<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ders Yerimiz... &#187; Atasözleri</title>
	<atom:link href="http://www.dersyerimiz.com/index.php/category/turkce/atasozleri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dersyerimiz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Nov 2010 19:48:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Açıklamalı Atasözleri</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/aciklamali-atasozleri.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/aciklamali-atasozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 15:28:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atasözleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1837</guid>
		<description><![CDATA[Abanın kadri yağmurda bilinir. Her şeyin bir değeri vardır. Bir şeyin gerçek değeri (kadri) ise, ona gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman ortaya çıkar. Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş. Yoksulluk ve sıkıntı içinde yaşayıp eziyet çekmekte olan kimseler, karşılaşacakları zor şartlardan endişe duymazlar. Çünkü onlar bu şekilde yaşamaya alışıktırlar. Abdal ata binince bey oldum sanır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Abanın kadri yağmurda bilinir</strong>.<br />
Her şeyin bir değeri vardır. Bir şeyin gerçek değeri (kadri) ise, ona gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş.</strong><br />
Yoksulluk ve sıkıntı içinde yaşayıp eziyet çekmekte olan kimseler, karşılaşacakları zor şartlardan endişe duymazlar. Çünkü onlar bu şekilde yaşamaya alışıktırlar.</p>
<p><strong>Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır</strong>.<br />
Kimi görgüsüz ve eğitimsiz kimseler bir rastlantı sonucu lâyık olmadıkları önemli bir işin başına geçseler ya da bir mevki elde etseler, aptalca davranmaya, o yerin adamı gibi görünmeye ve böbürlenmeye başlarlar. Dahası, bunun kendi hakları olduğunu da ileri sürerler.<span id="more-1837"></span></p>
<p><strong>Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz</strong>.<br />
Kimi insanlar yaptıkları işten zevk duyarlar ve onu bırakmak istemezler; bu işi sürekli olarak, tekrar tekrar yapmaktan da hiç bıkkınlık duymazlar.</p>
<p><strong>Abdalın dostluğu köy görünceye kadar</strong>.<br />
Çıkarı için yakınlık gösterip dostluk kuran kimse, beklediği yararı elde ettikten, işini yürütecek başka yollar bulduktan sonra sizinle olan ilişkisini keser.</p>
<p><strong>Abdal (derviş) tekkede, hacı Mekke`de bulunur.</strong><br />
Hemen herkesin ilgi duyduğu bir alanı, kendine özgü bir işi vardır. İlgi duyduğu alan ya da iş neredeyse kişi de orada bulunur.</p>
<p><strong>Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık</strong>.<br />
Telâşla, sabırsızca ve ivedilikle yapılan işler genellikle kötü sonuçlar doğurur; kişiyi pişmanlığın içine iter.</p>
<p><strong>Acele ile menzil alınmaz.</strong><br />
Telâşlanıp ivmekle, sabırsız davranmakla daha çabuk sonuç alacağımız, başarı kazanacağımız sanılmamalıdır. Bilinmelidir ki her işin bir süresi vardır.</p>
<p><strong>Acele işe şeytan karışır.</strong><br />
Düşünüp taşınmadan, çabuk davranılarak yapılan işten iyi sonuç beklenmemelidir; o iş ya yanlış ya da bozuk olur.</p>
<p><strong>Acemi katır kapı önünde yük indirir.<br />
</strong>Bir işin yabancısı olan, bir işe alışmamış, beceriksiz ya da anlayışsız kişi, kendisinden beklenen işi eksik yapar ve istenildiği gibi yerine getiremez; daha başlangıç anında veya en önemli yerinde işi bırakıverir.</p>
<p><strong>Acıkan doymam (sanır), susayan kanmam sanır</strong>.<br />
Uzun süre bir şeyin yokluğunu çekip ona ihtiyaç duyan kimse, o şeyden ne kadar çok elde ederse etsin tatmin olmaz; kendisine yetmeyeceği duygusu içinde bulunur.</p>
<p><strong>Acıkmış kudurmuştan beterdir.</strong><br />
Bir şeyden uzun süre yoksun kalan kimse, onu gördüğü anda ele geçirmek ister; kendinden geçercesine ona saldırır, sanki kudurmuş gibidir, gözü hiçbir şeyi görmez, tek düşündüğü uzun süre yokluğunu çektiği o nesnedir.</p>
<p><strong>Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.<br />
</strong>Bir kimsenin acınmasına yol açar, başkalarını ona merhamete getirirseniz, o kimse yerli yersiz yardım dilemeye başlar ve gittikçe arsızlaşır; bunun yanında kimilerinin hakkını kısar, emeklerinin karşılığını vermez ve onları aç-yoksul bırakırsanız, onlar da hırsızlık yapmaya başlarlar.</p>
<p><strong>Acı patlıcanı kırağı çalmaz.</strong><br />
Kötü durumda olan bir kimseyi, ortaya çıkacak yeni kötü durumlar etkilemez; pek çok zorluğa katlanabilir; çünkü o, böylesi kötü durumlara alışmıştır. Ayrıca, işe yaramayacak hâle gelmiş kimseler de, tutar bir yanları olmadığı için felâketlerden çekinmezler.</p>
<p>Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden (çıkarır), tatlı söz (dil) yılanı deliğinden (ininden) çıkarır.<br />
Onur kırıcı, sert, kötü sözler insanı öfkelendirir; sabrını taşırır, çileden çıkarır, hoş olmayan davranışlara sürükler. Bunun aksine yumuşak, tatlı, hoş sözler de öfkeli, geçimsiz, saldırgan insanları yatıştırabilir; zarar vermelerinin önüne geçip onları doğru yola sokabilir.</p>
<p>Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.<br />
Aç, yemek yeme ihtiyacı olan, yemesi gereken kimsedir. Bu insanın düşüncesi de karnını doyurmaktır. Onun bu isteği kimi özürlerle giderilip geçiştirilemez, böyle yapılmak istenirse kimi anlamsız ve aşırı davranışlara kaymasına neden olunur. Çocuklar da bir şey istediler mi hemen onun yerine getirilmesini isterler, beklemek nedir bilmezler.</p>
<p>Aç (arık) at yol almaz, aç (arık) it av almaz.<br />
İş gördürülen kimselerden verim umuluyorsa onlar aç, yoksul ve zaruret içinde bırakılmamalı, her yönden tatmin edilmelidirler.</p>
<p>Aç ayı oynamaz.<br />
Kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir; insan ya da hayvan olsun, çalışan mutlaka doyurulmalıdır.</p>
<p>Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.<br />
Yönetiminde bulunan, gözetiminde olan kimseleri maddî ve manevî yönden tatmin etmelisin. İnsanları bu yönlerden sıkıntıya düşürür, emeklerinin karşılığını vermez, kötü muameleye maruz bırakırsan yanlış yola saparlar; söz dinlemez olurlar, arsızlaşırlar.</p>
<p>Aç doymam, tok acıkmam sanır.<br />
Uzun süre yokluk içinde olan aç insan elde ettiğinden çoğunu ister, tatmin olmaz, yetmeyeceği duygusunu taşır. Tok, yani varlıklı insan ise var olanla yetinir gibidir, elindekilerin bir gün gelip tükeneceğini düşünmez, yeni kazanç yollarına başvurmaz, dahası elindekileri bilinçsizce harcamaya devam eder.</p>
<p>Aç elini kora sokar.<br />
Aç ve yoksul insan, zorunlu ihtiyaçlarını gidermek için canı pahasına bile olsa her türlü tehlikeye atılmaktan çekinmez.<br />
Aç gözünü, açarlar gözünü.<br />
Uğraşılarında, giriştiğin işlerinde uyanık bulunup dikkatli olman gerekir; yoksa umulmadık, beklenmedik bir anda büyük zararlarla karşı karşıya kalabilirsin. Bu belâdan sonra aklın başına gelir ama iş işten geçmiş olur.</p>
<p>Açık ağız aç kalmaz.<br />
Çalışan, didinen, ne istediğini bilen, bıkmadan usanmadan bunu dile getiren kişi geçim yolunu bulur; muhtaç duruma düşmez, aç kalmaz.</p>
<p>Açık yaraya tuz ekilmez.<br />
Acısı ve derdi taze olan bir kimsenin üzüntüsünü artıracak söz ve davranışlardan kaçınmak gereklidir.</p>
<p>Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.<br />
Kıymetli, yetenekli kimselerin bulunmadığı veya az bulunduğu bir yerde, kendinde az da olsa bir şey bulunan kimse böbürlenmeye, büyüklük taslamaya başlar.</p>
<p>Açılan solar, ağlayan güler.<br />
Hayatta hemen her şey bir değişimin içindedir, olduğu gibi kalmayıp tersine dönebilir, güzel çirkinleşebilir; mutsuz mutlu, yoksul da zengin olabilir.Msn Öğretmen öss kpss Gazeteler Sohbet hazır mesajlar ders izle Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir</p>
<p>Açın gözü ekmek teknesindedir (olur).<br />
İnsanın tek amacı, öncelikle kendisi için gerekli, yaşaması için zorunlu olan, yokluğunu çektiği şeyi elde etmektir.</p>
<p>Açın karnı doyar, gözü doymaz.<br />
1. Bir şeyin uzun süren yokluğu açlık ve doyumsuzluk duygusuna iter insanı; bu insan hiç doymamış, aç kalacakmış gibi davranır; gözü nesnelerde kalır, o nesneleri kaybedecek sanısına kapılır. 2. İhtiraslı kişi elindekiyle yetinmez, daha fazlasını ister.</p>
<p>Aç kurt bile komşusunu dalamaz.<br />
Komşu hakkı çok yücedir. Komşuya hangi şartlarda olursa olsun, aç ya da zengin iyi davranılmalıdır. Çünkü toplumun dirlik ve düzenliği bir yönüyle buna bağlıdır.</p>
<p>Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.<br />
Sır özeldir ve gizli tutulmalıdır. Onun gerçekten duyulup yayılması istenmiyorsa, dosta bile açılmamalıdır. Açılırsa o da ağzından kaçırabilir ya da yakınına anlatabilir, bunu başkaları duyabilir, saklamaya çalıştığın şey sır olmaktan çıkar, yayılır.</p>
<p>Aç ne yemez, tok ne demez.<br />
Yoksul kişi ihtiyaç duyduğu şeyin en kötüsüne bile razı olur; iyisini, kötüsünü arayacak durumda değildir. Oysa varlıklı kişi için durum farklıdır, o her zaman daha iyisini ister, en güzel şeylerde bile bir kusur bulur, mırın kırın eder.</p>
<p>Aç tavuk (düşünde) kendini buğday (arpa, darı) ambarında sanır (görür).<br />
Yoksulluk çeken, varlık yüzü görmeyen kişi sürekli ihtiyaç duyduğu şeylerin hasretini çeker; kendisini onları elde etme hayaline kaptırır, olmayacak düşler kurar.</p>
<p>Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.<br />
Hoşuna gitmeyecek sözler söylenmesine, hakkında kötü şeylerin ortaya çıkmasına yol açmak istemiyorsan karşındakini kızdırma.</p>
<p>Aç tokun yüzüne bakmakla doymaz.<br />
İnsan ihtiyaç duyduğu, sürekli yokluğunu çektiği şeyleri varlıklı kimselerde görmekle onlara sahip olmuş sayılmaz. Tatmin olabilmek için onları gerçekten elde etmelidir.</p>
<p>Adalet ile zulüm bir yerde barınmaz.<br />
Bu iki şey tamamen bir birinin karşıtıdır. Hak, hukuk ve doğruluğun bulunduğu yerde zulüm olamaz, zalimler bulunamaz. Zulmün bulunduğu yerde ise hak yeme, sömürü, eğrilik, azgınlık vardır ve orada da ne adalet ne de âdil vardır.</p>
<p>Adam adama her daim muhtaç (gerek olur).<br />
Tek başına yaşamak oldukça zor olduğundan insanlar bir arada yaşarlar, dayanışmaya gerek duyarlar. İhtiyaçlar bu sayede karşılıklı olarak giderilir. Bu bakımdan hiçbir insanı küçümseyip yararsız saymamalı; olur ki bir gün, hiçlenen o insanın yardımına gerek duyulabilir.</p>
<p>Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil (Adam adama yük olmaz).<br />
Birileri gelip konuğumuz olabilir, evimizde kalabilir. Bu konuk tıpkı can gibidir; can nasıl gövdeye geldiği gibi gidiyorsa, konuk da günün birinde geldiği gibi gidecektir. Bu sebeple yanımıza gelen arkadaş, dost, yakın ve konuklarımızdan yaka silkmemeliyiz.</p>
<p>Adam adamdan korkmaz, utanır (hatır sayar).<br />
Bir kimse kendisine yapılan kabalık, kötülük karşısında sert tepki göstermiyor, benzer bir şekilde karşılık vermiyorsa, bu korktuğundan değildir; hatır saydığındandır, utandığındandır, duygularına egemen olduğundandır.</p>
<p>Adam adam denmekle adam olmaz.<br />
Değerleri olmadığı hâlde değer verip saygı duyarak, bazı unvanlar vererek, överek, pohpohlayarak bir kimseyi iyi yetişmiş, değerli bir kimse yapamayız. Gerçek şahsiyet, olgunluk, insana yakışacak durum, tutum ve davranış insanın kendinde bulunmalıdır.</p>
<p>Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu.<br />
Bir kimsenin toplumdaki seçkin yeri ve önemi zengin ya da yoksul hâliyle ölçülemez. Kimi insanlar son derece yoksuldurlar ama kendilerinde bir adamlık vardır. Kimileri de zengindir ama insanlıktan nasiplerini almamışlardır. Dolayısıyla yoksul olmak insanın değerini düşürmez, zengin olmak da değerini artırmaz.<br />
Adam adamı bir kere (defa) aldatır.<br />
Bir kimse, huyunu suyunu bilmediği bir kişiye bir kez aldanır; bir daha aldanmaz. Çünkü bir kez aldanmış ve ders almıştır. Artık kendini ona göre ayarlar, karşı tarafın düzenbaz olduğunu bildiği için tedbir alır, düzenbaz ne derse desin inanmaz ve tuzağına düşmez.</p>
<p>Adama dayanma ölür, duvara (ağaca) dayanma yıkılır (kurur).<br />
İnsanlar hayatları boyunca birbirlerine destek verirler, yardımcı olurlar. Ne ki her destek ve yardım sürekli olmaz. O hâlde insan, yapacağı işlerde başkalarının yardımına ve desteğine değil, öncelikle kendi gücüne, bilgi ve becerisine dayanmalı ve güvenmelidir.</p>
<p>Adam ahbabından bellidir (Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu diyeyim).<br />
İnsan daha çok anlaştığı, huyunu suyunu bildiği, sevdiği, yanında bulunmaktan hoşlandığı kimselerle arkadaşlık kurar; dostluk eder. Dolayısıyla bir kimsenin iyi ya da kötü olduğu, arkadaşlık kurduğu kimsenin kişiliğine bakılarak anlaşılabilir.</p>
<p>Adamak kolay, ödemek güçtür.<br />
Bir işi yerine getireceğim demek, davranışıyla ya da tutumuyla o işi yapacağım duygusu uyandırmak, umut vermek kolaydır. Ne var ki yerine getirmek ve yapmak güçtür. Çünkü bu, bir çabaya, bir maddeye ya da bir paraya dayanır; bunlar da zor sarf edilir şeylerdir.</p>
<p>Adamın (insanın) adı çıkacağına (çıkmaktansa) canı çıksın (çıkması yeğdir).<br />
Toplumun bir insan hakkında verdiği yargı kolay kolay değişmez. Eğer bir adamın adı kötüye çıkmış, bu yanıyla şöhret bulup tanınmışsa, bu durum onun için katlanılmazdır. Nereye gitse kötü yanı yüzüne vurulacak, itilip kakılacak, aşağılanıp toplum dışına itilecektir. Böyle bir hayatı yaşamak, o insan için yaşarken ölmek demektir.</p>
<p>Adamın iyisi alış verişte belli olur.<br />
Alışveriş bir insanın karakterini, iyi ya da kötü oluşunu belirleyen en önemli ölçütlerden biridir. Alışveriş her şeyden önce çıkara dayanır. Birçok insan da çıkarı için ahlâk kurallarını çiğnemekten kaçınmaz. Bunu anlamanın en iyi yolu da kişiyi alışverişte denemektir. Alışveriş sırasında hileye başvurmayan, hakkı gözeten, yalan söylemeyen, ahlâksız yollara sapmayan kimse iyi insandır.</p>
<p>Adamın iyisi iş başında belli olur.<br />
İnsanı gösteren sözü değil, işidir. Bir insanın gerçek değeri; becerikli mi beceriksiz mi, çalışkan mı tembel mi, başarılı mı başarısız mı, iyi mi kötü mü olduğu yaptığı işlerle, çevresindekilere karşı takındığı tutumla ölçülür.</p>
<p>Adamını yere bakanından, suyun ağır (sessiz) akanından kork (sakın).<br />
Genellikle sessiz akan sular derin ve tehlikeli olurlar. Bir olay karşısında duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan, niyetini belli etmeyen, sessiz kalan kimseler de ağır akan suya benzerler. Sinsidirler, içlerinde besledikleri kötülükleri hissettirmezler, bu bakımından sakıncalıdırlar.</p>
<p>Adam olana bir söz yeter.<br />
İyi yetişmiş, kişilikli, anlayışlı, duyarlı kişiler kendilerine söylenen sözü, ilk söylenişinde anlarlar ve sözün gereğini yerine getirirler. Bir sözü defalarca söyleten, söyleyeni zorlayan, çıkmaza sokan kimselerde ise, bir kavrayış noksanlığı, bir ahlâk eksikliği var sayılabilir.</p>
<p>Âdemoğlu (insanoğlu) çiğ süt emmiştir.<br />
Başlangıcından bu yana nankörlük insanoğlunun değişmez bir sıfatı olagelmiştir. Yapılan bir iyiliğe karşı, çokluk kötülükle cevap vermek, insanın atamadığı huylarındandır. Sanki bu, insanda değişmez bir hâldir. Bu bakımdan insanoğlu güvensizdir, ona karşı daima dikkatli olunmalıdır.</p>
<p>Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.<br />
Büyüklerin küçükler üzerinde büyük bir etkisi vardır. Çocuklar, çokluk büyüklerini örnek alırlar. Onlardan ne görürlerse onu yapmaya çalışırlar. Bu sebeple, anne-babanın çocuklar, büyüklerin de küçükler üzerindeki etkisi, eğitim açısından oldukça önemlidir.</p>
<p>Ağacı kurt, insanı dert yer.<br />
Ağaç kurdu, içine yerleştiği bir ağacı veya tahtayı özünden, içten içe yiyerek çürütür ya da kurutur. Dert ve üzüntü de tıpkı ağaç kurdu gibidir. İnsanı içten içe yıpratır, perişan eder, dayanıksız kılar, yiyip bitirir.</p>
<p>Ağaç kökünden yıkılır.<br />
Ağacı ayakta tutan, onu toprağa bağlayan kökleridir. Onun bütün dallarını kesebilirsiniz, ancak yıkamazsınız. Yıkmak için köklerini topraktan çıkarmak zorundasınız. Bir aile, toplum ya da düzen de tıpkı ağaç gibidir. Onu da ayakta tutan bir temel (kök) vardır. Kimi ayrıntılarını (dallarını) yok edebilirsiniz, ancak yıkıp bozamazsınız; yıkmak için temelini sarsmak, ana noktalarını bozmak zorundasınız.</p>
<p>Ağaç yaprağı ile güzeldir (gürler).<br />
Bir ağacı güzel gösteren, verimli kılan, canlı tutan yaprakları, çiçekleri ve meyveleridir. Varlığını ancak bunlarla kanıtlar. İnsanlar da böyledir. İnsan ailesi, çocukları, yakınları ve dostları ile bir bütün oluşturup varlık gösterebilir. Eğer bunlardan mahrum olursa yapraksız, çiçeksiz ve meyvesiz bir ağaç gibi kalır ortada; cansız, kurumuş gibi, güçsüz ve verimsizdir.</p>
<p>Ağaç yaş iken eğilir.<br />
Çocuklar mutlaka küçük yaşta eğitilmelidirler. Bu yaşlarda işlenmeye, her türlü bilgiyle donatılmaya elverişlidirler. Zaman geçip de büyüdükçe eğitilmeleri zorlaşır. Yaşlı insan kolay kolay eğitilmez. Onlar tıpkı kuru bir ağaç gibidirler. Eğilmezler, buna zorlanırlarsa kırılırlar. Bu sebeple onlara yeni bir davranış kazandırmak imkânsız gibidir.</p>
<p>Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.<br />
Yüce Allah, her canlıyı yaratırken onunla birlikte rızkını da yaratır. Ancak insanlar aç gözlülük edip kimilerinin hakkını gasbederler, rızklarına el koymaya çalışırlar. Dolayısıyla kimileri aç ve yoksul kalır. İnsanlar bu tavırlarından vazgeçmiş olsalar, herkesin rızkının kendisine yeter olduğu apaçık ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır.<br />
Gittiğimiz yolda, tuttuğumuz işte ilerlemek istiyorsak acele edip telâşa düşmemeliyiz. Yavaş yavaş ama güvenli, gerekli bir tempoda, emin adımlarla yürümeliyiz. Böyle hareket etmezsek, aceleciliğimiz yüzünden sürçebilir, yolumuzu şaşırabilir, sonuca da ulaşamayız.</p>
<p>Ağır kazan geç kaynar.<br />
1. Herkesin anlayış yeteneği bir değildir, öğrenme kabiliyetleri de farklıdır. Kimi kalın kafalı kimseler bir meseleyi oldukça geç ve zor kavrarlar. 2. Bazı beceriksiz, tembel kişiler işlerini geç yaparlar ve zamanında yetiştiremezler. 3. Ağırbaşlı, olgun kimseler bir olay karşısında hemen öfkelenip telâşlanmazlar.</p>
<p>Ağır ol, batman gelesin.<br />
Temkinli, ağırbaşlı, ölçülü ol ve dengeli hareket et ki, itibar göresin; sevilip sayılasın. Çünkü hafif meşrep, sulu, çabuk kızıp taşkınlık gösteren, aceleci kimseler toplumda pek sevilip yer edinemezler.</p>
<p>Ağır taş batman döver (yerinden oynamaz).<br />
Tutarlı, ölçülü, ağırbaşlı, temkinli kimselerin toplumda etkin bir yerleri, ayrıcalıklı bir kişilikleri vardır. Bu ayrıcalıkları sebebiyle onlara kolay kolay kimse ilişmeye cesaret edemez, onları hırpalamaya öyle herkesin gücü yetmez, dolayısıyla ister istemez saygı görür ve yerlerini korurlar.</p>
<p>Ağır yongayı yel kaldırmaz.<br />
Davranışları ölçülü, sözleri yerinde, temkinli ve ağırbaşlı olan insanlara dış etkenler, niyeti bozuk kimseler kolay kolay zarar veremezler.</p>
<p>Ağız yer, yüz utanır.<br />
İkram kabul eden, armağan alan kişi, bunları kendisine sunan kimsenin istediğini yerine getirme zorunluluğunu duyar; bir borçluluk duygusuyla bu isteği reddetmeye utanır, istemese de işi yapar.</p>
<p>Ağlamayan çocuğa meme vermezler.<br />
Hakkımızın yendiği yerde susup sonuca katlanmak doğru değildir. Susar, sesimizi çıkarmaz, hakkımızı aramazsak kimse bize yardım elini uzatmaz; hakkımızı vermez. Onun için hakkımızı arama yoluna gitmeli ve bu yolda sesimizi duyurmalıyız.</p>
<p>Ağlatan gülmez.<br />
Başkalarına zulmeden, sıkıntı veren, çile çektiren kimselerin kötülükleri karşılıksız kalmaz; günün birinde bu dünyada ya da öteki dünyada kendisine döner, yaptıklarının cezasını mutlaka çeker, o da ağlar.</p>
<p>Ağrısız baş mezarda gerek (olur).<br />
Yaşayan her insan dertten, çileden yakasını kurtarabilmiş değildir. Yaşadıkça da kurtaramayacaktır. Dolayısıyla dertsiz insan ancak mezarda bulunur. Bu demektir ki, insan dertten ancak ölünce kurtulacaktır.</p>
<p>Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.<br />
Vakit ve fırsat varken (yazın) çalışmayan, tembel tembel oturan, keyfini düşünen kimse, fırsat kaçtıktan sonra, çalışmanın zor olduğu günlerde (kışın) geçim sıkıntısı çeker; perişan olur, aç kalıp yoksul düşer.</p>
<p>Ah alan onmaz.<br />
Zulmeden, hak yiyen, kötülük yapan ve bu sebeple birilerinin bedduasını alan kimse iflâh olmaz; onun sonu iyi değildir, yaptıklarının cezasını mutlaka görür.</p>
<p>Ahlatın (armudun) iyisini ayılar yer.<br />
Değerli, güzel ve iyi şeyler çoklukla onlara lâyık olmayan kimselerin eline geçer ve onlarca kullanılırlar. Bu da gösteriyor ki, insanlar gelişen olaylara çok kez engel olamazlar.</p>
<p>Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.<br />
Anlayışı kıt, beceriksiz, yüzsüz ve yılışık, çıkarcı kimselere gereksiz yere yakınlık gösterilmemelidir. Yoksa bu yakınlığı kötüye kullanabilir. Yerli yersiz karşınıza çıkıp sizi rahatsız ve huzursuz edebilir. Bu gibi kimselerle kurulacak ilişkilerde dikkatli olunmalıdır.</p>
<p>Ahmak iti yol kocatır.<br />
Bazı insanların girişimleri, uğraşıları, didinmeleri, yaptıkları işleri ahmaklıkları yüzünden sonuçsuz kalır; yıpranmalarına yol açar. Bunun böyle olmasının sebebi, işe iyi düşünmeden, plân yapmadan girmiş bulunmaları, karşılarına çıkacak aksilikleri hesaplamamış olmalarıdır. İşte böylesi bir giriş, onları tekrar tekrar yapmak zorunda bırakmış, zaman kaybettirmiş, yormuş ve yıpratmıştır.</p>
<p>Akacak kan damarda durmaz.<br />
“Takdir, tedbiri bozar” derler. Bir zarara uğramak, önemli bir şeyimizi kaybetmek kaderimizde varsa, ne yaparsak yapalım, ne önlem alırsak alalım bunun önüne geçemeyiz. Bugün ya da yarın, er veya geç olan olacaktır.</p>
<p>Ak akçe kara gün içindir.<br />
Emek vererek, alın teri dökerek kazandığımız para, sıkıntılı anlarımız ve zor günlerimiz içindir; bizi darlıktan bu para çekip kurtarır, rahata erdirir. Dara düşülen günlerimizde bu parayı harcamaktan da geri durmamalı, çekinmemeliyiz.</p>
<p>Akan su yosun (pislik) tutmaz.<br />
Bilinen bir şey ki, devamlı akan su kendini ve yatağını temiz tutar; hareketsiz ve birikinti hâlinde olan su da aksine mikrop ve pisliği bünyesinde taşır. Denebilir ki hareketlilik, canlılık ve çalışkanlık insanı canlı ve üretken yapar; iyimser kılar, kötülükten uzak tutar, düşkünlüğünü önler; böylece de o insan hem kendine, hem de başkalarına yararlı olur.</p>
<p>Akar su çukurunu kendi kazar.<br />
Azimli olan, bir şey yapma isteği ve gücünü taşıyan, gayretli ve atak kimseler zorluklara boyun eğmezler; amaçlarını gerçekleştirmek için imkân ararlar, yollarını ne yapıp edip bulurlar.</p>
<p>Akan suya inanma, el oğluna güvenme.<br />
Kimi akar sular yavaş aktığı için tehlikesiz görünebilir, ancak yine de güvenmemelidir. Bir an o suya kapılıp sürüklenebilir, derinlere ve burgaçlara çekilip boğulabiliriz. El oğlu da tıpkı bu akar sular gibidir, kimi yanlarına bakarak onlara güven duyamayız. Çıkarı için bizi tuzağa düşürebilir, başımıza olmadık işler açabilir, zor durumda bırakıp zarara uğratabilir. Bunun için temkinli olmalıyız.</p>
<p>Akıl akıldan üstündür.<br />
Her insan aynı anlayış, bilgi ve düşünme gücüne sahip değildir. Bizim akletmediğimizi, bir başkası akledebilir. Biri bizden daha iyi düşünüp karanlık bir noktada bize ışık tutabilir. Bu bakımdan önemli işlerimizde güvenli, geniş düşünce sahibi kimselere danışmaktan, onların bilgi ve tecrübesine başvurmaktan kaçınmamalıyız.</p>
<p>Akıl için tarik (yol) birdir.<br />
Bir mesele ancak akıl yoluyla çözülebilir. Bu yol ise tektir. Doğru düşünenlerin, mantıklı olanların bu yolu izlediklerinde vardıkları sonuç hep aynı olacaktır.</p>
<p>Akıl kişiye (adama) sermayedir.<br />
Giriştiğimiz hemen bütün işlerde başarılı ya da başarısız olmamızdaki en büyük etken akıldır. O, yapmaya çalıştığımız işte baş aracımızdır. Onu gerektiği gibi, yerinde kullanırsak iyi sonuç almamız kolaylaşır. Hemen her işte bir sermayeye gerek duyulduğu açıktır. Bu sermaye de paradır. Ama unutmayalım ki, paranın da işe yarar şekilde kullanılması akılla olur.</p>
<p>Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır (Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun).<br />
Düşüncesiz ve yersiz davranan, gerçeği görmeyen, anlayışı kıt kimseler yaptıkları işlerin, söyledikleri sözlerin ne gibi sonuçlar doğuracağını hesap edemezler. Bu yanlarıyla, iyi niyetli de olsalar dostlarına bilmeyerek zarar verebilirler. Bunun aksine, akıllı düşmanın neler yapabileceği, hangi yollara başvuracağı önceden tahmin edilip sezilebilir; dolayısıyla kişi tedbirini alır, kendisine gelebilecek zararları önlemeye çalışır.</p>
<p>Akıllı hırsız, şaşkın ev sahibini bastırır.<br />
Aklını kullanmasını bilen, açık göz, uyanık ve düzenbaz kimseler düşüncesiz, kavrayışı kıt, ahmak ve şaşkın kimseleri aldatmakta bir zorlukla karşılaşmazlar. Hatta bu kimseler, karşılarındaki bu aptal insanları, haklı da olsalar haksız çıkarabilirler; kendilerini suç işlememiş gibi gösterebilirler.</p>
<p>Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.<br />
Önlem almaya, hazırlıklı olmaya alışmış kimi tedbirli kimse, hemen her şeyde bir sonuca ulaşmak için sağlam bir yol arar. Bunun için de düşünüp taşınır, kolay kolay karar veremez. Dolayısıyla da epey zaman harcamış ve sonuca ulaşmakta gecikmiş olur. Oysa gözü pek atak ve yeterince düşünmeden karar veren kimse, tehlikeyi göze alıp işe girişir ve sonuca daha çabuk ulaşır.</p>
<p>Akıllıyı arkada tutma, akılsızı kılavuz etme.<br />
Hangi işte, hangi yönetimde olursa olsun sağlıklı bir sonuca gidilmek isteniyorsa, mutlaka iyi ve doğru düşünenlere, işinin ehli ve akıllı kimselere öncelik verilmelidir; onlar takipçi değil, takip edilenler olmalıdır. Eğer bunun tersi yapılıp akılsız, ahmak, beceriksiz, anlayışı kıt kimselere öncelik verilir, onlar iş başına getirilirse yapılan işten olumlu bir sonuç elde edilemez; elde kalan yalnızca zarar olur.</p>
<p>Akıl para ile satılmaz.<br />
İnsanlar akılca eşit değillerdir. Kimileri akıllı, kimileri aptaldır. Bunu değiştirmek mümkün değildir, böyle de sürüp gidecektir. Üstelik akıl, somut bir şey de değildir. Sonradan da elde edilemez, parayla da alınıp satılamaz. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda delice işler yapan varlıklı insanlar, akıllıca işler yapan yoksul insanlar görürüz. Eğer akıl parayla satın alınmış olsaydı zenginlerin dilece işler yapmadıklarına tanık olabilirdik.</p>
<p>Akılsız başın zahmetini (cezasını) ayaklar çeker.<br />
1. İyi düşünüp taşınmadan, eni konu hesaplamadan verdiğimiz kararlar, yaptığımız girişimler bizi kötü sonuçlarla karşı karşıya bırakır, çıkmaza sokup oraya buraya koşturur, yorgun düşürür. Hemen her şeyi yeni baştan yapmak durumuyla yüz yüze getirir. 2. İşin başında olanların akletmeden verdikleri yanlış karar ve ortaya koydukları tutumların doğurduğu kötü sonuçların sıkıntılarını, zahmetini buyruk altında çalışanlar çeker.</p>
<p>Akıl yaşta değil baştadır.<br />
İnsanın yaşlanması, aklının artması anlamına gelmez. İnsan büyüyebilir fakat aklı (kıt) kalabilir. Biliriz ki, pek çok genç yaşça büyük olanlardan daha akıllıdırlar. İnsanlar yaşlandıkça tecrübe sahibi olabilirler ama tecrübe akıllı olanların işine yarar, akılsızların değil.</p>
<p>Ak koyunun kara kuzusu da olur.<br />
1. İyi ana-babadan kimi zaman kötü huylu çocuklar da olabilir. 2. Çok iyi sandığımız bir işin, girişimin veya tavrın kötü yanları da bulunabilir. 3. Arkadaş, dost ve yakınlarımızın kimi kusurlu yanları da bulunabilir.</p>
<p>Akla gelmeyen başa gelir.<br />
İnsan her şeyi eksiksiz düşünüp, başına gelebilecekleri önceden kestirip tedbir alacak güçte değildir. Hiç ummadığı, beklemediği bir anda başına öyle şey gelir ki, bu şeyi daha önce hiç düşünmemiştir bile. Bu durumda yapılacak şey endişe ve korkuya kapılmamak, sakin olmaya çalışmaktır.</p>
<p>Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.<br />
Aklına geleni hemen gerçekleştirmeye çalışma; önce iyi düşün, taşın, doğabilecek sonuçları hesapla. Bunun aksine hareket edip iş yapmaya kalkar, her önüne gelene çatarsan büyük sıkıntılarla karşılaşır, zarar görürsün.</p>
<p>Akraba (dost) ile ye, iç, alışveriş etme.<br />
Hemen her alışverişin temelinde çıkar yatar. Bu çıkarlar insanları çatışmaya sürükleyip tatsızlıklara yol açabilir; sonuçta ortaya kırıcı, incitici davranışlar çıkar. Dolayısıyla alışveriş dostluğu bozucu bir işlev yüklenmiş olur. Bu ise devamlı görüşen insanlar için hoş bir durum değildir. Bu bakımdan özellikle kendine güvenemeyenler, dostluklarının devamını dileyenler alışveriş konusunda dikkatli olmalı, gerekirse birbirleriyle alışverişten kaçınmalıdırlar.</p>
<p>Akşama karşı gitme, tana karşı yatma.<br />
Yüce Allah, gündüzü çalışıp rızk kazanma, geceyi de uyku ve dinlenme zamanı olarak yaratmıştır. Bu sebeple erken kalkıp çalışmalı ve erken yatmalıdır. Yola çıkmak için de en uygun zaman seher vaktidir, her şey görünür olduğundan daha güvenlidir. Gece yolculuk yapmaktan mümkünse kaçınmalıdır; gece yolculuğu hem zor, hem de tehlikelidir.</p>
<p>Akşamın hayrından sabahın şerri yeğdir (iyidir).<br />
Elden geldiğince işler akşam ya da gece yapılmamalıdır. Sabah görülmesi daha uygundur. Çünkü gece iş yapmak tehlikelidir. İnsanların en yoğun, yorgun ve dalgın oldukları zaman bu zamandır. Çalışanların hata yapmaları, işi eksik görmeleri, verimsiz olmaları gündüze oranla daha fazla olur. Ayrıca gündüz elde edilebilen imkânlar gece elde edilemez. Bu bakımdan sabahleyin yapılacak iş kusurlu da olsa, akşam yapılacak işten daha iyidir.</p>
<p>Alacağın olsunda da alakargada olsun.<br />
İnsanlar kolay kolay borçlu olmak istemezler. Çünkü borç ödemek, özellikle sıkıntıda olanlar için hayli zordur. Bu bakımdan borçlu olmaktansa alacaklı olmak daima iyi görülür. Alınması zor da olsa, borçlu olan ödememek için karşı da koysa, insanın alacaklı olması yine de iyi bir şeydir.</p>
<p>Alacakla verecek (borç) ödenmez.<br />
Kimilerine borçlu, kimilerinden de alacaklı olabiliriz. Ne var ki, borcumuza karşılık, alacağımıza güvenip onunla borcumuzu ödeyebileceğimizi düşünmemeliyiz. Böyle yaparsak tedbirsiz hareket etmiş oluruz. Borcumuzun ödenme günü geldiğinde, eğer alacağımız bize ödenmemişse zor durumda kalabiliriz. Bu yüzden borcumuzu, alacağımızla öderiz hesabına gitmek doğru değildir; bu bir tedbirsizliktir.</p>
<p>Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.<br />
İnsanların toplum içindeki yerlerini tutum ve davranışları belli eder. Kimi insan vardır ki alçak gönüllüdür, büyüklük taslamaz, insanların mevkilerine göre tavır takınmaz; işte bu kimseler saygı ve sevgi görür, toplum içinde yükselir. Kimi insan da vardır ki kibirlidir, herkesi küçük görür, üstünlük taslar; bu insan da hiç sevilip sayılmaz, toplum içinde de iyi bir yer edinemez.</p>
<p>Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.<br />
İnsan hiçbir işinde aşırılığa kaçmamalı, orta bir yol izlemelidir. Gerek maddî, gerekse manevî yönden kendisine en uygun olanı seçmelidir. Orta bir yol izlemeye yanaşmayan insana hem çok düşük, hem de çok yüksek hayat biçimi zarar verir.</p>
<p>Alçak yer yiğidi hor gösterir.<br />
Elindeki imkânları sınırlı olan, basit bir görevde bulunan kimse ne kadar değerli olursa olsun kendini gösteremez; kişiliğini, yeteneğini kanıtlayıp lâyık olduğu yere gelemez. Bu durumda onun önemsiz görülmesine, etkisiz kalmasına, yitip gitmesine sebep olur.</p>
<p>Al elmaya taş atan çok olur.<br />
1. Önemli, parlak mevkileri elde etmeye çalışan çok olur. 2. Değerli, güzel ve çekici olan şey herkesin dikkatini çeker. Kimileri onu elde etmeye çalışırken, kimileri de kıskançlığa düşüp onun aleyhinde çalışırlar.</p>
<p>Alet işler, el övünür.<br />
İnsan ne iş yaparsa yapsın, ne kadar usta olursa olsun, o iş için gerekli araç-gereç olmadan başarı elde edemez. Durum bu kadar açık olduğu hâlde, araç-gereci bir tarafa atıp kendi ustalığı ile övünmekten geri durmaz insanoğlu.</p>
<p>Alışmış kudurmuştan beterdir.<br />
Bir şeye alışkanlık tutkuyu, tutku da tutsaklığı peşinden sürükler. Bir şeye alışkın olan, bir anlamda onun tutsağı olmuştur. Artık onu yöneten alışkanlıklarıdır, kolay kolay bu alışkanlıklardan vazgeçmez. Alışkın olduğu şeyden kopmamak için her yola başvurur, delice davranışlar gösterir.</p>
<p>Al kaşağıyı gir ahıra, yarası (yağırı) olan gocunsun (gocunur).<br />
Bir meseleyi halletmek, bir yolsuzluğu soruşturmak, bir haksızlığın önüne geçmek için ne gerekirse yapılıp söylenmelidir. Bu sırada kabahati olan varsın tedirgin olsun, alınıp telâşa kapılsın.</p>
<p>Allah bir kapıyı kapatırsa ötekini açar.<br />
İşi büsbütün bozulan, bir çıkmaza düşen insan karamsarlığa kapılıp Yüce Allah`tan umut kesmemelidir. Çünkü Allah rahmetini esirgemez, O`nun rahmeti boldur. Allah hiç umulmadık bir anda bir sebep yaratır ve çare gösterir, bize iyi imkânlar sunar. Yeter ki O`na inanıp güvenelim, O`ndan umut kesmeyelim.</p>
<p>Allah dağına göre kar verir (verir kışı).<br />
Yüce Allah, her kuluna kaldırabileceği ölçüde yük, sıkıntı verir. Bu kimine az, kimine çoktur. Herkesin dayanabileceği kadardır.</p>
<p>Allah doğrunun yardımcısıdır.<br />
Yüce Allah, insanlara neyin eğri, neyin doğru olduğunu kitapları ve peygamberleri vasıtasıyla göstermiştir. Onun yap dediğini yapan, yapma dediğini yapmayan doğru yoldadır. Onun istediklerini yerine getiren, haram kıldığı şeylerden kaçınan, onu bunu aldatmayan, yalan söylemeyen, doğruluktan sapmayan kişiye Allah yardım eder; o kişi her işte başarı sağlar, kötülük görmez, zarara da uğramaz. O hâlde doğruluktan şaşmamalıdır.</p>
<p>Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.<br />
İşleri kötü giden kişi Allah`tan umut kesmemelidir. Rahmeti bol olan Yüce Allah, kimseyi rızksız koymaz. Allah`ın bir sebeple bizi içine düştüğümüz kötü durumdan çıkarıp, daha iyi ve güzel bir duruma kavuşturacağına inancımız tam olmalıdır.</p>
<p>Allah`ın bildiği kuldan saklanmaz.<br />
Bütün insanlar, yaptıkları her şeyden yaratıcıları olan Allah`a karşı sorumludurlar. Allah, kullarının ne yaptıklarını, ne düşündüklerini ve kalplerinden geçenleri bilir. İnsan, eğer bir suç işlemişse, bu suçundan dolayı önce Allah`tan korkmalı ve utanmalıdır. Çünkü, hiçbir şeyin kendisine gizli olmadığı Allah, onun suç işlediğini biliyordur. Bunu gizlemek, o suçu ortadan kaldırmaz. Öyle ise onu kuldan niçin saklamalıdır?</p>
<p>Allah kulunu kısmeti ile yaratır.<br />
Her insan dünyaya rızkı ile gelir. Allah, onu mutlaka bir geçim yoluna ulaştırır; bu yol zor ya da kolay olabilir. Yeter ki insanlar birbirinin rızkına el uzatmasınlar.</p>
<p>Allah sabırlı kulunu sever.<br />
Acı, yoksulluk, haksızlık ve hastalık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan, olacak veya gelecek bir şeyi telâşa kapılmadan bekleme erdemidir sabır. Bu, insanın sahip olabileceği en değerli huylardandır. Böyle kimseler dayanıklı olur, güçlüklere göğüs gerer, kötülükleri kolay savar, sıkıntıları çabuk atlatır. Cenab-ı Hak da böyle kullarını sever. Öyleyse bu sevgiye lâyık olmak için sabırlı olmaya gayret etmeli insan.</p>
<p>Allah sağ eli sol ele muhtaç etmesin.<br />
Birine muhtaç olup ondan bir şey istemek, istediğinin yerine gelmediğini görmek insana çok ağır gelir. Bu yüzden bir de hakarete uğramak, hele en yakınından böyle bir tavır görmek insanı kahreder. Bu sebeple “Allah`a, bizi en yakınımıza dahi muhtaç etmesin” diye dua etmeyi bir görev bilir insan.</p>
<p>Allah`tan umut kesilmez.<br />
Allah, kendisine inananları güç durumda bırakmaz. En umutsuz anlarında bile bir sebep yaratıp onları sevindirir, işlerini yoluna kor, durumlarını düzeltir. Bu bakımdan Müslümanlar en kötü ve umutsuz durumlarında bile karamsarlığa düşüp yalnızlık korkusuna kapılmazlar. Yüce Allah`ın onlara lütufta bulunacağına, onları koruyacağına gönülden inanırlar.</p>
<p>Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.<br />
Kiminin gücü az, kiminin yeteneği sınırlıdır. Allah, bu insanlara da durumlarına göre imkânlar verir; kolaylıklar gösterir; onların da bir hayat düzeni kurmalarına, geçim yolu bulup barınmalarına yardım eder.</p>
<p>Almadan vermek, Allah`a mahsus (yaraşır).<br />
Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, ama ihtiyaç sahiplerinin muhtaç olduğu tek varlık, şanı yüce olan Allah`tır. Karşılık beklemeden yardım yapmak sadece ve sadece Allah`a mahsustur. Bu sebeple insanlar yardımlaşırken bir karşılığı gözetirler. Bir şey verirken almaya gereklilik duyarlar. Öyleyse siz başkasına yardımcı olunuz ki, başkası da size yardımcı olsun.</p>
<p>Almadığın hayvanı kuyruğundan tutma.<br />
Hiçbir zaman alamayacağın bir mala alacakmış gibi, yapamayacağın bir işe yapacakmış gibi, yanında çalıştıramayacağın bir kişiye çalıştıracakmış gibi yakın ilgi gösterme. Bu, karşı tarafa boş yere umut vermek olur ki, doğru bir hareket değildir.</p>
<p>Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste.<br />
Zalim olma, kötülük yapıp da can yakma. Yoksa mazlumların bedduasını alır, yaptığın kötülüklerin cezasını feci şekilde çekersin.</p>
<p>Altın anahtar her kapıyı açar.<br />
Para güçlü bir araçtır. Paranın halledemeyeceği, ortadan kaldıramayacağı engel ya da mesele yok gibidir. Çünkü insanlar çıkarlarına, nefislerine düşkündürler. Bu düşkünlük onları zayıf bırakır. Para da bu zayıf insanları kolayca elde eder. Dolayısıyla karşılığını para ile ödediğinizde, insanlar pek çok engeli önünüzden kaldırır; istediğiniz şeyi kolayca elde edersiniz.</p>
<p>Altın eli bıçak kesmez.<br />
1. Zengin kişi para ile pek çok meselesini halleder, paranın gücü sebebiyle ona zarar vermek zorlaşır. 2. Hünerli, işinin ehli kimseyi hayat zorlukları kolay kolay etkileyemez. Bir an zorluklar onu sarssa bile, o yılmadan çalışır; işlerini yoluna kor ve hayatını sürdürür.</p>
<p>Altın eşik, gümüş eşiğe muhtaç olur.<br />
Ne varlığa, ne makama güvenmemeli; hiç kimseye yukarıdan bakılmamalıdır. Gün gelir insan elindeki varlığı yitirip yoksullaşabilir, bir zamanlar kendisinden daha yoksul olan bir kişiye muhtaç olabilir. Mevkisini de kaybedebilir ve kendisinden daha önce altta olan insanların emrinde çalışmaya mecbur kalabilir.</p>
<p>Altın yere düşmekle pul olmaz.<br />
Yetenekli, dürüst ve değerli bir kişi bulunduğu yüksek yeri (makam-mevki) yitirip önemsiz bir yerde bulunmak zorunda kalsa bile değerinden bir şey kaybetmez.</p>
<p>Altı olur, yedi olur, hep Allah`ın dediği olur.<br />
İnsanoğlu ne tür hesaplar ve plânlar yaparsa yapsın, ne tür ihtimalleri göz önüne alırsa alsın, sonuçta Allah ne dilemişse o olur. Bunun için “takdir, tedbiri bozar” demişlerdir.</p>
<p>Aman diyene kılıç kalkmaz (Eğilen baş kesilmez).<br />
Yiğitliğinize, mertliğinize güvenerek teslim olan kişi size sığınıyor; canının da sizin tarafınızdan korunmasını istiyor demektir. Böyle bir durumda ona kötülük yapmak ya da onu öldürmek doğru değildir. Aksi bir tavır insanlık dışı bir hareket olur, meğer ki sığınan kişi düşman bile olsa.</p>
<p>Ana evlâdını atmış, yar başında tutmuş.<br />
Biliriz ki, çocuğu en fazla seven, ona en fazla emeği geçen, onu en fazla koruyan, onunla en fazla bütünleşen genellikle annedir. Bu sebeple ona ne kadar kızarsa kızsın, ondan ne kadar nefret ederse etsin, bu durumunu devamlı sürdürmesi düşünülemez. Çocuğun tehlikeye düştüğü bir anda, annelik içgüdüleri harekete geçer ve onu korumaya çalışır.</p>
<p>Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.<br />
Şehirler içinde Bağdat öteden beri güzel, önemli ve gözde şehirlerden biridir. İnsanı kendine çeken, pek çok şehirde bulunmayan özelliklere sahiptir. Annenin de diğer insanlar içinde ayrıcalıklı bir yeri vardır. Onun kadar çocuğunu seven, çocuğuna gönülden bağlı bir yakın, bir dost yoktur insanlar içinde. Ne zaman başımız dara düşse hemen o koşar, elimizden tutmaya o çalışır.</p>
<p>Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.<br />
Kimi meseleleri üstü kapalı, bazı ipuçları vererek şöyle bir anlatmak zorunluluğu hasıl olur. Anlayışlı kimseler bu tür konuşmadan ne denmek istendiğini kolayca anlarlar. Ama kavrayışı kıt kimseler ne kadar açık anlatılırsa anlatılsın, ne kadar tekrar edilirse edilsin ne denmek istendiğini bir türlü anlayamazlar.</p>
<p>Araba devrilince (teker kırılınca) yol gösteren çok olur.<br />
İnsanlar her nedense her şey olup bittikten, işler bozulduktan, ortaya kötü bir sonuç çıktıktan sonra “niçin böyle yaptın, şöyle yapsaydın, bu yolu tutmalıydın” gibi sözler söylemeyi alışkanlık edinmişlerdir. Önemli olan yapma biçimindeki yanlışlığı, tutulan yoldaki tehlikeyi önceden görmek ve uyarıda bulunmaktır.</p>
<p>Araba ile tavşan avlanmaz.<br />
Hemen her iş ayrı bir araç, yol ve yöntemi gerekli kılar. Başarıya ulaşılmak isteniyorsa o iş için uygun olanlar seçilmelidir. Eğer bunun dışına çıkılırsa başarıdan söz edilemez.</p>
<p>Arabanın ön tekeri nereden geçerse arka tekeri de oradan geçer.<br />
1. Büyükler nasıl bir davranış veya yaşayış yolu tutmuşlarsa çocuklar da onları taklit eder, onların izinden gider. 2. Yönetenlerin tavır biçimi, zamanla yönetilenlere geçer.</p>
<p>Ar dünyası değil kâr dünyası.<br />
1. Yaptığı iş eğer namusuna dokunmuyor, onurunu zedelemiyorsa geçim için şu ya da bu işi yapmalı insan; utanıp sıkılmadan para kazanmalıdır. 2. Kimi insanlar vardır ki, namus ve onur denen değerleri bir tarafa fırlatmış, çıkar için her türlü işi yapmaktadırlar.</p>
<p>Arı bal alacak çiçeği bilir.<br />
Bazı kimseler, açıkgöz insanlar ve işinin uzmanı olanlar, çıkar sağlayabilecekleri, kazanç elde edecekleri yerleri gayet iyi bilirler.</p>
<p>Arı, kızdıranı sokar.<br />
Hiçbir insan durup dururken çoklukla birinin canını yakmaz. Kişi ancak kendisini kızdırıp bunaltana, sataşıp ilişene, kötülük yapana karşı ister istemez eyleme geçer; saldırır ve zarar verir.</p>
<p>Arık öküze bıçak çalınmaz.<br />
Güçsüz, zayıf, kendisini zor ayakta tutan kimselerden yararlanmaya çalışmak, onlara eziyet edip çile çektirmek doğru değildir; bu yiğitliğin ve insanlığın şaşına yakışmaz.</p>
<p>Arpa eken buğday biçmez.<br />
1. Kötü bir davranışta bulunan insan iyilik göremez. 2. Yapmaya çalıştığı işin üzerinde lâyıkıyla durmayan ondan iyi sonuç alamaz.<br />
Arsızın yüzüne tükürmüşler, “yağmur yağıyor” demiş.<br />
Arsız insan kişiliğini, saygınlığını, utanma duygusunu yitirmiş insandır. Dolayısıyla o ne kadar ağır hareket görse, söz işitse yine de aldırış etmez; pişkinliğe vurup iyi bile karşılar.</p>
<p>Arslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur).<br />
İnsanların kişilikleri ile sürekli bulundukları yerler arasında bir özdeşlik kurmak mümkündür. Bir kimsenin kişiliği çalıştığı iş yerinin niteliğinden; yatıp kalktığı evin temizliğinden, düzeninden anlaşılır.</p>
<p>Asil azmaz, bal kokmaz (kokarsa yağ kokar, çünkü aslı ayrandır).<br />
Kendine has özellikleri bulunan bir nesne ne denli biçim değiştirirse değiştirsin, aslî özelliğini yitirmez. Bu durum insan için de söz konusudur. Soylu bir aileden gelen insanlar ne denli büyük bir sarsıntı geçirirlerse geçirsinler, bayağı bir duruma düşüp yozlaşmazlar; soyluluklarını yitirmezler. Ama mayalarında kötülük, noksanlık bulunan kimseler için böyle bir şeyden söz edilemez; onlar eninde sonunda bir açık verirler, olumsuz yanlarını dışa vururlar.</p>
<p>Aslını inkâr eden (saklayan) haramzadedir.<br />
Bir insan çarpık bir ailenin üyesi olabilir; yoksul, eğitim görmemiş kaba bir aileden gelebilir. Bu durumunu birilerinden saklamak ve onlara karşı bir utanç kaynağı olarak görmek son derece yanlıştır. Çünkü insan, böyle bir aileden gelmekle değersiz olamaz. Kendisini değerli ya da değersiz kılmak kendi elindedir. Böyle bir tavrı da ancak zayıf karakterli insanlar gösterebilir ya da bu tavır ancak piçlere yaraşır.</p>
<p>Âşığa Bağdat sorulmaz (ırak değildir).<br />
Kim ki bir şeyi elde etmek ister, ona taşkın bir kavuşma isteğiyle yanıp tutuşur, o kimseye zor şartlar ağır gelmez; o, her türlü çabayı gösterir; her türlü fedakârlığa katlanır.</p>
<p>Âşık âlemi kör, dört yanını duvar sanır.<br />
Aşk duygusuyla dolup taşan kişi, bu derin sevginin etkisiyle ne yaptığını bilemez; hoşa gitmeyecek davranışlarda bulunur, sanki bilincini kaybetmiş gibidir; yapıp ettiklerini kimse bilmez, görmez ve söylediklerini kimse işitmez sanır.</p>
<p>Aşını, eşini, işini bil.<br />
Doğru, düzgün, sağlıklı, mutlu ve verimli bir hayat mı yaşamak istiyorsun? O hâlde yiyeceğine dikkat et, temiz ve helâl ye. Eşini ve arkadaşını iyi seç, kötülerden uzak dur. Bir iş edin, edindiğin işe sahip çık, onu lâyıkıyla yap.</p>
<p>Aş taşınca kepçeye paha olmaz.<br />
Kimi değersiz görülen, bir kenara atılmış bulunan araçlar bir zaman gelir gerekli olurlar; bir zararı önlemeye yararlar. İşte o zaman değerleri birden bire artar, kıymet biçilemez olurlar.</p>
<p>At, adımına göre değil, adamına göre yürür.<br />
Bir atın yürümesi ya da koşması, doğrudan sırtındaki binicisinin yönetimine bağlıdır; binici ne isterse onu yapar; koşar, durur ya da yavaş gider. Bir işin akışı da böyledir. İşin sonucu, verimli yahut verimsiz oluşu, o işi yapanın bilgi, beceri çaba ve tutumuna bağlıdır.</p>
<p>Ata eyer gerek, eyere er gerek.<br />
Çıplak ata binmek oldukça zordur. Ata binmeyi kolaylaştıran eyerdir. Ancak bu yeterli değildir. Atın üzerinde oturacak kimse eyerin hakkını vermeli ve başarılı olmalıdır. Bunu da ancak yiğit olan yapar. Bir iş için de durum bundan farklı değildir. Yapılan işten verim alınmak isteniyorsa, önce işte kullanılacak araçlar sağlanmalı; sonra da iş ve araçlar işini iyi bilen, bunları kullanabilecek birine teslim edilmelidir.</p>
<p>Atanın (babanın) sanatı oğula mirastır.<br />
Çocuklar küçük yaşlarda öncelikle babalarının yaptıkları işlerle ilgilenirler. Babanın oğulla yakın ilişkisi, çocuğun giderek babasının yaptığı işi öğrenmesine yol açar. Baba da bunun için özel bir çaba sarf etmişse, çocukta, bu işi öğrenme yolu kalıcı olur. Büyüyünce kendisi de bu sanatla uğraşır, geçimini bu yolla sağlamaya çalışır.</p>
<p>Atasını tanımayan Allah`ını tanımaz.<br />
Ana-babaya değer vermek, onlara saygı-sevgi göstermek, onlara dar günlerinde yardımcı olmak, onlara “öf” bile dememek Yüce Allah`ın buyruklarındandır. Bu buyruklara itaat etmeyen, ana-babaya gerekli ilgiyi göstermeyen, onlara karşı gelen bir kimse Allah`a da karşı geliyor demektir.</p>
<p>At binenin (iş bilenin), kılıç kuşananın.<br />
1. Kim ki bir işi beceriyor, bir şeyi kullanıyor, bir şeyden gerektiği gibi faydalanıyor, o şeye sahip olmalıdır; en uygunu, yakışanı da budur. 2. Kim ki başkasının yararlanmadığı, yararlanmasını bilmediği bir şeyi elinde tutuyor ve ondan yararlanıyorsa, o şey, mal sahibinden çok onun sayılır.</p>
<p>At binicisini tanır (bilir).<br />
Emir altında çalışan kişi, kendisini yönetenin işten anlayıp anlamadığını, ne isteyip istemediğini, hangi olay karşısında nasıl tavır takındığını bilir; işini de ona göre yapar ve yürütür.</p>
<p>Ateş düştüğü yeri yakar.<br />
Bir felâket ya da üzücü olay gerçek anlamda ona uğrayana, yalnızca ilgili kimselere acı verir; onların yüreklerini yakar. Başkalarının, uzak kimselerin duydukları acı, gösterdikleri üzüntü ise yüzeyseldir; kalıcı değil, gelip geçicidir.</p>
<p>Ateşle barut bir yerde durmaz.<br />
Bir arada bulunmaları çok tehlikeli görülen şeyler birbirinden uzak bir yerde tutulmalıdırlar.</p>
<p>Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.<br />
Bir olay ya da durumun varlığı, gerçekten ortada olup olmadığı, belirtisinin görülmesiyle anlaşılacak bir şeydir. Eğer meydanda bir belirti varsa, olay veya durum da var demektir.</p>
<p>Atılan ok geri dönmez.<br />
Kimi zaman iyi düşünüp taşınmadan, olacakları hesaplamadan bazı eylemlere girişir ve sonuçta pişman olur insan. O anda ilk durumuna dönmek ister ama bu mümkün değildir. Çünkü olan olmuş, iş işten geçmiştir çoktan.</p>
<p>Atın bahtsızı arabaya düşer.<br />
Kimi değerli, yetenekli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uymayan kötü ve bayağı işlerde çalıştırılır; görevlere itilir.</p>
<p>Atın ölümü arpadan olsun.<br />
Bir şeye tutkun olan, bir şeyin uzun süre yokluğunu çeken kimi kişiler, kendilerine zarar vereceğini bile bile o şeyi kullanmaktan çekinmezler ve şöyle düşünürler: “Sevdiğim şeye özlem duyarak yaşamaktansa, onu çokça (aşırı ölçüde) kullanıp (yiyip) hasta olayım; hatta öleyim.”</p>
<p>Atın ürkeği, yiğidin korkağı.<br />
1. Yiğit de, at da doğacak bir tehlikeye karşı hep tetikte bulunmalı; uyanık davranıp duyarlı olmalıdır. 2. Atın da, yiğidin de korkağından kaçınmalı; onlardan hayır gelmez.</p>
<p>Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz.<br />
Meydanda olan şu ki, insana değer, nitelik ve kişiliğine göre davranılır; iş verilir. Bu bakımdan kişi başkalarını ilgilendiren konularda ortaya atılmamalıdır. Ayrıca, değersiz bir kimse de kıymetli ve nitelikli kişilere gösterilen ilgiyi ne beklemeli, ne de ummalıdır.</p>
<p>Atlasa kıl yapışmaz.<br />
Dürüst, temiz, kötülükten uzak, işinde başarılı kimseler hakkında söylenen karalayıcı sözler, yapılan iftiralar havada kalır; boşuna söylenmiş olur, onlara bu sözlerin mazarratı bulaşmaz.</p>
<p>At ölür, itlere bayram olur.<br />
Kimi yararlı, kıymetli, şahsiyet sahibi kimselerin ölmesi; bulunduğu görevden ayrılması ya da alınması kimi çıkarcı, kıskanç ve aşağılık kimselerin işine gelir; onların sevinmesine yol açar.</p>
<p>At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.<br />
Dünyadaki her canlı gibi at da ölümlüdür. Günü gelince o da bu dünyadan ayrılır. Ama onun koştuğu, gezdiği meydan onunla gitmez; kendisinden sonrakilere kalır ve onu hatırlatır. İnsan için de durum atınkinden farklı değildir. O da ölümlüdür. Doğacak, yaşayacak ve ölecektir. Ne var ki, bu dünyadan ayrılırken bıraktığı izler sürüp gidecektir. İnsanlar bu dünyada bu izleriyle anılacaklardır. Önemli olan dünya hayatında iyi bir iz (nam) bırakmak ve rahmetle anılmaktır. Bu bakımdan kişi daha yaşarken adını yaşatacak iyi işler yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki, yaşarken iyi işler yapan, iyi eserler bırakan kişiler öldükten sonra da unutulmazlar; onları tanıtan eserleriyle de gelecek kuşaklara taşınırlar.</p>
<p>At sahibine (biniciye) göre eşer (kişner).<br />
Yönetilen veya buyruk altında çalışan kişi, tutumunu ya da çalışmasını yöneticisinin tavrına göre ayarlar. Bu sebeple yönetilen değil yöneten, çalışan değil çalıştırıcı daha önemlidir.</p>
<p>At yiğidin yoldaşıdır.<br />
Çok açık olarak bilinen bir şey ki, göçebe bir millet olan Türkler için at, savaşta ya da barışta candan bir dosttur. Hemen her saati onunla geçer. At, Türkler için soyluluğun, yiğitliğin, vefakârlığın, yararlılığın ve inceliğin bir sembolüdür. Silâhsız er düşünülemediği gibi, atsız er de düşünülmemiştir. Dolayısıyla at, Türk`ün edebiyatına girmiş ve önemli bir motif oluşturmuştur. At hakkında şiir, menkıbe, masal, atasözü söylenmiş; risaleler kaleme alınmış, âdeta ona insan gibi muamele edilmiştir.</p>
<p>Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz.<br />
Uçsuz bucaksız gökyüzünde uçan, istediği yere ulaşabilen kuşlar bile avlanmak tehlikesinden kurtulamazlar. Hele usta avcılar da varsa tehlike daha da artar. İnsanlar da benzer biçimde tehlikelerden uzak değillerdir. Hiç ummadıkları çeşitli felâketlerle karşılaşabilir, dert ve sıkıntılara düşebilirler. İnsan kendini ne kadar güvenlik alanına çekmeye çalışırsa çalışsın dert, sıkıntı, tehlike, kaza ve türlü işlerden yakasını kurtaramaz.</p>
<p>Ava giden avlanır.<br />
Bir çıkar sağlamak için birilerine tuzak kuran, onları aldatan, onlara zarar vermeye çalışan kimse, yapmaya çalıştığı kötülüğe kendisi düşer; zarara uğrar.</p>
<p>Av avlayanın, kemer bağlayanın.<br />
Bir uğraş vererek bir şeyi ele geçiren kimse, onu hak eder; o, onundur. Doğrusu ve yakışık alanı da budur. Aksini düşünmek yanlıştır. Bunun yanında, bir şey, onu kullanmasını becerip faydalanmasını bilenindir.</p>
<p>Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.<br />
Kimi becerikli, iyi huylu kadınlar vardır ki, yoksulluk içinde bile olsa onlar eve bir çeki düzen verir; temiz tutar, evi yaşanacak hâle getirirler; içten, samimî davranışlarıyla yuvalarını mutlulukla doldururlar. Kimi kadınlar da vardır ki, huysuzlukları, beceriksizlikleri, kötü davranışlarıyla ailenin düzenini ve mutluluğunu bozarlar. Bolluk içinde bile olsalar, onların tertipsizlikleri, düzensizlikleri, beceriksizlikleri yüzünden ailede huzur kalmaz; onların bu tabiatları yüzünden aile kötüye gider, perişan olur ve sonunda yıkılır.</p>
<p>Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.<br />
Hayat öyle pürüzsüz, gailesiz değildir. İnsanoğlu yaşadığı hayat süresince çeşitli engeller, güçlükler ve olaylarla karşılaşır. Sıkıntılara, çeşitli felâketlere uğrar. Kimi zaman tersi de olmaz değildir, rahata ve mutluluğa da kavuşur.</p>
<p>Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin.<br />
Sağlıklı olmak, türlü hastalıklardan korunmak için ayağı sıcak, başı da serin tutmak oldukça faydalıdır. Beden sağlığımızı düşündüğümüz gibi ruh sağlığımızı da düşünmek zorundayız. Bunun için de her sorunu dert etmemeli, olur olmaz şeylere üzülmemeliyiz; sabırlı ve geniş gönüllü olmalı, rahat hareket etmeliyiz.</p>
<p>Ayağını yorganına göre uzat.<br />
Dengeli yaşamak isteyen insan mutlaka gelirini, giderine göre ayarlamalıdır. Harcamalar geliri aşmamalı, imkânlar zorlanmamalıdır. Aksine bir hareket bütçeyi sarsar, dengeyi bozar, insanı sıkıntıya sokup rahatsız eder.</p>
<p>Ayağı yürüten baştır.<br />
Bedensel hareketlerimizin tümü beynin bulunduğu kafaya bağlıdır, kafaya göre bir yön tutar ve gelişir. Bunun gibi bir işçinin verimli iş yapmasını, bir toplumun dirlik düzenlik içinde yol tutmasını da başta bulunan yöneticiler sağlar.</p>
<p>Ayı görmeden bayram etme.<br />
Müslümanlar Ramazan orucuna gökte hilâli (ay`ı) görünce başlarlar; oruç bitince, yani bir ay sonra yine gökte hilâli görünce bayram ederler. Ayı görme işi de son derece dikkat isteyen bir iştir. İnsanlar ayı görmeden nasıl bayram yapamıyorlarsa, sen de bir iş gerçekleşmeden ona oldu gözü ile bakıp de sevinme; dikkatli ol, ola ki bir sebep yüzünden iş gerçekleşmeyebilir, üzülebilirsin.</p>
<p>Ayıpsız yâr (dost) arayan, yârsız (dostsuz) kalır.<br />
Hemen her şeyin, her insanın bir kusuru, bir eksiği vardır. Hatasız kul olmaz. Dolayısıyla insanın mükemmel bir dost, arkadaş ve sevgili aramaya çalışması boşunadır. Böyle bir dost bulamayacağı gibi, dostsuz kalması da mümkündür. Bu bakımdan insan bir şey elde etmek, bir dost bulmak istiyorsa onları kusurları ile kabul etmeye hazır olmalıdır.</p>
<p>Ay ışığında ceviz silkilmez.<br />
Bir işten iyi, verimli bir sonuç alınmak isteniyorsa, o işin şartları da, araçları da yeterli ve uygun olmalıdır. Aksi takdirde kötü bir sonuçla karşı karşıya kalması mukadder olur.</p>
<p>Aza demişler: “Nereye?”, “Çoğun yanına” demiş.<br />
Çok, her zaman azdan daha baskın çıkar. Bu bakımdan genellikle her şeyin azı, çoğa boyun eğer; yahut az, çoğa uyar. Büyük sermaye, küçük sermayeye fırsat vermez; onu idare eder. Bir toplumda çoğun oyu, azın oyunu geçersiz kılar; dolayısıyla az oy sahipleri, çok oy sahiplerine uymak zorunda kalırlar.</p>
<p>Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.<br />
Kim ki elindekinden hoşnut olmuyor, onu yeter bulmuyor, onunla yetinmiyor, daha fazlasını istiyor ve onu hor görüp geri çeviriyorsa büyük bir hata işliyor demektir. Çünkü çoklar, azların (küçük şeylerin) birikmesiyle meydana gelir. Küçük şeylere sahip çıkmayan, onların birikmesiyle olmuş olan çoğu da kaybetmiş sayılır.</p>
<p>Azıcık aşım, kaygısız (ağrısız) başım.<br />
Aralıksız çalışarak, çeşitli sıkıntılara katlanarak, amansız zorluklara göğüs gererek zenginlere özgü bir hayat yaşamaktansa, didişmelerden ve çekişmelerden uzak, gösterişsiz ve sakin bir hayat sürmek daha yeğdir.</p>
<p>Az söyle, çok dinle.<br />
Dinlemek, öğrenmenin güzel bir yoludur. Kulak vererek dinleyen insan pek çok şey öğrenebilir. Oysa çok konuşan insanda yanılma payı (özellikle bilmediği konularda) çok olur, hata yapma ihtimalî de artar. Ayrıca kişi yanlış ve çok konuşmalarıyla çevresindekileri rahatsız da edebilir.</p>
<p>Az tamah çok ziyan getirir.<br />
Elindekiyle yetinmeyen, daha fazlasını isteyen, isteklerine kavuşmak için çeşitli yollara başvuran insan, bu tutumundan ötürü zarara uğrar. Çünkü aç gözlülüğün sebebiyle ihtiyatsız davranmış ve tehlikenin içine düşmüştür. Bu gibi kişiler kimi zaman ellerindekileri de kaybederler.</p>
<p><strong>Az veren candan, çok veren maldan.<br />
</strong>Varolalı beri insan, insanın yardımına ihtiyaç duymuştur. Bu bakımdan ihtiyaç sahibine yardımda bulunmak bir insanlık görevi hâline gelmiştir. Kimi yoksul kimseler birilerine yardım ya da armağan olarak bir şey verirlerse (küçük de olsa) bu onlar için bir fedakârlıktır. Çünkü verdikleri şeyden kendilerinde de yok denecek kadar az bulunmaktadır. Dolayısıyla yardımları ya da armağanları yürekten, içten ve candandır. Bunun yanında zengin olanın yapacağı yardım, fakirin yaptığı yardımdan daha fazla olabilir. Ancak bu onun için fedakârlık sayılmaz. Çünkü ihtiyacından fazla olan malından vermiştir. Dolayısıyla verdiği malın yoksulluğunu çekmiyordur o.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/aciklamali-atasozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atasözler</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozler.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 15:12:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atasözleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1827</guid>
		<description><![CDATA[Atasözü Örnekleri: - Acıkan yanağından, susayan dudağından belli olur. - Ah alan onmaz, ah yerde kalmaz. - Ak köpeğe koyun diye sarılma. - Akıl yiğide sermayedir. - Al malın iyisini çekme kaygısını. - Almak kolay ödemek zordur. - Altın kılıç demir kapıyı açar. - Alçak tavuk kendini ferik gösterir. - Arap eli öpmeyenen dudak kara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atasözü Örnekleri:</strong></p>
<p>- Acıkan yanağından, susayan dudağından belli olur.<br />
- Ah alan onmaz, ah yerde kalmaz.<br />
- Ak köpeğe koyun diye sarılma.<br />
- Akıl yiğide sermayedir.<br />
- Al malın iyisini çekme kaygısını.<br />
- Almak kolay ödemek zordur.<br />
- Altın kılıç demir kapıyı açar.<br />
- Alçak tavuk kendini ferik gösterir.<br />
- Arap eli öpmeyenen dudak kara olmaz.<br />
- At ölür meydan kalır,yiğit ölür şan kalır.<span id="more-1827"></span><br />
- Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.<br />
- Attan düşen ölmez, eşekten düşen ölür.<br />
- Az kazanan çok kazanır,çok kazanan hiç kazanır.<br />
- Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.<br />
- Ağlayanın malı gülene hayır gelmez.<br />
- Ağustosta beynin kaynasın, kışın da tencere kaynasın.<br />
- Ağır baş iyidir, yenlik olsa uçar.<br />
- Babasına hayır etmeyenin kimseye hayrı olmaz.<br />
- Bahar çiçeğiyle güzeldir.<br />
- Bal yiyen baldan bıkar.<br />
- Bebeler birbirinden huy kapar, ayranlarına su katar.<br />
- Besle kargayı oysun gözünü.<br />
- Bin atın varsa bin dinlen, bir atın varsa in dinlen.<br />
- Bir bütün bir yarımdan iyidir.<br />
- Bu dünya iki kapılı handır, gelen bilmez geden bilmez.<br />
- Budalanın yağı çok olursa sakalına sürer.<br />
- Çocuk evin meyvesidir.<br />
- Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.<br />
- Darlıkta dirlik olmaz.<br />
- Dağ dumansız insan hatasız olmaz.<br />
- Deniz yoğurt olmuş da yemeye kaşık bulunmamış.<br />
- Dert saklayanda kalır.<br />
- Devden büyük dert var.<br />
- Dişi kuş yapar yuvayı, içini dışını sıvayı sıvayı.<br />
- Dost kazandost; düşman anadan da doğar.<br />
- Düşmanı karıncaysa, sen fil olur.<br />
- Ekmeğin kestiğini kılıç kesmez.<br />
- Fırsat eldeyken sürün devranı.<br />
- Gelin bindi deveye gör kısmeti nereye.<br />
- Geniş günün de dar gezen, dar günün de geniş gezer.<br />
- Gittiğin yer kör ise, yözünü yum da bak.<br />
- Göz görmeyince gönül katlanır.<br />
- Hasta sağ kalırsa hekime karşı gelir.<br />
- Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.<br />
- Herşey incelikten insan kabalıktan kırılır.<br />
- Hocanın dediğini tut, yoluna gitme.<br />
- Hıdırellez yaz kapısı, yedi gün sürer tipisi.<br />
- Kavakta nar olmaz, kötülerde ar olmaz.<br />
- Kimi bağ bozar, kimi bostan bozar.<br />
- Minnetle gül koklama, dikeni sancar seni.<br />
- Mum dibine karanlık.<br />
- Sen işlersen mal işler, insan böyle genişler.<br />
- Tasa doyurur, acı acıktırır.<br />
- Üzerine laf düşmedikçe konuşma.<br />
- Vakitsiz açılan gül çabuk solar.<br />
- Yardımcının yardımcısı olur.<br />
- Yağmurlu gün tavuk su içmez.<br />
- Zahmeriden sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atasözleri</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozleri.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 15:09:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atasözleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1823</guid>
		<description><![CDATA[Atasözleri Ömer Asım Aksoy,atasözlerinin tarifini şöyle yapmıştır: ”Atalarımızın, uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural,bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş sözlerdir.” Türk kimliğine ait ilk atasözü kitabı, Fatih&#8217;teki Millet Kütüphanesi&#8217;nde bulunan “Teshil” adlı tıp kitabın sonuna eklenmiş el yazısı ile kaydedilen bir risalede yer almaktadır.Toplam 698 adet olup; yazılış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atasözleri</strong></p>
<p>Ömer Asım Aksoy,atasözlerinin tarifini şöyle yapmıştır: ”Atalarımızın, uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural,bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş sözlerdir.”</p>
<p>Türk kimliğine ait ilk atasözü kitabı, Fatih&#8217;teki Millet Kütüphanesi&#8217;nde bulunan “Teshil” adlı tıp kitabın sonuna eklenmiş el yazısı ile kaydedilen bir risalede yer almaktadır.Toplam 698 adet olup; yazılış tarihi itibariyle hicri 885,miladi 1420 yıllarına denk düşmektedir.<span id="more-1823"></span></p>
<p><strong>Atasözlerinin özellikleri şöyle sıralanabilir:</strong></p>
<p>1. Halkın düşüncesini anlatır.<br />
2. Ulusaldırlar.<br />
3. Kişinin ruhuna hitap ederler.<br />
4. Kesin tavırlıdırlar.<br />
5. İnandırıcıdırlar.<br />
6. Geniş halk kitlelerinin yüzyıllardan beri geçirdiği denemelerden ve bu denemelerden oluşan düşüncelerden doğmuşlardır.<br />
7. Yalın sözlerdir,anlatımları açıktır.<br />
8. Doğa olaylarının oluşunu bildirirler.<br />
9. Ahlak aşılarlar,ahlaklı olmayı öğretirler.<br />
10. Bir veya iki cümleden meydana gelirler.<br />
11. Bir çoğunda mecaz vardır.<br />
12. Atasözlerinde söz sanatları vardır.<br />
13. Kelimelerin yerleri değiştirilemez.Değiştirildiği zaman değişik anlamlar ortaya çıkabilir.<br />
14. Denenmiş sözler olduğu için doğruluğu herkes tarafından kabul edilir.</p>
<p> </p>
<p>Aba vakti aba,yaba vakti yaba: Her şey zamanında yapılırsa kişi kazançlı olur.<br />
Abanın kadri yağmurda bilinir: Daha önce kıymetsiz gibi görünen bir çok şeyin,kullanım zamanı geldiğinde değeri artar.<br />
Abdal abdalın ne umduğunu,ne bulduğunu ister: Sosyal seviyesi eşit insanlar birbirlerini çekemezler.<br />
Acemi katır kapı önünde yük indirir: Elinden yeterince iş gelmeyen kimseler,kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde yapamazlar.Veya yarım bırakıp kaçarlar.<br />
Acemi nalbant gibi kah nalına vurur,kah mıhına: Söylediği sözlerle yaptığı işler arasında tutarlılık yoktur.Bunu da genellikle bilmeyerek yapar.<br />
Acı patlıcanı kırağı çalmaz: Hayatta birçok problemlerle karşılaşıp bunlardan başarı ile çıkmış olanlar,bundan sonra karşılaşacakları zorlukları da atlatıp başarı ile çıkarlar.<br />
Akıl kişiye sermayedir :Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması,aklını kullanması ile orantılıdır.<br />
At yedi günde,it yediği günde :Toplumlar arası ilişkilerde olgun ve asil kişiler,kişiliklerini hemen ortaya koymazlar<br />
Ayranım ekşidir diyen olmaz :Her kişi neyi ele almışsa onun iyi olduğunu savunur.<br />
Baba ekmeği zindan ekmeği,koca ekmeği meydan ekmeği: Kadınlar için baba evinde kalmak,belli bir zamana kadar normaldir.Evlendiği zaman ise kendi kurallarına göre yaşayacağından dolayı daha rahat olacaktır.<br />
Baba koruk yer,oğlunun dişi kamaşır: Aile reisi olan babanın önceleri yaptığı kötü bir işin sıkıntısını çocuğu çeker.<br />
Babadan mal kalır,kemal kalmaz: Babası ölen kişiye maddi varlıklar kalabilir ama olgunluk ve fazileti miras olarak kalmaz<br />
Babaya dayanma,karıya güvenme: Kişi,maddi konularda babasına değil kendine güvenmelidir.Kadın ise kolay etkilenen bir varlık olduğu için verilen sırları bir başkasına aktarabilir.<br />
Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar: Yaradılışı itibariyle iyi olan kişi en kötü durumda bile olsa bu niteliğini kaybetmez.<br />
Bal demekle ağız tatlanmaz : Güzel sözler söylemekle güzel şeyler her zaman gerçekleşmez.<br />
Besle kargayı oysun gözünü : Kıymet bilmez kişiler kendilerine yapılan iyiliğe,kötülükle karşılık verebilirler.<br />
Boşboğazı ateşe atmışlar,odun yaş diye bağırmış : Aklına her geleni söyleyen kişiler,toplum içinde sevilmezler<br />
Büyük lokma ye büyük söz söyleme :Hayatta hiçbir zaman başkalarının durumu küçümsenmemelidir.<br />
Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer: Bilgisiz kişiler etraflarına faydalı olamadıklarından ve davranışlarında olumlu sonuçlar beklenmediğinden dolayı faydalı kişiler değildirler.<br />
Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir: Alim her şeyi bilen kimsedir. Yaptığının sonuçlarını bilir ve katlanır.Kendisi ile dost olmak mümkün olduğu gibi düşman olunduğu zaman da bir noktada anlaşmak mümkündür.Cahil kişiler iyi niyetli görünseler de onlarla anlaşmak güçtür,hatta mümkün değildir.<br />
Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur :Bir toplulukta çok kişi ve fikir olsa da karar verme yetkisine sahip kimseler,kendi bildiklerini uygularlar.<br />
Can boğazdan gelir: İnsanın hareketli ve üretken bir yaşam sürdürebilmesi için beslenme biçimine dikkat etmesi gerekir.<br />
Can cümleden azizdir: İnsanlar kendi çıkarlarını her zaman başkalarının çıkarlarından üstün görürler.Aksi şekilde davrandıklarında bile kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman fedakarlık yapmaktan vazgeçerler.<br />
Can çıkmayınca huy çıkmaz: Hayat boyu kazanılan alışkanlıklar da gelişir.Ama değiştirmek çok zordur.Kişi ölünceye kadar devam eder.<br />
Canı acıyan eşek,atı geçer: Karşılaştığı bir konuda ziyan gören,canı yanan kimse aynı zarara uğramamak için var gücüyle çalışır.<br />
Canı kaymak isteyen,mandayı yanında taşır: Güzel ve varlıklı bir yaşam sürmek isteyen kişi kendisine bu yaşamı sağlayacak olan varlıkları çok yakınında bulundurmalıdır.<br />
Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez :Hayatında dert ve sıkıntı çekmemiş olan kişiler,mutluluğun kıymetini anlayamazlar.<br />
Cins kedi ölüsünü göstermez :Soylu kimseler çok zor durumda da olsalar,durumlarını belli etmezler<br />
Cömert ile nekesin harcı birdir <img src='http://www.dersyerimiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' /> arayı kullanma biçimi,onun niteliğini değiştirmez.<br />
Çabuk parlayan çabuk söner :Layık olmadıkları makamlara getirilen kişilerin,bir süre sonra yetersizlikleri ortaya çıkar.<br />
Çağrılan yere erinme,çağrılmayan yere görünme: İnsanlar davet edildikleri yerlere mutlaka gitmelidirler.Çünkü davet eden kişi tarafından istenmektedirler. Çağrılmayan yere gitmek ise yüzsüzlük ve arsızlık olur.<br />
Çalıda gül bitmez,cahile söz yetmez: Güzelliklerin simgesi olan gülün çalıda yaşaması düşünülemez.Aynı şekilde,cahil kişiye de sözün doğrusunu anlatmak mümkün değildir.Cahil olduğu için kendi bildiklerinin dışında da doğruların bulunduğunu kabul etmesi mümkün değildir.<br />
Çalışmak ibadetin yarısıdır: İbadet kişiyi kötülüklerden sıyırır,iyilik yolunda ilerletir. Tanrı yolunda çalışmak ta kişiyi kötü duygulardan arındırır.Bunun içindir ki çalışmak,ibadet kadar büyük değer taşır.<br />
Çalma elin kapısını,çalarlar kapını: Kişi hayatında bilerek ve isteyerek kimseye kötülük yapmamalıdır.Böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde,günün birinde benzer olumsuzlukları yaşaması muhtemeldir.<br />
Çiftçiye yağmur,yolcuya kurak,cümlenin muradını verecek hak: Her kul Tanrı&#8217;sından kendi çıkarları doğrultusunda istekte bulunur.Bu istekler birbirine zıt da olabilir.Ama Tanrı bu dilekleri şaşmaz bir düzen ,uygun gördüğü biçimde yerine getirir.<br />
Çirkefe taş atma,üzerine sıçrar :Çevrelerinde kötü,edepsiz tanınan kişilerle ilişkiye girmek doğru değildir.<br />
Çocuktan al haberi :Art niyet taşımayan çocuklar,başkalarının yanında her şeyi çekinmeden konuşurlar.<br />
Çürük tahta çivi tutmaz :Esas niteliği bozulmuş bir şeyi eski haline getirmek mümkün değildir.<br />
Dağ başından duman eksik olmaz: Toplumda yüksek ekonomik ve sosyal seviyeye sahip insanların,bu konumlarından kaynaklanan bir takım üzüntü ve sıkıntıları vardır.Bu durum,zenginlik ve yüksek makam devam ettiği sürece hiç eksilmez.<br />
Dağ dağ üstünde olur,ev ev üstünde olmaz: En olmayacak şeyler bile bir gün gerçekleşebilir.Ama iki ailenin aynı ev ortamında yaşaması düşünülemez.<br />
Damlaya damlaya göl olur :Küçük çabalar,büyük problemlerin çözümüne yardımcı olabilirler.<br />
Danışan dağı aşmış,danışmayan yolu şaşmış: Bilmediğini başkalarına soran kimse,işi iyi ve çabuk bitirir.Fikir alışverişinde bulunmayanlar ise başarı elde edemezler.<br />
Darı unundan baklava,incir ağacından oklava olmaz: Kötü malzeme ile güzel bir iş meydana getirilemez.Yeteneksiz kişiler,büyük sorumlulukların gerektirdiği çabayı gösteremezler.<br />
Davul dengi dengine diye çalar: Birlikte yaşayacak veya arkadaş olacak insanların eşitiyle beraber olması lazımdır.Yoksa yapılacak her işte başarısızlık kaçınılmaz olur.<br />
Devir tavında,dilber çağında :Bir işin başarılması için,o an değerlendirilmesi gereken zaman dilimleri vardır.<br />
Dikensiz gül olmaz :Yaşanan her başarı ve mutluluğun yanında,bu sürecin parçası olan küçük olumsuzluklar da mevcuttur.<br />
Düt demeye dudak ister :Niteliği ne olursa olsun,bir işi başarabilmek için yetenek ve imkanlar gereklidir.<br />
Ecel geldi cihane,baş ağrısı bahane: Kişinin çok önceden belirlenmiş bir alın yazısı vardır.Bu kurala göre zamanı gelince ölecektir.Bu ölüme bir neden bulunur.Esas sebep o kişinin tanrı katına çağrılmasıdır.<br />
Ecele çare olmaz: Hayatta her durumun çaresi bulunabilir.Ama ölümü engellemek imkansızdır.<br />
Eceli gelen köpek cami duvarına işer: Bir toplulukta bütün insanların kutsal saydığı şeyleri kötüleyenler,hiçbir zaman sevilip istenmezler.<br />
Edebi,edepsizden öğren: Edepsiz kişinin hareketlerini gören,sonuçlarını izleyen kişi, bunların kötülüklerini görür ve yapmamaya çalışır<br />
Eden bulur,inleyen ölür :Başkasına kötülük eden kimse en sonunda yaptıklarının cezasını çeker.<br />
Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur :Verimin yüksekliği, çalışmanın etkili bir şekilde gerçekleşmesine bağlıdır.<br />
Esirgenen göze çöp batar :Bir konu üzerine gereğinden fazla yoğunlaşmak,aksilikleri de beraberinde getirebilir.<br />
Evdeki hesap çarşıya uymaz <img src='http://www.dersyerimiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' /> lanlanan durumlar ile ulaşılan sonuç,her zaman aynı olmayabilir.<br />
Fakirlik ayıp değil,tembellik ayıp: Toplum yaşamında herkes aynı gelir düzeyine sahip olmayabilir.Fakir de olsa zengin de olsa çalışmamak,başkalarının sırtından geçinmeye uğraşmak tembelliktir.<br />
Fala inanma,falsız da kalma :Fala inanmak doğru değildir,aslı yoktur.Yine de insan güzel sözler duymaktan hoşlanır.<br />
Fare,çıktığı deliği bilir: Toplumun onaylamadığı işleri yapanlar,sıkıştıkları zaman nasıl hareket edeceklerini önceden hesaplarlar.<br />
Faydasız baş,mezara yaraşır: Hiçbir iş yapmadan başkalarının sırtından geçinen kimseler ölmüş sayılırlar.Çünkü ölülerin de faydası yoktur.<br />
Fazla aş,ya karın ağrıtır ya baş: Çok yemek kişinin sağlığını olumsuz yönde etkiler.Bu yüzden kararında yemek gerekir.<br />
Fazla naz aşık usandırır: Kişinin kaprislerine yakınları bir süre katlanabilirler. Ama bu naz devam edecek olursa etrafındakilere de sıkıntı verir.<br />
Felek kimine kavun yedirir,kimine kelek :Aynı toplumda şanslı ve şanssız kişilerin bir arada bulunmaları doğaldır.<br />
Fukaranın düşkünü,beyaz giyer kış günü :Toplumda saygın bir yeri olan kişiler,mevki kaybına uğradıklarında aykırı davranmaktan çekinmezler<br />
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar :Kişinin içinde bulunduğu çevrenin ekonomik ve sosyal yapısı,ulaşılan sonuçların niteliğini etkiler.<br />
Gafile kelam,nafile kelam :Etrafında olan biteni umursamayan kimseleri doğru yola getirmek için yapılan uyarılar boşunadır.<br />
Garibin yardımcısı Allah&#8217;tır: Garip kişilerin yardımına gönlündeki inancın büyüklüğü oranında ancak Allah yardım eder.<br />
Garip kuşun yuvasını Allah yapar: Tanrı&#8217;ya inanmış kişileri,tanrı sıkıntı içinde bırakmaz.Onlar bir süre sıkılsalar da Tanrı bir yerden bir şey bağışlayarak sıkıntılarını ya kaldırır ya da hafifletir.<br />
Gavurun tembeli keşiş,Müslüman&#8217;ın tembeli derviş: Bütün dinler çalışmayı emreder. Bazı kimseler ise dini çıkarları doğrultusunda kullanıp,çalışmadan yaşamanın yollarını bulurlar ki kendileri için çok kötü bir davranışı gerçekleştirmiş olurlar.<br />
Geç olsun,güç olmasın(Başarılması çok zor işler için söylenir): Yapılan işlerin başarıya ulaşması ve birtakım engellerin ortadan kaldırılması için fazla zaman harcanmasının ziyanı yoktur.<br />
Gel demek kolay,git demek güçtür: Bir konuğu davet etmek,bir insanı iş bulup yerleştirmek kolay ve zevk verici uğraşlardır.Ama sıkıntı veren konuğa artık git demek,işini hafife alan kimseye işe gelme demek çok zordur.Bunun için insanlara bir iyilikte bulunulacağı zaman iyi düşünülmeli,layık olana bu hizmet verilmelidir.<br />
Gelen gideni aratır : Tanışılan kişiler,unutulanlardan daha büyük hatalar yapabilir anlamında kullanılır.<br />
Gezen ayağa taş değer : Gereksiz davranışlarda bulunan kişiler, kendilerine zararlı durumların ortaya çıkmasına sebep olabilirler.<br />
Göz görür,gönül çeker :Kişi ancak ilgi duyduğu konulara karşı gözlemde bulunur<br />
Hacı hacıyı Mekke&#8217;de bulur: Aynı düşüncede olan insanlar,ayrı ayrı davransalar bile bir gün aynı yolda buluşurlar.Kendilerine ait yolda veya yerde buluşurlar,birbirlerini bulurlar.<br />
Hacı Mekke&#8217;de,derviş tekkede: İnsanlar yetişme şekillerine göre kendilerine uygun bir ortamda yaşarlarsa mutlu olabilirler.Yoksa ömürleri sıkıntı içinde geçer.Bulundukları yerde sevilmez ve istenmezler.<br />
Haddini bilmeyene bildirirler :Yetkili olmadığı konularda ahkam kesenler,hak ettikleri durumlarla mutlaka karşılaşırlar.<br />
Hak deyince akan sular durur: Anlaşmazlıklarda doğruluk,dürüstlük,tarafsızlık, hakkaniyet yolundan hareket edilirse kimsenin söyleyecek bir sözü,eleştirisi kalmaz.<br />
Hak doğrunun yardımcısıdır: Tanrı,doğru olana yaptıklarının mükafatını mutlaka verir.Doğru kimseler ilk planda başarısız gibi görünseler de tutumlarını devam ettirdikleri sürece başarıya ulaşacaklardır.<br />
Helal kazanç ile pilav yenmez <img src='http://www.dersyerimiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> oğrulukla ve ahlakla elde edilen kazanç,insanı kısa yoldan zengin etmeye yetmez.<br />
Horoz ölür,gözü çöplükte kalır :Uzun süre yaşanan mekanların unutulması kolay olmaz.<br />
Huylu huyundan vazgeçmez :Kişilik,uzun bir zaman diliminde oluştuğu için ani değişikliklere müsait değildir.<br />
Ihlamurdan odun olmaz,beslemeden kadın olmaz: Yaşam içinde her konu birbirine uygun olursa başarı olur ve devam eder.<br />
Irmak kenarına çeşme yapılmaz :Birbirine zıt verimlilikteki iki kurum veya sosyal müessesenin,aynı ortamda varlıklarını sürdürmeleri zordur.<br />
Irmaktan geçerken at değiştirilmez: Yapılmaya başlanan bir işte,ilk zamanlar başarı elde edilmeyebilir.işin daha başarılı yapılması için uygulanan yöntemler de değiştirilebilir. Olumsuz bir ortamda yöntem değiştirmek doğru değildir.İyi sonuçlar vermez.<br />
Isıramadığın eli öp de başına koy: Yaşam içinde bir takım mücadeleler yapılacaktır. Bu kavgada düşman bizden çok güçlü ise onunla kavga etmemek gerekir.Kavga edilirse yenilmek muhakkaktır.<br />
Isırgan ile taharet olmaz: Başarılı bir iş oluşturmak için işe yarar,faydalı araç kullanmak gerekir.Kötü malzeme ile iyi ve başarılı sonuçlar elde edilemez.<br />
Isıran it,dişini göstermez :Kötülük yapmayı düşünen kişi,bunu zamanı gelince ve aniden gerçekleştirir.<br />
Islanmışın yağmurdan pervası yoktur :Bir konuda büyük zarar görmüş kişi,benzer zararlardan korku duymaz.<br />
Ismarlama hac,hac olmaz :İnsan kendi işini kendi yapmalıdır. Başkasına yaptırılan işten başarı elde edilemez.<br />
Işığını akşamdan önce yakan,sabah çırasına yağ bulamaz: İnsanlar savurganlık yapmamalıdırlar.Parasını gereksiz yere harcayan,gerektiğinde para ve mal bulamaz.Zorluk içinde kalır.<br />
İbadet de (mahfi) gizli,kabahat da: İbadet Tanrı ile kul arasındadır.İbadeti başkalarına gösteriş için yapanlar Tanrı&#8217;nın emirlerini,kulluk görevini yerine getirmemiş olurlar. İnsan bazı kusurları yaparak olgunlaşır,tecrübe kazanır.Bunun için olgunlaşmamıza yarayan kusurların da gizlenmesinde yarar vardır.<br />
İçi beni yakar,dışı eli: Her şey dıştan göründüğü kadar güzel olmayabilir.Dış görünüşe aldanmak doğru değildir.<br />
İğreti ata binen tez iner: Kendi malımız olmayan malzemeye güvenip bir işe başlamak doğru değildir.Malzemenin sahibi,malını geri istediği zaman zor durumda kalır.<br />
İğneyi evvela kendine sok,çuvaldızı başkasına: Kendisi en küçük bir sıkıntıya katlanamayan kimse,başkalarına çok büyük sıkıntı vermemelidir.Kendisi küçük kötülüğe katlanamayan,başkalarına kötülükler yapmaktan kaçınmalıdır.<br />
İki deliye bir akıllı :Birbirine zıt iki kişinin arasını bulacak, mantıklı bir kimsenin bulunması mutlak gereklidir.<br />
İnsan insanın şeytanıdır :Arkadaş seçiminde dikkatli ve özenli olmak gereklidir.Kötü arkadaş kişiyi yoldan çıkarır,saptırır.<br />
İti,öldürene sürütürler :Bir kişinin sorumluluğundaki görev kötü şekilde sonuçlanırsa,bu sonucun<br />
düzeltilmesi için bizzat o kişi çaba göstermelidir.İşin sorumluluğu onu yapana ait olacaktır.<br />
İyilik eden iyilik bulur :Etrafına iyilik eden kimse gün gelir zor durumda kalırsa ona da iyilik<br />
yapılır.Her şeyin karşılığı muhakkak vardır.<br />
Kabahat da gizli olmalı,ibadet de: Yapılan bütün işlerde işin özüne inmeye gayret edilmelidir.Başkalarına gösteriş için yapılan hiçbir işten,davranıştan iyilik ve hayır beklemek mümkün değildir.<br />
Kabahat ölende değil,öldürendedir: Yapılan her işte karşımızdakini sinirlendirmekten kaçınmalıyız.Karşısındakini söz ve hareketleri ile aşırı tahrik eden kimse,onun hücumlarına karşı çaresiz kalabilir.Hatta ölebilir de.Bunun nedeni kendini kaybedip bu cinayeti işleyende değil,onu da o derecede tahrik edip cinayeti işletendedir.<br />
Kaçan balık büyük olur: Kişi elindeki imkanları iyi ve zamanında kullanmasını bilmelidir.Zamanında kullanamaz ve fırsatı kaçırırsa küçük bir fırsatı büyükmüş gibi gösterir ve boyuna aynı şeyleri söyler.Çünkü fırsatı değerlendirememenin ezikliğini hisseder durur.<br />
Kadı anlatana göre fetva verir: Herkes bildiğini ve gördüğünü eksiksiz olarak söylemelidir.Çünkü dinleyen,olayı görmeyen kimseler anlatılana göre karar verirler.<br />
Kadı ekmeğini karınca yemez: Kadı,kanunların uygulayıcısı olduğu için kimse onun malına dokunamaz.Sonucunun kötü olacağını bilir.Kadılar hakkın,kanunun ve düzenin temsilcisi oldukları için kimse onların mallarına kötü gözle bakmaz,bakamaz.<br />
Kanaat gibi devlet olmaz :Elindekiler ile yetinmesini bilen kimse sıkıntı çekmez.<br />
Kişi refikinden azar :İnsanı iyi ve kötü yola sürükleyen arkadaşıdır.<br />
Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman çelebi derler : Bir şeyin çok kıymetlisi bulunmazsa<br />
daha aşağı değerde olan kıymet ve itibar kazanır.<br />
Kuru laf karın doyurmaz :Bir gayret göstermeden,bir yatırım yapmadan yalnızca boş sözlerle başarı elde etmek mümkün değildir.<br />
Laf ile peynir gemisi yürümez :Bir kimsenin kendini övmesi ile gereken işte gereken sonuçlar alınmaz.<br />
Laf lafı açar: Karşılıklı konuşmalarda konuşma bir süre uzadığı zaman,sözden başka söze geçilmeye başlanır.Başlangıçta hiç düşünülmeyen konulara kadar söz uzar gider<br />
Laf torbaya girmez :Bir konu hakkında sarfedilen sözler üzerinde iyice düşünülmelidir.<br />
Latife latif gerek: Şakalar karşısındakini kırmayacak biçimde olmalıdır.Şaka yapan,karşısındakini çok iyi anlamalı,kırmadan,incitmeden şaka yapabilmelidir.<br />
Leyleğin ömrü laklak ile geçer :Aylak kişiler bütün günlerini orada burada boş laflar söyleyerek boşa geçirmiş olurlar.<br />
Lodosun gözü yaşlı olur :Lodosun sonunda yağmur yağar<br />
Lokma çiğnemeden yutulmaz :Bir işin iyi sonuçlanması için gereken önem ve çalışma gösterilmelidir.<br />
Lokma karın doyurmaz,şefkat artırır: Bir kişiye armağanlar vermek,o kişinin ihtiyaçlarını karşıladığı için değil aradaki sevgiyi çoğalttığı için çok değerlidir.<br />
Mahkeme kadıya mülk değil :İnsan,yaşamı süresince güçlü makamlara gelebilir.Böyle makamlara gelince etrafındakilere böbürlenmemelidir.Çünkü gün gelecek,bu makamı bırakmak zorunda kalacaktır.<br />
Mal adama hem dost,hem düşmandır: Mal insanı rahat ve huzurlu yaşattığı için dosttur.Aynı zamanda,zengin olmanın getirdiği tehditlerden dolayı düşmanıdır.<br />
Mal canı kazanmaz,can malı kazanır: İnsanlar fazla kazanacağım diyerek sağlıklarını tehlikeye atmamalıdırlar.Kişi sağlıklı olursa mal kazanması,pek çok kazanması mümkündür. Ama sağlığını kaybederse mal da kazanamaz olur.<br />
Mal canın yongasıdır :Can her şeyden kıymetlidir.Zorluklarla elde edilen mal da cana yakın değer taşır.<br />
Mal melameti örter: Zengin olmak,insanların kusurlarını görmezden gelmelerine yardımcı olur.<br />
Malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür: Züğürt kimse parası olmadığı için zorluk içindedir.parasını yiyemeyen kimseler ise paraları olduğu halde bu yokluğu çekenlerdir.<br />
Mart ayı,dert ayı :Kış ile ilkbahar arasındaki geçiş dönemi olduğu için insanlar hastalıklara daha kolay yakalanırlar.<br />
Meyhaneciden kefil istemişler,bozacıyı göstermiş : Toplumda uygunsuz işleri yapanlar kendi haklılıklarını,benzer kişileri göstererek savunmaya çalışırlar.<br />
Mühür kimde ise Süleyman odur :Bir konuda yetkili kim ise onun sözü geçer.<br />
Mürüvvete endaze olmaz :Yardımseverliğin ölçüsü olmaz<br />
Namaza meyli olmayanın ezanda kulağı olmaz :Bir işin bütününü istemeyen kimseler,o işin ayrıntıları ile hiç ilgilenmezler.<br />
Nasihat isteyen tembele iş bulursun: Tembel kimseler kendisine söylenen işi başka türlü yorumlayıp,bu yorum üstüne fikirler ileri sürerek o görevi yapmak istemezler.Veya kendisine önerilen işi başka bir biçimde yapmayı öğrenirler.<br />
Ne doğrarsan aşına,o çıkar kaşığına: Kişi çok çalışırsa gelecek günleri de başarılı olur. Kazancı bol olur.Az çalışırsa kazancı,başarısı da az olur.<br />
Ne ekersen onu biçersin :Kişiler çevrelerine nasıl davranırlarsa öyle cevap alırlar.<br />
Ne idik,ne olduk: İçinde yaşadığımız toplum çok hızlı değişiyor.Biz bu toplumda bulunduğumuz ortamdan çok değişik ortamlara geldik.Bundan sonra da nerelere geleceğimiz, neler olacağı belli değil.<br />
Ne oldum dememeli,ne olacağım demeli :Esas olan başarının niteliğinden çok devamlılığıdır.<br />
Ne verirsen elinle,o gelir seninle: İnsanlar yaşamları boyunca daima iyilik yapmalıdır. Bu iyiliklerin karşılığı,bir gün mutlaka sahibini bulacaktır.<br />
Nerede birlik,orada dirlik: Kişiler arasında anlaşma,duygu ve düşünce birliği olursa orada huzur,güven ve düzen olur.<br />
Nerede hareket,orada bereket :Çalışmanın çok olduğu yerde,bu çalışmaların sonucu olan ürünler de çok olur.<br />
Niyet hayır,akıbet hayır :Bir işe başlarken iyi niyetle hareket edilirse sonuç ta iyi olur.<br />
Oduncunun gözü omcada: Bütün insanlar kendi işlerine yarayan şeylerle çok yakından ilgilenirler.<br />
Oğlan dayıya,kız halaya çeker: Oğlan çocuğu genlerin tesiri ile dayıya,kız ise halaya çeker,onun<br />
hareket ve tavırlarını alır.(Halk arasında yapılan bir yorumdur)<br />
Oğlanınki oğul bağı,kızınki bahçe gülü: Kişinin torunu oğlundan olursa oğul balı diyerek,kız evlattan olursa bahçe gülü diyerek sevinir.<br />
Olacakla öleceğe çare yoktur: İnsanların yaşam boyu karşılaşacakları ne varsa doğarken belli olur ama kişi bunu bilmez.Başımıza gelen ve elimizde olmayan sebeplerle oluşan olaylara çok üzülmemek gerekir.<br />
Olmaz olmaz deme,olmaz olmaz :Hayatta hiç ummadığımız olaylar, en şaşırtıcı biçimde karşımıza çıkabilir.<br />
Orman olur da domuz olmaz mı? :İyi bir ortamda çıkarcılar bulunabilir.bulunması doğaldır.<br />
Osmanlı&#8217;nın ekmeği dizindedir :İşlerimizin başarılı olması için kendimiz ayırdığımız zaman çok<br />
olmamalıdır.İşlerimize ne kadar ağırlık verirsek o kadar başarılı oluruz.<br />
Osurukla boya boyanmaz :Gerekli bilgi ve görgü olmadan bir işi tam olarak görüp bitirmek imkansızdır.<br />
Otu çek köküne bak :Bir kimsenin hakkında tam olarak bilgi sahibi olmak istenirse o kimsenin soyunu<br />
sopunu çok iyi incelemek gerekir.<br />
Ödünç;güle güle gelir,ağlaya ağlaya gider: Ödünç verilirken veren de alan da güler yüzlüdür.Mutludur.Ödünç alınan geri verilirken ise durum değişiktir.Para veren kimse de parasını zamanında alamazsa tarafların arası çok çabuk bozulur.<br />
Öfke baldan tatlıdır :İnsan sinirlendiği zaman bağırır çağırır, rahatlar.<br />
Öfkeyle kalkan zararla oturur: Aniden öfkelenerek sergilenen davranışlar kırıcı olur. Sonuçları önceden tasarlanamaz.<br />
Öküze boynuzu yük değil :Meşgul olduğu iş,kişiye yük olmaz. Onları yaşamının bir parçası olarak kabul eder<br />
Öksüz çocuk göbeğini kendisi keser: Bir koruyanı,kollayanı olmayan kimseler her işlerini kendileri yapmak zorundadır.<br />
Ölenle birlikte ölünmez: Ölüm kaçınılmazdır.Ölen bir kimsenin ardından yas tutmak ta onu geri getirmeyecektir.Bu durumu bilerek ona göre davranmak gereklidir.<br />
Ölüm var,dirim var :İnsanlar malını ve zamanını,varlığını düşünerek kullanmalıdır.geleceğini düşünmelidir.<br />
Ön tekerlek nereye giderse arka tekerlek de oraya gider :Bir ailede büyükler nasıl bir yaşam<br />
içindelerse çocuklar da benzer bir hayat sürdürürler<br />
Öpülecek el ısırılmaz :Hürmet gösterilmesi gereken kişilere saygısızlık etmek hatadır<br />
Padişah yasağı üç gün sürer: Padişahlık idaresi,bir kişinin sözünün geçtiği bir yöntemdir.Keyfidir.Bugün çıkarılan yasaklar,yarın bir neden ile ortadan kaldırılırlar.Bunun içindir ki emirlerinin devamlı olacağını düşünmemek lazımdır.<br />
Palamut çok biterse kış erken olur: Uzun yılların tecrübesine dayanılarak elde edilen sonuçlara göre meşe ağaçlarında palamudun çok olması kışın erken geleceğini gösterir.<br />
Papaz her gün pilav yemez: Her işi daima bir kişiye yaptırmak doğru değildir.O kişi çok defalar ses çıkarmadan bu sıkıntıya katlandıysa da günün birinde yapamayacak duruma gelir ve yapmaz.Bunun için insanları usandırmayacak bir yöntem izlemekte yarar vardır.<br />
Para dediğin el kiri :İnsanlar bütün ömürlerini paraya bağlamamalıdırlar.<br />
Para ile imanın kimde olduğu bilinmez: Para bütün toplumlarda dikkati çeken bir araçtır.İman ise tanrı ile kul arasında olduğu için başkalarının bilmesine gerek yoktur.Söylenilmesi de acayiplik yaratır.<br />
Pazar ilk pazardır <img src='http://www.dersyerimiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' /> azara götürüp satmak istediğimiz mala verilen ilk fiyat en iyi fiyattır.<br />
Perşembenin gelişi,çarşambadan bellidir :Bir işin nasıl sonuçlanacağı,işin bugünkü durumundan belli olur.<br />
Pilav yiyen,kaşığı belinde gerek :Bir işe girişmek isteyen kimseler o iş için gerekenleri yanlarında bulundurmak zorundadırlar.<br />
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın :Kişi,bir olayın sonuçlanması için elinden gelen gayreti göstermelidir.<br />
Rağbet güzel ile zenginedir: Güzel ve zengin olan kimseler her zaman ilgi görürler.El üstünde tutulurlar.<br />
Rahat ararsan mezarda :yaşayan her kişinin az veya çok kendine göre bir derdi,sıkıntısı mutlak bulunur.<br />
Ramazanda yalan söyleyenin yüzü,bayramda kara olur: Hayatta her zaman doğru olmalı,doğru davranılmalıdır. Yalan söylemek,belki bir zaman için etrafımızdaki kandırmamıza neden olur.Ama gelişen olaylar,söylenen yalanı bir gün mutlak surette açığa çıkartır.<br />
Rençber kırk yılda,tüccar kırk günde: Rençberin büyük emek harcayarak kazandığını, tüccar küçük bir ticaret oyunu ile kazanır.<br />
Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar: Doğru yoldan ayrılan ve şerefini rüşvet için feda eden kişiden her kötülüğü beklemek gerekmektedir.<br />
Rüzgar eken fırtına biçer :Etrafında bulunanlara her zaman kötülük yapan kimseler sonunda mutlaka büyük kötülüklerle karşılaşırlar<br />
Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz :Meydana gelmiş hiçbir olay sebepsiz değildir.<br />
Rüzgara karşı tüküren,kendi yüzüne tükürür: Kendi gücünün üstünde bir güç ile uğraşmak isteyen kimseler sonunda kendileri ziyanlı çıkarlar.<br />
Rüzgarlı havanın kuytusu,yağmurlu havanın uykusu :Rüzgarda kuytu bir yer bulmak rahatlıktır.<br />
Sabah ola,hayır ola: Sabahlar güçlü başlangıçlardır.Verimlili için günün bu saatlerini değerlendirmek gereklidir.<br />
Sabır acıdır,meyvesi tatlıdır :Bir konuda sıkıntılı günlere katlanmak zordur.Ama dayanıldığı takdirde sonuçları güzeldir.<br />
Sabreden derviş,muradına ermiş: Sabırlı olan kişiler,isteklerine kavuşurlar.Sabır ile mücadele edildiğinde başarı mutlaka bizim olacaktır.<br />
Sabrın sonu selamettir: Karşılaştığı bütün zorluklardan hemen yılıp kaçmayan, sabretmesini bilen kimselerin işleri sonunda başarıya ulaşırlar.<br />
Saç sefadan tırnak cefadan uzar :keyifli insanların saçları,sıkıntıda olanların tırnakları uzar.(yaygın bir halk görüşü)<br />
Saçım ak mı kara mı?Önüne düşünce görürsün: Konunun nasıl olduğunu sormaya gerek yoktur.Çok geçmeden bitecektir anlamında kullanılır.<br />
Sade pirinç zerde olmaz,bal da gerek kazana;ata malı tez tükenir,evlat gerek kazana: İnsanlara babasından mal kalır. Ama bu,kişinin o malı iyi kullanacağını göstermez.Hazır yemeye başlanırsa tez zamanda tükenir,biter.Kişi kendine,kendi emeğine güvenmelidir.<br />
Sana taşla vurana sen aşla vur :kötülük yapan kimselere iyilik yapmak insanlık kuralıdır.<br />
Sanat altın bileziktir :Sanat bir kimsenin bir işi en iyi bir biçimde her yerde ve şartta yapmasıdır.<br />
Şahin ile deve avlanmaz :Her işi yapmanın bir yöntemi vardır.<br />
Şahin küçük et yer,deve büyük ot yer: İnsanlar fiziki görünüşlerine göre değil,yaradılış özelliklerine göre davranırlar. Görünüşü küçük olan kişi, her zaman güçsüz olarak görülmemelidir.<br />
Şakanın sonu kakadır: Devamlı şaka yapmak hatalıdır.Önce güzel ve eğlenceli gelirse de bir zaman sonra dayanma gücü azalır ve küçük kırgınlıklar ortaya çıkar.<br />
Şaşkın ördek başını bırakır,kıçından dalar: Her iş,bir düşünce ile,bir plan ile yapılmalıdır.Ne yaptığını iyi bilmeyen kimseler,giriştikleri işlerde akılcı yollardan ayrılırlar.<br />
Şer işi uzat hayra dönsün,hayır işi uzatma şerre dönmesin: Kötü olan işlerin üzerinde çalışmalı,o işi iyiye çevirmelidir.İyi olan işleri hemen sonuçlandırmak gereklidir.<br />
Şeriatın kestiği parmak acımaz: Kanunlar herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Böyle olursa,kanunda yazılan cezaya kimse itiraz edemez,boyun eğer.<br />
Şeytanla ortak buğday eken samanını alır :Hilekar,sorumsuz kimselerle ortak olanlar,yapılan işin zararını yüklenirler.<br />
Şimşek çakmadan gök gürlemez :Söylenen,konuşulan her olay daha önceki başka bir olaydan kaynaklıdır.<br />
Şöhret felakettir :Ünlü olmak birçok sıkıntıyı da beraberinde getirir.<br />
Tabak sevdiği deriyi yerden yere çalar: İnsanlar,ileride başarılı olmasını istedikleri kişileri kıyasıya çalıştırırlar.<br />
Tabancanın dolusu bir kişiyi,boşu kırk kişiyi korkutur: Tabancayı,sinirli olunan durumlarda lüzumsuz yere kullanmak sahibinin başına dert açar.Ama tabanca;taşıyan kişinin belinde iken çok kimse bu durumdan ürker.<br />
Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar: Düşündüğünü uygulaması nasip olmayacak kişinin karşısına,hatıra hayale gelmeyen engeller çıkar.<br />
Tandır başında bağ dikmek kolaydır: Hayal kurmakla sorunlar çözümlenemez. Esas problem,düşleri uygulama alanına sokmaktır.<br />
Tarla çayırda,bağ bayırda :Tarla ve bağ alırken yerlerine dikkat edilmelidir.<br />
Taş düştüğü yerde ağırdır :İnsanın değeri bulunduğu çevrede iyi bilinir.<br />
Tatarın kılavuza ihtiyacı yok :Yapacağı işi çok iyi bilen kimselere başkalarının yardım etmesi gerekmez.<br />
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır :Kişi bulunduğu yerde yeni kimselerle tanışırsa rahatlar.<br />
Ucuzdur vardır bir illeti,pahalıdır vardır bir hikmeti: Ucuz mallar genellikle kalitesizdirler.Kısa bir zaman sonra kullanılamaz hale gelirler.Bunun için o mal bize daha da pahalıya gelmiş olur.<br />
Ulu sözü dinlemeyen uluyakalır: Tecrübeli kimselerin sözlerini dinlemeyip kendi kafası doğrultusunda giden kimseler sonunda büyük zararlara uğrarlar.Sıkıntı ve dertten kurtulamazlar<br />
Ulular köprü olsa basıp geçme: İnsan kendinden büyüklere her zaman hürmet etmelidir.<br />
Ummadığın taş baş yarar <img src='http://www.dersyerimiz.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> ış görünüşe bakılıp verilen kararlar,bazen büyük hatalara yol açabilirler.<br />
Umut fakirin ekmeğidir :Fakir olan kimseler,kısa süre sonra durumlarının değişeceğini düşünerek avunurlar.<br />
Ustanın çekici bin altın :Sanatkar kimseler bir çok kişinin yapamadığı bir işi çok kısa bir sürede küçük bir hareketle yapıverirler.<br />
Uyku ölümün kardeşidir: Uyuyan kimsenin dünya ile ilgisi kesilir.Olup bitenden haberi olmaz.<br />
Uyuyan yılanın kuyruğuna basma :Kimseye zararı dokunmayan kimseleri kızdırmak,başkalarının zarar görmesine yol açabilir.<br />
Uzaktan davulun sesi hoş gelir: Özelliğini iyi bilmediğimiz iş ve konuların sıkıntılarını da bilmemize imkan yoktur.Bazen çok zor bir konuyu çok kolaymış gibi kabul ettiğimiz de olur.<br />
Üç elli,yaz belli: kasım ayının sekizinden sonra üç defa elli gün sayılırsa nisan ayına,yani havaların ısındığı aya girilmiş olunur.Soğuklar biter.<br />
Üç göç,bir yangının yerini tutar :Bir yerden bir yere taşınma zahmetli ve ziyanlı bir iştir.<br />
Üremesini bilmeyen it,sürüye kurt gelir: Bir toplulukta nasıl davranılması gerektiğini bilmeyen kimseler,kendileriyle birlikte başkalarının da başına dert açarlar.<br />
Üşenenin oğlu,kızı olmamış :İnsan bir varlık elde etmek istiyorsa tembel tembel oturmamalıdır.<br />
Üzüm üzüme baka baka kararır :Çok samimi olan kimseler, birbirlerinin huylarını benimserler<br />
Üzümün çöpü var,armudun sapı: Her konunun kendine göre ufak olumsuzlukları bulunabilir.Bir işin olumlu yönleri dururken,olumsuz olanları üzerinde yoğunlaşmak doğru değildir.<br />
Üzümün ye de bağını sorma :Sunulan imkanların kaynağını sorgulamak her zaman doğru olmayabilir.<br />
Vücut kocar,gönül kocamaz: Hangi yaşta olursa olsun kişi gönlü sayesinde hep genç kalmayı başarabilir.<br />
Verirsen doyur,vurursan duyur: Yardım yapılacaksa gereken ölçüde yapılmalıdır.<br />
Veren el,alandan üstündür: Yardım ve iyiliksever kimseleri herkes scver,sayar.<br />
Varsa pulun,herkes kulun;yoksa pulun dardır yolun: Parası çok olan kimseye herkes iltifat eder,yakınında bulunmak ister.yoksullara kimse yüz vermez.Adını deliye de çıkarabilirler.<br />
Varsa hünerin,her yerde vardır yerin: Hüner,kişinin her şartta en iyi yaptığı, başarılı sonuç aldığı yeteneğidir.Bunun içindir ki her kişi mutlak bir hüner sahibi olup,hayata öyle atılmalıdır.<br />
Vakit nakittir: Zaman en değerli varlığımızdır.Hayatımızdaki en küçük bir anı bile boşa geçirmemek lazımdır.<br />
Yabancı koyun kenarda yatar: Toplumdaki kişiler kısa zamanda büyük yakınlık göstermedikleri için yeni gelenler yabancılık çekerler.<br />
Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur: Hiçbir sebep yokken yaşama düzeyi birden değişen,yükselen kişinin çaldığı ve rüşvet aldığı bellidir.<br />
Yağmur yağsa kış olur: Kişi halin bilse hoş olur:İnsanların etraflarına karşı davranışları,kendi sosyal durumları ile orantılı olmalıdır.<br />
Yakasından atmak: Zorlu bir işi başkasına yüklemeye çalışmak.<br />
Yalancı kim?İşittiğini söyleyen: İnsanlar her duyduklarını,doğrulamadan başkalrına söylememelidirler.<br />
Yalnızlık Hakk&#8217;a mahsustur: Tek başına olmak,Tanrı&#8217;ya ait bir durumdur.<br />
Yanık yerin otu tez biter: İnsanlara büyük ıstırap veren olaylar,bir zaman sonra unutulur.<br />
Yol sormakla bulunur: Bir işe doğru başlamak için bilmediklerimizi sormak, öğrenmek lazımdır.<br />
Yolundan giden yorulmaz: Yapacağı işin tekniğini iyi bilen,uygulamasında deneyim sahibi olan kimse yapacağını önceden tespit eder,sonra uygular.Sonuca sıkıntısız ulaşır.Bunları bilmeyenler ve uygulamayanlar deneme yanılma yöntemi ile hem çok para,hem çok zaman kaybederler.Hem de meydana çıkan iş arzu edilen düzeye erişmez.<br />
Yük altında ancak eşek kalır: İnsanlık sıfatı olan kimse kendisine yapılan iyiliğin altında kalmaz.Bir zaman bulur,karşılığını verir<br />
Zahmetsiz rahmet olmaz: Çaba göstermeden,sıkıntı çekmeden arzu edilen güzel ve iyi sonuçlara ulaşılmaz.<br />
Zaman sana uymazsa sen zamana uy: İçinde yaşanılan zamanın şartları,bizim düşünce ve davranışlarımıza uymayabilir.Kendi düşüncelerimizi kabul ettirmek için etrafımızdakiler ile sürtüşmek doğru değildir.Zamanın gidişine uymak,ona göre davranmak en çıkar yoldur.<br />
Ziyan olan koyunun kuyruğu yağlı olur: Elden kaçırılan fırsatlar küçük olsa da çok büyük görünür.Kişinin dilinden hiç düşmez.Hep büyüterek ondan bahseder.<br />
Zemheride sür de çalı ile sür: Tarlanın zemheride sürülmesi ekinin iyi olması için çok önemlidir.Tarlayı dikkatli ve derin sürmek gerekir.<br />
Zengin arabasını dağdan aşırır,züğürt düz ovada yolunu şaşırır: Varlıklı kişi,parasının ve itibarının çokluğu ile olmayacak işlerini bile kolaylıkla görür.Fakir ise parası olmadığı için en olacak işini bile bitiremez.<br />
Zenginin basması ipekli görünür: Zengin kişilerin giydikleri,yedikleri en pahalısından seçilmiş zannedilir.<br />
Zengin kesesini,züğürt dizini döver: Maddi durumu çok iyi kişiler her zaman parası ile övünür.Züğürt ise arzuladığı iş parası olmadığından yapamayacağı için üzülür.Istırap ve sıkıntı çeker.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/atasozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya ülkelerinde en çok kullanılan atasözleri</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/dunya-ulkelerinde-en-cok-kullanilan-atasozleri.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/dunya-ulkelerinde-en-cok-kullanilan-atasozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 15:02:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atasözleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1818</guid>
		<description><![CDATA[Dünya ülkelerinde en çok kullanılan atasözleri Sis yelpaze ile dagitilmaz. JAPONYA Söhret kabiliyetin gölgesidir. INGILTERE Insan disi ile karsilanir, içi ile ugurlanir. MOGOLISTAN Altin atesle, kadin altinla, erkek kadinla imtihan edilir. U.S.A Ne kadar az yüksekten uçarsan, düstügün zaman o kadar az incinirsin. TIBET Dikenler arasinda güller yetisir. ALMAN Kadinlar gülebildikleri zaman gülerler, istedikleri zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya ülkelerinde en çok kullanılan atasözleri</strong></p>
<p>Sis yelpaze ile dagitilmaz.<br />
JAPONYA</p>
<p>Söhret kabiliyetin gölgesidir.<br />
INGILTERE</p>
<p>Insan disi ile karsilanir, içi ile ugurlanir.<br />
MOGOLISTAN<span id="more-1818"></span></p>
<p>Altin atesle, kadin altinla, erkek kadinla imtihan edilir.<br />
U.S.A</p>
<p>Ne kadar az yüksekten uçarsan, düstügün zaman o kadar az incinirsin.<br />
TIBET</p>
<p>Dikenler arasinda güller yetisir.<br />
ALMAN</p>
<p>Kadinlar gülebildikleri zaman gülerler, istedikleri zaman aglarlar.<br />
VENEZUELA</p>
<p>Kadin gölge gibidir, kendisini takip edenden kaçar önünden gidenin arkasindan kosar.<br />
KONGO</p>
<p>Evlenmeden evvel gözlerinizi dört açin. Evlendikten sonra yari yariya kapayin.<br />
PORTEKIZ</p>
<p>Ask ile öksürük hiç bir zaman saklanamaz.<br />
AVUSTURALYA</p>
<p>Mutluluk herkesin hayatindan bir kere geçer.<br />
VENEZUELA</p>
<p>Insanlar yasadikça ihtiyarladiklarini sanirlar, halbuki yasamadikça ihtiyarlarlar.<br />
ISKOÇYA</p>
<p>Hakiki sevgi ayrilikta unutulmaz.<br />
BELÇIKA</p>
<p>Allahin gülü dikenli yarattigina hayret edeceginiz yerde, dikenler arasinda gül yarattigina hayret ediniz.<br />
ARABISTAN</p>
<p>Biri öteki kadar zengin olunca, kardesler birbirlerini severler.<br />
UGANDA</p>
<p>Evlilik bir kale gibidir. Disaridakiler oraya girmek için, içindekilerde disari çikmak için ugrasir dururlar.<br />
TAYLAND</p>
<p>Yasini söyleyen kadin ya genç oldugu için kaybedecek birseyi yoktur, ya da yasli oldugundan kazanacak bir seyi yoktur.<br />
MALEZYA</p>
<p>Sevmek keman çalmak gibidir, bilmeyen kötü sesler çikarir.<br />
BOLIVYA</p>
<p>Çabuk gelen kötü sans, geç gelen iyi sanstan iyidir.<br />
ARNAVUTLUK</p>
<p>Baskalarini azarlar gibi kendini azarla, kendini affeder gibi baskalarini affet.<br />
ÇIN</p>
<p>Eski asklar yanmis, sönmüs kömür gibi gayet kolay alev alir.<br />
KOLOMBIYA</p>
<p>Erkek yasini saklamaya, kadin ise saklamamaya basladigi zaman yaslanmistir.<br />
PERU</p>
<p>Güzellik, tabiatin kadinlara verdigi ilk hediye, ayni zamanda geri aldigi ilk seydir.<br />
SILI</p>
<p>Ömrümün sonuna kadar essege binmektense, bir yil ata binmek yegdir.<br />
HOLLANDA</p>
<p>Yataga yattigim zaman, problemlerimi elbiselerimde birakirim.<br />
HOLLANDA</p>
<p>Askin tokadi üzüm gibi tatlidir.<br />
MISIR</p>
<p>Tasi delen suyun kuvveti degil, damlalarin sürekliligidir.<br />
BREZILYA</p>
<p>Hiç bir mutfak iki kadini alacak kadar zengin degildir.<br />
SUDAN</p>
<p>Üç tasinma bir yangina bedeldir.<br />
JAPON</p>
<p>Nisan yagmuru Mayis çiçegi getirir.<br />
KANADA</p>
<p>Bir yalan ne kadar hizli olursa olsun, hakikat onu yetisip geçer.<br />
KENYA</p>
<p>Büyük acilar sessizdir.<br />
ITALYA</p>
<p>Küçük üzüntüler konusurlar, büyük dertler dilsizdir.<br />
NIJERYA</p>
<p>Birlesmek baslangiçtir, birligi sürdürmek gelismedir; birlikte çalismak basaridir.<br />
U.S.A</p>
<p>Ilk karini sana Allah, Ikinci karini insanlar, üçüncüsünü ise seytan gönderir.<br />
JAPON</p>
<p>Idealler yildizlar gibidir, onlari tutmak mümkün olmaz ama karanlik gecelerde yolumuza onlar rehberlik ederler.<br />
FRANSA</p>
<p>Evinde huzurlu olmak istiyorsan esinin bütün istediklerini yap.<br />
NIJERYA</p>
<p>Yalan dört nala gider, gerçek adim adim yürür, fakat gene de vaktinde yetisir.<br />
NORVEÇ</p>
<p>Biri sizi bir kez aldatirsa suç onundur. Iki kez aldatirsa suç sizindir.<br />
ROMANYA</p>
<p>Bir sekilde dogar, fakat binbir sekilde ölürüz.<br />
YUGOSLAVYA</p>
<p>Hak yenir ama hazmedilmez.<br />
YUNAN</p>
<p>Bir adam en çok sevgilisini, en iyi sekilde ailesini, en uzun da annesini sever.<br />
IRLANDA</p>
<p>Agaç ne kadar yüksek olursa olsun, yapraklari yine de yere dökülür.<br />
ÇIN</p>
<p>Küçük kazançlar servet getirir.<br />
JAMAIKA</p>
<p>Eski sevgi paslanmaz.<br />
ISVEÇ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/dunya-ulkelerinde-en-cok-kullanilan-atasozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

