıkıcı ve devamlı olanıdır. BACON<br />
· Hata yapmaktan korkan insan , hiçbir şey yapamaz. LİNCOLN<br />
· Hayat Tanrının bize sunduğu bir armağandır; onu değerlendirme biçimimiz ise bizim yaratıcıya sunduğumuz armağandır. LEO BUSCAGLİE<br />
· Hayat yaşla değil, yaşamakla anlaşılır. ANDRE-GIDE<br />
· Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez. MONTAİGNE<br />
· Hepimiz kahkahalarımızı göz yaşlarımızla ödüyoruz. PEYAMİ SAFA<br />
· Her büyük sanatçı, sanata kendi damgasını vurur. VICTOR HUGO<br />
· Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. TOLSTOY<br />
· Her şeyin başlangıcı küçüktür. CİCERO<br />
· Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır. J. KETH MOORHEAD<br />
· Hiçbir miras doğruluk kadar zengin değildir. SHAKESPEARE<br />
· Hiçbir şey, ele geçince hayalde olduğu kadar güzel kalmaz. N.RICHARD NASH<br />
· Hiçbir insan,kollarında bir çocuk tutan anne kadar çekici ve birkaç çocuk arasındaki bir anne kadar saygıya layık değildir. GOETHE<br />
· İki günü eşit olan ziyandadır. HZ. MUHAMMED<br />
· İlim öyle bir şeydir ki sen ona tüm gücünü vermedikçe o sana yarısını bile vermez. EBU YUSUF<br />
· İlimle geçen bir gece,ibadetle geçen bin geceden hayırlıdır. HZ. MUHAMMED<br />
· İnsan ; düşünmek , sevmek , inanmak için dünyaya gelmiştir. J.J. ROUSSEAU<br />
· İnsan eğitimle doğmaz,ama eğitimle yasar. CERVANTES<br />
· İnsan , gülmediği günü , yaşadım diye hayat defterine kaydetmemelidir. SOKRATES<br />
· İnsan,hayatının dörtte üçünü yapamayacağı şeylerle geçirir. DIDEROT<br />
· İnsan hür olarak yaratılmış,zincire vurulmuş olarak bile doğsa,yine hürdür. SCHILLER<br />
· İnsan ne kadar çok okursa o kadar çok yükselebileceğini bilmelidir. O.J. BANGS<br />
· İnsan zaman öldürmek için değil ; faydalı hoş bir an geçirmek için okumalıdır. OLİVER GOİTMİDH<br />
· İnsanın dostu yoktur,saadetin dostu vardır. NAPOLEON<br />
· İnsanın kendini feth etmesi zaferlerin en büyüğüdür. EFLATUN<br />
· İnsanlar birbirleri içindir ; birbirlerine aittir. GOETHE<br />
· İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını,sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını verirler. GOETHE<br />
· Sanat ve sanatçıdan yoksun bir toplumun canlılığı olmaz. M. KEMAL ATATÜRK<br />
· Sanatın düşmanı bilgisizliktir. SAMUEL JOHNSON<br />
· Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. M. KEMAL ATATÜRK<br />
· Sanatta temel olan, yeni ve kişisel bir şey söylemektir. Büyük sanatçı bununla belli olur. TOLSTOY<br />
· Saygı olmayan yerde aşk da olmaz. EMILE ZOLA<br />
· Sevdiği bir işi bulan insan mutludur. THOMAS CARLYLE<br />
· Sevdiklerimize vereceğimiz en değerli hediye,ne altın ne de mücevher. Yalnız kendimizden bir küçük parça. RALDP WALDO EMERSON<br />
· Size yapılan en ufak yardımı sakın unutmayınız,yaptığınız en büyük yardımı ise hiçbir vakit hatırlamayınız. CHILON<br />
· Suçu toplum hazırlar , suçlu işler. BUCKLE<br />
· Susan bir bilgin , bir kelime söylemeyen aptaldan farksızdır. MOLİERE<br />
· Susmayı bilmek söylemeyi bilmekten daha nadir bir meziyettir. AMBROISE</p>
<p>· Şair, her şeyden önce yaşadığı toplumun sorunlarına, giderek tüm dünyaya karşı sorumludur. NERUDA<br />
· Şerefli bir ölüm ,******** bir ömürden daha iyidir. TACİTÜS<br />
· Şiir benim içimde bir amaç değil, tutkudur. EDGAR ALLEN POE<br />
· Şiir, düşüncelerle değil, sözcüklerle yazılır. MALLARME<br />
· Şiir, güzellikte çarpışan tek gerçektir. GLFILLON<br />
· Şiir, hem ozanın hem de yazıldığı çağın resmidir. ERIK STINUS<br />
· Şiirin, düzyazıdan ayrıldığı nokta şudur: Az sözcükle çok şey söylemek. VOLTAIRE</p>
<p>· Talebelerine öğrenme arzusu aşılayamayan bir öğretmen soğuk demiri döven bir demirci gibidir. HORACE MANN<br />
· Tam dostluk benzer arkadaşlar arasında olur. NIETZCHE<br />
· Tatlı dil, her kapıyı açan sihirli bir anahtardır. MONTAİGNE<br />
· Tatlı sözler,şiddetli bir öfkeye karşı en tesirli ilaçtır. AISKHYOS<br />
· Tilki, kümesi iyi tanıyor diye bekçi yapılır mı? TRUMAN<br />
· Toplumun insanlık özelliği, güzel sanatlarla beslenir. İSMET İNÖNÜ<br />
· Tüm sanatlar kardeştir, hepsi de birbirinin ışığı altında ilerler. VOLTAIRE<br />
· Türk ulusunun tarihsel bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onlarda yükselmektir. M. KEMAL ATATÜRK</p>
<p>· Ulusların zenginliği ipek , pamuk , altın değil , insandır. RİCHARD HOVEY<br />
· Umut insanı uyandıran bir rüyadır. ARİSTO<br />
· Unutma ki ağzında bal olan arının kuyruğunda iğnesi vardır. LYLY<br />
· Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir. M. EMİN YURDAKUL<br />
· Uşağım dahi olsa, hatalarımı düzelten efendim olur. GOETHE</p>
<p>· Ümidini kaybetmiş olanın,başka kaybedecek şeyi yoktur. BOLSE</p>
<p>· Ya sus yada susmaktan daha değerli şeyler söyle. PHTAGORE<br />
· Yalanı söküp atmadan gerçeği dikmeye çalışma ! tutmaz. CENAP ŞAHABETTİN<br />
· Yalnız kendi nefsini düşünerek dost arayan,hizmetçi arıyor demektir. CENAB ŞAHABETTİN<br />
· Yanıldığını asla kabul etmeyenler,en çok yanılanlardır. LA ROCHEFOUCAULD<br />
· Yapılmış küçük işler,planlanmış büyük işlerden çok daha iyidir. PETER MARSHALL<br />
· Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niçin bugünden başlamıyorsun? EPİKTETOS<br />
· Yaşam kısa, sanat uzundur. HIPPOKRATES<br />
· Yaşamak solumak değil , çalışmaktır. J.J. ROUSSEAU<br />
· Yaşamanın amacı , hoşa gitmeyen şeylerden kaçmak değil , hoşa gitmeyen şeyleri yenmektir. F.W. FOERSTER<br />
· Yenilince ümitsizliğe kapılma, her başarısızlıkta bir zafer arzusu yatar. GERMAIN MARTIN<br />
· Yiğit olan sırrını kimseye demez,kötü kalbindekini dile getirir. KARACAOĞLAN<br />
· Yurdu savunmanın en ucuz yolu, eğitimdir. BURKE</p>
<p>· Zafer , iradededir. NAPOLYON<br />
· Zevke esir olan değil,hakim olan mesuttur. ARISTIPPAS<br />
· Zorluk çeken rahat bulur. ŞİNASİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ozdeyisler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya ülkelerinde en çok kullanılan atasözleri</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/dunya-ulkelerinde-en-cok-kullanilan-atasozleri.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/dunya-ulkelerinde-en-cok-kullanilan-atasozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 15:02:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atasözleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1818</guid>
		<description><![CDATA[Dünya ülkelerinde en çok kullanılan atasözleri Sis yelpaze ile dagitilmaz. JAPONYA Söhret kabiliyetin gölgesidir. INGILTERE Insan disi ile karsilanir, içi ile ugurlanir. MOGOLISTAN Altin atesle, kadin altinla, erkek kadinla imtihan edilir. U.S.A Ne kadar az yüksekten uçarsan, düstügün zaman o kadar az incinirsin. TIBET Dikenler arasinda güller yetisir. ALMAN Kadinlar gülebildikleri zaman gülerler, istedikleri zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya ülkelerinde en çok kullanılan atasözleri</strong></p>
<p>Sis yelpaze ile dagitilmaz.<br />
JAPONYA</p>
<p>Söhret kabiliyetin gölgesidir.<br />
INGILTERE</p>
<p>Insan disi ile karsilanir, içi ile ugurlanir.<br />
MOGOLISTAN<span id="more-1818"></span></p>
<p>Altin atesle, kadin altinla, erkek kadinla imtihan edilir.<br />
U.S.A</p>
<p>Ne kadar az yüksekten uçarsan, düstügün zaman o kadar az incinirsin.<br />
TIBET</p>
<p>Dikenler arasinda güller yetisir.<br />
ALMAN</p>
<p>Kadinlar gülebildikleri zaman gülerler, istedikleri zaman aglarlar.<br />
VENEZUELA</p>
<p>Kadin gölge gibidir, kendisini takip edenden kaçar önünden gidenin arkasindan kosar.<br />
KONGO</p>
<p>Evlenmeden evvel gözlerinizi dört açin. Evlendikten sonra yari yariya kapayin.<br />
PORTEKIZ</p>
<p>Ask ile öksürük hiç bir zaman saklanamaz.<br />
AVUSTURALYA</p>
<p>Mutluluk herkesin hayatindan bir kere geçer.<br />
VENEZUELA</p>
<p>Insanlar yasadikça ihtiyarladiklarini sanirlar, halbuki yasamadikça ihtiyarlarlar.<br />
ISKOÇYA</p>
<p>Hakiki sevgi ayrilikta unutulmaz.<br />
BELÇIKA</p>
<p>Allahin gülü dikenli yarattigina hayret edeceginiz yerde, dikenler arasinda gül yarattigina hayret ediniz.<br />
ARABISTAN</p>
<p>Biri öteki kadar zengin olunca, kardesler birbirlerini severler.<br />
UGANDA</p>
<p>Evlilik bir kale gibidir. Disaridakiler oraya girmek için, içindekilerde disari çikmak için ugrasir dururlar.<br />
TAYLAND</p>
<p>Yasini söyleyen kadin ya genç oldugu için kaybedecek birseyi yoktur, ya da yasli oldugundan kazanacak bir seyi yoktur.<br />
MALEZYA</p>
<p>Sevmek keman çalmak gibidir, bilmeyen kötü sesler çikarir.<br />
BOLIVYA</p>
<p>Çabuk gelen kötü sans, geç gelen iyi sanstan iyidir.<br />
ARNAVUTLUK</p>
<p>Baskalarini azarlar gibi kendini azarla, kendini affeder gibi baskalarini affet.<br />
ÇIN</p>
<p>Eski asklar yanmis, sönmüs kömür gibi gayet kolay alev alir.<br />
KOLOMBIYA</p>
<p>Erkek yasini saklamaya, kadin ise saklamamaya basladigi zaman yaslanmistir.<br />
PERU</p>
<p>Güzellik, tabiatin kadinlara verdigi ilk hediye, ayni zamanda geri aldigi ilk seydir.<br />
SILI</p>
<p>Ömrümün sonuna kadar essege binmektense, bir yil ata binmek yegdir.<br />
HOLLANDA</p>
<p>Yataga yattigim zaman, problemlerimi elbiselerimde birakirim.<br />
HOLLANDA</p>
<p>Askin tokadi üzüm gibi tatlidir.<br />
MISIR</p>
<p>Tasi delen suyun kuvveti degil, damlalarin sürekliligidir.<br />
BREZILYA</p>
<p>Hiç bir mutfak iki kadini alacak kadar zengin degildir.<br />
SUDAN</p>
<p>Üç tasinma bir yangina bedeldir.<br />
JAPON</p>
<p>Nisan yagmuru Mayis çiçegi getirir.<br />
KANADA</p>
<p>Bir yalan ne kadar hizli olursa olsun, hakikat onu yetisip geçer.<br />
KENYA</p>
<p>Büyük acilar sessizdir.<br />
ITALYA</p>
<p>Küçük üzüntüler konusurlar, büyük dertler dilsizdir.<br />
NIJERYA</p>
<p>Birlesmek baslangiçtir, birligi sürdürmek gelismedir; birlikte çalismak basaridir.<br />
U.S.A</p>
<p>Ilk karini sana Allah, Ikinci karini insanlar, üçüncüsünü ise seytan gönderir.<br />
JAPON</p>
<p>Idealler yildizlar gibidir, onlari tutmak mümkün olmaz ama karanlik gecelerde yolumuza onlar rehberlik ederler.<br />
FRANSA</p>
<p>Evinde huzurlu olmak istiyorsan esinin bütün istediklerini yap.<br />
NIJERYA</p>
<p>Yalan dört nala gider, gerçek adim adim yürür, fakat gene de vaktinde yetisir.<br />
NORVEÇ</p>
<p>Biri sizi bir kez aldatirsa suç onundur. Iki kez aldatirsa suç sizindir.<br />
ROMANYA</p>
<p>Bir sekilde dogar, fakat binbir sekilde ölürüz.<br />
YUGOSLAVYA</p>
<p>Hak yenir ama hazmedilmez.<br />
YUNAN</p>
<p>Bir adam en çok sevgilisini, en iyi sekilde ailesini, en uzun da annesini sever.<br />
IRLANDA</p>
<p>Agaç ne kadar yüksek olursa olsun, yapraklari yine de yere dökülür.<br />
ÇIN</p>
<p>Küçük kazançlar servet getirir.<br />
JAMAIKA</p>
<p>Eski sevgi paslanmaz.<br />
ISVEÇ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/dunya-ulkelerinde-en-cok-kullanilan-atasozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deyimler</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/deyimler.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/deyimler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 14:59:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Dersi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1815</guid>
		<description><![CDATA[Deyimler Kelime topluluklarının meydana getirdiği anlama deyim denir. Deyimlerin ana unsuru,bir durum ifadesi taşımalarıdır.Bu sebeple kullanışlarında dikkatli olmak gerekir.Deyimlerin,atasözleri ve fıkra-hikayeler olmak üzere iki büyük kaynağı vardır. Deyimler,dört gramer yapısından oluşmaktadır: 1. Tek bir kelimeden ibaret olup,semantik manasına göre dikkate alınarak. 2. Bileşil fiillerin kendisinden önce gelen kelimeye karşı elde ettiği hakimiyetle. 3. İsmin fiile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Deyimler</strong></p>
<p>Kelime topluluklarının meydana getirdiği anlama deyim denir. Deyimlerin ana unsuru,bir durum ifadesi taşımalarıdır.Bu sebeple kullanışlarında dikkatli olmak gerekir.Deyimlerin,atasözleri ve fıkra-hikayeler olmak üzere iki büyük kaynağı vardır.</p>
<p>Deyimler,dört gramer yapısından oluşmaktadır:</p>
<p>1. Tek bir kelimeden ibaret olup,semantik manasına göre dikkate alınarak.<br />
2. Bileşil fiillerin kendisinden önce gelen kelimeye karşı elde ettiği hakimiyetle.<br />
3. İsmin fiile hakim oluşuyla.<br />
4. Her iki öğenin eşit oranda kalıplaşmasıyla meydana gelir. <span id="more-1815"></span></p>
<p>Deyimlerin ana karakterini anlamak için cümle içindeki kullanılışlarına dikkat etmek gerekir.Yukarıda sıralanan nitelikler göz önüne alınarak,deyimlerin gruplandırılması şöyle yapılabilir:</p>
<p><strong>1. ALAY VE EĞLENME MAKSADIYLA YAPILAN DEYİMLER:</strong><br />
a-Tasviri olup fiil karakteri taşımadan kullanılanlar:<br />
ör:Ayran budalası<br />
b-Bir hüküm ifade edip atasözü değerine ulaşanlar:<br />
ör:Atı alan Üsküdar&#8217;ı geçti<br />
c-Hikaye karakteri gösterenler:<br />
ör:Hoppala<br />
d-Fiilin hakim olduğu deyimler:<br />
ör:Akıldan yana züğürt olmak</p>
<p><strong>2. HİKAYE DEYİMLERİ:</strong></p>
<p>a-Tasviri mahiyette olanlar:<br />
ör:Adet yerini bulsun<br />
b-Dua mahiyetinde olanlar:<br />
ör:Bereket versin<br />
c-Hitap olarak kullanılanlar<br />
ör:Ayol<br />
d-Üzüntüyü,eseflenmeyi ifade edenler:<br />
ör:Ah…aksi şeytan<br />
e-Konuşmayı devam ettirmek amacıyla kullanılanlar:<br />
ör:Ha,ne diyordum<br />
f-Teselli mahiyetinde kullanılanlar:<br />
ör:Adam sen de</p>
<p><strong>3. TASVİRİ NİTELİKTE DEYİMLER:</strong></p>
<p>a-Tasviri olanlar:<br />
ör:Kuyu anası<br />
b-Fiilin hakim olduğu deyimler:<br />
ör:Alçak gönüllü olmak</p>
<p><strong>4. MÜBALAĞA DEYİMLERİ</strong>:</p>
<p>a-Tasviri mahiyette olanlar:<br />
ör:Ağzı açık kalmak<br />
b-Alay ve eğlenme ihtiva edenler:<br />
ör Dananın kuyruğunu koparmak<br />
c-Küçümseme,tahkir ve ihtar unsurlarını içine alanlar:<br />
ör:Yüreğinde dağ açılmak</p>
<p><strong>5. DUA DEYİMLERİ:</strong></p>
<p>a-Nezaket ve iltifat unsurlarının hakim olduğu dua deyimleri:<br />
ör:Allah bir arada kocatsın<br />
b-Vecize mahiyetinde olan dua deyimleri:<br />
ör:Nemrut&#8217;un ateşini Hz.İbrahim&#8217;e gülzar eden Allah,sizin de yaktığınız ateşi bize selamet nuru etsin.<br />
c-İstihza yollu söylenen ve dalkavukluk çeşnisi ile bulunan deyimler:<br />
ör:Allah akıl versin,çok yaşa<br />
d-Allah&#8217;a şükür anlamında yapılan deyimler:<br />
ör:Hamdolsun,bin şükür.<br />
e-Büyü,tılsım bozmak veya yapmak için kullanılan deyimler:<br />
ör:Üzerliksin hevasın,her dertlere devasın</p>
<p><strong>6. İLTİFAT,DALKAVUKLUK,YALTAKLANMA ve SEVGİ DEYİMLERİ</strong>:</p>
<p>a-Saray çevresinde padişah ve diğer devlet ricalini tasvir,takdir ve dalkavukluk için kullanılan deyimler:<br />
ör Devletli,efendizadem<br />
b-Sevgiliye veya yaranılmak istenen kimseye karşı kullanılan hitap deyimleri:<br />
ör:A canım,canımın içi,ciğerimin köşesi,elmasım<br />
c-Sevgiliyi veya yaltaklık edileni tasvir için kullanılanlar:<br />
ör:Afeti can,gazali rana,hokka gibi ağızlı,kiraz gibi dudaklı<br />
d-Sevilen veya yaranılmak istenen şahsa söylenen,fiilin hakim olduğu deyimler:<br />
ör:Keremin arpa tarlası gibi yanmak<br />
e-Aşırı bir alçakgönüllülük veya kendini küçültmekle yapılan dalkavukluklar,yalvarmalar,dua mahiyetinde olanlar:<br />
ör:Bağışlayınız,af buyurunuz,Allah ömürler versin</p>
<p><strong>7. BEDDUALAR:</strong></p>
<p>a-Uzuvlar üzerine yapılan beddualar:<br />
ör:Ağzı kurusun,burnu kırılsın,elleri yumurcaktan kopsun<br />
b-Soyut anlam taşıyanlar:<br />
ör:Adı batsın,Aklı kurusun<br />
c-Vasıtala Beddualar:<br />
ör:Ziftin pekini ye<br />
d-Alay yollu beddualar:<br />
ör Deli diyenin tepesi delinsin,iki gözün bir delikten fırlasın</p>
<p><strong>8. İHTAR MAHİYETİNDE DEYİMLER:</strong></p>
<p>a-Tek kelimeden ibaret olanlar:<br />
ör Savul,yıkıl v.b.<br />
b-Soyut anlam taşıyanlar:<br />
ör:Hanya&#8217;yı Konya&#8217;yı haddini bildiririm.<br />
c-Uzuvlara dayanılarak yapılan ihtarlar:<br />
ör:Ağzını düzelt,dilini tut<br />
d-Vasıtalı ihtarlar:<br />
ör:Eşek sudan gelinceye kadar dövmek</p>
<p>b</p>
<p>a-Tek kelime halinde olan,içinde tasviri,soyutluk ve hafif bir şekilde kıyaslama unsurları bulunan küfür ve hakaret deyimleri:<br />
ör:Alık,balkabağı,marsık,kınamsık<br />
b-Tek kelime halinde olan fiili hakaret deyimleri:<br />
ör:Zıbarmak,kudurtmak<br />
c-Birden fazla kelimeli fiili hakaret deyimleri:<br />
ör.Boyundan büyük işe kalkışmak<br />
d-Tasvir unsuru hakim olanlar:<br />
ör:Ayran budalası,düz taban,çenesi düşük<br />
e-Hayvanlardan yararlanılarak yapılan ve herif gibi kelimelerle beraber kullanılan ağır küfür ve hakaret deyimleri:<br />
ör:Ağanın beygiri,kılkuyruk herif,köpoğlu v.b.</p>
<p><strong>10. SEDAYI TAKLİDEN MEYDANA GELEN DEYİMLER:</strong></p>
<p>Bu deyimler,doğadaki tabii ses taklitleriyle yapıldıkları gibi anlamsız kelimelerin yan yana gelmesiyle de meydana gelebilirler. Bunlarda amaç,tasvir ettikleri semantik manadır.Söz konusu ses taklidi bir kelimeyle açıklanır.<br />
ör:Bıcı bıcı yapmak.<br />
Yukarıda deyimlerinin ve atasözlerinin gramer ve fonetik açıdan sahip oldukları özellikler sıralanmıştır.Şimdi bu iki türün birbirleriyle olan ilişkilerini gözden geçirmeye çalışacağız.</p>
<p><strong>Deyimlerin Atasözlerinden farkı şöyle özetlenebilir:</strong></p>
<p>1. Deyimler kavram ve durum bildirirler.<br />
2. Deyimlerin mecazlı anlamı vardır.<br />
3. Deyimlerin öyküsü,efsanesi ve kaynağı genellikle vardır.<br />
4. Deyimleri anlatım kalıbı olarak görebiliriz.<br />
5. Deyimlerde kesin hüküm,öğüt,yol göstericilik yoktur.Bu yüzden genel kural oluşturmazlar.</p>
<p>Not: Atasözleri için de yukarıda belirtilen açıklamaların tersi geçerlidir.</p>
<p>Deyimler ile atasözlerinin benzer tarafları şunlardır:</p>
<p>1. Her ikisinde de kelimelerde mecaz,istiare ve kinaye vardır.<br />
2. Kelime dizilişleri değiştirilemez.<br />
3. Sözdeki kelimelerin eş anlamlısını kelimenin yerine koymak olumlu bir sonuç vermez,sözü bozar.<br />
4. Biçim yönünden birbirlerine benzerler.<br />
Aşağıdaki deyimler alfabetik olarak sıralanmışlardır.</p>
<p>Abacı kebeci Olur olmaz kimseler,ne olduğu belirsiz kişiler<br />
Abanmak :Birine yük olmak,onun sırtından geçinmek.<br />
Acemilik etmek üşüncesizce hareket etmek.<br />
Açık bono vermek :Bir kimseye,istediği gibi davranma yetkisi vermek<br />
Adama benzemek üzelmek,göze hoş görünmek<br />
Af buyurunuz :Özür dilemeyi ifade eden bir deyim<br />
Agop&#8217;un kazı gibi yutmak :Önüne konulan her yemeği çabuk yemek<br />
Ağız gevşekliği ır tutmak hali.<br />
Ah edip eh işitmek aima feryat etmek.<br />
Ak sakaldan yok sakala gelmek : Çok yaşlanmak<br />
Alavere dalavere,Kürt Mehmet nöbete :Bir işte bütün yükü, sorumluluğu yetersiz kişiye bırakma durumunda söylenir.<br />
Allah hakkı için oğruyu söylemesi istenen kimseye verilen söz.<br />
Amma da yaptın lmayacak bir şey söyledin anlamında<br />
Arabayı düze çıkartmak onunda işini kolaylaştırmak<br />
Astarı yüzünden pahalı :Gerçek değerinden fazlaya mal olmak<br />
Aşüftelik etmek :Hafif ve işveli davranmak<br />
Atma Recep din kardeşiyiz :Biz birbirimizin ne olduğunu biliriz&#8217; anlamında kullanılır.<br />
Ayvaz kasap hepsi bir hesap :Hepsi aynı hesaba geliyor anlamında<br />
Azrail olmak :Çok korkulu ve zorba olmak<br />
Baba,baba değil iskele babası aygı duyulmayan,hayırsız baba<br />
Başına feleğin tokmağı inmek :Bir felakete uğramak<br />
Bela aramak: Kavga sebebi yaratmak.<br />
Ben sarhoş,yolcu sarhoş: Herkesin garip bir tutum içinde bulunduğunu anlatmak için kullanılır.<br />
Beyni sulanmak: Bunamak.<br />
Bıyıkları balta kesmez olmak :Güçlü olmak,kimseden korkmamak<br />
Bızdık :Ufak çocuk<br />
Binin yarısı beş yüz o da ben de yok üşünceli kimseleri avutmak için teselli mahiyetinde söylenir.<br />
Bir avuç toprak olmak :Ölmek<br />
Bir çırpıda  anda<br />
Boşlamak :İlgisiz davranmak,ilgiyi kesmek<br />
Boyunun ölçüsünü almak: Biri tarafından ağzının payı verilmek<br />
Bulanık suda balık avlamak :Karışıklıktan yararlanıp menfaatini kollamak<br />
Burnu kokuyu iyi almak :Her şeyi önceden sezmek<br />
Büyüklük göstermek :Bağışlamak<br />
Büyük söylemek :övünmek<br />
Cafer ağanın abdest suyu :Tatsız,tuzsuz<br />
Caka yapmak :Gösteriş yapmak<br />
Cana işlemek :Çok tesir etmek<br />
Can atmak :Çok istemek<br />
Can ciğer amimi<br />
Candan yanmış :Adamakıllı tutulmuş<br />
Canı burnuna gelmek :Bir işte çok eziyet ve sıkıntı çekmek<br />
Canını şeytana satmak :Kötü işlerle uğraşmak<br />
Canın sağ olsun :Bir ziyan için söylenen teselli sözü<br />
Ceddine okumak oyuna sövmek<br />
Ceffel kalem etmek :Hemen hüküm vermek<br />
Cephe almak üşmanca hal takınmak<br />
Cıcığı çıkmak :Çok hırpalanmak<br />
Ciğeri beş para etmez eğersiz kişi<br />
Cihan alem bilmek :Herkes tarafından bilinmek<br />
Cin fikirli :Çok zeki,açıkgöz<br />
Cumbadak dalmak :Ani olarak girmek,dalmak<br />
Curcuna koparmak :Gürültüyle çevreyi karıştırmak<br />
Curcunaya kalkmak :Kavga ve gürültü çıkarmaya kalkmak.<br />
Çabalama kaptan ben gidemem :Boşuna çabalama anlamında<br />
Çaçaron :Kavgacı,şirret<br />
Çağı geçmek :Yaşlanmak<br />
Çala kalem urmaksızın yazarak<br />
Çehresi atmak :Rengi sararmak<br />
Çehre uzatmak :Küsmek,somurtmak<br />
Çek arabanı efol anlamında<br />
Çeşnisine bakmak :Lezzetine bakmak<br />
Çevir kazı yanmasın özünü çeviren kimseler için söylenir<br />
Çıkmaz ayın son çarşambası :Belirsiz ve uzak zaman<br />
Çiğ süt emmiş olmak oysuz ve namussuz olmak<br />
Çileden çıkmak :Hiddetlenerek sabrın taşması<br />
Çizmeden yukarı çıkmak :Haddini bilmemek<br />
Çoban kulübesinde padişah rüyası görmek urumuna uygun düşmeyen büyük ve olmayacak hayallere kapılmak<br />
Çorbada tuzu bulunmak :Emeği geçmiş olmak<br />
Çömlek hesabı :Baştan savma hesap<br />
Çöpçatan çatmak :Kısmet olmak<br />
Çürük tahtaya basmak :Umduğunu bulamamak,aldanmak<br />
Dağarcıkta bir şey kalmamak :her şeyi yitirmek<br />
Dalavere yun,hileli iş<br />
Davulu yarık ır saklamayan,önüne gelene içini döken<br />
Dekbaz :Hileci<br />
Demir gibi olmak ağlam ve sıhhatte olmak<br />
Devede kulak :Kıyaslanan şeyler arasındaki orantısızlığı belli etmek için kullanılır.<br />
Dırdır etmek :Yerli yersiz söylenip durmak<br />
Dikili ağacı olmamak :Malı mülkü olmamak<br />
Dili çetrefilli olmak :Rahat ve düzgün konuşamamak<br />
Dilini zaptetmek :Konuşmamak<br />
Dişini sökmek :Zararsız hale getirmek<br />
Dokuz doğurmak :Korkudan ve heyecandan bitmek<br />
Dolmaları yutmak :Kanmak,aldanmak<br />
Dostlar alışverişte görsün :Laf olsun diye iş yapanlar için söylenir<br />
Döner taşım yok,öter kuşum yok :Hiçbir şeye sahip olmamak<br />
Dört dirhem bir çekirdek :Şık giyimli kimse<br />
Dudukuşu :Geveze<br />
Dümen suyundan gitmek :Karşısındakinin huyuna göre davranmak<br />
Dünyaya kazık kakmak :Ölmemek<br />
Ebussuut Efendi&#8217;nin gelini :Eski moda giyinen kadın<br />
Eceline susamak :Tehlikeli işlere girişmek<br />
Edepsizliği gündeliğe takılmak :Edepsizliği alışkanlık haline getirmek<br />
Efendilik yapmak aygılı hareket etmek<br />
Efendizadem :Beyim anlamında bir hitap<br />
Eğrisi doğrusuna gelmek :Uygunsuz yapılan işin tesadüfen uyumlu bitmesi<br />
Ekmeği dizinde :Nankör<br />
Elemtere fiş kem gözlere şiş :Nazar değmesin anlamında<br />
Eli çabuk :Tez iş gören<br />
Emeği geçmek :Bir işin yapılmasında yardımcı olmak<br />
Ensesinde boza pişirmek :Çok eziyet çektirmek<br />
Ermeni gelini gibi aima kırıtan,süzülen kadınlar için yapılan benzetme<br />
Ervahlarına yuf olsun övgü<br />
Eski çamlar bardak oldu :Şartlar değişti anlamında kullanılır<br />
Eşek hoşaftan ne anlar :Anlayışsız,zevksiz insanlar için söylenir.<br />
Etek belde :Kıvrak ve becerikli<br />
Ev açmak :Ayrı ev tutmak<br />
Eyere de gelir semere de :Bütün işlere yarar anlamında<br />
Ez ez de suyunu iç :Hiç yararı olmayan bir işi tenkit etmek için kullanılır<br />
Ezilip büzülmek :Aşırı sıkılgan davranmak<br />
Fahiş faize batakçı müşteri :Benzer kişilikteki insanlar birbirini kolay bulur manasında<br />
Faka basmak :Güç duruma düşmek<br />
Falcı değilim ya :Ben olacağı bilemem anlamında<br />
Fare düşse başı yarılır :Bir yerin yoksulluğunu anlatmak için kullanılır.<br />
Farfara :Ağzında sır tutamayan kimse<br />
Fasulye gibi kendini nimetten saymak :Kendine olduğundan fazla değer vermek<br />
Feleğin çemberinden geçmiş :Tecrübeli,bilmiş<br />
Felekten bir gün çalmak :Eğlenceli bir gün geçirmek<br />
Ferteği çekmek :Kaçmak<br />
Fesat kumkuması :Hep kötülük düşünen<br />
Fıkırdamak :Kesik kesik gülmek<br />
Fıldır fıldır aramak :Israrla ve telaşla aramak<br />
Fırın süpürgesi :Zayıf,uzun boylu kimse<br />
Fincancı katırlarını ürkütmek :Kötü niyetli kişileri ürkütecek hareketlerde bulunmak<br />
Fitil almak :Öfkeyle parlamak<br />
Fol yok yumurta yok :Herhangi bir sebep veya ilişki bulunmaması<br />
Forsu kırılmak :İtibar ve onuru sarsılmak<br />
Fukara babası :Fakirleri kollayan kimse<br />
Fütur getirmek :Umutsuzluğa ve çaresizliğe düşmek<br />
Gafil baş,düşmana eş :İşlerinde hazırlıksız olan insan her zaman zor duruma düşebilir<br />
Gagasından yakalamak :Zayıf noktasından yakalamak<br />
Gavur ölüsü ldukça ağır<br />
Gavurun tembeli keşiş,Müslüman&#8217;ın tembeli derviş :Kendini büsbütün ibadete verip,dünyadan elini eteğini çeken kişiler için kinaye yollu söylenir.<br />
Gazali rana :Güzel,hoş ceylan gibi sevgili anlamında<br />
Geçmişi kandilli övgü<br />
Gemi aslanı :Gösterişli,işe yaramayan adam<br />
Geyik etine girmek :Erginleşmek<br />
Gırtlağından kesmek :Yiyecek parasını kısıtlamak<br />
Giderayak :Gitmek üzereyken<br />
Girye bana hande sana :Önce karşısındakini düşünen kimsenin kullandığı bir deyim<br />
Giydirmek :Azarlamak<br />
Gök demir,yer bakır :İmkansızlıklar ve umutsuzluklar içinde bulunuşu anlatır.<br />
Gömlek değiştirmek :Tutum ve görüşlerini değiştirmek<br />
Göründü Sivas&#8217;ın bağları :Gerçekleşmesi beklenen bir şeyin ortaya çıktığına dair olanaklar belirdiğinde kullanılır.<br />
Göz nuru dökmek :Yapılan işte göz emeği bulunmak<br />
Güvendiği dağlara kar yağmak :Güveni sarsılmak<br />
Habbeyi kubbe yapmak :Önemsiz bir şeyi büyütmek<br />
Haber vermek :Bildirmek<br />
Hak getire :Yoktur anlamında<br />
Halep ordaysa arşın burada :Yapacağını yap anlamında sitem<br />
Ham ervah :Kara ruhlu kimse<br />
Hangi peygambere ümmet olacağını şaşırmak :Kimin sözünü ve yolunu tutacağını,ne yapacağını şaşırmak<br />
Hat çekmek :Önemsememek<br />
Hatun :Eski zaman beylerinin,hanımlarına olan hitabı<br />
Haymana öküzü :Hımbıl ve tembel kimse<br />
Hazır mezarın ölüsü :Hep hazıra konmak isteyen tembel kimseler için kullanılır<br />
Her gün papaz pilav yemez :Hep aynı şeyler yapılamaz<br />
Her işin hakkından gelmek :Her işi başarır olmak<br />
Her tarakta bezi olmak :Her işle ilgili olmak<br />
Hesaptan düşmek :Yok saymak<br />
Hır gür :Kavga<br />
Hiçe saymak :Hiç değer vermemek<br />
Hindi gibi kabarmak :Övünmek,böbürlenmek<br />
Hokka gibi oturmak ikilen elbisenin tam üzerine uyması<br />
Hoşbeş etmek ohbet etmek<br />
Hödük :Görgüsüz,anlayışsız kimse<br />
Hükümet sürmek :Ülkeyi yönetmek<br />
Hüt dağı gibi şişmek :Karnı şişmek<br />
Icığını cıcığını sormak :Bütün ayrıntıları öğrenmek<br />
Ikına sıkına :Güçlükle<br />
Ikınıp sıkınmak :İş yapmak için kendini zorlamak<br />
Ilıca ördeği ıcağa ve rahata düşkün<br />
Irağı yakın etmek :Güçlükleri ortadan kaldırmak<br />
Irgat gibi çalışmak :Çok çalışmak<br />
Irgat pazarına döndürmek :Bir yeri dağınık ve karışık hale sokmak<br />
Isınmak :1-Alışmak,2-Sevmek<br />
Isıtıp ısıtıp önüne koymak :Bir konuda ikide bir söz açmak<br />
Iska geçmek :Atlamak<br />
Iskartaya çıkmak :Eskimek<br />
Islak tavuk :Miskin kadın<br />
Islatmak övmek<br />
Işık göstermek :Yol göstermek<br />
Ivır zıvır :Önemsiz şeyler<br />
İbibullah sivri külah :Yapayalnız,varlıksız olan kimse<br />
İbiş gibi :Alığa benzer<br />
İcabına bakmak :1-Gerekeni yapmak,2-Ortadan kaldırmak<br />
İç fırtınasına tutulmak :Morali bozulmak<br />
İç güveysinden hallice urumu şöyle böyle<br />
İfrit yardağı :Kötülüğe yardımcı olan<br />
İğne yutmuş :Çok bitkin ve sıkıntılı kişi<br />
İkisini bir kazana koysan kaynamazlar :Birbirine zıt insanları anlatmak için kullanılır.<br />
İki yakası bir yere gelmez :Bir türlü düzene kavuşamaz<br />
İlk göz ağrısı :İlk sevilen<br />
İmana gelmek :Merhamete gelmek<br />
İngiliz tabancası gibi kurulmak :Çalım satmak,kasılmak<br />
İpe un sermek :Gevşemek,bahane uydurup işten kaçınmak<br />
İp korkusunu boynuna almak :Ölümü göze almak<br />
İpliği pazara çıkmak :Herkese rezil olmak<br />
İstemem yan cebime koy :Rüşvet konusunda alay yollu söylenir<br />
İşi sıkışık olmak :İşi çok ve külfetli olmak<br />
İtsiz köye dönmek akinleşmek,tenhalaşmak<br />
İyiden iyiye :Adamakıllı<br />
İyi gün dostu :İyi günlerde ortaya çıkan<br />
İzi belirsiz olmak :İz bırakmadan kaybolmak<br />
Kabak tadıvermek evamlı,ısrarlı bıktırmak<br />
Kabasını almak :Bir yerin temizliğini üstünkörü yapmak<br />
Kaçın kurrası :Birinin hiçbir oyuna gelmeyecek kadar açık göz, akıllı olduğunu anlatmak için kullanılır.<br />
Kağıt üzerinde kalması :Bir anlaşmanın resmiyette kalması,tatbik edilmemesi<br />
Kaleyi içinden fethetmek :Meseleyi karşı taraftan birinin yardımıyla halletmek<br />
Kalp ağrısı :Aşk acısı<br />
Kamburu çıkmak :Çok çalışmış olmak<br />
Kan akıtmak :Kurban kesmek<br />
Kan çanağı gibi :Çok kızarmış<br />
Kan ter içinde kalmak :Çok yorulmak<br />
Kapağı atmak :Gitmek,yerleşmek<br />
Kapısını aşındırmak :Çok gidip gelmek<br />
Kara gün dostu :İnsana sıkıntılı günlerinde yardım eden gerçek dost<br />
Kaşının altında gözün var dememek :Yaptığını beğenmemek,takdir etmemek<br />
Kedi ile harara girmek :Geçimsiz biriyle ortaklık etmek<br />
Kendine yontmak :Karşısındakileri düşünmeden kendi çıkarına göre davranmak<br />
Kıç atmak ek istemek<br />
Kınalar yakmak :Çok sevinmek<br />
Kimi kimsesi :Yakınları<br />
Kimseye eyvallah etmemek :Kimseye minnettar kalmamak<br />
Kimya gibi :Az bulunur<br />
Kont gibi :Yakışıklı ve şık giyinmiş<br />
Korkuluk :Gereksiz ve yararsız kimse<br />
Körün istediği bir göz,Allah verdi iki göz :Hayal ettiğinden daha fazlasına kavuşan kişiler için kullanılır.<br />
Kör şeytanın işi yok :Hep aksilikle karşılaşan kişiler tarafından sitem yollu olarak kullanılır.<br />
Kurdu koyunla barıştırmak :Kötü biriyle saf birini uzlaştırmak<br />
Külçe gibi oturmak :Yorgunlukla çökmek<br />
Kül yutmak :Kandırılmak,oyuna gelmek<br />
Laçka olmak :Eskimek,işe yaramaz halde olmak<br />
Laf altında kalmamak :Karşısındakinin sözünün altında kalmamak<br />
Laf ebesi :Çok konuşan kimseler için kullanılır.<br />
Lakke yapmak :Başkasının hakkını çalmak<br />
Lala paşa eğlendirmek: Nazik kişileri eğlendirmeye çalışmak<br />
Lamı cimi yok: Bir konu üzerinde itiraz kabul etmediğini bildirmek için kullanılır.<br />
Leb demeden leblebiyi anlamak :Anlayışlı,zeki olmak<br />
Leke sıçratmak :Bulandırmak<br />
Leşini çıkarmak :Kıyasıya dövmek<br />
Leyleği havada görmek :Çok dolaşanlara söylenir<br />
Limoni tabiatlı :Mızmız<br />
Lodosa tutulmuş gibi bocalamak :Ne yapacağını kestirememek<br />
Lokman hekimin ye dediği :Güzel,tatlı şey<br />
Lop yumurta :Kaynamış yumurta<br />
Lügat paralamak :Anlamını bilmediği halde,bilgiç konuşmak<br />
Lülüye gelmek :Aldanmak<br />
Lüpe konmak eğerli bir şeyi emek harcamadan ele geçirmek<br />
Maça beyi gibi kurulmak aygısızca,kasılarak oturmak<br />
Madrabaz :Çıkarını hileli yollardan sağlayan kimse<br />
Mahalle çocuğu:Eğitimsiz çocuk<br />
Makaraya takmak :Alaya almak<br />
Marsık :Çok esmer kimse<br />
Merak getirmek :Kara sevdaya tutulmak<br />
Meryem Ana kandili gibi oluk (belirsiz) anlamında<br />
Meşe odunu :Kaba,anlayışsız adam<br />
Meydan vermek :Fırsat vermek<br />
Mısır&#8217;daki sağır sultan bile duydu uymayan kalmadı anlamında<br />
Mızrağı çuvala sığdıramamak :Gerçeğin asla saklanamayacağı anlamında kullanılır.<br />
Mis gibi burnunda tütmek :Çok özlemek<br />
Miskinler teknesi :Tembellerin toplandığı yer<br />
Mürai :Art düşünceli kimse<br />
Mürekkebi kurumamak aha pek yeni olmak<br />
Mürekkep yalamış kuyup,yazmış kimse<br />
Mürüvvetini görmek :İyi ve mutlu günlerini görmek<br />
Müslüman adam :1-Dindar kişi,2-Doğruluktan ayrılmayan kimse<br />
Nabzını yoklamak :Karşısındakinin ne düşündüğünü anlamaya çalışmak<br />
Nalına mıhına vurmak :Ne yapacağını kestirememek<br />
Namı nişanı kalmamak :Yok olmak,unutulmak<br />
Nanpareye muhtaç olmak ek yoksul olmak<br />
Nargile suyu :Tatsız içecek<br />
Nazı geçmek :İsteği geri çevrilmeyen kimse<br />
Ne ala memleket :Uygunsuz yapılan işleri kınamak için söylenir<br />
Neci oluyor :Ne karışıyor anlamında<br />
Nefsine yedirememek :Bir şeyi hazmedememek,kabul etmemek<br />
Nevri dönmek :Çok sinirlenip,bunun yüzünden belli olması<br />
Ne yüzle :Ne cesaretle anlamında<br />
Nispet vermek nu üzecek şekilde gösteriş yapmak<br />
Nobran :Kaba,sert,kırıcı(kimse)<br />
Noktası noktasına :Tastamam<br />
Nuh gemisi :Her çeşit insanın toplandığı yer<br />
Nuh nebiden kalma :Çok eskiden kalma<br />
Nur topu gibi :Güzel,şişman,beyaz (çocuk)<br />
Nur yüzlü :Temiz yüzlü kimse<br />
Nutku tutulmak :Üzüntüden,korkudan konuşamamak<br />
O bir düşeş  talih sonucu ele geçirilmiştir anlamında<br />
O gün bugün  gündenberi<br />
Oh demek :Rahat etmek<br />
Ok gibi ciğerine işledi :Yapılan bir hareketin çok üzmesi<br />
Ok yaydan çıktı :Vazgeçemeyeceği bir işi yapmak<br />
Olmuş armut gibi eline geçmek :Kolaylıkla,yorulmadan elde etmek<br />
Onun ipiyle kuyuya inilmez :Güven olmaz anlamında<br />
Oralı olmamak :Önemsememek<br />
O saat  anda<br />
O tarakta bezi olmamak :İlişkisi olmamak<br />
Oynak :Hafif meşrep kadın<br />
Oyun etmek :Hile yapmak,aldatmak<br />
Oyunun sakalı bitmek :Bitmiş olayları anlatan bu deyim,genellikle Karagöz oyunlarının sonunda kullanılır.<br />
Öbür dünyayı boylamak :Ölmek<br />
Öfke topuğa çıkmak :Çok öfkelenmek<br />
Öksüz babası :Öksüz ve yoksulları koruyan adam<br />
Öküz boyunduruğa bakar gibi bakmak :İstemeden,mecburen bakmak<br />
Ölçüsünü bildirmek :Haddini bildirmek,cezasını vermek<br />
Ömür adam :Hoşsohbet adam<br />
Önünü almak urdurmak<br />
Öp babanın elini ürpriz bir durum karşısında yaşanan şaşkınlığı anlatmak için kullanılır<br />
Örümcek kafalı :Eski kafalı,yeniliklere uyum gösteremeyen<br />
Ötmek urmadan anlamlı,anlamsız konuşmak<br />
Öve öve göklere çıkarmak :Çok övmek<br />
Öyle başa böyle traş :Alakasız durumları belirtir.<br />
Özü sözü bir :Verdiği sözleri tutan dürüst kimse<br />
Pabucuna kum dolmak :Engelle karşılaşmak<br />
Paçaları sıvamak :Hazırlanmak<br />
Paha biçmek eğerini ölçmek<br />
Pancar kesilmek :Mahcup olup kızarmak<br />
Paparayı yemek aylanmak,azar işitmek<br />
Paraya para dememek :Kazancı bol olmak<br />
Para peşin kırmızı meşin :Alışverişin peşin olduğunu anlatır<br />
Patentasının altına almak :Egemenliği altına almak<br />
Pestil gibi olmak :Çok yorgun ve halsiz olmak<br />
Peşkeş çekmek :Bir iş yaptırmak için,kendine ait veya başkasına ait bir şeyi hediye etmek<br />
Pılı pırtı :Eski püskü,değersiz eşya<br />
*** etmek :Bozmak,işe yaramaz hale getirmek<br />
Pişmiş aşa soğuk su katmak :Yapılmakta olan bir işi bozmak<br />
Piyasaya düşmek :1-Çok bulunur olmak,2-Orta malı olmak<br />
Postal: Düşkün kadın<br />
Put kesilmek essiz ve hareketsiz kalakalmak<br />
Püsküllü bela :Kişinin başını derde sokan kişi veya durum<br />
Rabbime emanet :Herhangi bir şeyin,kimsenin korumasını tanrıya bırakmak<br />
Rafta kurabiye var ama size göre değil :İşinize yaramaz anlamında<br />
Rahat yüzüne hasret kaldı :Huzursuz olmak,rahat edememek<br />
Ramazan keyfi ruç tutanlardaki sinirlilik hali<br />
Rengi atmak :Çok heyecanlanıp solmak,sararmak<br />
Rengi olmamak ilik olmak<br />
Renk senfonisi :Birbiriyle uyuşan renkler bütünü<br />
Rest çekmek :Kesinlikle kabul etmemek<br />
Rızkını taştan çıkarmak :En zor şartlarda bile geçimini sağlamak<br />
Rufailer karışır :İşin karmaşıklığını anlatır<br />
Ruhu bile duymaz :Yapılan bir işten hiç haberi olmaz anlamında<br />
Ruhuna hitap etmek :Herhangi bir şeyden çok etkilenmek<br />
Rüya gibi :Gelip geçici şeyleri anlatmak için kullanılır<br />
Rüyasında görse hayra yormaz lacağına ihtimal vermemek<br />
Rüzgar ekip fırtına biçmek :Yapılan kötülüğe karşı daha büyük kötülüğe uğramak<br />
Rüzgar gelecek delikleri tıkamak :Her türlü tedbiri almak<br />
Saat gibi üzgün çalışan<br />
Saat on bir buçuğu çalmak :Yaşı çok ilerlemek<br />
Sacayak olmak :Üç kişi bir araya gelip çok samimi olmak<br />
Saçı uzun,aklı kısa üşüncesiz,aptal<br />
Sağlam ayakkabı değil :Güven duyulacak kimse değil, doğruluğu konusunda şüphe duyulur<br />
Sakala soğan doğramak :1-Aldatmak,2-hakaret etmek<br />
Saman gibi :Tatsız,tutsuz<br />
Sapı silik erseri<br />
Sarı Yahudi araya düşkün kişi<br />
Sazına bülbül koymak :Çok güzel çalmak<br />
Sefalar getirdiniz :Eskiden çok kullanılan,hoş geldiniz sözü<br />
Sel önünden kütük kapmak :Zor bir iş başarmak<br />
Sen sağ ben selamet :Yapacak bir şey kalmamak<br />
Sıtma görmemiş ses :Gür ve kalın sesli<br />
Sidik yarışı :Gerekli gereksiz rekabete girmek<br />
Söyleye söyleye dilimde tüy bitti : Çok öğüt verdiği halde sözü dinlenilmeyen insanların içinde bulunduğu durumu anlatır.<br />
Sütüne havale etmek :Karakterine,insanlık duygusuna bırakmak<br />
Şafak atmak :Korkmak,şaşırmak<br />
Şahbaz :Becerikli ve çevik<br />
Şapa oturmak :Çaresiz kalmak<br />
Şaşkın bakkal :Hesabını şaşıran kimse<br />
Şerbetli :kötü işler yapmayı huy edinmiş kimse<br />
Şeşi beş görmek :İyi görmemek,yanılmak<br />
Şeytan çekici evimli ve akıllı çocuk<br />
Şeytan diyor ki :İçinden zararlı bir şeyler yap diyen ses<br />
Şifayı kapmak :Hastalanmak<br />
Şimşek gibi :Büyük bir hızla<br />
Şirret karı :Geçimsiz,huysuz,yaygaracı kadın<br />
Şom ağızlı :Kötümser,olayları devamlı kötüye yoran kimse<br />
Şöhreti afakı tutmak :Herkes tarafından bilinir hale gelmek<br />
Şöyle bir bakmak :1-Üstünkörü,2-İnceler gibi manalı bakmak<br />
Şunu bunu bilmem :Mazeret kabul etmem,özür dinlemem<br />
Taban çekmek :Gitmek<br />
Tabanvayla gitmek :Yürümek<br />
Tadını kaçırmak :Zevkini bozmak<br />
Takıp takıştırmak :Çok süslenmek<br />
Talihi yar olmak :Şansı yardım etmek<br />
Tantuna gitmek :1-Öldürülmek,2-Belaya uğramak<br />
Tasamın on beşi :Umrumda değil anlamında<br />
Taş yağar,kıyamet kopar :Felaketli,korkunç zaman<br />
Taş yürekli :Acıması olmayan kimse<br />
Tavşan boku :Ne faydası,ne de zararı olan kimse<br />
Tebeşire peynir bakışlı :İyi göremeyen,şaşı<br />
Tencere yuvarlanmış,kapağını bulmuş :Birbirine uygun,eşit şeyleri anlatmak için kullanılır.<br />
Tiği teber şahı levent :her şeyini tüketmiş kimseleri anlatmak için söylenir.<br />
Tosunum :Gürbüz kimseler için kullanılır<br />
Tut kelin perçeminden :Boşuna uğraşma,onda yok anlamında…<br />
Tüy dikmek :Kötü bir durumu daha çok kötüleştirecek harekette bulunmak<br />
Ucu dokunmak :Herhangi bir işten zarar görmek<br />
Uç vermek :Görünmek,yetişmek,belirmek<br />
Ufağını tefeğini toplamak :Kendine ait ne varsa toplamak<br />
Ufuk açılmak :yeni imkanlar belirmek<br />
Ulan :Nefret,öfke ifade eden bir hitap şekli<br />
Ulu orta konuşmak üşünmeden söylemek,rastgele söylemek<br />
Ununu elemiş eleğini duvara asmış :Yapacağını yapmış<br />
Utandınsa yüzüne kalbur tut :Utanmanın gereksizliğini anlatır<br />
Uyku ölümün kardeşidir : Uyuyan kimsenin dünya ile ilgisi kesilir. Olup bitenden haberi olmaz.<br />
Uzağı görmek :Bir işin sonucunu,nasıl gelişeceğini önceden tahmin edebilmek.Tedbirli hareket etmek.<br />
Uzun boylu :Ayrıntıları hesap ederek,etraflıca düşünmek.<br />
Uzun uzadıya :Çok ayrıntılı olarak<br />
Uzun yaşın ahiri ölüm :Ne kadar uzun yaşanırsa yaşansın,bütün canlılar bir gün mutlak öleceklerdir.<br />
Ücüğünden cücüğüne :Bütün yönleriyle<br />
Üç aşağı,beş yukarı :Belirlenmiş bir sayıdan biraz fazla veya biraz az olarak.<br />
Üçe beşe bakmamak :Çok fazla pazarlık etmeden alışveriş yapmak<br />
Ümidi boşa çıkmamak :Beklediğini,umduğunu bulmak<br />
Üsküdar dolmuşu gibi birbirinin üzerine :Çok kalabalık yer<br />
Üst perdeden başlamak :Ağzını bozmak<br />
Üstünde durmak :Israr etmek<br />
Üstüne almak :Ödev olarak kabul etmek,bilmek.<br />
Üstüne basmak :Konuya değinmek<br />
Üstüne varmak :Öfkelendirecek söz veya harekette ısrar etmek<br />
Üstüne vurmak :Eklemek<br />
Üstünüze iyilik sağlık :Hastalıkla ilgili konuşurken söylenir<br />
Üvey evlat muamelesi görmek :Ayrı ve hor görülmek<br />
Üzerine tuz biber ekmek :Bir kimsenin acısını fazlalaştıracak, derdini derinleştirecek davranışlarda bulunmak.<br />
Üzerinize afiyet : Ben hastayım.Sizi etkilememesini dilerim.<br />
Üzüm üzüm üzülmek :Çok üzülmek<br />
Üzüm yemek değil,bekçi dövmek : Önemli işler dururken vakit öldüren kişiler için kullanılır.<br />
Vadesi gelmek :Ömrünün sonuna gelmek<br />
Vakit geçirmek :Gereksiz işlerle uğraşmak<br />
Vakit nakittir :Zaman en değerli varlığımızdır.<br />
Vara yoğa karışmak :Her şeye karışmak<br />
Vardığın yer körse,sen de gözünü kapa :İnsanlar,çevresindekiler ile iyi ilişkiler kurmak isterlerse onlara uymak zorundadırlar.<br />
Var kuvveti pazuya vermek :Kolunun kuvvetine güvenmek.<br />
Vebali boynuna :Günahı ona ait anlamında<br />
Veledizina :Babası belli olmayan<br />
Verilmiş sadakası olmak :Bir belayı,kazayı zarar görmeden atlatmak<br />
Vık dedirtmemek es bile çıkarttırmamak<br />
Vız gelip tırıs gitmek :Hiç aldırmamak<br />
Vız gelmek :Önemsiz görünmek.Aldırış etmemek.<br />
Vidin kalesi gibi metin olmak ayanıklı ve sabırlı olmak.<br />
Voli vurmak :Vurgun vurmak<br />
Voyvoda kesilmek :Zalim olmak.<br />
Vur abalıya essiz ve sakin kimselere yapılan zulüm ve haksızlığı belirtmek için kullanılır<br />
Vur patlasın çal oynasın :Büyük eğlenceler için söylenir<br />
Vurucu güç :Çok etkili silahlarla donatıldığı için savaş gücü yüksek askeri birlik.<br />
Vuslat kıyamete kalmak :Kavuşma ümidi olmamak<br />
Vücuda getirmek :Var etmek.<br />
Vücudunu ortadan kaldırmak :Öldürmek<br />
Yabana atmak ikkate almamak<br />
Yabana söylemek açma ve yersiz konuşmak<br />
Ya bu deveyi gütmeli,ya bu diyardan gitmeli :Mecburi durumlarda bir işin mutlaka yapılması gerektiğini belirtmek için söylenir.<br />
Ya devlet başa,ya kuzgun leşe :Büyük bir zafer için her tehlikenin, hatta ölümün bile göze alındığını belirtir.<br />
Yağmur olsa kimsenin tarlasına yağmaz :Kimseye faydası ve yardımı yoktur anlamında<br />
Ya herro,ya merro eçim yapılması gereken durumlarda söylenir.<br />
Yahudi pazarlığı :Kıyasıya yapılan pazarlık<br />
Yakadan geçirmek :Evlat edinmek.<br />
Yaka paça :Hırpalayarak<br />
Yalancı pehlivan özde kahraman<br />
Yalova kaymakamı eğersiz olduğu halde çalım satan kişilere söylenir<br />
Yangın var diye bağırmak :Bir şeyden çok bıkmak,bezmek.<br />
Yaptığını bilmemek :Aklı başında olmamak<br />
Yediği naneyi kokutmak :Uygunsuzluğunu ortaya koymak.<br />
Yel kayadan ne alır :İmkansız bir durumu belirtmek için kullanılır.<br />
Yıldırım gibi :Büyük bir hızla.<br />
Yıldızı parlamak :Şans yüzüne gülmek<br />
Yiyip bitirmek :1-Onmaz hale getirmek,2-Devamlı eziyet etmek<br />
Yobaz :Kaba,sofu.<br />
Yolu düşmek :Bir rastlantı sonucu gelmek.<br />
Yosma :Güzel ve süslü kadın<br />
Yuf ervahına :Lanet olsun anlamındaki bir karşı çıkma sözü.<br />
Yüreği geniş olmak :Gamsız olmak,her şeyi kaldırabilmek.<br />
Yürekte var,elde yok :Yetenekli olup,imkansızlıklar yüzünden bunu geliştiremeyen insanlar için söylenir<br />
Yüz yüze gelmek :Karşılaşmak<br />
Zahmet çekmek :Eziyet ve yorgunluğa düşmek<br />
Zahmet etmek :Yorulmak.<br />
Zartalos :Yellenmek<br />
Zebunu olmak :Birine çok düşkün olmak<br />
Zehir etmek :Tadını kaçırmak<br />
Zehir zemberek :Çok acı<br />
Zembereği boşanmak :Uzun uzun gülmek<br />
Zerre kadar :Yok denecek kadar<br />
Zevahiri kurtarmak :Bir işi yarım yamalak yapıp eleştiri almamak<br />
Zeval bulmak :Yok olmak.<br />
Zıvanadan çıkmak :Çok öfkelenmek<br />
Zihne dank etmek :Uzun zamandır anlaşılamayan bir şeyi,herhangi bir olayın araya girmesiyle birdenbire anlamak.<br />
Zil gibi arasız ve aç<br />
Zilleri takıp oynamak :Çok sevinmek<br />
Zilsiz oynamak :Çok sevinmek<br />
Zokayı yutmak :Aldatılmak<br />
Zurnacının karşısında limon yemek :Uygunsuz bir davranışta bulunarak,çalışamaz hale getirmek.<br />
Zurnayı biz çaldık,parsayı o topladı :Haksızlık edip hazıra konanlar için söylenir<br />
Züğürt tesellisi :Boş,yersiz avutma<br />
Zümrüt gibi :Yemyeşil</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/deyimler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tekerlemeler</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/tekerlemeler.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/tekerlemeler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 14:46:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tekerlemeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1812</guid>
		<description><![CDATA[Ayı beni korkuttu Kulağını sarkıttı Elma verdim yemedi Sakız verdim çiğnedi Hap hup kırmızı turp    Bir, iki, üç Söylemesi çok güç Sana verdim bir elma Adını koydum Fatma Hop, hop, hop Bir büyük altı top Ağzım minnacık Burnum hokkacık Yanaklarım elmacık Gözlerim boncuk Benim adım çocuk   Ay dede, ay dede Evin barkın nerede? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ayı beni korkuttu Kulağını sarkıttı<br />
Elma verdim yemedi<br />
Sakız verdim çiğnedi<br />
Hap hup kırmızı turp</p>
<p> </p>
<p> Bir, iki, üç<br />
Söylemesi çok güç<br />
Sana verdim bir elma<br />
Adını koydum Fatma<br />
Hop, hop, hop<br />
Bir büyük altı top<br />
Ağzım minnacık<br />
Burnum hokkacık<br />
Yanaklarım elmacık<br />
Gözlerim boncuk<br />
Benim adım çocuk</p>
<p> </p>
<p>Ay dede, ay dede<br />
Evin barkın nerede?<br />
İnce belde<br />
İnce belin neresinde?<br />
İki dağın arasında<br />
Keklik getir, yağa batır<br />
Sen yiyemezsen<br />
Bana getir ay dede</p>
<p> </p>
<p>Bir, iki, üç<br />
Yolda oyun güç<br />
Üç, iki, bir<br />
Haydi eve gir<br />
Bir, iki, üç<br />
Ebelik pek güç<br />
4 koca teker<br />
5 dibe çöker<br />
6 ne güzel<br />
7’de dur<br />
8’de vur<br />
9’da atla<br />
10’da tepe takla<br />
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10<br />
Evimize dön<br />
Komşunun bahçesindeki<br />
Güllere kon</p>
<p> </p>
<p>Kardan adam, kardan adam<br />
Senden korkmaz benim babam<br />
Süpürgen var süpürmezsin<br />
Etrafını hiç görmezsin<br />
Ağzın burnun kızarmış<br />
Sanki pek çok soğuk varmış<br />
Haydi haydi yürüsene<br />
Hah hah hah<br />
Diye gülsene<br />
Ah ne süslü bebek<br />
Üstü mavi al benek<br />
Aman tutsam şunu ben<br />
Hemen uçup gitmeden</p>
<p> </p>
<p>Eveleme develeme<br />
Devekuşu kovalama<br />
Kovalarsan yaralama<br />
Şekerleme çikolata<br />
Şundan bundan<br />
Kedi düştü damdan<br />
Çıt pıt<br />
Nerden geldin<br />
Oradan çık<br />
Kız saçların kıvırcık<br />
Sana dedim sen çık</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/tekerlemeler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehmet Akif Ersoy</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/mehmet-akif-ersoy.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/mehmet-akif-ersoy.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 16:04:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Dersi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1710</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy İstiklâl Marşı şâiri. Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mehmet Akif Ersoy</strong></p>
<p>İstiklâl Marşı şâiri. Asıl adı Mehmet Ragif olan Mehmet Akif 1873 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.<span id="more-1710"></span></p>
<p>Zirâat nezâretinde baytar olarak vazife aldı. Üç dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan&#8217;da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedâvisi için bir hayli dolaştı. Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu. Âkif&#8217;in memuriyet hayatı 1893 yılında başlar ve 1913 târihine kadar devam eder.</p>
<p>Memuriyetinin yanında Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn&#8217;da edebiyat dersleri vermiştir.</p>
<p>1893 senesinde Tophâne-i Âmire veznedârı M. Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlendi.</p>
<p>Âkif okulda öğrendikleriyle yetinmeyerek, dışarda kendi kendini yetiştirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genişletmeye çalıştı. Memuriyet hayatına başladıktan sonra öğretmenlik yaparak ve şiir yazarak edebiyat sâhasındaki çalışmalarına devam etti. Fakat onun neşriyat âlemine girişi daha fazla 1908&#8242;de İkinci Meşrutiyetin îlânıyla başlar. Bu târihten itibaren şiirlerini Sırât-ı Müstakîm&#8217;de yayınlanır.<br />
1920 târihinde Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisine seçildi. 17 Şubat 1921 günü İstiklâl Marşı&#8217;nı yazdı. Meclis 12 Martta bu marşı kabul etti.</p>
<p>1926 yılından îtibâren Mısır Üniversitesinde Türkçe dersleri verdi. Derslerden döndükce Kur&#8217;ân-ı kerîm tercümesiyle de meşgul oluyordu, fakat bu sırada siroza tutuldu. Önceleri hastalığının ehemmiyetini anlayamadı ve hava değişimiyle geçeceğini zannetti. Lübnan&#8217;a gitti. Ağustos 1936&#8242;da Antakya&#8217;ya geldi. Mısır&#8217;a hasta olarak döndü.</p>
<p>Hastalık onu harâb etmiş, bir deri bir kemik bırakmıştı. İstanbul&#8217;a geldi. Hastanede yattı, tedâvi gördü. Fakat hastalığın önüne geçilemedi. 27 Aralık 1936 târihinde vefat etti. Kabri Edirnekapı Mezarlığındadır.</p>
<p>Mehmed Âkif milletini ve dînini seven, insanlara karşı merhametli bir mizaca sâhip, şâir tabiatının heyecanlarıyla dalgalanan, edebî bakımdan kıymetli şiirlerin yazarı meşhur bir Türk şâiridir. İstiklâl Marşı şâiri olması bakımından da &#8220;Millî Şâir&#8221; ismini almıştır.</p>
<p>Şairin en büyük eseri Safahat genel adı altında toplanan şiirleri şu 7 kitaptan oluşmuştur:</p>
<p>1.Kitap: Safahat (1911)<br />
2.Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912)<br />
3. Kitap: Hakkın Sesleri (1913)<br />
4. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914)<br />
5. Kitap: Hatıralar (1917)<br />
6. Kitap: Asım (1924)<br />
7. Kitap: Gölgeler (1933).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/mehmet-akif-ersoy.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamir ve Çeşitleri</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/zamir-ve-cesitleri.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/zamir-ve-cesitleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 15:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe Dersi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1696</guid>
		<description><![CDATA[Zamir (Adıl) İsim olmadıkları halde isim gibi kullanılan bu sözcüklere zamir diyoruz. Cümle içinde zamirin karşıladığı isim ya da söz öbeği bilinmiyorsa, cümle belirsiz bir anlam taşır. Zamirler değişik bölümlere ayrılır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: 1. Şahıs zamirleri 2. Dönüşlülük zamiri 3. İşaret zamirleri 4. Belgisiz zamirler 5. Soru zamirleri Şimdi bunları tek tek inceleyelim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Zamir (Adıl)</strong></p>
<p>İsim olmadıkları halde isim gibi kullanılan bu sözcüklere zamir diyoruz. Cümle içinde zamirin karşıladığı isim ya da söz öbeği bilinmiyorsa, cümle belirsiz bir anlam taşır.</p>
<p><strong>Zamirler değişik bölümlere ayrı</strong>lır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:</p>
<p>1. Şahıs zamirleri<br />
2. Dönüşlülük zamiri<br />
3. İşaret zamirleri<span id="more-1696"></span><br />
4. Belgisiz zamirler<br />
5. Soru zamirleri</p>
<p>Şimdi bunları tek tek inceleyelim.</p>
<p><strong>1. Şahıs (kişi) Zamirleri</strong><br />
Şahıs isimlerinin yerine geçen zamirlerdir. Dilimizde altı şahıs olduğuna göre altı tane şahıs zamiri var demektir.</p>
<p>Ben biliyorum.<br />
Sen biliyorsun.<br />
O biliyor.<br />
Biz biliyoruz<br />
Siz biliyorsunuz.<br />
Onlar biliyorlar.<br />
<strong>2. Dönüşlülük Zamiri</strong><br />
Bu zamir “kendi” sözcüğüdür. Şahıs isimlerinin yerine geçebileceği gibi hayvan isimlerinin ya da cansız varlıkların isimlerinin yerine de geçebilir. Çoğu zaman ek alarak kullanılır.</p>
<p>Kendim Kendimiz<br />
Kendin Kendiniz<br />
Kendi Kendileri</p>
<p>Bu sözcüklerdeki altı çizili ekler dönüşlülük zamirinin hangi şahsı ifade ettiğini gösterir.</p>
<p>Dönüşlülük zamirinin en önemli özelliği, diğer zamirlerle beraber kullanılabilmesidir. Böyle durumlarda zamir, pekiştirme anlamı taşır.</p>
<p>“Bu soruyu ben kendim çözdüm.”</p>
<p>cümlesinde hem “ben” hem “kendim” zamirleri kullanılmış; böylece “ben” zamirinin anlamı kuvvetlenmiş.<br />
<strong>3. İşaret Zamirleri<br />
</strong>İsimleri, yerlerini işaret ederek karşılayan zamirlerdir. Bunlar işaret sıfatının zamirleşmesiyle oluşmuştur.</p>
<p>Bu geldi. Bunlar alındı.<br />
Şu satıldı. Şunlar çağırdı.<br />
O gidecek. Onlar beğenildi.</p>
<p>cümlelerinde altı çizili sözcükler işaret zamirleridir. Burada üçüncü tekil şahıs için kullanılan “o” zamiriyle, işaret zamiri olan “o” zamirini karıştırmayalım. Şahıs zamirleri sadece şahıslarda kullanılır.</p>
<p>“O, ders çalışıyor.” cümlesinde şahıs zamiri olan “o” sözü “O, demirden yapılmış.” cümlesinde insan olamayacağından işaret zamiri olmuştur.</p>
<p>Ancak işaret zamirleri insanlar için de kullanılabilir.</p>
<p>“Bu benim kardeşim, şu da onun arkadaşı.”</p>
<p>cümlesinde altı çizili zamirler işaret zamiri oldukları halde şahıs isimlerinin yerlerine geçmiş. Bu durumda “o” işaret zamirinin de insanı karşılayacağı düşünülebilir. Örneğin sınıfta işaret ederek,</p>
<p>“Bu, tembel; şu, biraz çalışkan; o, sınıfın en iyisi.”<br />
dersek “o” işaret zamiridir. Çünkü “o” şahıs zamiri sözü edilen kişinin yanımızda olmadığı yani bizim onu görmediğimiz durumlarda kullanılır.</p>
<p>Bunların dışında işaret bildiren başka zamirler de vardır. Ancak bunların yapısı biraz farklıdır.</p>
<p>Burası eskiden boştu.<br />
Şurası sizin ev miydi?<br />
Orası pek hoşuma gitmedi.<br />
Buraları bize aitti.<br />
Şuraları temizleyin.<br />
Oraları unuttum bile ben.</p>
<p>cümlelerinde altı çizili sözcükler de işaret zamirleridir. Bunların dışında,<br />
“Bu kitap benim, öteki senin.”<br />
cümlesindeki altı çizili zamir gibi daha birkaç işaret zamiri de vardır.<br />
<strong>4. Belgisiz Zamirler</strong><br />
İsimleri, tam olarak belli olmayan bir nicelik yönünden belirten belgisiz sıfatlar, isimler düşünce onları karşılar ve belgisiz zamir olur.</p>
<p>“Bazı insanlar çalışkandır.” cümlesinde altı çizili sıfat;</p>
<p>“Bazıları çalışkandır.” cümlesinde zamir olur. Çünkü “insanlar” isminin yerine geçer. Bunu birkaç örnekte daha gösterelim.</p>
<p>Birçok öğrenci bu konuyu bilmez.</p>
<p>sıfat<br />
Birçoğu bu konuyu bilmez.</p>
<p>zamir<br />
Hiçbir kalemi beğenmedim.</p>
<p>sıfat<br />
Hiçbirini beğenmedim.</p>
<p>zamir<br />
Birkaç yaşlı parkta oturuyordu.</p>
<p>sıfat<br />
Birkaçı parkta oturuyordu.</p>
<p>zamir<br />
Sıfat olarak kullanılmayan belgisiz zamirler de vardır:<br />
Herkes senin burada olduğunu sanıyordu.<br />
Kimse ben haber vermeden içeri girmesin.<br />
Hepsi de çok ucuz fiyata satılmış.<br />
Bu cümlelerdeki altı çizili sözcükler sadece zamir olarak kullanılabilir.</p>
<p><strong>5. Soru Zamirleri</strong><br />
İsimlerin yerlerine soru yoluyla geçen sözcüklerdir. Bu sözcüklerin yerine, sorduğu isimler getirilebilir.</p>
<p>“Bu çiçeği sana arkadaşından başka kim getirir?”</p>
<p>cümlesinde altı çizili söz, çiçeği getiren kişinin isminin yerine kullanılmıştır. Bu kişinin ismini “kim” zamirinin yerine koyabiliriz.<br />
Çarşıdan ne aldın?</p>
<p>Nerede oturuyorsunuz?</p>
<p>Hangisi önce geldi?</p>
<p>Kaçı bizimle gelecek?</p>
<p>Zamirler, kendileri gibi ismin yerine geçen adlaşmış sıfatlarla karıştırılmamalıdır. Bunların ikisi de ismin yerine geçiyor. Ancak zamirler isimlerin herhangi bir niteliğini bildirmediği halde adlaşmış sıfatlar ismi niteliğiyle beraber karşılar.</p>
<p>Bu kadın dün de gelmişti.</p>
<p>Yaşlı kadın dün de gelmişti.</p>
<p>Bu cümlelerde altı çizili sözlerin ikisi de sıfattır. Birincisi işaret sıfatı, ikincisi ise niteleme sıfatıdır. Bu sıfatların belirttiği “kadın” isimleri cümleden çıkarılırsa,</p>
<p>“Bu dün de gelmişti.”</p>
<p>“Yaşlı dün de gelmişti.”</p>
<p>şekline gelen cümlelerde altı çizili sözler ismin yerine geçmişlerdir. Bu sözcüklerin anlamlarına baktığımızda “bu” sözcüğünün, yerine geçtiği ismin niteliğini bildirmediğini, “yaşlı” sözcüğünün ise bildirdiğini görüyoruz. Öyleyse birincisi zamir, ikincisi adlaşmış sıfattır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/zamir-ve-cesitleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

