<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ders Yerimiz... &#187; Tarih Dersi</title>
	<atom:link href="http://www.dersyerimiz.com/index.php/category/tarih/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dersyerimiz.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 25 Nov 2010 19:48:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>19 Mayıs 1919</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/19-mayis-1919.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/19-mayis-1919.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 08:04:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih Dersi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1988</guid>
		<description><![CDATA[19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a geldiği gündür. Ulusal bayram günümüzdür. Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır. 1914′de başlayan Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürdü. Savaş öncesi Avrupa’nın belli başlı ülkeleri ikiye ayrıldı. Birbirleriyle savaştılar. Bu savaş¬ta bizimle birlikte onlar yenildi. Savaş kurallarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a geldiği gündür. Ulusal bayram günümüzdür. Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.<span id="more-1988"></span></p>
<p>1914′de başlayan Birinci Dünya Savaşı dört yıl sürdü. Savaş öncesi Avrupa’nın belli başlı ülkeleri ikiye ayrıldı. Birbirleriyle savaştılar. Bu savaş¬ta bizimle birlikte onlar yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıl¬dık. Savaş sonunda Mondros Silah Bırakışması imzalandı. Buna göre Fransızlar Adana ve Hatay’a; İngilizler Urfa, Mardin ve Merzifon’a; İtalyanlar Antalya’ya yerleştiler. 15 Mayıs 1919 günü Yunanlılar İzmir’e girdi. Böylece yurdumuz paylaşıldı. Ordularımız dağıtıldı, İstanbul Boğazı düşman gemileri ile doldu.</p>
<p>Trablusgarp’da Birinci Dünya Savaşı’nda Anafartalar’da düşman güçlerini yenen Mustafa Kemal bu kez yurdumuzu kurtarmak için Anadolu’ya geçmeye karar verdi. 16 Mayıs günü İstanbul’dan Bandırma Vapuru’na bindi. Bu yolculuğu General Hikmet Gerçekçi şöyle anlatıyor : «Karargah üstlerinin hemen hepsini deniz tutmuştu. Kimse kamarasından dışarı çıkamıyordu. Samsun’a az bir yolumuz kalmıştı. Herhangi bir terslik çıkmazsa, çok değil yarın sabah orada olacağımızı ümit ediyorduk, bu düşünceler içinde güvertede ellerimle küpeşte demirini tuta tuta yürümeye çalışırken O’nun kamarasından çıktığını gördüm. Sert bakışlarıyla ufka bir göz gezdirdikten sonra kaptan köşküne çıktılar. Bandırma vapurunda hemen herkesi deniz tutmuştu, oysa Mustafa Kemal dipdiriydi ve çok sağlıklıydı. Kıyı bir ana baba günü halini aldı. Gemimiz demir atınca coşkun gösteriler yükseldi. Hemen ardından geminin etrafını kayıklar aldı. Halkın bu coşkun gösterisini görünce boğazıma bir şey tıkandı, gözlerim yaşardı. Vapur 19 Mayıs sabahı Samsun Limanına yanaştı. Kemal Paşa ve arkadaşları Samsun’da sevinç gösterileri ile karşılandı.» Burada bir hafta kalan Mustafa Kemal Paşa, 27 Mayıs günü Havza’ya geldi. Çalışmalarını burada da sürdürdü.</p>
<p>Mustafa Kemal, Amasya’da yayınladığı genelge ile ulusu, ülkenin bütünlüğünü, bağımsızlığını kurtarmak için birlikte çalışmaya çağırdı. İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal Paşa’nın bu çalışmalarından hoşnut değil¬di. Harbiye Bakanı Mustafa Kemal Paşa’yı İstanbul’a çağırdı. Bunun üzerine M. Kemal Paşa padişaha telgraf çekerek askerlikten çekildiğini bildirdi.  Mustafa Kemal Paşa bundan böyle çalışmalarına sade bir yurttaş olarak devam etti. 4 Eylül günü Sivas’a gitti. Sivas Kongresi’nde «Ya bağımsızlık, Ya ölüm» ilkesi kabul edilerek yurt düşmandan kurtarılıncaya dek savaşmaya and içildi.<br />
Mustafa Kemal Paşa Sivas’tan sonra Ankara’ya geldi 23 Nisan 1920 günü Büyük Millet Meclisi’ni topladı. Meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Paşa düzenli ordular kurdu. Bu ordular düşmanlarla çarpışmaya başladı. Birinci İnönü, ikinci İnönü, Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Savaşı sonunda yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.</p>
<p><strong>19 mayıs</strong><br />
Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı,<br />
Selam durdu kayığı, çaparası, takası,<br />
Selam durdu tayfası.<br />
Bir duman tüterdi bu geminin<br />
bacasından, bir duman<br />
Bir duman değil bu!<br />
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.<br />
Samsun limanına bu gemiden atılan<br />
Demir değil<br />
Sarılan ana yurda<br />
Kemal Paşa’nın kollarıydı.<br />
Selam vererek Anadolu çocuklarına,<br />
Çıkarken yüce komutan,<br />
Karadeniz’in halini bir görmeliydi.<br />
Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar,<br />
Kalktı takalar.<br />
İzin verseydi Kemal Paşa,<br />
Ardından gürleyip giderlerdi,<br />
Erzurum’a kadar.<br />
Cahit KÜLEBİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/19-mayis-1919.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2009 14:48:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih Dersi]]></category>
		<category><![CDATA[23 nisan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1984</guid>
		<description><![CDATA[23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 23 Nisan 1935 yılından itibaren kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin millî bayramıdır. 23 Nisan 1920 yılında TBMM&#8217;nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan Hakimiyet-i Milliye bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti&#8217;nin 23-30 Nisan&#8217;ı Çocuk Haftası ve haftanın ilk gününü de çocuk bayramı ilan ettiği [[1935 ]]&#8217;dan itibaren kutlanmaya başlanan bayramdır. Bu iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı,</strong> 23 Nisan 1935 yılından itibaren kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin millî bayramıdır.<span id="more-1984"></span></p>
<p>23 Nisan 1920 yılında TBMM&#8217;nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan Hakimiyet-i Milliye bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti&#8217;nin 23-30 Nisan&#8217;ı Çocuk Haftası ve haftanın ilk gününü de çocuk bayramı ilan ettiği [[1935 ]]&#8217;dan itibaren kutlanmaya başlanan bayramdır. Bu iki bayram 23 Nisan 1935 yılında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adı altında bir araya getirilmiştir.</p>
<p>Hakimiyet-i Milliye bayramı , Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM&#8217;nin açılışını kutlamak amacını taşırken ; Çocuk bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımakta idi.</p>
<p>Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, UNESCO&#8217;nun 1979&#8242;u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği&#8217;ni başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşımıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Savaşı ve sonuçları</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/canakkale-savasi-ve-sonuclari-1915.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/canakkale-savasi-ve-sonuclari-1915.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 10:39:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih Dersi]]></category>
		<category><![CDATA[Anafartalar Zaferi]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşının askeri sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşının siyasi sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşının sosyo ekonomik sonuçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1959</guid>
		<description><![CDATA[1915 ÇANAKKALE SAVAŞI Savaş öncesi Durum Yirminci yüzyılın başlarında Avrupa sınırlarından taşıyordu. Ekonomik rekabet, sömürgecilik ve milliyetçilik akımları Avrupa’yı ikiye bölüyordu. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişmeler gerginliğe dönüşüyordu. 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük Ferdinand’ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu gerginliğe son noktayı koydu. Avusturya’nın 28 Temmuz 1914’te Sırbistan’a seferberlik ilanının ardından 1. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1915 ÇANAKKALE SAVAŞI</strong></p>
<p><strong>Savaş öncesi Durum</strong></p>
<p>Yirminci yüzyılın başlarında Avrupa sınırlarından taşıyordu. Ekonomik rekabet, sömürgecilik ve milliyetçilik akımları Avrupa’yı ikiye bölüyordu. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişmeler gerginliğe dönüşüyordu. 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük Ferdinand’ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu gerginliğe son noktayı koydu. <span id="more-1959"></span></p>
<p>Avusturya’nın 28 Temmuz 1914’te Sırbistan’a seferberlik ilanının ardından 1. Dünya Savaşı başlamış oluyordu. Bir yandan Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya’dan oluşan üçlü İttifak Devletleri, bir yanda da İngiltere, Fransa ve Rusya’dan oluşan Üçlü İtilaf Devletleri sonunda Avrupa’yı ikiye bölmüşlerdi.<br />
Savaş ilanlarının ardından İtalya tarafsızlığını ilan ettiyse de bir yıl sonra İtilaf Devletleri’ne katıldı.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu tarihin gördüğü en geniş sınırlara sahip olmuş, her çeşit milleti ve inanışı içinde barındırmış ve yaklaşık 600 yıl süren saltanatını 20. Yüzyılın başında kaybediyordu. Dışta ve içte yaşadığı mücadeleler Osmanlı Devleti’ni çökertiyor, topraklarını ve gücünü dağıtıyordu. Son olarak Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile arka arkaya yenilgiler alan Osmanlı Devleti, Doğu Trakya dışında Avrupa’daki bütün topraklarını kaybetmiş, saygınlığını ve gücünü yitirmişti. Artık Osmanlı Devleti’nin ölümü bekleniyor ve diğer ülkeler tarafından paylaşım planları hazırlanıyordu.</p>
<p>Rusya boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmeyi hedeflerken, İngiltere Süveyş Kanalı ve Hint yolunun güvenliği için Filistin’i ele geçirmeyi tasarlıyor, Fransa; Lübnan, Suriye ve Kilikya’nın kontrolünü düşlüyor; Almanlar doğuya yayılma politikası güdüyor, İtalyanlar ise Antalya’ya sahip olmayı istiyorlardı.<br />
Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasının ardından Osmanlı Devleti önce İtilaf Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de, Rusya’nın bu duruma soğuk bakması Osmanlı’yı Almanya’ya doğru yönlendirdi ve 2 Ağustos 1914’te yapılan gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti.</p>
<p>Bu tarihten sonra, güvenliği açısından seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan eden Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914’te İngiliz donanmasından kaçan GOEBEN ve BRESLAU adlı Alman savaş gemilerinin boğazlardan geçmesine izin verir ve boğazları tüm yabancı gemilere kapatır.</p>
<p>GOEBEN ve BRESLAU’ın boğazlardan geçmesi itilaf devletlerinin tepkisine yol açar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, bu iki gemiyi, daha önce İngilizlere sipariş ettikleri ve hatta parasını ödedikleri halde alamadıkları iki gemi yerine satın aldıklarını açıklar. Böylece, Yavuz ve Midilli adı verilen bu iki savaş gemisi Osmanlı Donanması’na katılmış olur.</p>
<p>27 Eylül 1914’te Amiral Souchon komutasındaki Yavuz, tatbikat amacıyla çıktığı Karadeniz’de Ruslar’a ait Sivastapol ve Novorosisk limanlarını bombalayınca 1 Kasım 1914’te Ruslar Kafkasya’da sınırı geçerek fiilen savaş başlatmış ve Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine çekilmiş olur.<br />
Osmanlı Devleti’nin elinde bulunan boğazlar, konumları nedeniyle özellikle Avrupa için çok büyük bir önem taşıyorlardı. Tarih boyunca uğurlarında nice savaşlar verilen boğazlar stratejik, ekonomik ve kültürel açıdan paha biçilmez değerdeydiler. Bugün bile bakıldığında değerlerini korumaya devam ettikleri açıktır.</p>
<p>İtilaf Devletleri’nin Boğazları açma nedenlerinin başında, elbette ki boğazların sahip olduğu bu stratejik önem yatıyordu. Rusya’ya yardım edebilmek hedefiyle yapılanan bu düşünce ; aynı zamanda Almanya’dan yeterli yardım alamayacağı ve fazla direnemeyeceği düşünülen Osmanlı’yı tek başına ve planlanmış bir barışa mahkum etmeyi planlıyordu. Ayrıca boğazları kazanmak demek, İstanbul’u ele geçirip Osmanlı ve tüm Avrupa üzerinde manevi bir yıkıma sebep olmak demekti. Tarafsız kalan pek çok ülke bu başarıya kayıtsız kalamayacak ve İtilaf Devletleri’ne katıldıklarını açıklayacaklardı.<br />
Boğazlardan geçilebilirse, kazanılacak olan başarı tüm Müslüman sömürgeleri sindirecek, güneyde sömürge devletlerini rahatsız eden hiçbir şey yaşanmayacaktı. Bu düşünceyle İngiltere 28 Ocak 1915’te Osmanlı’ya savaş kararı aldı ve bu karara Fransa da katıldı.</p>
<p><strong>Deniz Harekatı<br />
</strong><br />
“ Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur.” düşüncesiyle hareket eden İngilizler, boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanıyorlardı. Bahriye Nazırı Churchill’in planları Akdeniz filosu komutanı Amiral Carden tarafından da desteklenince, Lord Fisher’ın şüpheli gördüğü bu harekatın donanma ile yapılmasına karar verildi. Tarihinde hiçbir yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının silah, teknoloji ve başarı açısından kendine güveni tamdı. Dünyanın yenilmez donanması, Fransa’nın da desteği ile dünyanın en büyük armadasını oluşturuyordu. Bu donanmaya karşı gelebilecek hiçbir güç düşünülemezdi. Hele ki yıpranmış, teknoloji açısından zayıf ve parçalanmak üzere olan Osmanlı, bu armada ile asla baş edemezdi.<br />
İtilaf Devletleri’nin deniz harekatı 19 Şubat 1915’te başladı. 13 Mart 1915’e kadar düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama gemileri olabildiğince yol açtı. Boğazları zorlayarak geçebileceklerine inanan düşman kuvvetlerinin, kararlı ve dirençli bir karşılık almaları bu işin o kadar da kolay olmadığını gösteriyordu. Bir ay boyunca yapılan binlerce mermi atışının ardından çok da büyük bir gelişme elde edilememişti.</p>
<p>18 Mart’a kadar geçen bu dönemde boğazın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları ile, Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye tabyaları tahrip edilmişti. Boğaza giriş kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.<br />
Ve 18 Mart 1915 sabahı geldiğinde kimse günün sonunda neyle karşılaşacağını bilmiyordu.<br />
17 Mart 1915’te Amiral Carden’in yerine Amiral De Robeck’in atanmasıyla 18 Mart da gerçekleşecek plan uygulamaya konuluyordu.<br />
Plana göre; 18 Mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman filosu boğazda belirdi. Filonun en güçlü gemilerinden oluşan 1. Tümen bizzat Amiral de Robeck tarafından kumanda ediliyordu.<br />
Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson muharebe gemileri ve Inflexible muharebe kruvazöründe oluşan 1. Tümen, saat 10:30’da boğazdan içeri girdi. Filonun önündeki muhripler savaş alanını tanıyorlardı. Planlanan noktaya ulaşıldığında Queen Elizabeth’in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası, Lord Nelson’un hedefi Namazgah Tabyası, İnflexible hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyası idi. “A Savaş Hattı” olarak adlandırılan bu plan 11.30’da uygulanmaya başlandı ve 11.30’da merkez tabyalarına ateş başladı.<br />
Bu arada düşman gemileri Kumkale’den gelen tedirgin edici ateş hattına da girmişlerdi. Obüslerden üstlerine ateş yağıyordu. Yine de mesafe uzak olduğundan Türk bataryaları savaş gemilerine karşılık veremiyordu. Saat 12.00 sularında Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye ateş almıştı. B Hattı diye adlandırılan Amiral Guepratte komutasındaki 3. Tümen Suffren, Bouvet, Goulois, Charlemagne adlı dört Fransız gemisiyle Triumph ve Prince George adlı iki İngiliz muharebe gemisinden oluşuyordu. Plana göre bu tümen 1. Tümenin arkasından hareket geçti ve B hattı önündeki yerini aldı. Yavaş yavaş yaklaşan gemiler bu cesurane ilerleyişlerinde Türk bataryalarından düşen mermi ateşi altında B hattına vardılar. Şiddetli yapılan karşılıklı çatışmalarda aradaki bataryalar sustuysa da merkez bataryalar ateşe devam ediyorlardı. 900 yarda kadar içeri sokulduklarından şiddetli ateş bu gemilerin üzerine yağıyordu. 3. Tümene ait olan iki İngiliz gemisi Triumph ve Prince George A hattının kıç omuzluklarında yerlerini almış Rumeli Mesudiye ve Yıldız Tabyalarını hedeflemişlerdi.<br />
Rumeli merkez bataryaları çok yoğun bir ateş altındaydı. Mermilerin çoğu tabyalar içine düşmüş, telefon hatlarını bozmuş, yangınlar çıkarmıştı. Rumeli Mecidiye tabyası topçuların şehit olması ile devre dışı kalmıştı.<br />
Planın ikinci aşamasında Türk bataryaları üzerinde yeteri kadar üstünlük sağlanabilirse Albay Hayes Sadler komutasındaki 2. Tümen devreye girecekti. Ocean, İrresistible, Albion, Vengeance, Swiftsun ve Majestic’ten oluşan 2. Tümen, 3. Tümenin yerini alacak ve B Hattından son olarak yakın muharebe yapılarak Tabyalar içinde olmayıp mayın hatlarını savunan toplar tahrip edilerek bombardımandan hemen sonra mayın tarama işlemlerine başlanacaktı. Fakat 3. Tümenin yerini alacak 2. Tümen gelmeden önce beklenmedik bir şey oldu. Saat 14:00’e doğru Suffren büyük bir hızla boğazı terk etmekte ve Bouvet’de onu izlemekteydi. A hattını geçmek üzereyken Fransız gemisi Bouvet’de bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu. Queen Elzabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. Muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü. Bu arada 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu. 15.30 sularında mayına çarpan Inflexible’ın durumu kötüydü ama yoğun çabayla Bozcaada’ya ulaştı. 2. Tümen İngiliz gemileri, 3. Tümenin yerini aldığında bu manzara ile karşılaşmıştı. Saat 14.30’da ateşe başlayarak 10 yardaya kadar yaklaştılar. Namazgah tabyasını bombardıman ediyordu. Saat 15.00’te Rumeli Hamidiye daha sonra da Namazgah aldığı isabetle savaş dışına kalmıştı.<br />
Anadolu Hamidiye tabyası hasar görmemişti ve İrrisistible’a ateş ediyordu. Saat 15.14’de İrrisistible’ın yanında korkunç bir patlama duyuldu. Saat 16.15’te tabyalarda uzaklaşmak isterken bir mayına çarptı. Bu bölgede bir gece önce Nusret’in döktüğü mayınlar hiç hesapta yokken can alıyordu. Bölgenin mayınlı olduğunu anlayan Amiral de Robeck 2. Tümenin geri çekilmesi için emir verdi. 18.05’te geri çekilirken Ocean da mayına çarpmıştı. Güçlü top ateşine rağmen Ocean’ın personeli muhripler tarafından boşaltıldı.<br />
18 Mart’ta yaşananlar şaşkınlık yaratmıştı. Lord Fisher gibi ordusuz bir donanmanın başarıya ulaşamayacağını söylayenler haklı çıkıyor, de Robeck ve Churchill gibi hala donanma ile boğazları zorlayıp İstanbul’a çıkılabileceği düşüncesi yeni hareket planları doğuruyordu.</p>
<div><strong>Kara Harekatı</strong></div>
<div><strong>Çanakkale Savaşları’nda Deniz Harekâtı’nın başarısızlığı umutları Kara Harekâtı’na çevirmişti.Daha 1 Mart’ta Yunanistan, Gelibolu yarımadasını işgal etmek, mümkün olduğu takdirde İstanbul üzerine yürümek üzere İngiltere’ye üç tümenlik bir kuvvet önermişti. İngiliz ve Fransızlara kalsa öneri kabul edilebilirdi. Ancak Rus Çarı, İngiliz Büyükelçisi’ne, hiçbir şart altında Yunan askerinin İstanbul’a girmesine izin vermeyeceğini bildirerek bu tasarıyı önledi.<br />
Londra’da ise, harekâtı Donanma yalnız mı yapsın, yoksa Kara Ordusu ile birlikte mi hareket etsin tartışması yapılmakta idi. Bir Kara Ordusuna ihtiyaç olduğunu savunanların arasında Lord Fisher geliyordu. Bununla beraber son karar, Savaş Bakanı (Harbiye Nazırı) Lord Kitchener’indi. O ise, ısrarla elinde birlik olmadığını söylüyordu, ama seçkin bir birlik olan ve İngiltere’de bulunan 29’ncu Tümen’e hiçbir görev verilmemişti.</strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<p><strong> </p>
<p></strong></p>
<p>Nihayet Mart’ta Kitchener Çanakkalecilerin tarafına kayarak 29’ncu Tümenin Ege’ye sevk edileceğini, Çanakkale’de bulunan Deniz Piyadelerine Gelibolu Yarımadası’nın temizlenmesinde yardım edeceğini açıkladı. Bu haber Fransa cephesinde buluna İngiliz Generallerinin öylesine büyük tepkisine yol açtı ki, Mareşal sözünü geri alarak 18 Şubat’ta bu birliğin yerine o sırada Mısır’da bulunan Avustralya ve Yeni Zelanda Tümenlerinin gideceğini bildirmek zorunda kaldı.<br />
Askeri durumu tetkik için Çanakkale’ye gönderilen General Sir William Birdwood, 5 Mart’ta Kitchener’a gönderdiği raporda, Donanmanın tek başına Bağaz’dan geçemeyeceğine inandığını, kuvvetli bir ordunun karadan donanmayı desteklemesi gerektiğini bildiriyordu. Bu rapor Kitchener’in bütün tereddütlerini giderdi. 10 Martda 29’ncu Tümenin Ege’ye gönderileceğini açıkladı. Ayrıca bir Tümen de kendilerinin göndermeleri için Fransızları ikna edeceğini ilave ediyordu.<br />
Böylece Mısır’daki Anzac Tümenleri ile birlikte 70 bin kişilik bir kolordu bu işe ayrılmış oluyordu.<br />
Birdwood’un raporuna rağmen, hala donanmanın tek başına Boğazı geçebileceğini düşünenler vardı. Bu karışıklık içinde Kara kuvveti hazır olana kadar Donanmanın harekatını geri bırakmasını, bu suretle Kara ve Deniz Kuvvetlerinin müşterek harekata başlamasının en iyisi olacağını hiç kimse aklına getiremiyordu.<br />
O sıralarda Londra’ya hakim olan bu kargaşalık ve belirsizliği, ne yapacağı belli olmayan Sefer Kuvveti’nin Komutanlığına yapılan atamadan anlamak mümkündür. Bu komutan, Kitchener’in Güney Afrika savaşlarından eski bir arkadaşı General Sir Ian Hamilton’du.<br />
Donanma asıl saldırısını yapana kadar, Hamilton’un birlikleri işe karışmayacaktı. Eğer deneme başarıya ulaşmazsa Hamilton Gelibolu yarımadasına çıkarma yapacak, başarıya ulaşırsa yarımadaya zayıf bir kuvvet bırakıp doğrudan doğruya İstanbul üzerine yürüyecekti. Oradan İstanbul Boğazına çıkarılmış bir Rus Birliği ile birleşmesi umuluyordu.<br />
Türk tarafı ise, 18 Mart’ta kazandığı zaferden dolayı kendisine olan güvenini tazelemiş, Çanakkale’nin Boğazlar’dan geçilemeyeceğini tüm dünyaya göstermişti. Bu zaferin ardından, Müttefiklerin kaçınılmaz kara harekâtına karşı Türk tarafı da son sürat hazırlıklara başlamıştı. Çanakkale ‘de 5. Ordu oluşturulmuş başına da Mareşal Liman von Sanders getirilmişti. Kıyılara dikenli tellerle çevriliyor, birlikler önemli yerlere yerleştiriliyor, müttefiklerin her hareketi gözleniyordu. Müttefik çıkarmasını bekleyen bir başka kişi ise 19. İhtiyat Tümeni’nin başında bulunan yarbay Mustafa Kemaldi.<br />
-25 Nisan 1915<br />
General Hamilton 25 Nisan 1915 günü, iki İngiliz ve bir Fransız tümeni ile, bir Hint tugayını Seddülbahir bölgesine, iki tümenden oluşan Anzak Kolordusu’nu da, ikinci derecede tuttuğu Karatepe bölgesine çıkarmayı planlamıştır. Bu planın nasıl uygulanacağı yukarıda özetlenmiştir.<br />
Aynı tarihte, Gelibolu’daki Türk kuvvetleri ise, 3 üncü ve 16 ıncı Kolorduların yanısıra 6 tümen, süvari tugayı ve bağımsız taburlardan oluşuyordu. Daha sonra, savaşın gelişme süreci içinde yapılan gerekli kıta kaydırmalarıyla, toplam tümen sayısı 16 ya çıkartılacaktır.<br />
25 Nisan çıkarmasından yaklaşık bir ay önce, Gelibolu’da bulunan 5. Kolordu komutanlığına atanan Mareşal Liman von Sanders’in düşüncesine göre, müttefikler çıkarmayı Saros Körfezi’ne yapacaklardır. Bu nedenle de kendisi, birliklerin çoğunu Saros Körfezi ile Anafartalar bölgesinde; bir tümeni Seddülbahir bölgesinde ve iki tümenli 15nci Kolorduyu da, anadolu yakasında tutmayı uygun bulmuştur. Ayrıca savunma amacıyla kıyının belli noktalarında gözetleme ve koruma birlikleri bulundurulacak, asıl kuvvetler ise geride yedekte tutulacaktı. Aslında Liman von Sanders’in bu savunma planına Türk komutanlar karşıydılar. Onlara göre, düşman en zayıf ve kritik anları olan çıkarma sırasında kıyıda karşılanırsa, ilerlemesi önlenebilecekti. Mareşalin gelmesinden önce hazırlanan türk savunma tedbirleri de böyleydi. Ancak, uygulamaya konulan, ordu komutanı Liman von Sanders’in planıdır. Daha sonra çıkarma başlayınca, komutanların aldıkları ek önlem ve hazırlıklar sayesindedir ki , çıkarılan ilk düşman birlikleri kıyıda karşılanacak ve fazla ilerlemeye fırsat bulamadan, 3-4 kilometrelik bir ilerlemeden sonra savaş bitene kadar, bulundukları yerde çakılıp kalacaklardır.</p>
<p><strong>-Arıburnu Muharebeleri<br />
</strong><br />
General Hamilton 25 Nisan 1915 günü, iki İngiliz ve bir Fransız tümeni ile, bir Hint tugayını Seddülbahir bölgesine, iki tümenden oluşan Anzak Kolordusu’nu da, ikinci derecede tuttuğu Karatepe bölgesine çıkarmayı planlamıştır. Bu planın nasıl uygulanacağı yukarıda özetlenmiştir.<br />
Aynı tarihte, Gelibolu’daki Türk kuvvetleri ise, 3 üncü ve 16 ıncı Kolorduların yanısıra 6 tümen, süvari tugayı ve bağımsız taburlardan oluşuyordu. Daha sonra, savaşın gelişme süreci içinde yapılan gerekli kıta kaydırmalarıyla, toplam tümen sayısı 16 ya çıkartılacaktır.<br />
25 Nisan çıkarmasından yaklaşık bir ay önce, Gelibolu’da bulunan 5. Kolordu komutanlığına atanan Mareşal Liman von Sanders’in düşüncesine göre, müttefikler çıkarmayı Saros Körfezi’ne yapacaklardır. Bu nedenle de kendisi, birliklerin çoğunu Saros Körfezi ile Anafartalar bölgesinde; bir tümeni Seddülbahir bölgesinde ve iki tümenli 15nci Kolorduyu da, anadolu yakasında tutmayı uygun bulmuştur. Ayrıca savunma amacıyla kıyının belli noktalarında gözetleme ve koruma birlikleri bulundurulacak, asıl kuvvetler ise geride yedekte tutulacaktı. Aslında Liman von Sanders’in bu savunma planına Türk komutanlar karşıydılar. Onlara göre, düşman en zayıf ve kritik anları olan çıkarma sırasında kıyıda karşılanırsa, ilerlemesi önlenebilecekti. Mareşalin gelmesinden önce hazırlanan türk savunma tedbirleri de böyleydi. Ancak, uygulamaya konulan, ordu komutanı Liman von Sanders’in planıdır. Daha sonra çıkarma başlayınca, komutanların aldıkları ek önlem ve hazırlıklar sayesindedir ki , çıkarılan ilk düşman birlikleri kıyıda karşılanacak ve fazla ilerlemeye fırsat bulamadan, 3-4 kilometrelik bir ilerlemeden sonra savaş bitene kadar, bulundukları yerde çakılıp kalacaklardır.</p>
<p><strong>-Seddülbahir Muharebeleri<br />
</strong><br />
25 Nisan günü, Müttefik Kuvvetleri Donanmanın koruyucu bombardımanı altında, beş ayrı yerden Gelibolu Yarımadası’na çıkmaya başladılar. İngiliz ve Hint birliklerinin çıkarıldığı ilk hedef , güneyde Alçıtepe’yi ele geçirip Kilitbahir platosuna ilerlemek, oradaki merkez tabyalarını susturduktan sonra Boğaz’ın giriş bölgesini ele geçirmekti. Burada Müttefik donanmasına bağlı savaş gemilerinin yaptığı bombardımanın şiddetine bir örnek vermek gerekirse; sadece Ertuğrul Koyu sırtlarındaki 26. Alayın 10.Bölüğünün savunma mevzilerine 4650 mermi atılmıştı.<br />
Buna rağmen Türk bataryaları ve kuvvetleri imha olunamadığından İngiliz Birlikleri ağır kayıplar vermekte ve bu durum, Müttefik kuvvetler arasında büyük bir şaşkınlık yaratmaktaydı. Bu günlerde, gerçek bir kahramanlık destanı yaratan Yahya Çavuş’un takımı, işte bu 10. Bölüğün takımıdır.<br />
Temmuz 1915 sonuna kadar, çok kanlı geçen, göğüs göğüse süngü hücumları ve karşı hücumlarla süren Kirte-Kerevizdere- Zığındere Muharebeleri, özellikle Türk birliklerinin, Müttefik Donanması’nın ateşinden korunmak amacıyla, gece yaptıkları süngü hücumlar şeklinde olmuştur. Sekiz gün, geceli gündüzlü süngü hücumlarıyla geçen Zığındere muharebesi, iki taraf için de kayıpların en fazla olanı ve en kanlı geçenidir.<br />
Bu bölgedeki harekat ağustos ayıyla birlikte mevzi muharebesine dönüşür. Böylece işgal kuvvetleri, 3-4 kilometrelik bir arazide çakılıp kalmış, Alçıtepe ve Kirte ele geçirilememiş, durum boşaltmaya kadar değişmeden böylece devam etmiştir.</p>
<p>-</p>
<div><strong>Kumkale Muharebeleri</strong></div>
<div>25 Nisan 1915 günü saat 04.30’da Fransız filosu Kumkale önlerinde savaş düzeni almıştı. Kumkale ve Kumkale-Orhaniye arasını hedef alan şiddetli donanma ateşinin ardından Fransız birlikleri karaya çıktılar.<br />
Kumkale’deki Türk takımı Fransız bombardımanlarına ve karaya çıkan iki Fransız bölüğüne karşı kahramanca dayandıysa da, sürekli takviye edilerek tabur seviyesine çıkan Fransızlar karşısında kaleyi bırakarak Kumkale köyüne çekilmek zorunda kaldı. Sadece yarım takımlık 6. Bölük’ün ihtiyatıyla takviye edilebilen takım, Kumkale sokaklarında Fransızlarla kısa süren sokak muharebelerine girdi. 6. Bölük komutanı, birliklerini Kumkale mezarlığına çekti. Takım komutanlarından birinin şehir düşmesine, diğerinin de yaralanmasına ve cephane sıkıntısına rağmen, bölük inatla savunmasını sürdürdü ve Fransız kuvvetlerinin kanadını Kumkale’de bastırıp, bütün cephesini hareketten alıkoydu.<br />
Türk birlikleri Kumkale’yi geri almak için taarruza geçince Kumkale sokaklarında göğüs göğüse yakın muharebe başladı. Fransızlar da direnişlerini sertleştirmişlerdi. Türk hücumlarının en şiddetli bir anında Fransızlar beyaz bayrak çektiler. Üst rütbeli Fransız subayı da kendi rütbesine denk bir Türk subayına teslim olmak istedi, fakat dil farkı yüzünden anlaşılamadı.<br />
Teslim alma olayı uzayınca Fransızlar tekrar toplanarak mevzilerine döndüler ve yer yer ateş muharebeleri başladı. Fransız filosu da kendi birlilerine zayiat verdirme pahasına, Fransız ve Türk birliklerinin birbirine girdiği Kumkale’ye şiddetli ateşlere başladı. Türk birlikleri Mezarlık-Kumkale-Orhaniye hattına çekilmek zorunda kaldılar.<br />
Fransızlar da Kumkale’de kıyı başı tutmuşlar ama ilerleyememişlerdi. Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yapan İngiliz kuvvetlerinin takviye edilmesi amacıyla, Seferi Kuvvetler Başkomutan’ı General Hamilton’un emriyle, Fransız kuvvetleri 26/27 Nisan 1915 gecesi başarılı bir çekilme harekatıyla geri alındılar.</div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<p><strong> </p>
<p></strong></p>
<div><strong>-Anafartalar Zaferi</strong></div>
<div>25 Ağustos 1915’ten Ağustos sonuna kadar, Müttefikler hem Seddülbahir hemde Arıburnu’nda başarılı olamayınca, Çanakkale Boğazı’nı, geriden sarkarak ele geçirmek amacıyla harekete geçerler. Bu arada General Hamilton, Türk Ordusu’nun gerilerine sarkmak ve çember içine alıp yok etmek için, Büyük ve Küçük Kemikli Burunları arasında yeralan Suvla sahillerine çıkıp, Anafartalar’da üçüncü bir cephe açmaya karar verir. Hedef, Conkbayırı ve Koçaçimentepe blokunu ele geçirerek buradan ilerleyip, çanakkale Boğazı’na inerek hakim olmaktır.</div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<p><strong> </p>
<p></strong></p>
<p>Bu amaçla da, 9.İngiliz Kolordusu&#8217;nu ,6-7 Ağustos gecesi karanlıktan yararlanarak bölgeye çıkartır. Amaç, sabah gün ağarmadan von Sanders, Saros Grup Komutanına 7. ve 12. Tümenlerle süratle Anafartalar kesimine gitmesini ve karaya çıkan İngiliz birliklerine 8 Ağustos sabahı erkenden taarruz edilmesi emrini verir. Anafartalar Müfrezesi komutanı Yarbay Vilmer’e de, Saros’dan iki tümenin gelişine kadar, İngilizlerin ilerleyişine engel olunmasını emreder.<br />
Liman von Sanders, bundan sonra, Kurmay Albay Mustafa Kemal’i, 8 Ağustos 1915 günü saat 21.45’de, Anafartalar Grup Komutanlığına atar. Anafartalar Grup Komutanı Kurbay Albay Mustafa Kemal, 9 Ağustos sabahı ,12. tümenle 9. İngiliz Kolordusuna. 7.Tümenle de Anzak Kolordusu ile işbirliği yapmasına engel olmak amacıyla, damakçılık Bayırı yönünde saldırıya geçer. Her iki tümenin saldırıları da başarılı olur. İngiliz Birlikleri, beklemedikleri bu karşı Türk taarruzu ile şaşkına dönmüş, ağır kayıplar verirler.<br />
Birinci Anafartalar Muharebeleri olarak adlandırılan bu harekat sonunda, durum değerlendirmesi yapan Mustafa Kemal şöyle demiştir: “&#8230;Gerçekte, düşmanın bir kolordusunu zayıf bir tümenimle Kireçtepe-Azmak arasında yenmiş, Tuzla Gölüne kadar takip ederek orada tesbit etmiştim.”<br />
Diğer taraftan yeni çıkan birliklerle güçlendirilen 9. İngiliz Kolordusu, Anafartalar yönünde iki kanat harekatı daha denediyse de başarılı olamamıştır. Ancak, Türkler açısından bu bölgede durum, savunulması güç bir konum olduğu için tehlikeli sayılırdı. Tehlikeli durumu düzeltmek için Liman von Sanders, Kuzey Grubundaki 8 Tümeni iki alayla takviye ederek , Anafartalar grup Komutanı Mustafa Kemal’in emrine verir. Tümen karargahına 9-10 Ağustos gecesi gelen Grup Komutanı Mustafa Kemal, takviyeli 8. Tümeni 10 Ağustos sabahı karanlıkta, sadece süngü kullanarak hücuma geçirir. İngilizlere çok ağır kayıplar verdirilerek harekat başarılı olur. Daha sonra, savunma yapılabilecek ek arazinin ele geçirilmesi üzerine, ulaşılan bu ileri çizgide de destek ve güçlendirmeler yapılarak savunmaya geçilir. Böylece, diğer bölgelerde olduğu gibi Anafartalar Bölgesinde de savaş, boşaltmaya kadar , siper ve mevzi savaşına dönüşmüş olur. Diğer bir deyişle, General Hamilton’un İkinci Planı da başarısız olmuş, hedefine ulaşmamıştır.<br />
Tepeler Türklerin elinde olmasına ve olumlu doğa koşullarına karşın, düşmanın sürekli olarak çekindiği zehirli gaz kullanılmamış, su kaynakları zehirlenmemiş, bu yöntemler hiçbir zaman mert ve dürüstçe bir tutum sayılmamıştır. Savaş alanında ele geçen esirlere ve yaralı düşman askerlerine yapılan insancıl muameleler öyle görünüyor ki, Anzakları ilkin gerçekten şaşırtmıştır. Çünkü, daha önce kendilerine anlatılan , ya da Mısır’da karşılaşıp hakkında belirli ön yargılar ve imajlar geliştirdikleri Türk askeri Abdul, Gelibolu Yarımadası’nda çok farklı bir tutum sergilemektedir.</p>
<p>Çanakkale Savaşları kara harekatıyla ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli bir diğer nokta da şudur: tüm bu çarpışmalar ve karşılıklı saldırılar sırasında, Türkler mertçe, dürüstçe ve kahramanca çarpışmış, insancıl meziyetlerini ve güçlü kişiliklerini sergilemişlerdir. İster Seddülbahir’de, ister Suvla’da ya da, Anafartalar’da olsun durum aynıdır. rneğin Kızılhaç çadırları ve hastane gemileri, yaralı taşıyan botlar, ya da sedyeleri hedef alan atışlar yapılmamıştır. <br />
<strong></strong></p>
<p><strong>-Çekilme (Boşaltma)<br />
</strong><br />
Anafartalar’da yaşanan zaferin ardından, Müttefik Kuvvetlerinin hem moralleri bozulmuş, hem de Çanakkale’nin geçilebileceği umutları yok olmaya başlamıştı. Ian Hamilton’un bütün ısrarlarına rağmen cepheye artık tek bir asker bile gönderilmediği gibi, Çanakkale’den iki tümen alınmış ve batı cephesine gönderilmişti.</p>
<p>Kısacası Ağustos’tan sonra çekilme planları yapılmaya başlanmıştı. Harbiye Nazırı Lord Kitchener, son defa bölgeyi ziyaret etmiş, artık Çanakkale bölgesindeki Türk savunmasını sökmenin ve buradan boğaz harekatını bir neticeye vardırmanın, hele hele İstanbul sevdasına kapılmanın imkanı kalmadığını anlayarak, Ocak 1916’da Çanakkale’deki kuvvetlerin, Selanik çıkarmasında kullanılmak üzere gönderilmesinin kararını komiteye sunmuştur.<br />
Müttefik askerleri 8 Aralık’tan 20 Aralık’a kadar Anafartalar ve Arıburnu bölgelerini, 28 Aralık’tan, 9 Ocak 1916’ya kadar da Seddülbahir bölgesini tahliye etiler. </p>
<p>Boşaltma işlemi gerçekten çok iyi planlanmıştı. Askerler her türlü tedbiri almış, geride ayarlı ve sonradan patlayacak olan tüfekler, takip edilmelerine karşı mayınlar bırakmışlar, sessizlik için ayaklarına çuvallar bağlamış ve hatta son güne kadar ileri mevzilerden çekilmeyerek, savaşmışlardır.<br />
Türklerin bu çekilmeden haberi yok muydu? Bu soru Türk tarafı için en çok sorulan sorulardan biridir. Müttefik kuvvetlerinin çekilmedeki başarısı yadsınamaz; çekilme iyi planlanmış, hava koşulları beklendiği gibi gitmiştir.  </p>
<p>Türk kuvvetleri ise, Müttefik kuvvetlerine göre hep yüksek noktalarda mevzilenmişler ve bu nedenle de düşman askerlerine geçit vermemişlerdi. Türk resmi kaynaklarına göre Yarımada&#8217;nın Müttefik askerleri tarafından boşaltılmasından, Türk tarafının haberi kesinlikle olmamıştır.<br />
Türk askerleri çekilmeden haberdar olsalar dahi, büyük bir taarruza kalkışmamışlardır. Çekilen tarafa çok büyük zayiat verdirmek mümkünken, saldırmamayı tercih etmişlerdir. Çünkü artık feda edilecek tek bir Türk askeri bile yoktu. Dört bir yanda savaş içinde olan Osmanlı Devleti’nin eli silah tutan herkese ihtiyacı vardı. <br />
Sonuç olarak; 9 Ocak 1916’da Gelibolu Yarımadası’nda tek bir Müttefik askeri bile kalmamış, Çanakkale’nin geçilememesi ile Birinci Dünya Savaşı’nın çizgisi, savaşa katılan bir çok ülkenin de kaderi değişmiştir.</p>
<p><strong>Hava Harekatı<br />
</strong><br />
İlk motorlu uçağın uçuşundan yedi yıl gibi kısa bir süre geçtikten sonra, 1910 yılında uçaklardan askeri amaçlarla yararlanma düşüncesi ortaya çıkmış ve takip eden yıllarda uçak, yeryüzünde etkin bir taarruz silahı olarak kullanılmaya başlanmıştır.<br />
Dünyadaki bu gelişmeyi yakından izleyen ve önemini değerlendiren zamanın Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın direktifiyle, 1911 yılında, Genelkurmay başkanlığı bünyesinde askeri havacılıkla ilgili bir şube oluşturulmuş ve Türk Askeri havacılığı’nın temeli olan teşkilat kurulmuştur.<br />
Bu yeni silahın edinilmesine büyük önem veren Mahmut Şevket Paşa maaşının bir kısmını bağışlayarak uçak alımı için kampanya başlatmış ve bu kampanyaya başta padişah Sultan Reşat olmak üzere Donanma Cemiyeti, subaylar ve bazı zenginler iştirak etmiştir. İki uçaklık para, kısa zamanda toplanmış ve Fransa’dan biri 25 Beygirlik, biri de 50 Beygirlik iki uçak satın almıştır.<br />
Müteakiben, Yeşilköy Safra düzlüğünde Kara tayyare Mektebi, Yeşilköy Feneri yakınlarında da deniz tayyare Mektebi kurulmuş ve havacı personel yetiştirilmek üzere ordu ve donanmadan istekli subaylar seçilmiştir.<br />
Çanakkale Muharebeleri başladığı zaman dünya ve Türk askeri havacılığı mütevazı ve geliştirilmeye muhtaç bir durumda idi.<br />
Çanakkale Muharebeleri havacılık yönünden, yeni silahın gerçek değerinin anlaşıldığı ve bugünkü modern hava kuvvetlerinin temelini atan kahramanları kavramaya çalışırken, icra edilen hava harekatının sadece o günkü müşterek harekata katkısı değil aynı zamanda bugünkü havacılığımıza olan katkısı da düşünülmekte ve hava kuvvetlerinin temelinin atılarak, hava stratejisi ve taktiklerinin oluşturulmaya başlandığı bir harekat noktası olarak değerlendirilmektedir.<br />
Havacılık açısından işte böyle bir ortam içinde, 2 Ağustos 1914 günü seferberlik ilan edilmiş ve buna paralel olarak Yeşilköy’de bulunan deniz uçaklarından 2’si İzmir, birisi de Çanakkale Müstahkem Mevzi Komutanlığı emrine verilmiştir.<br />
25 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale Nara Meydanı’na konuşlandırılan Nievport tipi deniz uçağı ile, Deniz Yzb. Savmi, Ütğm. Fazıl ve Ütğm. Cemal’in yaptığı keşif uçuşları sayesinde, bölgedeki İngiliz ve Fransız gemilerinin faaliyetleri izlenmeye başlanmıştır.<br />
18 Mart 1915 tarihine kadar olan dönemde yapılan başarılı hava keşif görevleri hem düşmanın elindeki gemi tip ve miktarını tespit, hem de taarruz hazırlıklarını devamlı takip imkanı sağlamıştır.<br />
18 Mart 1915 günü, havacılarımız erken saatlerde yaptıkları keşif raporunu vermişlerdir.<br />
“ Bozcaada önünde, 40 düşman gemisi sayıldı. Bunlardan; 19’u ağır, 3’ü hafif olmak üzere 22’si kruvazör, diğerleri; şilep, destek gemisi ve uçak gemisidir. Sayıları tam olarak saptanamayan denizaltılar görülmüştür. 6 adet zırhlı İngiliz gemisi, muharebe düzeninde boğaza doğru ilerlemekte ve Fransız gemileri de demir almaktadır. ”<br />
Bir süre sonra, boğaza giren ve kıyı bataryalarını şiddetle bombardıman eden düşman donanma topçusuna, Ark Royal uçak gemisinden havalanan İngiliz uçakları da ateş tanziminde geniş çapta yardım etmiştir.<br />
18 Mart günü öğleden sonra, havacılarımıza; Limni Adası civarındaki düşman kuvvetlerinin durumunu keşfetmeleri emredilmiştir.<br />
Bir saat içinde görev bölgesine ulaşan pilotlar Mondros Koyu’nda 13 harp, 4 nakliye, 29 kömür gemisi olmak üzere toplam 46 geminin bulunduğunu, ayrıca Fransızların Gaulois gemisinin sahil topçumuzun ateşi ile Çanakkale ağzında yara aldığını rapor etmiştir.<br />
Çanakkale Muharebeleri süresince, karşılıklı keşif harekatı devam ederken; Türk havacıları, o tarihler için başarılı sayılabilecek diğer hava görevlerini de icra etmişledir. Bu görevlerden biri 18 Nisan 1915’de yapılmıştır.<br />
O gün Çanakkale Boğazı bölgesinde gittikçe kuvvetlenen ve hava üstünlüğü kurmasından endişe edilen düşman hava gücünü tesirsiz hale getirmek maksadıyla, Bozcaada’da 18 düşman uçağının konuşlandığı meydana hava taarruzu planlamıştır. Ancak bu meydandaki uçaklar, keşif görevi için daha önceden kalktığından, havada karşılaşılmış, kısa bir hava muharebesinden sonra zayiatsız olarak meydana dönülmüştür. Bu görev amacına ulaşmadıysa da, asli taktik hava görevlerinden olan “mukabil hava harekatı” nın ilk ve tipik bir uygulaması olması açısından önem taşımaktadır.<br />
Türk uçaklarının meydan taarruzu planlamasından esinlenen İngilizler aynı gün üçer uçaklık iki kol ile meydanımıza taarruz etmişler, ancak uçaklarımız daha önceden meydan içinde dağıtılarak gizlenmiş olduğundan, atılan bombalar hasar meydana getirememiştir. Bu da, ufki dağılma ve gizleme yapılarak, beka tedbirlerinin alınışına güzel bir örnek teşkil etmiştir.<br />
14-19 Mayıs 1915 günleri, güney cephemizdeki karşı taarruzumuzu desteklemek amacıyla; düşman çıkarma gemileri ve ordugahı bombalanmış Mayıs ayı başından itibaren sabit balon ile boğaz gözetlemesi ve topçu atış tanzimi ve birliklerimizi taciz eden manika balon gemisine taarruzlar yapılmış, her hava hücumunda gemi, balonunu toplayıp yer değiştirmek zorunda bırakılmıştır. Böylece bugün “yakın hava desteği” olarak bilinen görev tipinin basit bir uygulaması yapılmıştır.<br />
25 Haziran’da; Arıburnu bölgesindeki düşman karargahı üzerine propaganda amacıyla 300 adet ingilizce yazılı bildiri atılmıştır. Bu görev, hava gücünün psikolojik harpte kullanılmasına ilişkin güzel bir örnektir.<br />
30 Kasım 1915’te ise, Üsteğmen Ali Rıza, Teğmen Orhan’la beraber, Çanakkale girişinde karaya oturmuş bulunan bir düşman kruvazörüne taarruz etmek için görevlendirilmiştir. Tam bu esnada bir düşman uçağının yaklaştığı görülmüş ve yapılan hava muharebesinde Üsteğmen Ali Rıza fransız uçağını makinalı tüfek ateşiyle düşürmeyi başararak Türk havacılık tarihine ilk düşman uçağını düşüren pilot olarak geçmiştir.<br />
Sonuç olarak;<br />
Çanakkale Muharebeleri’nde, kahraman kara ve deniz kuvvetlerimiz gibi havacılarımız da, üstün silah ve teknik olanaklara sahip düşmanları karşısında, kendilerine düşen görevleri cesaret ve üstün görev bilinici içinde başarıyla icra etmişler ve resmi İngiliz harp tarihi kitaplarında:<br />
“Harikulade müdafaasında yılmadan mücadele eden ve sonunda başaran düşmanımıza hayran kaldık” dedirtmişlerdir.<br />
Çanakkale Muharebeleri’nin ileri görüşlü askeri önderleri yeni silahın gereksinimi olan strateji ve taktiklerin oluşturulmasına öncülük etmiştir. Bu kapsamda ulu önder Atatürk şöyle buyurmuştur:<br />
“ GÖKLERDE BİZİ BEKLEYEN YERİMİZİ ALMAK ZORUNDAYIZ. YOKSA O YERİ BAŞKALARI İSTİLA EDER VE İŞTE O ZAMAN BU ÜLKE VE MİLLET ELDEN GİDER. HALBUKİ BİZ TÜRKLER, BÜTÜN TARİHİMİZ BOYUNCA HÜRRİYET VE İSTİKLALE ÖRNEK OLMUŞ BİR MİLLETİZ.<br />
TAYYARECİLER! ŞUNU UNUTMAYIN Kİ YARININ EN BÜYÜK TEHLİKELERİ SEMALARDAN GELECEKTİR. BU SEBEPLE SİZLER DAİMA HAZIR BULUNMAYA VE O ŞEKİLDE YETİŞMEYE GAYRET EDECEKSİNİZ.”<br />
<strong> <br />
Savaşın Sonuçları</strong></p>
<p><strong></strong><br />
Çanakkale Cephesi’nin deniz harekatı (Boğaz’ın zorlanması), kuşkusuz sıradan bir askeri harekat, ya da muharebe olayı değildir. Boğazlar, konumu ve tarihi önemi itibariyle, İstanbul Karadeniz kapısı, Çanakkale de Ege Denizi kapısı olarak, geçmişte taşıdıkları ve çağımızda taşımakta oldukları stratejik önem ve değer açısından daima birlikte mütalaa edilmiş ve edilmektedir.<br />
Her iki boğaz, klasik ve dar çerçevede sadece Akdeniz’i Karadeniz’e, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan su geçitleri ya da köprüler değil, Akdeniz’in öteki önemli su geçitlerinden Cebelitarık ve Süveyş kanalı ile de bütünleşerek, dünyanın büyük denizlerini (Atlas ve Hint okyanusu gibi) ve büyük kıta kara parçalarını birbirine bağlayan, daha geniş anlamdaki jeopolitik konumuyla, dünya siyaset ve iktisadiyatı üzerine olan etkilerini bu gün de korumaktadır. Bu nedenlerledir ki, Türk Boğazları, uluslararası ilişkilere yön vermede daima odak noktası olmuşlardır.<br />
Gerçekten tarihin eski dönemlerinden beri ön planda, Avrupa ve Asya ülkeleri arasında başlamış olan ekonomik, ticari ve siyasi ilişkilerle, askeri hareketler, sürekli olarak Boğazlar bölgesinde cereyan etmiştir. Başka bir deyişle Boğazlar, dünyanın diğer parçalarında pek görülmemiş ardı arkası kesilmeyen mücadelelere sahne olmuştur.<br />
Boğazların tarihin akışı içindeki stratejik durumu ve jeopolitik konumuyla ilgili yukarıdaki kısa açıklamaların ışığı altında, Çanakkale Muharebelerinin sonuçları üzerindeki değerlendirmeler, kuşkusuz daha bir önem ve anlam taşıyacaktır. Böylesine bir değerlendirmenin daha gerçekçi ve sağlıklı olabilmesi ise, büyük devletlerin Türk Boğazları üzerindeki ulusal emellerine kısaca da olsa, bir göz atılmasını gerektirir.<br />
Birinci Dünya Harbi öncesinin başlıca büyük devletlerinden Almanya’nın, “Drang Nach Osten (doğuya doğru) politikası”, Rusya’nın ılık denizlere ulaşma emelleri; İngiltere’nin, “denizlere egemen olan dünyaya hakim olur” teorisine dayanarak, özellikle XIX. yüzyıldan bu yana güttüğü Rusya’nın Akdeniz’e çıkmasını engelleme siyaseti, hep Türk boğazlarında düğümlenmektedir.<br />
Boğazların bu tartışma götürmez önemi konusunda Napolyon “İstanbul bir anahtardır. Istanbul’a egemen olan dünyaya hükmedecektir. Eğer Rusya, Çanakkale Boğazı’nı ele geçirecek olursa, Tulon, Napoli ve Korfu kapılarına dayanmış olacaktır”  demekle, Fransa’nın Boğazlar üzerindeki duyarlılığını açık seçik ortaya koymuş olmaktadır.<br />
Rusya’nın görüşüyse, Genelkurmay Başkanı Kropatki’nin bir raporunda; XX. yüzyılda Rusya’nın en önemli işinin, Istanbul Boğazı’nı ele geçirmek olduğuna işaretle, Osmanlı Devleti’ni, Boğazı Rusya’ya bırakmaya hazırlamalı ve Almanya ile anlaşma yapmalıdır” şeklinde ifadesini bulmaktadır.<br />
Büyük devletlerin Boğazlar üzerindeki kısaca açıklanan bu emelleri, onları kendi aralarında da gizli birtakım mücadelelere yöneltmiştir.<br />
Nitekim, Rus Dışişleri Bakanı Sazanof, Çar tarafından da onaylanan bir raporunda; “Boğazların güçlü bir devletin eline geçmesi, tüm Güney Rusya’nın ekonomik hayatının, o devletin egemenliği altına girmesidir” demekte ve bu durumun önlenmesi için, Istanbul’un alınmasını önermektedir.<br />
Öte yandan Kasım 1911’de Rusya’nın, Osmanlı Hükümeti’ne Boğazlar üzerindeki istekleriyle ilgili bir notasından haberdar edilen Ingiltere ve Fransa, Rus isteklerini reddetmişlerdir.<br />
Keza Rusya’nın bu ve buna benzer çeşitli tarihlerdeki yinelenen daha birçok istek ve baskılarının birbirini izlemesi, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda Merkez Devletleri safına kaymasında büyük bir etken olmuştu.<br />
Işte Boğazlar üzerindeki bu gizli çıkar çatışmalarıdır ki, Ingiliz ve Fransızlar’ı Istanbul’u almaya ve Ruslar’dan önce Karadeniz Boğazı’na el atmaya yöneltmiş ve Çanakkale Cephesi’nin açılmasında başlıca etken olmuştur.Ruslara silah ve malzeme yardımı sorunuysa, savaşın sadece görünüşteki nedenini oluşturmuştur.<br />
Böylece büyük devletlerin Türk Boğazları üzerindeki tarihi emellerini ortaya koyarken, bu devletlerden Ingiltere’nin bu cephenin açılmasında birinci derecede aktif rol aldığını da belirtmek doğru olur.Nitekim Ingiliz Donanma Bakanı Churchill, cephenin açılmasında büyük çaba göstermiş ve etkili olmuştur.Gerçekten o, bu cephenin açılmasının baş mimari olmuş, Türklerin askeri gücünü ciddiye almamış, olayı basit ve sadece “sınırlı bir cezalandırma hareketi” olarak görmüştü. En güçlü ve modern silahlarla donatılmış zırhlılarının Boğaz’da görünüvermesiyle, Türklerin direnmekten vazgeçeceğini sanmıştı.<br />
Kuşkusuz bu büyük bir yanılgıydı. Ingilizler, Çanakkale’deki Türk savunmasını ve askerini sadece matematiksel ölçülere vurup, onun yüksek manevi gücünü görmezlikten gelerek, büyük bir hesap hatasına düştüler ve sonunda, önce denizde, sonra da karada hiç de beklemedikleri amansız cevabı aldılar.Böylece onlar, zaferi Boğaz’da, Türk top ve mayınlarına, karada Türk süngüsüne bırakarak çekilip gittiler.<br />
Anlaşma Devletleri’nin Çanakkale serüveni bu suretle noktalandıktan sonra, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında, Türkiye ve uluslararası politika ve diplomasi tarihi açısından ortaya koyduğu önemli sonuçları da şöylece özetlemek mümkün olur.</p>
<p><strong>-Askeri Sonuçlar</strong><br />
 <br />
1. Genellikle 18 Mart 1915’te geçen Boğaz Muharebesi’nde kazanılan zaferle, Birleşik Filo (İngiliz-Fransız donanmaları) nun Marmara’ya girerek, İmparatorluğun başkenti İstanbul’u bir ay içinde ele geçirme planları suya düşürülmüş, böylece hükümet çevrelerinde beliren ve halka yansıyan İstanbul’u kaybetme korkusu ortadan kalkmıştır.<br />
2. Boğaz’da elde edilen bu ilk zafer, çok geçmeden Gelibolu Yarımadası’na yöneltilen çıkarmalarla başlatılarak, dünyanın en güçlü zırhlılarınca sürdürülen cehennemi bombardımanlar altında Türk askeri, yılmadan aylarca süren mevzi muharebelerinde yüksek bir moral ve doruğa ulaşan bir mücadele azmi örneği vermiş ve sonunda düşmanlarını yarımadayı terk etmek zorunda bırakmıştır.<br />
3. Böylece karada kazanılmış bulunan bu ikinci ve nihai zaferle de, Türk ordusunun Balkan Savaşı’nda zedelenen ve hatta yok olmaya yüz tutan prestiji kurtarılmıştır.<br />
4. Deniz ve kara. harekatıyla bir bütün olarak gerçekleştirilip tüm anlamı ve çarpıcılığıyla Türk Harp Tarihi’nde yerini alan Çanakkale Muharebeleri, Mustafa Kemal (Atatürk) gibi bir dahiyi yaratmış, Birinci Dünya Harbi’nin bitiminden hemen sonra başlayacak Milli Mücadele’nin bu eşsiz liderini Türk ulusuna kazandırmıştır.<br />
5. Çanakkale Zaferi, Anlaşma Devletleri’nin Osmanlı Devleti’ni ilk ağızda savaş dışı bırakarak, Almanya’nın güneydoğudan kuşatılmasını amaçlayan stratejisini boşa çıkarmış, böylece savaşın en az iki yıl daha uzamasına neden olmuştur.<br />
6. Çanakkale Boğazı’nın kapatılıp Rusya’ya geçit verilmemesi, onu müttefliklerinin silah ve malzeme yardımından yoksun etmekle kalmamış, yarım milyonu aşkın İngiliz ve Fransız askerini üzerine çekmekle bu kuvveti, Alman cephesinden uzak tutmuş ve Almanya’nın Doğu Cephesi’ndeki Harekatnı kolaylaştırmıştır.<br />
7. Çanakkale Muharebelerinin diğer bir anlam ve önemi de, çöküntü donemini yaşamakta olan İmparatorluğun, dünya kamu oyunda yarattığı kötü imajın sonucu olarak, Türkün iyice tükendiği sanılan gücünün henüz tükenmemiş, koşullar nedenli ağır olursa olsun iyi sevk ve idare edilirse, tüm zorlukları yenebilecek güç ve inanca sahip olduğunu bu muharebelerde kanıtlamış olmasıdır.Bir başka deyişle düşman devletler, her nedense Osmanlı Devleti’ nın çöküşü olayıyla, onun asıl unsurunu oluşturan Türk ulusunun ceddinden miras olan savaş azim ve ruhuyla ,inanç gücünün birbirinden farklı şeyler olduğunu, bu muharebelerde çok daha iyi anlayabilmişlerdir.<br />
8. Çanakkale Muharebeleri, Türk askerinin, dünyanın en güçlü zırhlıları ve en modern harp silah, araç gereç ve bol cephanesiyle donatılmış deniz ve kara ordularına karşı sergilediği başka ulusların askerleriyle kıyas götürmez direnç ,azim ve ruhu, Türk İstiklal Savaşımızın Kuvayı Milliye ruhuyla eş değer bir anlam taşıması açısından da ayrıca tarihsel bir değere sahiptir.<br />
9. Gerçekten Boğaz Muharebesi’nde Birleşik Filo’nun kendisi için tehlikeler yaratan yalnız Dardanos Bataryası’nın yok edilmesi için kullandığı 400’ü aşan topçu mermisine karşın, sadece iki subayımızın şehit oluşu dışında, bataryaya ağır bir hasar verdirilememiştir. Halbuki Boğaz’daki obüs bataryalarımızın tek bir yaylım ateşi sırasında, Irresistable gemisinde 138 personelin yaşamını yitirdiği, İngiliz tebliğlerinde açıkça belirtilmiştir.<br />
10. Çanakkale’de Türk askerleri, bol cephaneye dayanan, yoğun donanma ateşleri altında Türk’e özgü, sabır ve serin kanlılıkla görevinin başında kaya gibi dimdik ayakta kalmasını bilmiştir .Öte yandan bu dev armadalar, ateş etmesinden bile kuşkuya düşülen eski birtakım demode toplarla alay edercesine savaşıyor karadaki Türk topçusu, ona sadece 1900 mermi atabilirken, onlar tek bir bataryamıza (Dardanos”a) 4000 mermi kullanıyordu. Ne var ki, bu mermi yağmurundan karada hasar gören dört Türk topuna karşı, sadece batan düşman gemilerinin üstünde 44 topunun birden Boğaz sularına gömüldüğü görülüyordu.<br />
11. Aynı Birleşik Filo’n’un, 18 Mart Boğaz Muharebesi’nde, 18 savaş gemisinden 7’si savaş dışında kalırken, Çanakkale Müstahkem Mevkii, savaş gücünü olduğu gibi koruyabiliyordu. Keza Filonun mayın arama ve tarayıcıları, 11 mayın hattı üzerinde döşenmiş mayınlardan sadece üç adedini etkisiz hale getirebilmişti<br />
12. Türk tabyalarında hasar gören toplardan çoğu, onarılıp kısa sürede ateşe hazır duruma sokuluyor, 3. bölgedeki (Boğaz’ın Marmara ile birleştiği kesim) tabya da, sapasağlam duruyordu. İşte bu durum karşısında Boğaz’ı geçemeden geri çekilen Birleşik Filo, Çanakkale’nin aşılamayan çetin savunması karşısında pes edip, yalnız denizden yapılacak zorlamalarla başarıya ulaşılamayacağı gerçeğini kabul etmek zorunda kalmıştır.<br />
13. Dünyanın en büyük deniz gücüne sahip İngiltere’nin görkemli filosunun, Boğaz Muharebesi’nde düştüğü aczi, yarınların Çanakkale savunucuları hiç bir zaman hatırından çıkarmamalıdır. Çünkü, bu ve buna benzer saldırılar, geçmişte olduğu gibi gelecekte de yinelenebilir.Ne varki 18 Martı unutarak böyle bir saldırıyı ileride de göze alabilecek düşmanlar, karşılarında dünyanın yeniliklerine gözlerini kapamış bir Osmanlı Devleti yerine, bu kez XX. yüzyılın en son bilim ve teknolojisine dayanan en modern silahlarla donatılmış bulunan Cumhuriyet Silahlı Kuvvetleri’ni bulacaktır.<br />
14. Çanakkale Cephesi deniz ve kara harekatıyla birlikte mütalaa edildiğinde görülür ki, bu cephede geçen muharebeler, hasım kuvvet olarak katılmış olan Ingiltere ve Fransa’nm, bir yıl boyunca Gelibolu Yarımadası’nda yarım milyondan fazla büyük bir kuvveti tutmak zorunda kalmaları ve bunun % 50’sini kaybetmiş bulunmaları, haliyle diğer cephelere kuvvet ayırabilme açısından savaşın genel seyrini etkilemiştir.Keza Türklerin de bu cepheye ayırdığı 300.000’den fazla askerden verdiği zayiatın, 211.000’e ulaşmış olması diğer cephelerdekinden kıyaslanamayacak bir fazlalık göstermektedir.Bunun insan gücü açısından yarattığı boşluk, yalnız Birinci Dünya Harbi sırasında değil, onu izleyen Türk İstiklal Harbi boyunca da hissedilmiştir. </p>
<p><strong>-Siyasi Sonuçlar</strong><br />
 <br />
1. Çanakkale’de denizde ve karada kazanılmış olan her iki zafer, Osmanlı’nın Balkan felatiyle içte ve dışta sarsılmış bulunan devlet prestijini kurtarıp güçlendrmiş, hükümetin iktidarda kalış sürelerini uzatmıştı.Anlaşma Devletleri’nin savaşın başından beri bekledikleri hükümet krizi olmamış ve kabine değişikliğine de gidilmemiştir.<br />
2. Türk ulusunun tarihini süsleyen çok sayıdaki zaferlerine, Çanakkale’de, bütün dünyanın gözü önünde bir yenisini daha ekleyerek elde ettiği parlak zafer, onun eski güç ve dinamıiznıini koruduğunu, çöküntü dönemini yaşayan ve can çekişen bir imparatorluk içinde hala kahraman bir ulusun varlığını, yeniden ortaya koymuştur. Bir başka deyişle Çanakkale’de ölmesini bilenler, Türk milletinin tarihten silinmeden yaşayacağını kanıtlamıştır.<br />
3. Çanakkale Zaferi, Batılıların Doğulu müttefiki Rusya’ya ulaşmasına olanak tanımamış, mahsur kalan koskoca Çarlık Rusyası içerden çökerek, Bolşevikliğin pençesine düşmüştür.<br />
4. Çanakkale’de Türk savunması aşılabilse ve Boğaz açılabilmiş olsaydı, savaş kısa sürede biter, Rus ihtilali patlak vermez, verse bile, İngiltere ve Fransa’nın işe karışmasıyla bu ihtilal daha başlangıçta boğulabilirdi. Böylece müttefikleriyle birlikte zaferi paylaşmakta gecikmeyecek olan Ruslar, Çarlarının taksim planı gereği kendilerine daha işin başında söz verilen Boğazlar ve İstanbul’u işgal etmiş ve Deli Petro’dan beri izledikleri, “Açık denizlere ulaşma” politikalarını gerçekleştirmiş olurlardı.<br />
5. Anlaşma Devletleri’nin Çanakkale’deki başarısızlıkları henüz savaşa katılmamış olan Balkan Devletleri’nin tutumlarını da farklı yönlerde etkilemiştir.Bulgaristan, Merkez Devletl’eri’nin yanında yer alırken, Romanya, Yunanistan ve Italya’nın daha bir süre savaş dışında kalmalarını sağladığı gibi, Arap ayaklanmasını bir yıla yakın bir süre geciktirmiştir.<br />
6. Çanakkale Muharebeleri, Ingiltere’nin savaşın başından beri Japonya’dan yapmakta olduğu yardım talebini artırmasını istemesine rağmen, Japonya’nın bu istekleri çeşitli bahanelerle kabul etmemesine yol açmıştır.<br />
7. Birleşik Filo’nun ağır yenilgiye uğrayıp Boğaz’ı geçemeyişi, İngiltere ve Fransa’nın, siyasi ve askeri prestijini bir hayli sarsmış, özellikle Ingiltere’nin denizlerdeki tarıtışılmaz üsıtünlüğü imajını ortadan kaldırmıştı. Bu durum, adı geçen devletlerin sömürgelerinde bağımsızlık ve özgürlük akımlarının doğuşuna ve dolayısıyla dünya siyasi haritasını değiştiren bazı gelişmelere yol açmıştır.<br />
8. Keza Avusturalya ve Yeni Zelanda gibi Ingiliz dominyonu deniz aşırı ülke askerlerinin, sırf Ingiliz çıkarları uğruna Çanakkale’de Türklere karsı muharebeye zorlanıp, yabancı topraklarda hayatlarını yitirirken, kafalarında yer alan bir takım sorular (niçin ve kimin için döğüştükleri gibi), cepheden ailelerine gönderdikleri mektupların zamanla açıklanmasında anlaşılmaktaydı. Bu da, onlarda gitgide ulusal blincin kıvılcımlarını oluşturmakta gecikmedi.</p>
<p>Nitekim, 9 Eylül 1922’de Yunanlılar lzmir’de denize döküldükten sonra, muzaffer Türk ordularının Boğazlar bölgesine yönelip yaklaşmaları üzerine, Churchill’in dominyonlardan yeniden yardım istediği, Avusturalya başbakanının, “Tek bir askerin hayatına tehlikeye koymayacağını ve savaşa karar verilirse, dominyondan iş birliği istenmemesi gerektiğini” belirten anlamlı bir yanıtıyla karşılaşmıştı.<br />
9. Çanakkale Muharebelerinin diğer ilginç bir yanı da, iki hasım ordunun döğüşken askerleri arasında yakınlaşmanın getirdiği dostluğun, zamanla artmış olmasıdır. Gerçekten Anzak asker ve komutanları, Çanakkale’de yiğitçe döğüşen Türklerin hem asker, hem de insancıl yönlerini yakından izleyerek, onların kendilerine tanıtıldığı gibi barbar bir ulusun çocukları olmadığını görüp anlamak fırsatını bulmuşlardı.İşte bu durum, ülkeler arasındaki siyasi ilişkileri de olumlu yönde etkilemiş ve savaş sonrasında, Asvusturalya ve Yeni Zelanda ile anlamlı dostlukların oluşmasının başlıca nedeni olmuştur.<br />
10. Çanakkale Muharebelerinin bir başka ilginç tarafı da Orta Doğu’da bu günkü İsrail Devleti’nin kurulmasında etken bir rol almış olduğudur. Nitekim, Siyonist liderlerinden Vladimir Eugeueniç, Gelibolu’daki “Gönüllü Yahudi Birliğinin Hikayesi” adlı eserinde, konuyu açıkça şöyle dile getirmektedir “Gelibolu’ya yolladığımz 600 kadar gönüllü Yahudi askerlerinin savaşlar sırasında gösterdiği üstün çaba ve başarı, davamızın dünyaya tanıtılması ve dikkate alınması bakımından çok yararlı olmuştur.” Gerçekben Birinci Dünya Savaşı henüz sona ermemişken, 2 Kasım 1917’de benimsenen “Balfour Bildirisi”, bu günkü İsrail’in kurulmsında etken olması açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir.<br />
11. Çanakkale Zaferi’nin daha ilginç ve anlamlı bir sonucu da, doğunun büyük bir imparatorluğunu oluşturan koskoca Çarlık Rusyası’nın yıkılmasıyla kalmamış, ülkesinde güneş batmayan Batılı büyük devlet olan Büyük Britanya Imparatorluğu’nda da ilk yarayı açmaya yetmiş olmasıydı. Böylece emperyalizm tam çökmüş olmasa bile, bir hayli sarsılmıştır. </p>
<p><strong>-Sosyo Ekonomik Sonuçlar</strong><br />
 <br />
1. Çanakkale’de denizde ve karada kazanılmış olan her iki zafer, Osmanlı’nın Balkan felatiyle içte ve dışta sarsılmış bulunan devlet prestijini kurtarıp güçlendrmiş, hükümetin iktidarda kalış sürelerini uzatmıştı.Anlaşma Devletleri’nin savaşın başından beri bekledikleri hükümet krizi olmamış ve kabine değişikliğine de gidilmemiştir.<br />
2. Türk ulusunun tarihini süsleyen çok sayıdaki zaferlerine, Çanakkale’de, bütün dünyanın gözü önünde bir yenisini daha ekleyerek elde ettiği parlak zafer, onun eski güç ve dinamıiznıini koruduğunu, çöküntü dönemini yaşayan ve can çekişen bir imparatorluk içinde hala kahraman bir ulusun varlığını, yeniden ortaya koymuştur. Bir başka deyişle Çanakkale’de ölmesini bilenler, Türk milletinin tarihten silinmeden yaşayacağını kanıtlamıştır.<br />
3. Çanakkale Zaferi, Batılıların Doğulu müttefiki Rusya’ya ulaşmasına olanak tanımamış, mahsur kalan koskoca Çarlık Rusyası içerden çökerek, Bolşevikliğin pençesine düşmüştür.<br />
4. Çanakkale’de Türk savunması aşılabilse ve Boğaz açılabilmiş olsaydı, savaş kısa sürede biter, Rus ihtilali patlak vermez, verse bile, İngiltere ve Fransa’nın işe karışmasıyla bu ihtilal daha başlangıçta boğulabilirdi. Böylece müttefikleriyle birlikte zaferi paylaşmakta gecikmeyecek olan Ruslar, Çarlarının taksim planı gereği kendilerine daha işin başında söz verilen Boğazlar ve İstanbul’u işgal etmiş ve Deli Petro’dan beri izledikleri, “Açık denizlere ulaşma” politikalarını gerçekleştirmiş olurlardı.<br />
5. Anlaşma Devletleri’nin Çanakkale’deki başarısızlıkları henüz savaşa katılmamış olan Balkan Devletleri’nin tutumlarını da farklı yönlerde etkilemiştir.Bulgaristan, Merkez Devletl’eri’nin yanında yer alırken, Romanya, Yunanistan ve Italya’nın daha bir süre savaş dışında kalmalarını sağladığı gibi, Arap ayaklanmasını bir yıla yakın bir süre geciktirmiştir.<br />
6. Çanakkale Muharebeleri, Ingiltere’nin savaşın başından beri Japonya’dan yapmakta olduğu yardım talebini artırmasını istemesine rağmen, Japonya’nın bu istekleri çeşitli bahanelerle kabul etmemesine yol açmıştır.<br />
7. Birleşik Filo’nun ağır yenilgiye uğrayıp Boğaz’ı geçemeyişi, İngiltere ve Fransa’nın, siyasi ve askeri prestijini bir hayli sarsmış, özellikle Ingiltere’nin denizlerdeki tarıtışılmaz üsıtünlüğü imajını ortadan kaldırmıştı. Bu durum, adı geçen devletlerin sömürgelerinde bağımsızlık ve özgürlük akımlarının doğuşuna ve dolayısıyla dünya siyasi haritasını değiştiren bazı gelişmelere yol açmıştır.<br />
8. Keza Avusturalya ve Yeni Zelanda gibi Ingiliz dominyonu deniz aşırı ülke askerlerinin, sırf Ingiliz çıkarları uğruna Çanakkale’de Türklere karsı muharebeye zorlanıp, yabancı topraklarda hayatlarını yitirirken, kafalarında yer alan bir takım sorular (niçin ve kimin için döğüştükleri gibi), cepheden ailelerine gönderdikleri mektupların zamanla açıklanmasında anlaşılmaktaydı. Bu da, onlarda gitgide ulusal blincin kıvılcımlarını oluşturmakta gecikmedi.</p>
<p>Nitekim, 9 Eylül 1922’de Yunanlılar lzmir’de denize döküldükten sonra, muzaffer Türk ordularının Boğazlar bölgesine yönelip yaklaşmaları üzerine, Churchill’in dominyonlardan yeniden yardım istediği, Avusturalya başbakanının, “Tek bir askerin hayatına tehlikeye koymayacağını ve savaşa karar verilirse, dominyondan iş birliği istenmemesi gerektiğini” belirten anlamlı bir yanıtıyla karşılaşmıştı.<br />
9. Çanakkale Muharebelerinin diğer ilginç bir yanı da, iki hasım ordunun döğüşken askerleri arasında yakınlaşmanın getirdiği dostluğun, zamanla artmış olmasıdır. Gerçekten Anzak asker ve komutanları, Çanakkale’de yiğitçe döğüşen Türklerin hem asker, hem de insancıl yönlerini yakından izleyerek, onların kendilerine tanıtıldığı gibi barbar bir ulusun çocukları olmadığını görüp anlamak fırsatını bulmuşlardı.İşte bu durum, ülkeler arasındaki siyasi ilişkileri de olumlu yönde etkilemiş ve savaş sonrasında, Asvusturalya ve Yeni Zelanda ile anlamlı dostlukların oluşmasının başlıca nedeni olmuştur.<br />
10. Çanakkale Muharebelerinin bir başka ilginç tarafı da Orta Doğu’da bu günkü İsrail Devleti’nin kurulmasında etken bir rol almış olduğudur. Nitekim, Siyonist liderlerinden Vladimir Eugeueniç, Gelibolu’daki “Gönüllü Yahudi Birliğinin Hikayesi” adlı eserinde, konuyu açıkça şöyle dile getirmektedir “Gelibolu’ya yolladığımz 600 kadar gönüllü Yahudi askerlerinin savaşlar sırasında gösterdiği üstün çaba ve başarı, davamızın dünyaya tanıtılması ve dikkate alınması bakımından çok yararlı olmuştur.” Gerçekben Birinci Dünya Savaşı henüz sona ermemişken, 2 Kasım 1917’de benimsenen “Balfour Bildirisi”, bu günkü İsrail’in kurulmsında etken olması açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir.<br />
11. Çanakkale Zaferi’nin daha ilginç ve anlamlı bir sonucu da, doğunun büyük bir imparatorluğunu oluşturan koskoca Çarlık Rusyası’nın yıkılmasıyla kalmamış, ülkesinde güneş batmayan Batılı büyük devlet olan Büyük Britanya Imparatorluğu’nda da ilk yarayı açmaya yetmiş olmasıydı. Böylece emperyalizm tam çökmüş olmasa bile, bir hayli sarsılmıştır. </p>
<p><strong>Tablolar</strong></p>
<p><strong>Birinci Dünya Savaşı’na katılan ülkelerin genel askeri güçleri ve zayiatlarını gösteren tablolar şöyledir</strong>:</p>
<p><strong>Orduların Büyüklükleri</strong></p>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>Savaş Maliyetleri</strong></p>
<p><strong></strong> </p>
<div>
<table class="MsoNormalTable" style="width: 258.45pt; mso-cellspacing: 0cm; mso-border-alt: outset black .75pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm; border: black 1pt outset;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="345">
<tbody>
<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes;">
<td style="background: #ffb164; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Müttefikler</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Miktar $(1914-18)</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 1;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">ABD</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">22,625,253,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 2;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">İngiltere</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">35,334,012,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 3;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Fransa</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">24,265,583,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 4;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Rusya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">22,293,950,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 5;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Italya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">12,413,998,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 6;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Belçika</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1,154,468,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 7;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Romanya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1,600,000,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 8;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Japonya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">40,000,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 9;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Sırbistan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">399,400,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 10;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Yunanistan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">270,000,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 11;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Kanada</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1,665,576,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 12;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Avustralya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1,423,208,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 13;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Yeni Zellanda</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">378,750,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 14;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Hindistan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">601,279,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 15;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Güney Afrika</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">300,000,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 16;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">İngiliz Sömürgeleri</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">125,000,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 17;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Diğerleri</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">500,000,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 18; mso-yfti-lastrow: yes;">
<td style="background: white; width: 50.36%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="50%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">TOPLAM</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 49.58%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">125,690,477,000</span></strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<p><strong></p>
<table class="MsoNormalTable" style="margin: auto 4.8pt; width: 258.45pt; mso-cellspacing: 0cm; mso-border-alt: outset black .75pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm; mso-table-overlap: never; mso-table-lspace: 7.05pt; mso-table-rspace: 7.05pt; mso-table-anchor-vertical: paragraph; mso-table-anchor-horizontal: margin; mso-table-left: center; mso-table-top: 4.85pt; border: black 1pt outset;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="345" align="left">
<tbody>
<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes;">
<td style="background: #ffb164; width: 42.3%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="42%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Merkezi Kuvvetler</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 57.7%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Miktar $(1914-18)</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 1;">
<td style="background: white; width: 42.3%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="42%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Almanya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 57.7%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">37,775,000,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 2;">
<td style="background: white; width: 42.3%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="42%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Avusturya-Macaristan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 57.7%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">20,622,960,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 3;">
<td style="background: white; width: 42.3%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="42%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Turkiye</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 57.7%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1,430,000,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 4;">
<td style="background: white; width: 42.3%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="42%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Bulgaristan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 57.7%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">815,200,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 5; mso-yfti-lastrow: yes;">
<td style="background: white; width: 42.3%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="42%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">TOPLAM</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 57.7%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57%">
<p style="text-align: justify; mso-element: frame; mso-element-frame-hspace: 7.05pt; mso-element-wrap: around; mso-element-anchor-vertical: paragraph; mso-element-anchor-horizontal: margin; mso-element-left: center; mso-element-top: 4.85pt; mso-height-rule: exactly;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">60,643,160,000</span></strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Gemi Kayıpları</strong></p>
<p><strong></strong> </p>
<div>
<table class="MsoNormalTable" style="width: 231.8pt; mso-cellspacing: 0cm; mso-border-alt: outset black .75pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm; border: black 1pt outset;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="309">
<tbody>
<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes;">
<td style="background: #ffb164; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Ülke</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Tonaj</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 1;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">United Kingdom</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">9,055,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 2;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Norway</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1,172,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 3;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Italy</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">862,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 4;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Fransa</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">531,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 5;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">United States</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">531,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 6;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Greece</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">415,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 7;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Japan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">270.000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 8;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Sweden</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">264,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 9;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Denmark</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">245,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 10;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Spain</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">238,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 11;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Hollve</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">229,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 12;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Belgium</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">105,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 13;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">Brazil</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">31,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 14; mso-yfti-lastrow: yes;">
<td style="background: white; width: 53.4%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="53%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">TOPLAM</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.6%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="46%">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">13.948.000</span></strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong></strong></p>
<p><strong>Savaş Gemisi Kayıpları</strong></p>
<div>
<table class="MsoNormalTable" style="width: 350.85pt; mso-cellspacing: 0cm; mso-border-alt: outset black .75pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm; border: black 1pt outset;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="468">
<tbody>
<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes;">
<td style="background: #ffb164; width: 56.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="76">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">ÜLKE</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 38.05pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">ZIRHLI</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 46.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="62">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Kruvazör </span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 38pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Ganbot</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 56.6pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="75">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Torpidobot</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 45.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="61">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Denizaltı</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 50.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="68" valign="top">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Destroyer</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 17.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="24">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Toplam</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 1;">
<td style="background: #ffca95; width: 350.85pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" colspan="8" width="468">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">Müttefikler 302</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 2;">
<td style="background: white; width: 56.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="76">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Rusya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38.05pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">4</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="62">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">2</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 56.6pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="75">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">0</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 45.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="61">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">14</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 50.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="68" valign="top">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">22</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 17.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="24">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">43</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 3;">
<td style="background: white; width: 56.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="76">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Fransa</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38.05pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">4</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="62">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">5</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">2</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 56.6pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="75">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">8</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 45.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="61">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">12</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 50.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="68" valign="top">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">11</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 17.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="24">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">41</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 4;">
<td style="background: white; width: 56.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="76">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">İngiltere</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38.05pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">13</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="62">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">25</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">7</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 56.6pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="75">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">11</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 45.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="61">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">54</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 50.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="68" valign="top">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">64</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 17.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="24">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">174</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 5;">
<td style="background: white; width: 56.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="76">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Italya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38.05pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">3</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="62">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">3</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 56.6pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="75">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">6</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 45.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="61">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">8</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 50.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="68" valign="top">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">8</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 17.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="24">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">29</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 6;">
<td style="background: white; width: 56.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="76">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">ABD</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38.05pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">0</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="62">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">3</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 56.6pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="75">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">0</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 45.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="61">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 50.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="68" valign="top">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">2</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 17.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="24">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">7</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 7;">
<td style="background: white; width: 56.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="76">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Japonya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38.05pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="62">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">4</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">0</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 56.6pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="75">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 45.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="61">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">0</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 50.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="68" valign="top">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">2</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 17.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="24">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">8</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 8;">
<td style="background: #ffca95; width: 350.85pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" colspan="8" width="468">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">Merkezi Kuvvetler 374</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 9;">
<td style="background: white; width: 56.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="76">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Almanya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38.05pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="62">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">7</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">8</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 56.6pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="75">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">55</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 45.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="61">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">200</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 50.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="68" valign="top">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">68</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 17.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="24">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">339</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 10;">
<td style="background: white; width: 56.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="76">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Avusturya-</span></strong><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;"><br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Macaristan</span></strong></span></strong></td>
<td style="background: white; width: 38.05pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">3</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="62">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">2</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">0</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 56.6pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="75">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">4</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 45.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="61">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">7</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 50.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="68" valign="top">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">4</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 17.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="24">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">20</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 11; mso-yfti-lastrow: yes;">
<td style="background: white; width: 56.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="76">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Osmanlı Devleti</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38.05pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">1</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 46.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="62">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">2</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 38pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="51">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">4</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 56.6pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="75">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">5</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 45.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="61">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">0</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 50.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="68" valign="top">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">3</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 17.9pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="24">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Tahoma;">15</span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong></strong> </p>
<p><strong>ZAYİATLAR</strong></p>
<div>
<table class="MsoNormalTable" style="width: 348pt; mso-cellspacing: 0cm; mso-border-alt: outset black .75pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm; border: black 1pt outset;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="464">
<tbody>
<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes;">
<td style="background: #ffb164; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Ülkeler</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Toplam Asker Sayısı</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Ölü</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Yaralı</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Esir ve Kayıp</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Toplam Zayiat</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Zayiat Yüzdesi</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 1;">
<td style="background: #ffca95; width: 381.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" colspan="7" width="509">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">Müttefikler</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 2;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Rusya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">12,000,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">1,700,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">4,950,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">2,500,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">9,150,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">76.3</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 3;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Fransa</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">8,410,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">1,357,800</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">4,266,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">537,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">6,160,800</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">76.3</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 4;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">İngiltere</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">8,904,467</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">908,371</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">2,090,212</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">191,652</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">3,190,235</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">35.8</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 5;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">İtalya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">5,615,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">650,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">947,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">600,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">2,197,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">39.1</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 6;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">ABD</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">4,355,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">126,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">234,300</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">4,500</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">364,800</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">8.2</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 7;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Japonya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">800,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">300</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">907</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">3</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">1,210</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">0.2</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 8;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Romanya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">750,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">335,706</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">120,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">80,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">535,706</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">71.4</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 9;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Sırbistan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">707,343</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">45,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">133,148</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">152,958</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">331,106</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">46.8</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 10;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Belçika</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">267,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">13,716</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">44,686</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">34,659</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">93,061</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">34.9</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 11;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Yunanistan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">230,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">5,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">21,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">1,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">17,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">11.7</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 12;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Portekiz</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">100,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">7,222</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">13,751</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">12,318</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">33,291</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">33.3</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 13;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Karadağ</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">50,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">3,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">10,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">7,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">20,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">40.0</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 14;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">Toplam</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">42,188,810</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">5,152,115</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">12,831,004</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">4,121,090</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">22,104,209</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">52.3</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 15;">
<td style="background: #ffca95; width: 381.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" colspan="7" width="509">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">Merkezi Kuvvetler</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 16;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Almanya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">11,000,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">1,773,7000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">4,216,058</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">1,152,800</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">7,142,558</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">64.9</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 17;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Avusutrya-<br />
Macaristan</span></strong></td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">7,800,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">1,200,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">3,620,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">2,200,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">7,020,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">90.0</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 18;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Türkiye</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">2,850,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">325,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">400,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">250,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">975,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">34.2</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 19;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">Bulgaristan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">1,200,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">87,500</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">152,390</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">27,029</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">266,919</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Tahoma;">22.2</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 20;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">Toplam</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">22,850,000</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">3,386,200</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">8,388,448</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">3,629,829</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">15,404,477</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: maroon; font-family: Tahoma;">67.4</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 21; mso-yfti-lastrow: yes;">
<td style="background: white; width: 101.25pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="135">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">Genel Toplam</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">65,038,810</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">8,538,315</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">21,219,452</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 42.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="57">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">7,750,919</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 48pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="64">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">37,508,686</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 36.75pt; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="49">
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 10pt; color: red; font-family: Tahoma;">57.6</span></strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p> </p>
<div>
<table class="MsoNormalTable" style="background: black; width: 348pt; mso-cellspacing: 0cm; mso-border-alt: outset black .75pt; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm; border: black 1pt outset;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0" width="464">
<tbody>
<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes">
<td style="background: #ffb164; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p class="MsoNormal" style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Ülkeler</span></strong></p>
</td>
<td style="background: #ffb164; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Silah altındaki ve Yedek Kuvvetler<br />
Ağustos 1914</span></strong></td>
<td style="background: #ffb164; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Silah altına alınan Toplam 1914-18</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 1">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Rusya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">5,971,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">12,000,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 2">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Fransa</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">4,017,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">8,410,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 3">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">İngiltere</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">975,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">8,905,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 4">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Italya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">1,251,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">5,615,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 5">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">ABD</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">200,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">4,355,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 6">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Japonya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">800,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">800,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 7">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Romanya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">290,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">750,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 8">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Sırbistan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">200,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">707,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 9">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Belçika</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">117,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">267,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 10">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Yunanistan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">230,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">230,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 11">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Portekiz</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">40,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">100,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 12">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Karadağ</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">50,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">50,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 13">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Toplam</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">14.141.000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">42.189.000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 14">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Almanya</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">4,500,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">11,000,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 15">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Avusturya-Macaristan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">3,000,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">7,800,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 16">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Türkiye</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">210,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">2,850,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 17">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">Bulgarisitan</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">280,000</span></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><span style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Tahoma">1,200,000</span></p>
</td>
</tr>
<tr style="mso-yfti-irow: 18; mso-yfti-lastrow: yes">
<td style="background: white; width: 23%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="23%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: red; FONT-FAMILY: Tahoma">TOPLAM</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 43%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="43%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: red; FONT-FAMILY: Tahoma">7.990.000</span></strong></p>
</td>
<td style="background: white; width: 34%; mso-border-alt: inset black .75pt; border: black 1pt inset; padding: 0cm;" width="34%">
<p style="TEXT-ALIGN: justify"><strong><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: red; FONT-FAMILY: Tahoma">22.850.000</span></strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/canakkale-savasi-ve-sonuclari-1915.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Savaşı</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/canakkale-savasi.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/canakkale-savasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 10:21:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih Dersi]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1956</guid>
		<description><![CDATA[ÇANAKKALE SAVAŞI          İngilizler, Rusya’ya gerekli yardımda bulunmak üzere, Çanakkale boğazından geçmeye karar verdiler. Düşman donanması, 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’na geldi. Fakat, Türk topçusunun devamlı ateşi karşısında ağır kayıplar vererek, geri çekilmek zorunda kaldı.           Düşman kuvvetleri bunun üzerine, Gelibolu yarım adasına çıktılar. Buralara büyük asker sığınakları yaptılar. Bir süre sonra da, yarımadanın Anafartalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇANAKKALE SAVAŞI</strong></p>
<p>         İngilizler, Rusya’ya gerekli yardımda bulunmak üzere, Çanakkale boğazından geçmeye karar verdiler. Düşman donanması, 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’na geldi. Fakat, Türk topçusunun devamlı ateşi karşısında ağır kayıplar vererek, geri çekilmek zorunda kaldı.</p>
<p>          Düşman kuvvetleri bunun üzerine, Gelibolu yarım adasına çıktılar. Buralara büyük asker sığınakları yaptılar. Bir süre sonra da, yarımadanın Anafartalar kesimine doğru saldırıya geçtiler. İngiltere, Fransa askerlerinin dışında; Kanada, Avusturalya, Yeni Zelanda ve Hindistan sömürgelerinden de askerler katılmıştı.<span id="more-1956"></span><br />
           Çanakkale’de kale savaşları Conkhavırı, Anafartalar, Kocatepe, Kumkale, Kirte, Arıburnu, Kerevizdere, Zıngındere ve Seddülbahir’de oldu. 7 Ocak 1916’da düşman geri çevrildi.  Mustafa Kemal; bir şarapnel parçası ile göğsünden yaralandı. Çanakkale Savaşı’nda 250 bin Türk ve 250 binden fazla düşman askeri ölmüştür.<br />
         Yarımadanın Anafartalar kesiminde o zaman yarbay rütbesinde olan ve bir tümene komutanlık eden Mustafa Kemal bulunuyordu. Mustafa Kemal tümeniyle düşman saldırısına kahramanca göğüs gerdi. İngiliz kuvvetleri geri çekildiler. Bu büyük zaferden sonra yeniden bir toplu saldırıya geçmediler. Bir süre sonra da, Türklerin  karşı saldırısı ile geri çekilerek Çanakkale Boğazı’nı bırakıp gitmek zorunda kaldılar.<br />
           Birinci Dünya Savaşı’nda Türkiye ile İtilaf Devletleri arasında Çanakkale Boğazı ve dolaylarında yapılan kara deniz savaşları  3 Kasım 1914- 9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılmıştır. İtilaf Devletleri’nin bu cepheyi açmalarının amacı, Boğazları ve İstanbul’u ele geçirerek Osmanlı Devleti’nin açtığı öteki cepheleri de tavsiye etmek ve Rusya ile bağlantı sağlayarak araç ,gereç yardımında bulunabilmekti. Osmanlı Devleti’nin savaş dışı kalmasından sonra daha savaşa katılmamış olan Balkan Devletleri’nin İtilaf Devletleri safında savaşa girmeleri de amaçlanmıştı. Öte yandan Ruslar’ın Almanlar karşısında geçici olarak başarı gösterip Karpatlar’ı aşarak Macaristan ovalarına inmeleri İngiltere’yi kuşkulandırmıştı. Ruslar Budapeşte üzerine saldırabilir ve merkezi devletlerle Türkiye’nin bağlantısını keserek  İstanbul’un geleceğini belirlemek konusunda kendilerine avantaj sağlayabilirlerdi. Çanakkale Boğazı’nı geçebilecekleri uman İtilaf donanması bir aylık deniz saldırısından sonra Von Sanders yönetimindeki 5. Ordu’nun Boğaza mayın döküp çevredeki tepelere güçlü bataryalar yerleştirmiş olmasından dolayı umdukları başarıya ulaşamayınca karadan saldırıya karar verdiler: İngilizler, Fransızlar ve Avusturalya, Yeni Zelanda Birlikleri oluşan bir kuvvet Arıburnu ve Seddülbahir’de karaya çıkarıldı.<br />
              Binbaşı Mahmut Bey yönetimindeki birlikler tarafından ilerlemeleri durdurulan 26 Nisan’daki ve sonraki çarpışmalarda da başarı elde edemeyen itilaf kuvvetleri Alçıtepe’yi ele geçirmek için ikinci bir saldırı başlattılarsa da 6-8 Mayıs tarihlerinde yapılan çarpışmalarda 5. Ordu tarafından püskürtüler ve Goliath zırhlısı Türk birliklerinin açtığı ateşle batırıldı. İngiliz Harp Komitesi’nin savaşa devam kararı almasından sonra İtilaf kuvvetleri 4 Haziran’da bazı siperleri ele geçirmeye başladılar ve Anafartalar ve Kocaçimen’i ele geçirmek amacıyla yeni çıkarmalar yaptılar. Ama Anafartalar grup komutanlığına atanan Mustafa Kemal yönetimindeki Türk kuvvetleri tarafından önce bir karşı saldırıyla ovaya sürüldüler, sonra göğüs göğse bir çarpışmayla Conk Bayırı’ndan da püskürtüler ve Ağustos ayındaki yeni çarpışmalardan sonra ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldılar.</p>
<p>            3 Kasım 1914’de 28 gemilik İngiliz-Fransız filosu boğazın dış tabyalarını 17 dakika süren top ateşine tuttu. Bu bombardıman sonucu özellikle Seddülbahir tabyası büyük hasar gördü. İtilaf donanması Çanakkale boğazındaki Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale ve Orhaniye tabyalarını 12 zırhlıdan oluşan bir filo ile ilk kez 19 ve 25 Şubat günleri yeniden yoğun bir top ateşine tuttu. Boğazdaki bu 4 dış tabyanın büyük ölçüde hasar görmesine neden olan bu saldırının ardından karaya asker çıkaran İngilizler ve Fransızlar tabyaların sağlam kalan kısımlarını da tahrip ettikten sonra, askerlerini gemilerine geri çektiler. Daha sonraki günlerde İtilaf donanması Türk tabyalarını yine yoğun top ateşi altına aldı. İtilaf donanması boğazı denizden zorlayarak geçmek için 18 Mart günü bir genel saldırı planlamıştı. Bu tarihten önce mayın tarama gemileri yoğun bir faaliyet göstererek boğazdaki mayınların bir bölümünü topladı.<br />
               18 Mart 1915 günü saat 11.00’de 18 büyük zırhlı bir çok muhrip ve deniz altından oluşan İtilaf donanması 3 filo halinde boğaza girdi. İngiliz filosuna Amiral Robeck Fransız filosuna Amiral Guepratte komuta ediyordu. Düşman filosu, 506 top kullanarak 150 topun savunduğu Türk tabyalarını 6 saat 45 dakika aralıksız top ateşi altında tuttu. Ancak bu arada İngilizlerin İrresistible ve Ocean zırhlılarıyla Fransızların Bouvet zırhlısı top mermisi ve mayın isabetiyle battı. Ayrıca İngilizlerin İnflexible ve Fransızların Gaulois ve Suffren zırhlıları ağır yara alarak saf dışı kalırken üç gemide aldıkları yara sonucu karaya oturdu. Büyük kayıplara uğrayan İtilaf donanması bu durum karşısında Marmara Denizi’ne girmeyip geri çekilmek zorunda kaldı.<br />
                  İtilaf donanmasının başarısız 18 Mart saldırısı, Çanakkale boğazının karadan yardım ve destek görmede geçilemeyeceğini gösterdi. Karadan yapılacak saldırı için İngiliz, Fransız ve Anzak birliklerinden oluşan 75000 kişilik bir kuvvet hazırlandı ve komutanlığına İngiliz Generali sir İan Hamilton’s getirildi. Çanakkale boğazını Otto Liman von Sanders paşanın komutasındaki 5. Türk ordusu savunuyordu. İlk çıkarmalar 25 Nisan 1915 sabahı Gelibolu yarımadasında Arıburnu ve Seddülbahir’e Anadolu yakasında Kumkale’ye yapıldı. Seddülbahir ile Tekeburnu arasında kıyıya çıkan İngiliz ve Fransız kuvvetleri fazla ilerleyemeden durduruldu. Arıburnuna çıkan Anzak birliklerinin ileri hareketi yarımadanın kilidi durumundaki Kocaçimentepe ve Conkbayırı için tehlike yarattı. XXVII. Alay’ın yetişmesi Anzak ilerlemesini geciktirdiyse de tehlike geçmiş değildi. Durumun önemini kavrayan ordu ittiyatındaki XIX. Tümen’in komutanı Mustafa Kemal kendiliğinden harekete geçerek Kocaçimen tepesi yönünde ilerleyen Anzaklara hücum etti ve onları kıyıya en yakın sırtlara kadar geri attı. Kumkale’ye çıkan Fransız birlikleri Kumkale’yi ele geçirdilerse de 25- 26 Nisan gecesi burayı boşalttılar ve karşı sahildeki kuvvetlere katıldılar. 26-27 Nisan günleri süren şiddetli çarpışmalar sonunda İtilaf kuvvetleri tuttukları dar kıyı şeridine hapsedildi. Seddülbahir cephesinde 28 Nisan sabahı saldırıya geçen Fransız ve İngiliz birlikleri Türk karşı saldırısıyla geri atıldı.<br />
                      Arıburnu cephesinde Türk kuvvetlerinin 1 Mayıs günü 19 Mayıs gecesi düşmanı denize dökmek amacıyla giriştikleri karşı saldırılar da gelişemedi. Bundan sonra bu cephede siper savaşları başladı. Hamilton, Türk kuvvetlerini Kuzeyden kuşatmaya karar verdi. Boğaza egemen Kocaçimen ve Conk tepeleri bir gece baskını ile ele geçirilecek Tuzla Güneyde karaya çıkarılan kuvvetler Anafartalar üzerinden ilerleyerek Türk birliklerini Kuzeyden kuşatacaktı. Takviye edilen İtilaf kuvvetleri 6 Ağustos’ ta Arıburnu’ndan Kocaçimen tepesi yönünde saldırıya geçti. Seddülbahir cephesinde de Türk birliklerini yerlerinde tutmak için oyalama saldırılarına başladı. Öte yandan 6-7 Ağustos gecesi Suvla limanına yeni kuvvetler çıkarıldı.8Ağustos’ta İngilizler Conk tepesine girdiler. Bu Liman Paşa kıyı gözetlemesi dışında bütün kuvvetlerini savaş alanına yöneltti.8Ağustos gecesi Anafartalar grup komutanlığına atanan Mustafa Kemal 9Ağustos’ta Küçük ve Büyük Anafartalar yönünde ilerleyen İtilaf kuvvetlerini güçlü bir karşı saldırıyla ovaya sürdükten sonra 10 Ağustos sabahı yakından yönettiği bir süngü hücumuyla Conkbayırı’ndaki İngiliz kuvvetlerini de geri attı. İtilaf kuvvetlerinin Anafartalar cephesinde 13-15 ve 21 Ağustos’ ta yaptıkları saldırılar başarılı olamadı.<br />
            .  Ağustos ayının son günlerinden başlayarak iki taraf arasındaki çarpışmalar siper savaşlarına dönüştü. Bazı yerlerde siperler birbirlerine 15-20 metre yakınlıktaydı. İki tarafta tüneller açarak karşı siperleri tahrip etmeye çaba gösteriyor, gizli yerlerden aynalı silahlarla keskin nişancılar atışlar yapıyor, siperlerdeki kişiler birbirlerine el bombaları savuruyorlardı. Cephanesi bol olan düşman, karadan ve denizden Türk siperlerini sık sık yoğun top ateşine tutuyor, cephanesi az olan Türk topçuları düşmana çok az ve kusa süreli atışlarla karşılık veriyordu. Kara savaşları bu yolda sürüp giderken İngiliz deniz altıları Çanakkale boğazından Marmara’ya giderek Türk cephesine denizden ikmal yollarını kesmek için geniş çapta faaliyet gösterdi. Bir İngiliz deniz altısı Galata rıhtımına kadar yanaşarak bir Türk vapurunu ele geçirdi. İngiliz kaynaklarına göre Marmara’ya girmeyi başaran 13 deniz altından 7 tanesini Türkler batırdı, bir tanesini ele geçirdi. Çanakkale savaşı süresince İngiliz deniz altıları Mesudiye ve Barbaros adlı Türk zıhlılarıyla beş top çeker gemisini, bir taşıt gemisini, 44 motoru ve 149 mavnayı batırdı. Buna karşılık yüzbaşı Ahmet Bey komutasındaki Muaveneti milliye muhribi İngilizlerin ünlü Goliath zırhlısını batırırken Akdeniz’den Ege’ye geçen iki Alman deniz altısı da İngilizlerin Triumph ve Majestic adlı savaş gemilerini ele geçirerek batırdı.<br />
                  Gelibolu yarımadasındaki çarpışmalar 1915 yılının Ekim ayına doğru hemen hemen durmuş gibiydi. İtilaf kuvvetleri 6 Aralık’ ta Anafartalar Arıburnu ve Seddülbahir cephelerinin boşaltılarak Çanakkale savaşlarına son verilmesini kararlaştırdılar. Düşman, Anafartalar ve Arıburnu  cephesinden 19-20 Aralık 1916 gecesi, Seddülbahir cephesinden ise 8-9 Ocak 1916 gecesi bütün birliklerini çekti. Türk ordusu Çanakkale’de 6 ay süre ile yarım milyona varan bir kuvvete karşı koyarak müttefiklerine büyük çapta yardımda bulunduğu gibi 1. Dünya Savaşı’nın kaderi ve Rus Çarlığı’nın çökmesinde önemli rol oynadı.<br />
                     <strong>Sonuç olarak</strong>; Çanakkale savaşlarının sürdüğü dönemde İtilaf devletlerinin Rusya’nın baskısı ile yaptıkları antlaşmayla Boğazlar ve İstanbul’u bu ülkeye vaat etmeleri İtalya’yı yeniden İtilaf devletlerinin yanına çekti. Osmanlı devleti topraklarının paylaşılması sırasında İtalya’ya da bazı topraklar vaat edilerek bu ülkenin Avusturya’ya savaş açması sağlandı. İtilaf devletlerinin Çanakkale’deki başarısızlığı Bulgaristan’ı müttefikler safında yer almaya itti. Böylece Almanya ile Osmanlı devleti arsında bir köprü kurulmuş oldu. Bu durum savaşın 3 yıl daha uzamasına, Rusya’nın İtilaf devletleri ile ilişki kuramamasına ve Rusya’da ki parasal bunalımla iç huzursuzluğun artarak en sonunda 1917 Bolşevik ihtilalinin patlamasına yol açtı. Rusya’nın baskı ve yönlendirmesiyle Romanya İtilaf devletleri saflarında savaşa katıldığı gibi yine birtakım toprak vaatleri ile Yunanistan da İtilaf devletleri yanında işe katıldı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/canakkale-savasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Savaşları</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/canakkale-savaslari.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/canakkale-savaslari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 10:18:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih Dersi]]></category>
		<category><![CDATA[çanakkale savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1954</guid>
		<description><![CDATA[ÇANAKKALE SAVAŞLARI 1915  İngiliz diplomasisindeki hatalar 2 Ağustos 1914’te Boğazların kontrolünü Almanlara sağlayan Türk-Alman anlaşmasının imzalanması ile sonuçlanmıştı. Boğazlar Marmara Denzi aracılığıyla Ege Denizi’nden Karadeniz’e ulaşan dar ve uzun su yollarıydı. Türkler Çanakkale Boğazına 3 Ağustos’tan itibaren mayın döşemeye başladılar, henüz işin başındayken İngilizler tarafından kovalanan ve 13 Ağustos’ta İstanbul’a ulaşan Goeben ve Breslau adlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇANAKKALE SAVAŞLARI 1915</strong></p>
<p> İngiliz diplomasisindeki hatalar 2 Ağustos 1914’te Boğazların kontrolünü Almanlara sağlayan Türk-Alman anlaşmasının imzalanması ile sonuçlanmıştı. Boğazlar Marmara Denzi aracılığıyla Ege Denizi’nden Karadeniz’e ulaşan dar ve uzun su yollarıydı. Türkler Çanakkale Boğazına 3 Ağustos’tan itibaren mayın döşemeye başladılar, henüz işin başındayken İngilizler tarafından kovalanan ve 13 Ağustos’ta İstanbul’a ulaşan Goeben ve Breslau adlı Alman Savaş Gemilerinin komutanı Tümamiral Wilhelm Souchon 15 Ağustos 1914’te Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı. 27 Eylül’de Çanakkale savunmasından sorumlu Türk Komutan mayın tarlalarının tamamlanması amacıyla Boğazı kapattı. <span id="more-1954"></span><br />
 Türkler boğazın iki yanında dış, orta ve iç kısımlardaki kalelerden oluşan kendi savunmalarını tanımlamak amacıyla “kale” kelimesini kullanıyorlardı. Gerçek ise biraz farklıydı, Tümamiral Souchon eksik eğitimli Türk topçularını çeşitli çap ve tipte, menzil tayini, ateş gözetleme ve kontrolu kötü modası geçmiş ekipmanların başında buldu. İsteği üzerine emrine, Koramiral Guido von Usedom komutasındaki dörtyüz Alman deniz topçusu ve mayın uzmanından oluşan bir destek ulaştı. Bu personel Türkiye’nin görünürdeki tarafsızlığının bozulmaması için Kayzer II. Wilhelm’in onayıyla Türk ordusu emrine girdiler. Von Usedom&#8217;un Türk askeri ünvanı “Kıyı İstihkam ve Mayın Tarlaları Genel Müfettişi” idi. Çanakkale boğazının aktif komutası Von Usedom’a eşlik eden ve Türk askeri ünvanı “Sahil Topçusu Müfettişi” olan bir başka Alman Koramiral’ine verildi.<br />
 İlk bakışta gördükleri şey, Von Usedom’un Ekim 1914’te raporladığı gibi, bir tek esaslı çarpışmaya yetecek miktarda büyük çaplı mermilerin eksikliğiydi. Von Usedom Boğaz’ın savunmasında esas güvenilecek hususun mayıntarlaları olduğuna karar verdi. Türklerin başladığı mayınlama hareketini genişletti ve 343 adet mayından oluşan 10 hatlık bir savunma hattı kurdurdu. Mayın hatları boğazın en dar yerine kadar eşit mesafede 9 kilometrelik bir alana yayılmıştı. Mayınlar aralardaki kalelerdeki sabit ve hareketli toplarla korunmaktaydı.<br />
 İngiltere’de ise, Savaş Hükümeti Aralık ayında Çanakkale Boğazı’nı açacak bir harekata sadece deniz harekatı olması kaydıyla onay verdi. Bu kararı etkileyen bir çok faktör vardı. İlki, içlerinde Deniz Bakanı Winston Churchill’in de bulunduğu Hükümet üyeleri arasında halka karşı bir güvensizlik duygusu hakimdi, halk Fransa’daki siper savaşlarına katılmakta yeteri kadar atılım göstermemişti. İkincisi, Batı cephesindeki düğümü çözecek insan üstünlüğüne sahip Rusya’da savaştaki aksiliklere ilaveten savaş malzemesi eksikliği vardı. Diğer tarafta ise Rus buğdayına ihtiyaç duyan, açlık sınırına gelmiş İngiltere vardı. Son olarak ta, denizcilik faaliyetlerinde büyük sıkıntıya yol açan, 120 adet Müttefik ticaret gemisi Karadeniz’de kapana kısılması hususu vardı. Savaş Bakanı Feld Mareşal Horatio Kitchener, Boğazlara yapılacak başarılı bir deniz harekatının cephede bir savaş kazanmakla eşdeğer olacağını ve eğer gidişat istenildiği gibi olmazsa istenildiği an geri çekilinebileceğini ifade etti. Başbakan Herbert Asquith ise : “Birileri savaşın risklerini almalı…Boğazları zorlamak…tehlikeye attığımız şeylerden daha fazlasını elimizden kaçırmama imkanı sunmaktadır”.<br />
 3 Ocak 1915’te Churchill Amiral Sackville Carden’e Akdeniz’deki İngiliz-Fransız ortak savaş gücüne komuta edip etmeyeceğini sordu. Plan, Donanmayı dosdoğru boğaza sürüp, mayıntarlalarını koruyan kaleleri temizleyip Türk savunmasını imha etmekti. Amiral Carden sahil bombardımanı için ilave savaşgemileri aldı ancak toplam olarak eline verilen kaynaklar(gemi ve lojistik) azdı. Bu sırada Q44 borda numaralı Fransız Saphir denizaltısı 15/1/1915’te boğazda battı.<br />
 İngiliz donanması 19 Şubat 1915’te harekata başladı. Ancak kötü hava sebebiyle 5 günlük bir gecikmeden sonra 25 Şubat’ta dış kaleler susturuldu Ardından hava yedi günlük bir araya daha sebeb oldu. 1 ve 2 Mart’ta İngiliz donanması orta kaleleri mayın hatlarına girmeden uzak mesafeden bombalamaya çalıştı. Kötü hava harekatı tekrar durdurmadan önce 3 Mart’ta Amiral Carden muhimmatın beklenenden fazla harcanmasından ve deniz uçaklarının hedefleri tespitteki yetersizliklerinden oldukça şikayet etmekteydi. 9 Mart’ta Churchill’e harekatın mayınları temizlemeye yoğunlaşmak olduğunu bildirdi. Mayınlar tamamen temizlenmeden savaşgemileri içerideki kaleleri imha edecek mesafeye sokulmadan, uzun mesafeli atışlar etkisiz kalmaktaydı.<br />
 Müttefik donanmanı mayın tarama gemileri sivil balıkçıların kullandığı İngiliz Trol teknelerinden ibaretti. Troller çift halinde birbirinden beşyüz yarda mesafede, 2.5 inçlik bir tel ile tarama yapmaktalardı, telin derinliğini düzenlemek için bir tonluk, 3,5 metrelik bir “uçurtma” kullanıyorlardı. Personelin koruması için gemilere çelik kaplama takılmıştı. Hareketli bataryalardan açılan ateş sebebiyle hafif hasara uğrayıp sürekli çekilmek zorunda kalan İngiliz mayıntaraması 1 ila 14 Mart tarihleri arasındaki sekiz gece etkisiz kaldı. İngiltere civarındaki mayınların temizlenmesinde başarılı olmuş bu balıkçılar, ateş altında, geceleri Çanakkale’de iyi çalışamaz olmuşlardı. Mayıntaramadaki başarısızlık Amiral Carden’i orta ve iç kaleleri susturmak ve mayın hatlarını temizlemek amacıyla gündüz hareketını başlatmaya sevketti. Emir, 17 Mart’ta Amiral Carden’in hastalığı sebebiyle Filonun İkinci Komutanı Amiral De Robeck tarafından uygulamaya konuldu.<br />
 Harekat 18 Mart 1915 saat 11.30’da başladı. Savaşgemileri kaleleri susturdu ve saat 16.00 civarı Troller mayın taramaya başlamak üzere ileri yöneldiler, sadece susturulmamış hareketli bataryaların ateşi tekrar başlayınca çekildiler. Akşamüstü İngiliz ve Fransızlar dörüd mayına ikisi top mermisi tarafından olmak üzere altı savaş gemisi kaybettiler. İngilizler mayın hasarının hazırlıksız oldukları yüzen mayınlar tarafından meydana geldiğini düşündüler, ancak gerçekte yeni ve tespit edemedikleri bir mayın hattına girmişlerdi. Bir Türk Yarbay Mayın uzmanı bu alanı önceki bombardımanlarda savaş gemilerinin manevra alanı olarak kullandıklarını tespit etmiş ve ufak Nusret şilebiyle 8 Mart gecesi İngiliz karakol gemisinin kötü hava sebebiyle yerini terketmesini fırsat bilip yirmi adet mayın döşemişti.<br />
 Amiral de Robeck&#8217;in harekat sonrası hazırladığı rapor, mayın taram gücünün yeniden yapılanmasını takiben üç ya da dört gün içinde harekatın yenilenmesi yönündeydi. Yaveri Roger Keyes idaresinde, sivil personel savaş gemilerinden kurtarılan gönüllülerle değiştirildi ve sekiz muhribe mayın tarama ekipmanı yerleştirilmesi işlemine başlandı. Savaş Hükümeti bu çabaları onayladı, çünkü Alman telsiz konuşmalarında kalelerdeki muhimmatın ciddi şekilde azaldığı bilgisini almışlardı. Amiral John Fisher iki ilave savaş gemisini bölgeye takviye kuvvet olarak gönderdi ve de Robeck’e &#8220;Kalelerin onarılmasına imkan tanımamak ve dümanın harekatın iptal edildiğini düşünmemesi önemlidir. &#8221; mesajını iletti.<br />
 23 Mart’ta Amiral de Robeck harekat planını tamamıyla tersine çevirdi. Karacı komutanlarla bir görüşmenin ardından, de Robeck Denzi gücü boğazı geçmeye çalışmadan önce Kara ordusunun kaleleri ele geçireceği bir ortak harekata karar verdi. Lord Fisher popüler olan komutanlarla zıtlaşmamak için kararının değiştirdi. Başbakan Asquith, Lord Kitchener ve Churchill bile hükümete de Robeck’e saldırıyı yenilemesini emretmesini sağlayamadı. Bu karar da Gelibolu savaşları olarak bilinen faciaya yol açtı.<br />
 Çanakkale’yi savunan Türk ve Alman kuvvetleri zamanın profesyonle subaylarınca gerekli sayılabilecek kaynaklardan yoksundular. Türkiye’deki Alman Misyonu başkanı Şubat 1915’te Türk Genelkurmayı’nın Boğazlara bir saldırı olacağına inandığını bildirmekteydi. 18 Mart yaklaştıkça Türk ve Almanların çoğunluğu Entente (İngiltere ve Fransa)’in Boğazları sadece deniz yoluyla zorlayacağına inanıyordu. Bir Alman gazeteci 18 Mart harekatından hemen sonra takip eden harekatların düzenlenmemesinin Türk ve Alman savunmacıları çok şaşırttığını bildiriyordu. &#8220;Filonun kazanacağını zannediyorlardı, kendilerinin ise fazla dayanamayacağını&#8221;<br />
 Mayın tarlaları krunmaktaydı. Çanakkale’deki Türk ve Alman savunmacıların etkinliği krtik faktörlerden oluşmaktaydı, beton ve önemsiz tahkimatları ve kuvvetlerinin azlığı. İlaveten güçler dengesizdi ve savunmacıların yetersiz kaynakları vardı, savunmanın başarısınıdaki etkenler doktrin, liderlik, savaş azmi ve azimdi. Türklerin imkanlarındaki yetersizlik sebebiyle mayın tarlaları Çanakkale savunmasında Alman taktik doktrininde baş element olmuştu. İngiliz donanmasının Kasım 1914’te dış kaleleri bombalaması Türk ve Almanların kafalarındaki daha içerideki savunmanın arttırılması ve özellikle mayın hatlarının korunmasının hayatiyeti düşüncesini doğrulamış oldu. 21 adet büyük çaplı sabit topa ilaveten 44 mayın tarlası Çanakkale Boğazı’nı korumaktaydı. Hareketli bataryalar ise arama ışıkları yardımıyla önceden belirlenmiş alanları mayın tarama trollerine karşı bombalamaktaydı. İngilizlerin isabetli karşı atış yapmalarını engellemek için bataryalar geceleri sahile getiriliyor, gündoğumuyla içerilere çekiliyordu. 3 Mart’tan itibaren savunucular İngilizlerin kafasını daha da karıştırmak için çoğunlukla eski su borularından oluşan sahte bataryalar yerleştirmeye başladılar. Savunucular hedef belirlemeyi zorlaştırmak için bataryaları siyaha ve çapraz desenli boyalı kamuflajladı ve toprak setler yaparak sahte tesisler inşa etti. Almanya’dan yeni mayın tederiği imkansız olduğunudan, Türk sanayisince de üretilemediğinden savunucular ilave mayınları İstanbul Boğazı açıklarına Rusların döktüğü yüzer mayınları toplayarak mayın hatlarını takviye ediyorlardı. Mayın tarayıcılar düzenli olarak geziyorlar ve İngilizlerin topladığı mayınların yerini Ruslardan ele geçenlerle dolduruyorlardı.<br />
 Savunmacıların güçlü tarafları Amiral de Robeck’i çok etkilemişti. Görevden ayrılma belgesinde “ Sanırım, Türkler kolay vazgeçmeyeceklerdi, sonuna kadar savaşacaklardı (18 Mart’taki direnişten sonra)” demiştir. Kalelerdeki muhimmatın azaldığı yolundaki İngiliz istihbaratının bilgilerinin aksine hareketli bataryalardan açılan ateşin gücü de Robeck’i çok şaşırtmıştı. Savunmanın kalitesi onun Gelibolu Yarımadasını ele geçirmeyi hedefleyen kara harekatına karar vermesine yol açmıştı. Amiralliğe çektiği bir telgrafta kararını sabit ve hareketli topların çok az bir kısmının imha edilmiş olmasının ve mayınların beklenenden daha çok hasara yol açmasının kararını etkilediğini açıklamıştır. Çanakkale Boğazı’ndaki Türk ve Alman savunması eldeki imkanların kararlı bir yönetimle bir kıyı harekatını durdurabileceğini göstermiştir.<br />
 Mayın tarama harekatındaki başarısızlık stratejik bir etkiye yol açmıştır. İngiliz donanmasının başarısızlığı İngiliz ordusunun Gelibolu’da bir harekata girişmesine yol açmıştır. Ordu ise kendi sırası geldiğinde iki başarısız çıkarma harekatı ile harekatı uzun bir çıkmaza oturtmuştur. Ocak 1916’da İngiliz, Avustralyalı ve Yeni Zelandalı birlikler çekilirken 200 binden fazla kayıp geride bırakmışlardır. Türk savunucular ise 250 binden fazla kayıp vermişler ancak “Gelibolu Kurtarıcı” olarak adlandırdıkları ve 1922’de Türk Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olacak Mustafa Kemal’i bulmuşlardır. İlaveten Türk ve Alman kuvvetlerinin Gelibolu Yarımadası’nın savunmasındaki başarısı Bulgaristan’ın Merkez Devlerlere katılmasını sağlamıştır. 1916’da bir Alman ve Bulgar ordusu Romanya’yı yenerek tüm Balkan devletlerinin kontrolünün Merkez Devletlere geçmesini sağlamıştır.<br />
 Almanya’da Denizcilik Bakanı Amiral Tirpitz 8 Ağustos 1915’te şöyle uyarmaktaydı; “Çanakkale Boğazı’nı kaybetseydik savaş kesinlikle bizim aleyhimize biterdi”. General Erich von Ludendorff sonraları hatıralarında şöyle diyecekti; “Boğazları alarak Karadeniz’e açılabilseydi, Rusya ihtiyacı olan savaş malzemelerine ulabilecekti. Doğu’daki savaş çok ciddi bir duruma gelecekti. Bu durum Boğazların ve dolayısıyla Türkiye’nin Doğu Cephesi ve tüm genel durum için önemini açıkça ortaya koymaktadır.<br />
 Amiral de Robeck harekatın ilk dönemlerinde kesinlikle fiziksel cesaret göstermişti; 18 Mart’tan sonra, moral çöküntüden rahatsızlık duyar görünümdeydi. De Robeck, Türklerin muhimmattaki ciddi sıkıntısına rağmen “Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’ya Müttefiklerin güç ve dayanıklılığını gösterme gerekliliği için” deniz harekatını durdurmayı seçti. Bunda kendi komuta hatası yüzünden mayınlarca gemilerinin hasara uğramış olmasının yansımasını görebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/canakkale-savaslari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün yaşam Öyküsündeki Olaylar Dizini &#8211; Kronoloji</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-yasam-oykusundeki-olaylar-dizini-kronoloji.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-yasam-oykusundeki-olaylar-dizini-kronoloji.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 12:53:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[kronoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1809</guid>
		<description><![CDATA[YAŞAM ÖYKÜSÜNDEKİ OLAYLAR DİZİNİ 1881-1908 19 Mayıs 1881 &#8211; Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım&#8217;ın &#8220;MUSTAFA&#8221; adını verdikleri çocukları, Selanik Kasımiye Mahallesi, Islahane Caddesi&#8217;ndeki evde, bugün müze olarak kullanılan iki katlı pembe evde dünyaya geldi. 1888-1893 &#8211; Mustafa çok kısa bir süre Mahalle Okulu&#8217;nda okuduktan sonra, modern eğitim yapan Şemsi Efendi İlkokulu&#8217;nu bitirdi. Babası ölünce, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YAŞAM ÖYKÜSÜNDEKİ OLAYLAR DİZİNİ</strong></p>
<p><strong>1881-1908</strong></p>
<p>19 Mayıs 1881 &#8211; Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım&#8217;ın &#8220;MUSTAFA&#8221; adını verdikleri çocukları, Selanik Kasımiye Mahallesi, Islahane Caddesi&#8217;ndeki evde, bugün müze olarak kullanılan iki katlı pembe evde dünyaya geldi.</p>
<p>1888-1893 &#8211; Mustafa çok kısa bir süre Mahalle Okulu&#8217;nda okuduktan sonra, modern eğitim yapan Şemsi Efendi İlkokulu&#8217;nu bitirdi. Babası ölünce, annesiyle dayısının çalıştığı çiftliğe gitti. Orada tarla bekledi, daha sonra annesiyle Selanik&#8217;te oturan teyzesinin yanına döndü. Burada kısa bir süre Mülkiye Hazırlık Okulu&#8217;na devam etti.<span id="more-1809"></span><br />
1893 &#8211; Küçük Mustafa, Selanik Askeri Okulu&#8217;na (rüştiye&#8217;ye) girdi. Sınıfta aynı adı taşıyan Matematik Öğretmeni Mustafa, sınıf birincisi olan küçük Mustafa&#8217;nın adını &#8220;Mustafa Kemal&#8221; olarak değiştirdi.</p>
<p>1906 &#8211; Mustafa Kemal, Manastır Askeri Okulu&#8217;na (idadiye) girdi.</p>
<p>13 Mart 1899 &#8211; Mustafa Kemal, İstanbul&#8217;da Harp Okulu&#8217;na girdi.</p>
<p>10 Şubat 1902 &#8211; Mustafa Kemal, Harp Okulu&#8217;ndan mezun oldu. Kurmay Okulu&#8217;nda öğrenci iken tarihsel konulara ilgi duydu. Bu sıralarda kimi arkadaşlarıyla el yazısı bir dergi çıkardı.</p>
<p>11 Ocak 1905 &#8211; Mustafa Kemal, Harp Akademisi&#8217;nden Kurmay Yüzbaşı rütbesi ile mezun oldu. Merkezi Şam&#8217;da bulunan 5. ordu emrine verildi.</p>
<p>1906 &#8211; Mustafa Kemal, arkadaşlarıyla Şam&#8217;da &#8220;Vatan ve Hürriyet Cemiyeti&#8217;ni&#8221; kurdu.</p>
<p>1907 &#8211; Mustafa Kemal, gizlice Selânik&#8217;e giderek, bu cemiyetin orada bir şubesini açtı.<br />
  <strong>1909-1910</strong><br />
13 Nisan 1909 &#8211; Mustafa Kemal, Selanik&#8217;te bulunduğu sırada, İstanbul&#8217;da, 31 Mart Olayı oldu. Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu, Selanik&#8217;ten İstanbul&#8217;a yürümeye başladı. Mustafa Kemal, bu ordunun kurmaybaşkanı idi.<br />
22 Eylül 1909 &#8211; Mustafa Kemal, Selanik&#8217;te toplanan İttihat ve Terakki Kongresi&#8217;ne katıldı. Burada yaptığı konuşmada: &#8220;Devletin iç ve dış tehlikelere karşı koyabilmesi için güçlü bir orduya ve partiye ihtiyacı bulunduğunu, fakat bunların ayn ayrı çalışması gerektiğini&#8221; söyledi. Bu görüşünden dolayı ittihatçılarla arası açıldı.<br />
 </p>
<p><strong>1910-1911</strong><br />
1910 &#8211; Mustafa Kemal, Arnavutluk isyanının bastırılmasında kurmay başkanı olarak görev yaptı. Aynı yıl içinde, Fransız ordularının manevralarını &#8221; izlemek üzere bir askerî heyetle Fransa&#8217;ya gitti.</p>
<p>13 Eylül 1911 &#8211; Mustafa Kemal, İstanbul&#8217;daki Genelkurmay Karargâhı&#8217;nda görevlendirildi.</p>
<p>5 Ekim 1911 &#8211; Mustafa Kemal, Tobruk&#8217;ta ve Derne&#8217;de italyanlara karşı savunma savaşlarına katıldı.</p>
<p>27 Kasım 1911 &#8211; Mustafa Kemal, Trablusgarp&#8217;ta bulunduğu sırada<br />
binbaşılığa terfi etti.<br />
 </p>
<p><strong>1912-1913</strong><br />
9 Ocak 1912 &#8211; Mustafa Kemal, Trablus-İtalyan-Osmanlı Savaşı&#8217;nda Tobruk saldırısını başarıyla yürüttü.</p>
<p>8 Ekim 1912 &#8211; Mustafa Kemal, Balkan Savaşı&#8217;nın çıkması üzerine anavatana dönerek, Bolayır&#8217;da kurulan kolordunun harekât şubesi müdürlğüne getirildi.</p>
<p>25 Kasım 1912 &#8211; Mustafa Kemal, Çanakkale Boğazı Kuvayı Birlikleri Harekât Şubesi Müdürlüğü&#8217;ne atandı.</p>
<p>1913 &#8211; Mustafa Kemal, Kolordu Kurmay Başkanı olarak Edirne&#8217;nin kurtarılmasına katıldı.<br />
 </p>
<p><strong>1914-1915</strong><br />
1 Mart 1914 &#8211; Mustafa Kemal, yarbaylığa terfi etti.</p>
<p>2 Şubat 1915 &#8211; Mustafa Kemal Eceabat (Maydos)&#8217;ta bulunan 19. Tümen Komutanlığı&#8217;na atandı,</p>
<p>18 Mart 1915 &#8211; İngiliz ve Fransızların büyük bir donanma ile Çanakkale Boğazı&#8217;nı zorlamaları üzerine. Mustafa Kemal, burada düşman birliklerini denize dökerek Çanakkale Deniz Zaferi&#8217;ni kazandı.</p>
<p>25 Nisan 1915 &#8211; Mustafa Kemal komutasındaki Türk birlikleri, Arıburnu&#8217;nda çıkarma yapan ingiliz ve Anzaklar&#8217;ın saldırılarını durdurdu.</p>
<p>1 Haziran 1915 &#8211; Mustafa Kemal, Albaylığa terfi etti.</p>
<p>8/9 Ağustos 1915 &#8211; Mustafa Kemal, Anafartalar Komutanlığı&#8217;na atandı. 10 Ağustos&#8217;ta düşmanı yenilgiye uğratü.</p>
<p>17 Ağustos 1915 &#8211; Mustafa Kemal, Kireçtepe Zaferi&#8217;ni<br />
kazandı.</p>
<p>21 Ağustos 1915 &#8211; Mustafa Kemal, ikinci Anafartalar Zaferi&#8217;ni kazandı.</p>
<p>19 Aralık 1915- Düşmanlar sayısız ölü bırakarak, bir daha dönmemek üzere gittiler.<br />
 </p>
<p><strong>1916-1917</strong><br />
14 Ocak 1916 &#8211; Mustafa Kemal, Edirne&#8217;de bulunan 16.Kolordu Komutanlığı&#8217;na atandı.</p>
<p>1 Nisan 1916 &#8211; Mustafa Kemal, Tuğgeneralliğe terfi etti.</p>
<p>6/7 Ağustos 1916 &#8211; Mustafa Kemal. 7. Ordu Komutanı iken, 18 Martta 2. Ordu Komutanhğı&#8217;na getirildi.</p>
<p>5 Temmuz 1917 &#8211; Mustafa Kemal, 7. Ordu Komutanhğı&#8217;na atandı.</p>
<p>20 Eylül 1917 &#8211; Mustafa Kemal, 7. Ordu Komutanı iken memleketin ve ordunun durumunu açıklayan tarihsel bir rapor hazırladı.</p>
<p>15 Aralık 1917 &#8211; Mustafa Kemal, Veliaht Vahdettin&#8217;le Almanya&#8217;ya gönderildi.</p>
<p>5 Ocak 1918 &#8211; Mustafa Kemal, Almanya&#8217;dan geri döndü.</p>
<p>16 Ağustos 1918 &#8211; Mustafa Kemal, yeniden 7. Ordu Komutanhğı&#8217;na getirildi. Düşmana karşı Halep&#8217;in kuzeyinde bir savunma hattı kurdu.</p>
<p>26 Ekim 1918 &#8211; Halep yakınlarında düşman saldırısını durdurdu.</p>
<p>31 Ekim 1918 &#8211; Mustafa Kemal, Limon Fon Sanders&#8217;ten Yıldırım Orduları Komutanhğı&#8217;nı teslim aldı.</p>
<p>13 Kasım 1918 &#8211; Mustafa Kemal, İstanbul&#8217;a döndü. 228</p>
<p>21 Kasım 1918 &#8211; Mustafa Kemal, Fethi Bey&#8217;le (Okyar) İstanbul&#8217;da Mimber Gazetesi&#8217;ni çıkarttı.</p>
<p> </p>
<p><strong>1919</strong></p>
<p>20 Nisan 1919 &#8211; Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişliği&#8217;ne atandı.</p>
<p>30 Nisan 1919 &#8211; Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu&#8217;ya tayin edildi.</p>
<p>15 Mayıs 1919 &#8211; Mustafa Kemal, Vahdettin&#8217;le görüştü.</p>
<p>16 Mayıs 1919 &#8211; Mustafa Kemal, Bandırma Vapuru&#8217;yla İstanbul&#8217;dan Samsun&#8217;a hareket etti.</p>
<p>19 Mayıs 1919 &#8211; Mustafa Kemal, Salı günü sabah saat sekizde Samsun&#8217;a çıktı.</p>
<p>28 Mayıs 1919 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Havza&#8217;da yayınla dığı genelge ile Kurtuluş Savaşı&#8217;m başlattı.</p>
<p>21/22 Haziran 1919 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Amasya&#8217;da millî mücadeleyi başlatan, &#8220;Amasya Genelgesi&#8221;ni yayınladı.</p>
<p>25 Haziran 1919 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Amasya&#8217;dan Sivas yoluyla Erzurum&#8217;a hareket etti.</p>
<p>3 Temmuz 1919 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, &#8220;Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti&#8221; toplantısına katılmak üzere Erzurum&#8217;a geldi.</p>
<p>8 Temmuz 1919 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, çok sevdiği askerlik mesleğinden istifa etti. Türk ulusunun bir kişisi olarak vatanı ve ulusu kurtarmak için çalış malara başladığını açıkladı.</p>
<p>23 Temmuz 1919 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Erzurum Kongresi&#8217;nde, Temsil Heyeti Başkanlığı&#8217;na seçildi. Bu toplantıda, &#8220;Misak-ı Millî Kararları&#8221; kabul edildi.</p>
<p>4 Eylül 1919 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi Başkanlığı&#8217;na seçildi.</p>
<p>11 Eylül 1919 &#8211; Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdaffa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanlığı&#8217;na seçildi.</p>
<p>12 Eylül 1919 &#8211; Mustafa Kemal, illere ve komutanlıklara, İstanbul Hükümeti ile her türlü haberleşmenin kesildiğini bildirdi.</p>
<p>20/22 Ekim 1919 &#8211; Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın Amasya&#8217;da İstanbul Hükümeti temsilcileri ile görüştü ve Amasya Protokolü&#8217;nü imzaladı.</p>
<p>7 Kasım 1919 &#8211; Mustafa Kemal, Erzurum&#8217;dan milletvekili seçildi.</p>
<p>27 Aralık 1919 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Temsil Heyeti ile Sivas üzerinden Ankara&#8217;ya geldi.</p>
<p>28 Aralık 1919 &#8211; Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın Ankara&#8217;lılarla yaptığı konuşmada: &#8220;Vatanı düşman istilâsından mutlaka kurtaracağız. Fakat vazifemiz bununla bitmeyecektir. Medenî milletler arasında yerimizi alacağız.&#8221; diyordu.<br />
 </p>
<p><strong>1920</strong><br />
10 Ocak 1920 &#8211; &#8220;Hâkimiyet-i Milliye&#8221; Gazetesi Ankara&#8217;da kuruldu.</p>
<p>12 Ocak 1920 &#8211; Meclis-i Mebusan İstanbul&#8217;da toplandı.</p>
<p>28 Ocak 1920 &#8211; &#8220;Misak-ı Millî&#8221;, Meclis-i Mebusan&#8217;ın İstanbul&#8217;da yaptığı gizli toplantıda kabul edildi.</p>
<p>16 Mart 1920 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, İstanbul&#8217;un İtilâf Devletleri tarafından işgalini. İstanbul Hükümeti&#8217;ne ve bütün devletlere gönderdiği bir yazı ile protesto etti.</p>
<p>19 Mayıs 1920 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Anadolu&#8217;ya geçen Osmanlı milletvekillerine bir çağrıda bulunarak, olağanüstü yetkilere sahip ve ulusun gerçek iradesini temsil edecek bir meclisin Ankara&#8217;da toplanmasını istedi.</p>
<p>23 Nisan 1920 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Ankara&#8217;da Hacı Bayram Camii&#8217;nde kılınan Cuma namazından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ni açtı.</p>
<p>24 Nisan 1920 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçildi.</p>
<p>11 Mayıs 1920 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, istanbul&#8217;da toplanan bir Divan-ı Harp tarafından idam cezasına varptınldı. Bu karar, 24 Nisan 1920 günü padişah tarafından onaylandı.</p>
<p>10 Ağustos 1920 &#8211; istanbul Hükümeti ile itilâf Devletleri arasında, Türkiye&#8217;yi parçalayan ve bağımsızlığımızı sona erdiren SEVR ANTLAŞMASI imzalandı.</p>
<p>13 Eylül 1920 &#8211; Halkçılık programı, Mustafa Kemal Paşa tarafından TBMM&#8217;sinde okundu.</p>
<p>29 Eylül 1920 &#8211; TBMM&#8217;si kuvvetleri, Sarıkamış&#8217;ı düşman istilâsından kurtardı.</p>
<p>30 Ekim 1920 &#8211; TBMM&#8217;si kuvvetleri, Kars&#8217;ı düşman işgalinden kurtardı.</p>
<p>8/9 Aralık 1920 &#8211; Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Moskova Büyükelçiliğine; Genelkurmay Başkanı İsmet Bey (İnönü) de Batı Cephesi Komutanlığı&#8217;na atandı.</p>
<p>2/3 Aralık 1920 &#8211; Türkiye-Ermenistan arasındaki sınırı çizen belge, TBMM&#8217;si ile Rusya arasında yapılan Gümrü Antlaşmasıyla tespit edildi.</p>
<p>5 Aralık 1920 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, istanbul&#8217;dan gelen Osmanlı delgeleıi ile (izzet ve Salih Paşalar) Bilecik Tren fstasyonu&#8217;nda görüştü.</p>
<p>25 Aralık 1920 &#8211; Mustafa Kemal Paşa; &#8220;Hiçbir kimse, hiçbir neden ve sebeple Ankara&#8217;daki Hükümet&#8217;in bilgisi olmadan kuvvet toplamaya yetkili değildir, &#8220;bildirisini yayınladı.</p>
<p>29 Aralık 1920 &#8211; Kuva-i Seyyare Komutanı Çerkez Ethem ve arkadaşlarının ulusal otoriteye karşı oldukları anlaşıldı.</p>
<p>10 Ocak 1921 &#8211; Yunanlılarla yapılan Birinci inönü Savaşı&#8217;nda, Mustafa Kemal Paşa, inönü&#8217;ye çektiği bir telgrafta: &#8220;&#8230; Bu başarının kutsal topraklarımızı düşman istilâsından tamamiyle kurtaracak olan kesin zafere bir hayırlı başlangıç olmasını Allah&#8217;dan dilerim., &#8220;diyordu.</p>
<p>20 Ocak 1921 &#8211; Yeni Türk Devleti&#8217;nin ilk Anayasası kabul edildi.</p>
<p>12 Mart 1921 &#8211; Mehmet Akif&#8217;in yazdığı İstiklâl Marşı, TBMM&#8217;si tarafından millî marş olarak kabul edildi.</p>
<p>16 Mart 1921 &#8211; TBMM&#8217;si ile Rusya arasında &#8220;Moskova Antlaşması&#8221; imzalandı.</p>
<p>1Nisan 1921 &#8211; Yunanlılara karşı İkinci İnönü Zaferi kazanıldı. Mustafa Kemal Paşa, ismet İnönü&#8217;ye çektiği telgrafta: &#8220;Siz orada yalnız düşmanı değil, ulusun makûs talihini de yendiniz.&#8221; diyordu.</p>
<p>10 Mayıs 1921 &#8211; Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın önerisiyle, TBMM&#8217;sinde &#8220;Anadolu ve Rumeli Mûdafaa-i Hukuk Grubu&#8221; kuruldu; Mustafa Kemal, bu grubun<br />
başkanlığına seçildi.</p>
<p>21 Haziran 1921 &#8211; Mustafa Kemal Paşa. Fransız elçisi F. Boullion ile Ankara&#8217;da görüştü.</p>
<p>5 Ağustos 1921 &#8211; TBMM&#8217;si tarafından-geniş yetkilere dayalı üç aylık süre ile Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya Başkomutanlık yetkisi verildi. Bunun üzerine<br />
kürsüye gelen Başkomutan Gazi Mustafa Kemal, yaptığı konuşmada şöyle diyordu: &#8220;Efendiler., düşmanı kesinlikle yeneceğimize dair olan güvenim bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada, bu gönül dolusu güvenimi, yüksek<br />
heyetinize karşı, bütün millete karşı ve bütün âleme karşı ilân ederim&#8221;.</p>
<p>23 Ağustos 1921 &#8211; Bu tarihte 22 gün ve 22 gece süren Sakarya Meydan Savaşı başladı. Başkomutan, or-duya yayınladığı bir emirde: &#8220;Müdafaa hattı yoktur; müdaffa sathı vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.&#8221; diyordu.</p>
<p>19 Eylül 1921 &#8211; Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya TBMM tarafından &#8220;Mareşallik ve Gazi&#8221; unvanı verlidi.</p>
<p>20 Ekim 1921 &#8211; Fransa Hükümeti&#8217;nin Ankara Hükümeti&#8217;ni tanıması ve Fransa, Türkiye arasında Ankara Antlaşması&#8217;mn imzalanması.</p>
<p>5 Ocak 1922 &#8211; Fransızların çekilmesiyle Türk Ordusu&#8217;nun Adana&#8217;ya girişi.</p>
<p>26 Ağustos 1922 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz&#8217;u, Kocatepe&#8217;den saat 05.30&#8242;da topçu ateşiyle başlattı.</p>
<p>30 Ağustos 1922 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Dumlupınar&#8217;da Yunan ordusunu kesin yenilgiye uğrattı. Başkomutanlık Meydan Savaşı&#8217;nı kazandı.</p>
<p>30/31 Ağustos 1922 &#8211; Kütahya kurtuldu. Belediyeye Türk Bayrağı çekildi.<br />
1 Eylül 1922 &#8211; Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın Başkomutanlık emri: &#8220;Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri!&#8221;</p>
<p>2 Eylül 1922 &#8211; Yunan askeri birlikleri komutanı General Trikopis ile Digenis esir alındı. Ertesi günü Mustafa Kemal&#8217;in huzuruna getirildiler.</p>
<p>9 Eylül 1922 &#8211; Türk ordusu İzmir&#8217;e girdi. Türk Bayrağı Kadife Kale&#8217;ye çekildi.</p>
<p>10 Eylül 1922 &#8211; Başkomutan Gazi Mustafa Kemal İzmir&#8217;e geldi. Aynı gün Türk Ordusu, Bursa&#8217;yı düşmandan geri aldı.</p>
<p>3 Ekim 1922 &#8211; Mudanya Konferansı toplandı. Bu tarihte Batı Cephesi Komutanı ismet Paşa, İngiltere delegesi General Harrington, Fransız delegesi General Charpy ile İtalyan delegesi General Monbelli bir araya geldiler.</p>
<p>11 Ekim 1922 &#8211; Mudanya Ateşkesi imza edildi.</p>
<p>1 Kasım 1922 &#8211; Mustafa Kemal&#8217;in emriyle, TBMM&#8217;si tarafından saltanat kaldırıldı.</p>
<p>17 Kasım 1922 &#8211; Vahdettin, İngiliz savaş gemisi Malaya ile İstanbul&#8217;dan ayrıldı.</p>
<p>20 Kasım 1922 &#8211; Lozan&#8217;da barış görüşmelerinin başlaması.</p>
<p>25 Kasım 1922 &#8211; Edirne&#8217;deki düşman yönetiminin TBMM&#8217;si Hükümetine geçmesi.</p>
<p>26 Kasım 1922 &#8211; Çanakkale&#8217;deki yönetimin TBMM&#8217;si Hükümeti&#8217;ne geçmesi.</p>
<p>2 Aralık 1922 &#8211; Anadolu&#8217;daki yenilgileri nedeniyle Yunan hükümet üyeleri ile Yunan orduları başkomutanı Hacıanesti Atina&#8217;da idam edildi.<br />
 </p>
<p><strong>1923 &#8211; 1924</strong><br />
14 Ocak 1923 &#8211; Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın annesi Zübeyde Hanım, İzmir&#8217;de öldü.</p>
<p>20 Ocak 1923 &#8211; Mustafa Kemal Paşa, Lâtife Hanım&#8217;la evlendi. 5 Ağustos 1925 günü boşanarak ayrıldılar.</p>
<p>4 Şubat 1923 &#8211; Lozan Konferansı, önemli görüş ayrılıkları nedeniyle kesildi.</p>
<p>17 Şubat 1923 &#8211; Mustafa Kemal Paşa&#8217;mn emriyle İzmir&#8217;de ik kez &#8220;Türkiye İktisat Kongresi&#8221; toplandı.</p>
<p>23 Nisan 1923 &#8211; 4 Şubat&#8217;ta kesilen Lozan Konferansı&#8217;nın yeniden başlaması.</p>
<p>24 Temmuz 1923 &#8211; Lozan Barış Antlaşması imzalandı.</p>
<p>13 Ekim 1923 &#8211; Çıkarılan bir yasayla Ankara, Hükümet merkezi yapıldı.</p>
<p>29 Ekim 1923 &#8211; Anayasa değişikliği yapılarak Cumhuriyet ilân edildi. Gazi Mustafa Kemal, meclisin gizli oylamasında, oybirliği ile Cumhurbaşkanlığına seçildi.</p>
<p>3 Mart 1924 &#8211; Eğitimi birleştiren yasa kabul edildi. Halifelik kaldırıldı. Osmanlı hanedanı Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına çıkartıldı.</p>
<p>20 Nisan 1924 &#8211; Yeni Anayasa (Teşkilât-ı Esasiye Kanunu) kabul edildi).<br />
 </p>
<p><strong>1925-1926 </strong><br />
13 Şubat 1925 &#8211; Doğu&#8217;da Şeyh Sait isyanı başladı. 13 Mayıs 1925 tarihinde bu isyan kesin olarak bastırıldı.</p>
<p>27 Ağustos 1925 &#8211; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, şapka ile inebolu Türk Ocağı&#8217;na geldi. Kastamonu gezisi boyunca giysi yeniliği hakkında konferanslar verdi, toplantılar yaptı.</p>
<p>2 Eylül 1925 &#8211; Tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. Din görevlileri hakkında giysi değişikliği ile ilgili kararname çıkarıldı.</p>
<p>25 Kasım 1925 &#8211; Şapka Kanunu onaylanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>30 Kasım 1925 &#8211; Tekke, zaviye ve türbelerde çalışan kişilerin tüm unvanları bir yasa çıkartılarak yasaklandı.</p>
<p>26 Aralık 1925 &#8211; Bir yasa çıkartılarak uluslararası saat ve takvim kabul edildi.</p>
<p>17 Şubat 1926 &#8211; Medenî Kanun kabul edildi. Türk kadını medenî haklara kavuştu. Çok evlilik yasaklandı. Hukuk düzenimiz çağdaşlaştınldı.</p>
<p>20 Mayıs 1926 &#8211; İlkokul öğretmenleri hakkında yasa çıkartıldı.</p>
<p>5 Haziran 1926 &#8211; Türkiye, ingiltere ve Irak arasında, Türk-Irak sınırını belirten antlaşma imzalandı.</p>
<p>15/6 Haziran 1926 &#8211; Gazi Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya izmir&#8217;de suikast düzenlendi. Eylemi düzenleyenler yakalanarak idam edildi. Bu üzücü olaydan sonra Gazi Mustafa Kemal, Türk Ulusu&#8217;na yayınladığı bir duyuruda şöyle diyordu: &#8220;Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak o lacaktır; fakat, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır&#8221;.</p>
<p>3 Ekim 1926 &#8211; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal&#8217;in ilk heykeli, İstanbul Sarayburnu&#8217;na dikildi.<br />
 </p>
<p><strong>1927- 1928</strong><br />
15/20 Ekim 1927 &#8211; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Büyük Söylev&#8217;ini okudu.</p>
<p>1Kasım 1927 &#8211; Gazi Mustafa Kemal Paşa, ikinci kez Cumhurbaşkanı seçildi.</p>
<p>4 Kasım 1927 &#8211; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın ikinci heykeli, Ankara Etnografya Müzesi önüne dikildi.</p>
<p>28 Ekim 1927 &#8211; Türkiye&#8217;de ilk kez nüfus sayımı yapıldı. O tarihteki nüfusumuzun 13 milyon 650.000 olduğu belirlendi.</p>
<p>10 Nisan 1928 &#8211; Anayasa değişikliği yapılarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Lâik bir devlet haline getirildi.</p>
<p>24 Mayıs 1928 &#8211; Uluslararası rakamların kullanılmasıyla ilgili yasa çıkartıldı.</p>
<p>28 Mayıs 1928 &#8211; &#8220;Millet Mektepleri&#8221; açıldı. Türk vatandaşlığı yasası çıkartıldı.</p>
<p>1 Kasım 1928 &#8211; Yeni Türk Harfleri&#8217;nin kabul ve uygulanmasıyla ilgili yasa TBMM&#8217;si tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi.<br />
 </p>
<p><strong>1929-1930-1931</strong><br />
5 Ocak 1929 &#8211; TBMM&#8217;sinden çıkartılan bir yasa ile Anadolu-Bağdat, Mersin, Tarsus, Adana demir yolları ile Haydarpaşa Limanı satın alındı.</p>
<p>3 Nisan 1930 &#8211; Menemen&#8217;de Cumhuriyete karşı ayaklanma yapıldı. Öğretmen yedeksubay Kubilây bu olayda şehit edildi.</p>
<p>12 Nisan 1931 &#8211; Atatürk&#8217;ün emriyle Türk Tarih Kurumu kuruldu.</p>
<p>15 Nisan 1931 &#8211; Gazi Mustafa Kemal, üçüncü kez Cumhurbaşkanı seçildi.</p>
<p>25 Ekim 1931 &#8211; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Balkan Konferansı&#8217;nın Ankara&#8217;da yapılan kapanış toplantısında: &#8220;&#8230; Balkan milletleri kardeştir&#8230; . İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlık dışıdır&#8221;, diyordu.<br />
 </p>
<p><strong>1932- 1933</strong><br />
12 Temmuz 1932 &#8211; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal&#8217;in emriyle Türk Dil Kurumu kuruldu.</p>
<p>4 Ekim 1932 &#8211; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Diyarbakır gazetesi sahibine verdiği bir demeçte: &#8220;Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, istanbullu, Trakyalı, Makedonyalı, hep bir ırkın evlâtları, hep aynı cevherin damarlarıdır&#8221;, diyordu.</p>
<p>26 Ekim 1933 &#8211; Türk kadınlarına köy ihtiyar heyetlerine seçilme ve seçme hakkı tanındı.</p>
<p>29 Ekim 1933 &#8211; Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Cumhuriyetin onuncu yıl dönümü törenlerinde &#8220;ONUNCU YIL SÖYLEVl&#8217;ni okudu. Bu söylevinin bir<br />
yerinde şöyle diyordu:&#8221;.. Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti bundan sonraki inkişafıyla, geleceğin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.. Ne mutlu Türk&#8217;üm diyene!&#8221;<br />
 </p>
<p>1934- 1935<br />
21 Haziran 1934 &#8211; Soyadı Yasası kabul edildi. Bütün Türk yurttaşlarının öz adından başka bir soyadı taşımaları zorunlu hale getirildi.</p>
<p>24 Kasım 1934 &#8211; Gazi Mustafa Kemal&#8217;e, TBMM&#8217;sinin çıkardığı bir yasa ile &#8216;ATATÜRK&#8217; soyadı verildi.</p>
<p>3 Aralık 1934 &#8211; Hangi dinden olursa olsun, ülkemizde din adamlarının mâbet ve âyinler dışında dinsel giysi kullanmaları yasaklandı.</p>
<p>5 Aralık 1934 &#8211; Anayasa değişikliği yapılarak, Türk kadınlarına milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi.</p>
<p>14 Haziran 1935 &#8211; Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi&#8217;nin kuruluş yasası mecliste onaylanarak kabul edildi.</p>
<p>11 Aralık 1935 &#8211; Atatürk, Siyasal Bilgiler Fakültesi&#8217;nin kuruluş yıldönümü nedeniyle yapılan törene gönderdiği kutlama yazısında şöyle diyordu: &#8220;Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur, işte parola budur!&#8230;&#8221;<br />
 </p>
<p>1936- 1937<br />
20 Temmuz 1936 &#8211; Montreux Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Boğazlar tamamiyle Türk egemenliğine geçti. Türk askeri, &#8220;gayri askeri&#8221; adı verilen yerlere girdi.</p>
<p>9 Ekim 1936 -Türk Hükümeti, Fransız Hükümeti&#8217;ne bir nota vererek Antakya ve İskenderun sancağına bağımsızlık verilmesini istedi.</p>
<p>27 Ocak 1937 &#8211; Hatay&#8217;ın Bağımsızlığı, Milletler Cemiyeti tarafından kabul edildi.</p>
<p>5 Şubat 1937 &#8211; TBMM&#8217;sinin aldığı bir kararla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası&#8217;na: &#8220;Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, lâiklik, devrimcilik&#8221; ilkeleri kondu.</p>
<p>9 Haziran 1937 &#8211; Ankara Tıp Fakültesi&#8217;nin kurulması için yasa çıkartıldı.</p>
<p>11 Haziran 1937 &#8211; Atatürk, Trabzon&#8217;dan, Cumhuriyet Hükümeti&#8217;ne, bütün çiftliklerini ve mallarını Türk Ulusuna bağışladığını bildirdi.</p>
<p>25 Ekim 1937 &#8211; İnönü Başbakanlıktan çekildi. Başbakanlığa Celâl Bayar atandı.</p>
<p>28/29 Ekim 1937 &#8211; Atatürk, son kez Ankara&#8217;da Cumhuriyet Bayramı törenlerine katıldı.<br />
 </p>
<p>1938<br />
14 Ocak 1938 &#8211; Türkiye, Irak, Iran, Afganistan arasında kurulan &#8220;Sâdâbat Paktı&#8221;, TBMM&#8217;si tarafından onaylandı.</p>
<p>19 Mayıs 1938 &#8211; Atatürk, son kez 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı gösterilerini izledi. Rahatsız olmasına karşın Hatay sorunuyla ilgili güney gezisine çıktı.</p>
<p>20 Mayıs 1938 &#8211; Atatürk, Mersin&#8217;de askeri geçit törenini izledi.</p>
<p>24 Mayıs 1938 &#8211; Atatürk, Adana&#8217;da askeri geçit törenini izledi.</p>
<p>3 Temmuz 1938 &#8211; Antakya&#8217;da Türk ve Fransız askeri heyetleri arasında, Hatay&#8217;la ilgili bir antlaşma imzalandı.</p>
<p>4 Temmuz 1938 &#8211; Hatay bunalımı nedeniyle feshedilen Türk Fransız Dostluk Anlaşması Ankara&#8217;da yeniden imzalandı.</p>
<p>5 Temmuz 1938 &#8211; Türk askeri birlikleri, coşkun sevgi gösterileri içinde Hatay ve İskenderun&#8217;a girdi. Anlaşmada öngörülen yerlerde göreve başladı.</p>
<p>2 Eylül 1938 &#8211; Hatay Millet Meclisi toplandı; Tayfun Sökmen&#8217;i Devlet Başkanı seçti.</p>
<p>7 Eylül 1938 &#8211; Hatay Millet Meclisi Başkanı A. Melek, Hükümet Programı&#8217;nı sunuşunda şöyle diyordu: &#8220;.. Programımızın ruhu ve esası KEMALiZM rejimi ve bütün icabatıdır..&#8221;</p>
<p>17 Ekim 1938 &#8211; Atatürk, yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak ilk komaya girdi.</p>
<p>29 Ekim 1938 &#8211; Atatürk&#8217;ün bulunamadığı Cumhuriyet Bayramı büyük bir üzüntü içinde kutlandı. Cumhuriyetin 15. yıl dönümü nedeniyle Atatürk&#8217;ün hasta yatağından Türk Ordusu&#8217;na yayınladığı son bildiride şöyle diyordu:<br />
&#8220;&#8230; Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber medeniyet ışıklarını taşıyan Kahraman Türk Ordusu Türk vatanının ve Türklük dünyasının şan ve şerefini, iç ve dış her türlü tehlikelere karşı korumaktan iba-ret olan görevini her an yapmaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük milletimizin tam bir inan itimatlınız vardır&#8221;.</p>
<p>8 Kasım 1938 &#8211; Atatürk&#8217;ün hastalığının ağırlaştığını bildiren bir rapor yeniden yayınlandı.</p>
<p>10 Kasım 1938 &#8211; Saat dokuzu beş geçe, Türk Ulusu&#8217;nun yetiştirdiği bu en büyük Türk, son nefesini vererek hayattan ayrıldı.</p>
<p>21 Kasım 1938 &#8211; Atamızın tabutu, geçici olarak Etnografya Müzesi&#8217;ne kondu.</p>
<p>10 Kasım 1953 &#8211; Atamızın tabutu, yapılan büyük bir törenle bugünkü Anıt-Kabre kaldırıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-yasam-oykusundeki-olaylar-dizini-kronoloji.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün Yazılı Eserleri</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-yazili-eserleri.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-yazili-eserleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 12:50:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[atatürkün yazılı eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[nutuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1807</guid>
		<description><![CDATA[YAZILI ESERLERİ    Mustafa Kemal Atatürk, yaşamının her döneminde kitapla bütünleşmiştir. Bu okuma sevgisinin kendisine sağladığı bilgi birikimini zaman zaman yazmaya dönüştüren Atatürk, yaşamının farklı dönemlerinde farklı konularda kitaplar yazmıştır. Yazdıkları gerek güncelliği, gerekse yol göstericiliği açısından bu gün dahi tartışmasız greçekleri içermektedir.     O&#8217;nun günümüzde hala geçerliliğini koruması ileri görüşlülüğünün ve akılcılığının göstergelerinden biridir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>YAZILI ESERLERİ</strong></p>
<p>   Mustafa Kemal Atatürk, yaşamının her döneminde kitapla bütünleşmiştir. Bu okuma sevgisinin kendisine sağladığı bilgi birikimini zaman zaman yazmaya dönüştüren Atatürk, yaşamının farklı dönemlerinde farklı konularda kitaplar yazmıştır. Yazdıkları gerek güncelliği, gerekse yol göstericiliği açısından bu gün dahi tartışmasız greçekleri içermektedir. <span id="more-1807"></span></p>
<p>    O&#8217;nun günümüzde hala geçerliliğini koruması ileri görüşlülüğünün ve akılcılığının göstergelerinden biridir. Mustafa Kemal, özellikle II. Meşrutiyet&#8217;in (23 Temmuz 1908) ilanından sonra tüm dikkat ve çalışmasını askerlik üzerine yoğunlaştırılmıştır. O,mesleki bilgileri artıracak yayınların yapılmasını gerkli görüyordu. Bu amaçla mesleğinin ilk yıllarından itibaren askerlikle ilgili birikimlerini aşağıda isimleri belirtilen kitaplarda toparlanmıştır :</p>
<p>a) Takımın Muharebe Talimi<br />
b) Cumalı Ordugahı<br />
c) Tabiye Tatbikat ve Seyahati<br />
d) Bölüğün Muharebe Talimi<br />
e) Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (Subay ve Komutan ile Konuşmalar)<br />
f) Tabiye Meselesinin Halli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nesayih<br />
<strong>&#8220;NUTUK&#8221;</strong><br />
   Yurdumuzun parçalanıp, işgal edildiği günlerden başlayarak, Türk tarihinde bir dönüm noktası olan İstiklal Savaşı&#8217;nı, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşunu ve inkılapların yapılışını anlatan Nutuk, siyasi ve milli tarihimizin birinci elden, değerli bir kaynak eseridir.</p>
<p>    Atatürk&#8217;ün kendi kaleminden çıkan bu eser, yine Atatürk tarafından, Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Ankara&#8217;da toplanan İkinci Kurultayı&#8217;nda 36,5 saat süren ve altı günde okunan tarihi bir hitabeye dayandığı için Nutuk adını almıştır.</p>
<p>    Nutuk, yalnız geçmiş devrin bir hikayesi olarak dünümüzü anlatmakla kalmayıp, yakın tarihimizden alınan ibret dolu tecrübelerle, milli varlığımızın bugününe de yarınına da ışık tutabilen bir değer taşımaktadır. Nutuk, milleti ülkenin geleceğini belirleyecek olan milli birlik ilkesi etrafında bilinçlendirip, kenetlendirerek, milli irade ve milli hakimiyet kavramlarının harekete dönüştürülmesi yoluyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin kuruluşundan Cumhuriyetin ilanına kadar uzanan başarılı bir tarihi akışın hikayesidir.</p>
<p>    Nutuk ilk defa 1927 yılında, biri asıl metin, diğeri belgeler olmak üzere Arap harfleriyle iki cilt olarak yayınlanmıştır. Aynı yıl, tek cilt halinde lüks bir baskısı da yapılmıştır. Yazı inkılabından sonra, bu ilk metnin okunması güçleştiğinden, 1934 yılında, Milli Eğitim Bakanlığınca üç cilt olarak yeniden basılmıştır. Nutuk, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezince yeniden basılmıştır.<br />
&#8220;<strong>BÖLÜĞÜN MUHAREBE EĞİTİMİ</strong>&#8221;<br />
   &#8220;Bölük Muharebe Eğitimi&#8221; olarak yayınlanan eser, meskun yerlerde muharebe, savunma ve taarruz konularını kapsamaktadır. Meskun yerlerin sınırlayıcı durumlarının muharebeye etkisi, savunma mevziinin seçimi, savunma mevziinin hazırlanması, ateş sahalarının temizlenmesi, ateş taksimi, ateş tutmayan ölü bölgelerin kapatılması ve mevziin işgali gibi savunmanın esasını oluşturan konular işlenmiştir.</p>
<p>   Ayrıca taarruzda birliğin aldığı tertip ve düzen, ilerleme, ateş üstünlüğü, ihtiyatların kullanılması gibi taarruz harekatında her zaman karşılaşılacak konular ele alınmıştır. Genç Kurmay Önyüzbaşı Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından, Almanca aslından tercüme edilen ve bağlı olduğu ordunun eğitimine katkısı olan bu eserden yeni nesillerin de faydalanabilmeleri için bugünkü Türkçe&#8217;ye çevrilmiştir.<br />
<strong>&#8220;CUMALI ORDUGAHI&#8221;</strong><br />
   Cumalı Ordugahı; Makedonya bölgesinde, Köprülü &#8211; İştip yolu üzerinde bulunmaktadır. Bu ordugahta, 3. Süvari Tümen Komutanı Tuğgeneral Suphi Paşa&#8217;nın komutası altında kurulan bir süvari tugayına eğitim ve manevra yaptırılmıştır. Bu manevraya katılan Mustafa Kemal, &#8220;Cumalı Ordugahı&#8221; adlı eserini yazmış; süvari, bölük, alay, tugay eğitim ve manevralarını anlatmıştır.</p>
<p>    Mustafa Kemal bir kurmay subay olarak teorik bilgilere önem vermekte, ancak askeri tatbikat ve manevralardan sadece katılanların yararlanmasını yeterli görmemektedir. Bu yüzden, 10 gün süren bu tatbikat sırasında tututuğu gözlem notlarını, hazırlanan meseleleri ve komutanların yaptıkları eleştirileri yazmış, bol kroki ile küçük bir broşür haline dönüştürmüştür.<br />
12 Eylül 1909&#8242;da tamamladığı bu eseri, Selanik&#8217;te 1909 yılında matbaa harfleriyle basılmıştır. Eser; 39 sayfa metin ve 7 adet krokiden oluşmaktadır.<br />
<strong>&#8220;TAKIMIN MUHAREBE EĞİTİMİ</strong>&#8221;<br />
   Bu kitap; Berlin Askeri Üniversitesi eski müdürlerinden General Litzmann&#8217;ın &#8220;Seferber Mevcudunda Takım, Bölük ve Taburun Muharebe Talimleri&#8221; adlı eserinin ilk bölümünü oluşturmakta olup, Selanik&#8217;te 3.Ordu Karargahı&#8217;nda görevli, Kurmay Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal tarafından Almanca&#8217;dan Osmanlıca diline çevrilmiş ve 1908 yılında Selanik Asır Matbaasında basılmıştır.</p>
<p>    Kitabın özü; seferi tam mevcutlu bir takımın, değişik hava şartları ve çeşitli arazide, basit bir mesele içinde muharebe yöntemlerinin uygulaması, avcı hattı teşkiliyle bir avcı hattının ateş muharebesi üzerinde toplanmaktadır.</p>
<p>    Mustafa Kemal Paşa, subayların arazide yetiştirilmesini amaçlayan tatbikatın, önemini vurgulayan bu eserini, 1911 yılında 5. Kolordu Harekat Şube Müdürü iken yazmıştır. Bu eserde, karşılıklı olarak kırmızı ve mavi muharebe birliklerinin Selanik-Kılkış arasında yaptıkları savunma ve taarruz uygulamalarının değerlendirilmesi yapılmıştır.<br />
<strong>&#8220;TAKTİK VE TATBİKAT GEZİSİ&#8221;</strong><br />
   Bu eserinde, bir muharebeyi sevk ve idarede belirli kuralların olamadığını vurgulaması yanında, komutan olan kişinin nitelikleri üzerinde de durmuştur. Bunlar ise; birliğini barışta ve savaşta eğitmek, yönetmek ve gözetmekteki üstün başarı, elindeki kuvvetin eksikliğini giderecek düşünce gücü ve astlarından her konuda üstünlüğü sağlamaktır. Bunun yanında, kişisel cesaret, başkalarının hareketini önceden seziş ve harekatını en uygun zamanda yapabilme yeteneği olmalıdır. Ortak amacın gerçekleştirilebilmesi için birliklerini başarılı bir şekilde yönetmeli, astları üzerinde etkili olmalı ve otoritesini kurabilmelidir.</p>
<p>    Bu eserde ayrıca bir komutanın başarılı olabilmesi için bu kuralları sadece okumuş ve öğremiş olmanın yeterli olamadığı, bunların tatbikatının da önemi belirtilmiştir.<br />
<strong>&#8220;GEOMETRİ&#8221;</strong><br />
   Atatürk bu kitabı ölümünden birbuçuk yıl önce III. Türk Dil Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayında kendi eliyle yazmıştır. Atatürk Arapça ve Farsça terimlerle dolu ders kitaplarının öğrenciler açısından öğrenimi geciktireceğini düşünmüştü.<br />
&#8220;<strong>SUBAY VE KOMUTAN İLE KONUŞMALAR&#8221;</strong><br />
   &#8220;Subay ve Komutan ile Konuşmalar&#8221; Atatürkün askerliğe ilişkin eserlerinin en önemlilerinden birisidir. Bu eser, Atatürk, 1914 yılında Kurmay Yarbay rütbesiyle Sofya askeri Ataşesi olarak bulunduğu sırada, Nuri conker&#8217;in &#8220;Zabit ve Kumandan (Subay ve Komutan)&#8221; adlı kitabına karşılık olarak yazılmıştır.</p>
<p>    Genç subayın, içinde bulunduğu ordudaki aksaklıkları, hataları nasıl sezdiğini; bunlara karşı tepkisiz kalmayarak üst makamlara hatalar ve çözüm yollarını nasıl sunduğunu; ülkenin içinde bulunduğu askeri ve siyasal durumdan duyduğu acıları kitabın birinci bölümünde bulmaktayız.<br />
Atatürk, bir subayın taşıması gereken özveri, ölümü göze alma, emri altındakileri sevk ve idare edebilme, taarruz ruhu, insiyatif özellikleri hakkında, Nuri Conker&#8217;in görüşlerine katılmış ve kendi düşüncelerini de çeşitli örneklerle destekleyerek açıklamıştır.</p>
<p>    Bunların yanı sıra, Türk kadınının, aslında toplumu yaratmada çok etkili olabilecekken, suskunluğu seçtiğini bütün açıklığıyla ortaya koymaktan kendini alamamıştır. Türk ulusu hakkında ise &#8220;kuşkusuz bizim ulusumuzun karakteri de bütün karakterler gibi yükselmeye ve istenen şekle girmeye elverişlidir. Fakat kendi kendisine olmak koşuluyla&#8230;&#8221;dedikten sonra, dışardan ulusumuzun karakterine yapılmak istenen etkilerin amacına ulaşamayacağını vurgulamıştır.</p>
<p>    Subaylarda ve erlerdeki inisiyatif özelliğine eserinde geniş bir bölüm ayıran Atatürk, kendi dönemindeki ile daha önceki dönemlerde Osmanlı ordusunu kıyaslamıştır. Özellikle Trablusgarp Savaşı&#8217;nda edindiği deneyimler ile kendiliğinden hareket ve iş görme özelliğinin, olması gereken sınırını göstermiştir.</p>
<p>    Atatürk, eserin son bölümünde, Kuzey Afrika&#8217;da birlikte çarpıştığı korkusuz ve yiğit silah arkadaşlarını anmış ve onları &#8220;yüksek askerlik niteliklerine&#8221; sahip insanlar olarak tanımlamıştır. Bu davranışı O&#8217;nun diğer bütün üstünlüklerinin yanı sıra insancıl yönünede tanıklık eder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-yazili-eserleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün Aldığı Kıdem Nişan ve Ünvanları</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-aldigi-kidem-nisan-ve-unvanlari.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-aldigi-kidem-nisan-ve-unvanlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 12:49:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1805</guid>
		<description><![CDATA[ATATÜRK&#8217;ÜN ALDIĞI KIDEM NİŞAN VE ÜNVANLAR &#8220;Benim gözümde hiçbir şey yoktur, ben yalnız liyâkat âşığıyım&#8221; Mustafa Kemal Atatürk - 6 Kasım 1913&#8242;de iki yıllık kıdem zammı aldı. - 29 Ekim 1914&#8242;de iki yıllık kıdem zammı aldı. - 25 Mart 1916&#8242;da iki yıllık kıdem zammı aldı. - 1 Nisan 1916&#8242;da iki yıllık kıdem zammı aldı. - [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ATATÜRK&#8217;ÜN ALDIĞI KIDEM NİŞAN VE ÜNVANLAR</strong></p>
<p>&#8220;Benim gözümde hiçbir şey yoktur, ben yalnız liyâkat âşığıyım&#8221;<br />
Mustafa Kemal Atatürk<br />
- 6 Kasım 1913&#8242;de iki yıllık kıdem zammı aldı.</p>
<p>- 29 Ekim 1914&#8242;de iki yıllık kıdem zammı aldı.</p>
<p>- 25 Mart 1916&#8242;da iki yıllık kıdem zammı aldı.</p>
<p>- 1 Nisan 1916&#8242;da iki yıllık kıdem zammı aldı.</p>
<p>- 23 Aralık 1917&#8242;de iki yıllık kıdem zammı aldı.<span id="more-1805"></span></p>
<p>- 25 Ocak 1908&#8242;de 5. dereceden &#8220;MECİDİ NÎŞAN&#8221; (Abdulmecit zamanında çıkartılmış nişan) ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 12 Mart 1913&#8242;de Fransız Hükümeti tarafından &#8216;şövalye&#8217; derecesi olan &#8220;LEJYON DONÖR NlŞANI&#8221; ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 6 Aralık 1913&#8242;de 4. dereceden &#8220;OSMANÎ NÎŞANI&#8221; ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 17 Ocak 1915&#8242;de &#8220;ALTIN LİYAKAT MADALYASI&#8221; aldı.</p>
<p>- 1 Şubat 1915&#8242;de 4. dereceden &#8220;OSMANÎ NÎŞANI&#8221; ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 15 Temmuz 1915&#8242;de &#8220;HARB MADALYASI&#8221; ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 1 Eylül 1915&#8242;de &#8220;GÜMÜŞ LİYAKAT-GÜMÜŞ ÎMTÎYAZ MADALYALARI&#8217;yla onurlandırıldı.</p>
<p>- 9 Mayıs 1916&#8242;da Avsuturya ve Macaristan Hükümeti tarafından &#8220;HARB NİŞANI&#8221; ile birlikte &#8220;KRUVA ve MERİT NİŞANI&#8221;nm 3. derecesiyle onurlandırıldı.</p>
<p>- 12 Aralık 1916&#8242;da 2. dereceden &#8220;MECİDÎ NİŞANI&#8221; ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 17 Şubat 1917&#8242;de Alman imparatoru tarafından 1. dereceden &#8220;KILIÇLI PRUSYA KORDONU NİŞANI&#8221; ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 1 Nisan 1917&#8242;de 2. dereceden &#8220;OSMANÎ NİŞANI&#8221; ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 9 Eylül 919&#8242;da Avusturya ve Macaristan Hükümeti tarafından 2. dereceden &#8220;HARB ALÂMETİ MERİT ASKERİ NİŞANI&#8221; ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 23 Eylül 1919&#8242;da 1. dereceden &#8220;KILIÇLI MEClDÎ NİŞANI&#8221; ile onurlandınldı.</p>
<p>- 29 Aralık 1917&#8242;de yine 1. dereceden &#8220;KILIÇLI MECÎDÎ NİŞANI&#8221; ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 19 Eylül 1921&#8242;de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından &#8220;GAZİ ve MAREŞALLİK&#8221; ünvanlanyla onurlandırıldı.</p>
<p>- 27 Mart 1923&#8242;de Afganistan Kralı tarafından &#8220;LİMER-Î ÂLÂ NİŞANI&#8221; ile onurlandırıldı.</p>
<p>- 24 Kasım 1923&#8242;de kırmızı ve yeşil kurdelah &#8220;İSTİKLÂL MADALYASI&#8217;yla onurlandırıldı.</p>
<p>- 24 Kasım 1934&#8242;de Türkiye Büyük Millet MECLİSİ tarafından TÜRKLÜĞÜN EN BÜYÜK SiMGESi Olan &#8220;ATATÜRK&#8221; soyadıyla onurlandırıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-aldigi-kidem-nisan-ve-unvanlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün Son Yılları</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-son-yillari.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-son-yillari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 12:47:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1803</guid>
		<description><![CDATA[ATATÜRK&#8217;ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ    Atatürk&#8217;ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova&#8217;da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara&#8217;ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu.    Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana&#8217;ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ATATÜRK&#8217;ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ</strong></p>
<p>   Atatürk&#8217;ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova&#8217;da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara&#8217;ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu.<span id="more-1803"></span></p>
<p>   Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana&#8217;ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiğimillî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs&#8217;ta Ankara&#8217;ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul&#8217;a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu. Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı&#8217;nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul&#8217;a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938&#8242;de Hatay Antlaşması&#8217;nın yürürlüğe girmesi Atatürk&#8217;ü çok sevindirip moralini düzeltti.</p>
<p>   Temmuz sonlarına kadar Savarona&#8217;da kalan Atatürk&#8217;ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı&#8217;na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O&#8217;nun hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938&#8242;de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarına bağışladı.</p>
<p>   Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara&#8217;ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı. 29 Ekim 1938&#8242;de kahraman Türk Ordusu&#8217;na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu. &#8220;Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!&#8221; sözü ile Türk Ordusu&#8217;nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda &#8220;Türk vatanının ve Türk&#8217;lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır&#8221; diyerek Türk Ordusu&#8217;na olan güvenini belirtmiştir.</p>
<p>   Atatürk 1 Kasım 1938&#8242;de Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi&#8217;nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi&#8217;nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu&#8217;nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı.</p>
<p>   Atatürk&#8217;ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk&#8217;ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı.<br />
Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler.</p>
<p>    16 Kasım günü Atatürk&#8217;ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı&#8217;nın büyük tören salonunda katafalka konuldu. Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti.<br />
Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı&#8217;na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyiİzmit&#8217;e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara&#8217;ya getirilmek üzere hareket edildi. Atatürk&#8217;ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkam, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk&#8217;ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu.</p>
<p>   Türk milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe&#8217;de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953&#8242;te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk&#8217;ün naaşı Anıtkabir&#8217;e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-son-yillari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün Sivil Hayatı</title>
		<link>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-sivil-hayati.html</link>
		<comments>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-sivil-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 12:46:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Atatürk Köşesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dersyerimiz.com/?p=1801</guid>
		<description><![CDATA[MUSTAFA KEMAL ATATÜRK&#8217;ÜN SİVİL HAYATI    Askerlikten istifasını takiben Erzurumluların isteği üzerine Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti Erzurum şubesinin Heyet-i Faale başkanlığına getirildi. Cemiyet, o günlerde daha evvelce alınan bir karar gereğince doğu illerini kapsayan bir kongrenin hazırlıkları içinde idi. Mustafa Kemal&#8217;in Heyet-i Faale reisi olarak bu kongreye iştiraki mümkündü; fakat o, bu kongreye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MUSTAFA KEMAL ATATÜRK&#8217;ÜN SİVİL HAYATI</strong></p>
<p>   Askerlikten istifasını takiben Erzurumluların isteği üzerine Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti Erzurum şubesinin Heyet-i Faale başkanlığına getirildi. Cemiyet, o günlerde daha evvelce alınan bir karar gereğince doğu illerini kapsayan bir kongrenin hazırlıkları içinde idi. Mustafa Kemal&#8217;in Heyet-i Faale reisi olarak bu kongreye iştiraki mümkündü; fakat o, bu kongreye özellikle Erzurum&#8217;dan üye olarak iştirak etmek istiyordu. Ne çare ki Erzurum üyeleri evvelce seçilmişti; ama buna da bir çözüm bulundu. Erzurum&#8217;un iki değerli evlâdı, Kâzım Yurdalan ve Cevat Dursunoğlu Erzurum üyeliğinden istifa etmek suretiyle yerlerini Mustafa Kemal ve Rauf Bey&#8217;e bıraktılar. Bu suretle Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın kongreye girişi meşruluk kazandı. <span id="more-1801"></span></p>
<p>   Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919&#8242;da tek katlı bir ilkokul salonunda 62 delegenin iştirakiyle toplanmıştı. Kongre bir kurucu meclis gibi çalışarak 14 gün devam etti ve 7 Ağustos 1919 da çalışmalarına son verdi. Kongreyi geçici başkan olarak Erzurum delegelerinden Hoca Raif Efendi açmış, delegelerin isim okunarak yoklaması yapıldıktan sonra başkanlık seçimine geçilmişti. Yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşa başkan seçildi.<br />
Millî Mücadele&#8217;ye bayrak olan bir kongrenin Erzurum&#8217;da toplanışı bir tesadüfün eseri değildi; Mondros Mütarekesi&#8217;nden sonra müdafaa şuurunun en keskin bir şekilde meydana çıktığı bölgelerden biri Erzurum idi. Zira Mütareke hükümlerine göre asırlarca şehit kanıyla sulanmış Erzurum topraklarını da içine almak üzere bir Ermenistan kurulması isteniyordu. Bu durum, bölgedeki millî birlik ve mukavemet şuurunu daha da bileyledi. Keza Kongre&#8217;ye Doğu Karadeniz il ve kasabalarını temsil etmek üzere 17 delege ile iştirak eden Trabzon&#8217;da da Pontus tehlikesi vardı. Bölge Rumları, Mondros Mütarekesi&#8217;nden faydalanarak Doğu Karadenız şehirlerini kapsayacak bir Pontus Rum Devleti kurma hayali içindeydiler. Bu bakımdan Doğu Anadolu şehirleri ile tehlike müşterekti.</p>
<p>   Erzurum Kongresi güç şartlar altında toplanıyordu. Çünkü Kongre üyelerinin vilâyetlerce gerek seçiminde, gerekse seçilenlerin Kongre&#8217;ye gönderilmesinde büyük güçlükler çıkarılıyordu. Mülkî âmirlerin büyük kısmı, İstanbul Hükûmeti&#8217;nin baskısı ile delegeleri korkutuyorlar, yola çıkmalarını engelliyorlar, hatta bazı vilâyetler kesin olarak delege göndermemekte direniyorlardı. Elâzığ, Diyarbakır ve Mardin illerinden seçilen üyeler valilik baskısı sebebiyle yola çıkmaktan alıkonulmuşlar, dolayısıyla Kongre&#8217;ye iştirak edememişlerdi. Bu sebeple Kongre&#8217;nin toplanabilmesi için Müdafa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti Erzurum şubesinin gayretleri yanında Mustafa Kemal Paşa tarafından da ciddî teşebbüslerde bulunmak icap etti. Vilâyetlerin herbirine açık telgraflar gönderilmekle beraber, bir taraftan da şifre telgraflarla valilere, komutanlara gerektiği şekilde tebligatta bulunuldu.<br />
Nihayet yeteri kadar temsilci getirtilip Kongre&#8217;yi toplamaya muvaffak olundu.</p>
<p>   İşte bu şartların oluşturduğu hava içinde gerçekleştirilen Erzurum Kongresi, Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti Erzurum Şubesi ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti&#8217;nin müştereken hazırladığı bir Kongre idi. O günkü mülkî taksimatta Trabzon&#8217;un kapsadığı Doğu Karadeniz il ve ilçelerinden 17, Erzurum un kapsadığı il ve ilçelerden 25, Sivas&#8217;ın kapsadığı il ve ilçelerden 14, Bitlis&#8217;ten 4 ve Van&#8217;dan 2 delegenin iştiraki ile toplam 62 üye ile toplanmıştı. Bugünkü idarî taksimat gözönüne alındığı takdirde 30&#8242;a yakın Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz illerini ve bunların ilçelerini kapsamaktadır.</p>
<p>   Erzurum Kongresi&#8217;nin toplanışı ve çalışmalarına başlamasıyla İstanbul da Saray ve Hükûmet tarafından, Anadolu&#8217;da yükselen bu kurtuluş sesini boğmak için yoğun bir faaliyet başladı. Ajanslarla Mustafa Kemal&#8217;in devlete başkaldıran bir asi olduğu, Erzurum Kongresi&#8217;nin kanunsuz toplandığı ilân edildi. Mustafa Kemal Paşa&#8217;yı tutuklamak için her türlü tedbire başvuruldu. İstanbul Hükûmeti, Erzurum Kongresi&#8217;nin dağılmasını, Kongre ye katılanların yakalanarak İstanbul Divan-ı Harbine sevklerini emretti ise de millet fertlerini saran o zamanki millî hava içinde hiçbir makam bu emri yerine getirmeye teşebbüs edemedi.</p>
<p>   İşte bu derece güç şartlar içinde gerçek bir vatan aşkıyla her türlü tehlikeyi göze alarak toplanan Erzurum Kongresi Türk tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Türk Kurtuluş Savaşı&#8217; nın ilk temelleri bu Kongre&#8217;de atılmış, alınan tarihî kararlar Millî Mücadele&#8217;nin temel kurallarını oluşturmuştu.</p>
<p>   Erzurum Kongresi kararları şu şekilde özetlenebilir:<br />
   1- Doğu illeri ile Trabzon ve Canik sancağı hiçbir sebep ve bahane ile Osmanlı topluluğundan ayrılması mümkün olmayan bir bütündür.<br />
Bu demekti ki ne doğu illeri Ermenistan sevdasıyla, ne Karadeniz illeri Pontus hulyasıyla anavatandan ayrılamayacaktır. Bu karar, vatanı ve milleti bölmek isteyenlere karşı ilk esaslı ihtardı.<br />
   2- Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir.<br />
Bu madde ile milletin, her türlü işgal ve müdahaleyi kesin olarak reddettiği, birlik halinde direneceği bildiriliyordu. Vatan topraklarına yönelik hiçbir işgal ve müdahale, karşılıksız kalmayacaktı. Millet işgal ve istilâyı birlik halinde püskürtmeye kararlıydı.<br />
   3- Vatanın ve istiklâlin muhafaza ve teminine İstanbul Hükûmeti muktedir olamadığı takdirde, gayeyi temin için Anadolu&#8217;da geçici bir hükûmet kurulacaktır.<br />
İstanbul Hükûmetinin hali ve tutumu belliydi; güçsüz ve beceriksizdi. Memleketi Mondros Mütarekesi ile kayıtsız şartsız galip devletlere teslim etmişti. Ülkeyi uçurumun kenarından ancak ve ancak millî iradeye dayanan bir hükûmet kurtarabilirdi; bu mutlaka gerçekleştirilecekti. Esasen Erzurum Kongresi bu amaca yönelik ilk adımdı.<br />
   4- Kuva- i Milliyeyi amil ve irade-i mılliyeyi hâkim kılmak esastır.<br />
Kuva-yi Milliyeden kasdedilen millî kuvvetler, milletin bağrından çıkacak millî bir ordu idi. Bu ordu, milletin kutsal gayesi uğrunda Milletin arzu ve eğilimleri yönünde mutlaka zafere ulaşacaktı. Milli iradeyi hakim kılmak aynı zamanda demokratik bir esastı. Bu esasta Cumhuriyet rejiminin ilk kıvılcımlarını sezmemek mümkün değildi.<br />
   5- Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozan imtiyazlar verilemez.<br />
Memleketteki azınlıklar yer yer siyasî egemenlik davasına kalkışmıştı. Memleket bütünlüğünü bozucu, vatanı parçalayıcı bu gibi davranışlara imkân verilmeyecekti. Azınlıklara sosyal dengemizi bozan ekonomik, hukuksal ve kültürel -her ne çeşit olursa olsun- ayrıcalıklar ve üstünlükler tanınmayacaktı.<br />
   6- Manda ve himaye kabul olunamaz.<br />
Türk milleti her şeyi göze alarak istiklâli için silâha sarılmıştı. Hiç kimseden lûtuf ve yardım beklemiyordu; yabancı devletlerden merhamet istemiyordu. Her ne pahasına olursa olsun istiklâl mutlaka gerçekleşecekti. Parola &#8220;Ya istiklâl ya ölüm&#8221; idi.<br />
   7- Millı Meclis&#8217;in derhal toplanmasına ve hükûmet işlerinin meclisin denetimi altında yürütülmesine çalışılacaktır.<br />
MilletılMe evletlerinin baskısı ve Padişah fermanı ile kapatılmış olan clısı derhal toplanmalı, hıikûmetin millet ve memleketin mukadderatı ile ilgili vereceği her türlü karar böyle bir meclisin denetiminden geçirilmeliydi. Hükûmet kararları ancak bu şekilde meşruluk kazanacaktı.<br />
    8- Milletimiz insanî ve asrî gayeleri tebcil, fennî, sınaî ve iktisadî hal ve ihtiyacımızı takdir eder. Bu cümle ile Türk milletinin yeniliklere açık ruhu belirtiliyordu. Denilmek isteniyordır ki Türk milleti insanî ve uygar amaçların değerini bilen ve kavrayan bir millettir. Nitekim Atatürk milletin çehresini değiştiren büyük inkılâplara başladığı zaman &#8220;yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi, milletimizi her bakımdan uygar bir toplum haline getirmektir. İnkılâplarmızın temel kuralı budur&#8221;, diyecekti. Kararda geçen &#8220;Milletimiz fennî. sınaî ve iktisadî hal ve ihtiyacımızı takdir eder&#8221; ifadesinde de harap bir memleketi bayındır hale getirmek için gelecekte gerçekleştirilecek kalkınma hamlelerine işaret edilmekte idi.</p>
<p>Erzurum Kongresi, memleketin bütününü ilgilendiren bu tarihî kararlarıyla bölgesel bir kongre olmaktan çıkmış, kendisinden sonra gelişecek tüm olayları büyük ölçüde etkilemişti. Zira Sivas Kongresi kararları, Erzurum Kongresi kararlarına dayandı. Misak-ı Millî&#8217;nin esasında Erzurum Kongresi kararları yer aldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin toplanış ve açılış gerekçesi Erzurum Kongresi kararlarına oturtuldu. Mudanya ve Lozan antlaşmalarının bağımsızlığı savunan ruhu; ilhamını Erzurum Kongresi kararlarından aldı. Cumhuriyet rejiminin ruhu, irade-i milliyeyi hâkim kılmak esasında toplandı. Ve nihayet &#8220;Milletimiz insanî ve asrî gayeleri tebcil eder&#8221; cümlesiyle Atatürk inkılâplarının ilk kıvılcımları Erzurum Kongresi&#8217;nde parıldadı.</p>
<p>   Sonuçları bakımından bu derece önem taşıyan Erzurum Kongresi için Mustafa Kemal Paşa, kapanış konuşmasında &#8220;Tarih, bu Kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>   Erzurum Kongresi, 7 Ağustos 1919 günü -kendisi adına bütün yetkileri kullanacak- 9 kişilik bir Heyet-i Temsiliye seçerek çalışmalarına son verdi. Şimdi Heyet-i Temsiliye&#8217;yi ve onun başkanını büyük bir görev bekliyordu. Erzurum Kongresi&#8217;nde parlayan kıvılcımı söndürmemek, Sivas&#8217;ta onu meş&#8217;ale haline getirerek millî kurtuluşa daha emin adımlarla yürümek gerekiyordu. Bu sebepledir ki Mustafa Kemal Paşa, doğu illerinin mukadderatı için toplanan Erzurum Kongresi&#8217;ni -gayesini daha da genişleterek- bu amaca yöneltmek istedi. Bu sebepledir ki Erzurum Kongresi&#8217;ni Sivas Kongresi&#8217;ne bağlayarak Millî Mücadele&#8217;ye memleket yüzeyinde genişlik kazandırdı.<br />
Sivas Kongresi günlerinde de memleketin içinde bulunduğu ağır mütareke şartları bütün acılığı ile devam ediyordu. Mondros Mütarekesi&#8217;nin milletimiz aleyhirıe haksız ve insafsız bir şekilde uygulanması, İzmir&#8217;e çıkmış olan Yunanlıların İtilâf devletlerinden aldığı cüretle Anadolu&#8217;nun içine doğru ilerlemesi, çeşitli şehirlerimizin işgali Sivas Kongresi günlerinde de birbirini izledi. İşte böyle bir hava içinde Mustafa Kemal Paşa, bir kısım Heyet-i Temsiliye üyeleriyle beraber Sivas Kongresi&#8217;ne iştirak etmek üzere 2 Eylül 1919&#8242;da Erzurum&#8217;dan Sivas&#8217;a geldi. Sivas, Millî Mücadele liderini emsalsiz sevgi gösterileri ve coşkıın bir sevinçle karşıladı.</p>
<p>   Sivas Kongresi, 4 Eylül 1919 günü o zamanlar &#8220;Mekteb-i Sultanî&#8221; olarak kullanılan bir binanın salonunda, 38 delegenin iştiraki ile toplandı. Kongre 8 gün devam etti ve 11 Eylül 1919&#8242;da Heyet-i Temsiliye seçimini takiben bir beyanname yayımlayarak çalışmalarına son verdi. İlk oturumda yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşa. başkan seçildi.</p>
<p>   Erzurum Kongresi&#8217;ni takiben bütün memleketi temsil eden böylesine önemli bir Kongre&#8217;nin özellikle Sivas&#8217;ta toplanışı, şehrin stratejik durumu ile ilgili idi. Anadolu&#8217;nun ortasında yer alan bu şehrimiz -mütareke şartları gereğince İtilâf devletlerini temsilen bazı subaylar bulunmasına rağmen- işgal altında değildi. Ulaşım bakırrıından Anadolu yollarının birleştiği bir kavşak durumunda idi: o günkü imkânların elverdiği ölçüde çeşitli Anadolu şehirlerine şu veya bu şekilde bağlanabiliyordu. Her ne kadar Fransızlar Adana üzerinden, İngilizler Samsun&#8217;dan şehri işgal tehdidinde bulunuyorlarsa da Mustafa Kemal Paşa, böyle bir işgalin düşmana çok pahalıya mal olacağını hesaplıyordu. Bütün bu avantajları yanında Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Sivas Şubesi ,şehirde oldukça iyi teşkilâtlanmıştı.</p>
<p>   İşte bu şartların oluşturduğu hava içinde gerçekleşen Sivas Kongresi doğrudan doğruya Mustafa Kemal&#8217;in çağrısı üzerine toplanmış , bir millî kongredir. Kongre nin 38 üyesinden 31&#8242;ini Batı ve Orta Anadolu illerinden gelen üyeler, 7&#8242;sini ise Doğu Anadolu illerini temsilen Erzurum Kongresi&#8217;nce seçilen Heyet-i Temsiliye oluşturmuştu. Böylece Batı ve Orta Anadolu illerinden seçilen delegelerle Doğu illerini temsilen gelen Heyet-i Temsiliye, Sivas Kongresi&#8217;ne memleket çapında bir genişlik ve bütünlük kazandırdı<br />
Tarihî bir gerçek olarak belirtmek gerekir ki Sivas Kongresi&#8217;nin toplanışı sırasında da Erzurum Kongresi&#8217;nde olduğu gibi İstanbul Hükûmeti ve idarecileri büyük engeller çıkardılar. Bu sebepledir ki Ankara ve diğer bazı şehirlerimizden valilik baskısı ile delege seçilemedi. Bazı vilâyetlerden seçilen delegeler de aynı baskı nedeniyle yola çıkmaktan alıkonuldu, dolayısıyla Kongre&#8217;ye iştirak edemedi.</p>
<p>   Sivas Kongresi&#8217;nin toplanmaması için Sivas&#8217;ta bulunan Fransız Jandarma Müfettişi Brüno da baskı yaptı. Vali Reşit Paşa ile görüşerek böyle bir Kongre gerçekleştiği takdirde Sivas&#8217;ın işgal edileceğini ve Kongre&#8217;nin dağıtılacağını bildirdi. İngilizler de Samsun üzerinden Sivas&#8217;ı işgal edecekleri tehdidinde bulundular. Fakat Mustafa Kemal&#8217;in her güçlüğü aşan azmi önünde, bütün bu tehditler sonuçsuz kaldı.</p>
<p>   İstanbul Hükûmeti Erzurum Kongresi&#8217;nde yaptığı gibi Sivas Kongresi sırasında da bütün gücüyle Mustafa Kemal&#8217;i tevkife yönelmişti. Anadolu&#8217;nun hemen her valisine telgraflar çekilerek Mustafa Kemal&#8217;in ne pahasına olursa olsun tutuklanarak İstanbul&#8217;a gönderilmesi isteniyordu. Bunu gerçekleştirmek üzere valiliklere, mutasarrıflıklara yeni atamalar yapıldı. Fakat hiçbir idareci, şahlanan millî irade ve millî hava içinde İstanbul Hükûmetinin isteklerini yerine getirmek cesaretini gösteremedi.</p>
<p>    Sivas Kongresi&#8217;nin diğer bir özelliği de delegelerin vatanın kurtuluşu ve milletin mutluluğundan başka hiçbir kişisel maksat izlemeyeceklerine, mevcut siyasî partilerden hiçbirinin amaçlanna hizmet etmeyeceklerine dair Kongre&#8217;de yemin etmeleri olmuştu. Bu suretle Millî Mücadele&#8217;nin hiçbir siyasî parti adına yapılmadığı, tamamen milleti ve memleketi kurtarma amacına yönelik bir hareket olduğu açıkça belirtilmiş oluyordu.</p>
<p>   Sivas Kongresi kararları şu şekilde özetlenebilir:<br />
    1- Millî sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür; birbirinden ayrılamaz.<br />
Evvelce toplanan Erzurum Kongresi, Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz vilâyetlerinin hiçbir sebep ve bahane ile anavatandan ayrılamayacağını ilân etmişti. Sivas Kongresi sahip olduğu tam yetki ile bu karara bütün memleketi kapsayan bir genişlik kazandırdı.<br />
    2- Her türlü işgal ve müdahaleye karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir.<br />
Erzurum Kongresi&#8217;ni toplanmaya davet eden başlıca tehlike Doğu Karadeniz Bölgesinde kurulması düşünülen Pontus Rum devleti ile Doğu Anadolu illerini içine kalacak bir Ermenistan tehlikesi idi. Sivas Kongresi, batıdan gelen Yunan tehlikesini de göz- önüne alarak, vatan topraklarına yönelik hiçbir işgal ve müdahalenin karşılıksız kalmayacağını mütecaviz düşmana açıkça bildiriyordu.<br />
    3- İstanbul Hükûmeti, haricî bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.<br />
Bu madde ile İstanbul Hükûmetinin millet menfaatlerine aykırı herhangi üir karar veya davranışına milletin kayıtsız kalmayacağı, gerektiğinde millî iradeye dayanan bir hükûmetin derhal kurulacağı açıkça belirtiliyordu.<br />
    4- Kuva-yı milliyeyi âmil ve irade-i milliyeyi hâkim kılmak esastır.<br />
Erzurum Kongresi&#8217;nde belirlenen bu kural, Sivas Kongresi&#8217;nde perçinleştiriliyordu, Memleketi kurtaracak tek kuvvet, millî ordu idi. Bu ordu, milletin iradesi ve eğilimleri yönünde savaşacâk, bağımsızlık mutlaka gerçekleşecekti. Millet artık egemenliğini kendi eline almıştı; kendi hâkimiyetinden başka hiçbir güç tanımıyordu. Bu esas gelecekteki Cumhuriyet rejiminin esasırtı oluşturuyordu.<br />
    5- Manda ve himaye kabul olunamaz.<br />
Erzurum Kongresi&#8217;nde karar altına alınan bu görüş, Sivas Kongresi&#8217;nce de onaylanarak Millî Mücadele&#8217;nin temel kuralı haline getiriliyordu. Millî kurtuluş hareketinin parolası hiçbir devletin merhametine sığınmaksızın&#8221; Ya istiklal ya ölüm!&#8221; dü.<br />
    6- Millî iradeyi temsil etmek üzere Millet Meclisi&#8217;nin derhal toplanması mecburidir.<br />
Erzurum Kongresi kararlarında da belirtilen bu istek, artık bir mecburiyet olarak gösteriliyordu. Aksi takdirde hükûmet kararları millî iradeyi yansıtmayacaktı.<br />
    7- Aynı gaye ile millî vicdandan doğan cemiyetler &#8220;Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti&#8221; adı altında birleştirilmiştir.<br />
Erzurum Kongresi, Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz Bölgelerindeki millî cemiyetleri &#8220;Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti&#8221; adıyla bir merkezde toplamıştı. Sivas Kongresi, bu örgüte -bütün Anadolu ve Rumeli Cemiyetlerini de içine almak üzere- memleket çapında bütünlük kazandırdı.    8- Mukaddes maksadı ve umumî teşkilâtı idare için Kongre tarafından bir Heyet-i Temsiliye seçilmiştir.</p>
<p>   Erzurum Kongresi, Doğu illerini temsilen 9 kişilik bir Heyet-i Temsiliye seçmişti. Sivas Kongresi&#8217;nce 6 kişi daha seçilmek suretiyle &#8220;Heyet-i Temsiliye&#8221; genişletilmiş, bu suretle Türkiye Büyük Millet Meclisi açılıncaya kadar memleket mukadderatında yegâne söz sahibi bir kurul oluşturulmuştu.<br />
Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek, bu kararlara bütün memleketi kapsayan bir nitelik kazandırması bakımından İnkılâp Tarihimizde büyük öneme sahip bir Kongre&#8217;dir. Üyelerinin, bütün memlekete şamil olması sebebiyle de Millî Mücadele başlangıcında Türkiye&#8217;nin mukadderatını çizen, bütün milletin tek vücut halinde birlik olduğunu dünyaya ilân eden millî bir Kongre&#8217;dir. Bunun içindir ki tesirleri Erzurum Kongresi&#8217;nden daha geniş oldu.</p>
<p>   Sivas Kongresi&#8217;nden sonra Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın amacı en kısa zamanda Anadolu&#8217;da millet temsilcilerinden oluşan bir meclis toplamak ve bu meclisin kuracağı hükûmet ile Millî Mücadele&#8217;yi bir merkezden idare etmek idi. Dâhi adam, bu büyük işi gerçekleştirmek üzere Sivas Kongresi&#8217;nden sonra da Heyet-i Temsiliye Reisi sıfatıyla millî teşkilâtın kuvvetlenmesi yolunda -bütün engelleri aşarak- azimle çalıştı. Bu devre esnasında Mustafa Kemal ve Heyet-i Temsiliye i1e temas temini ve anlaşma zemini arayan İstanbul Hükûmeti, temsilcileri vasıtasıyla 20-22 Ekim 1919 tarihleri arasında Amasya&#8217;da onunla görüşmüş ve bir Millet Meclisi toplanmasına ikna olmuştu. Bu görüşme İnkılâp Tarihimizde &#8220;Amasya Mülâkatı&#8221; olarak bilinmektedir. Mustafa Kemal, Meclisin Anadolu&#8217;da toplanmasını istemesine rağmen, Meclis 12 Ocak 1920&#8242;de İstanbul&#8217;da toplandı. Fakat İngilizlerin ve gerekse onlara âlet durumunda olan hükûmet adamlarının baskısı sebebiyle olumlu bir faaliyet gösteremedi. Sadece Erzurum ve Sivas Kongrelerinin esaslarını &#8220;Misak-ı Millî&#8221; halinde kabul ve ilân etti.</p>
<p>   Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919&#8242;da bir kısım arkadaşları ve Heyet-i Temsiliye üyeleri i1e beraber Ankara&#8217;ya gelmişti. Artık Millî Mücadele Ankara&#8217;dan yönetiliyor, İstanbul&#8217;daki asker ve sivil birçok vatansever, Bağımsızlık Savaşında görev almak üzere Ankara&#8217;ya geliyordu. Bir süre sonra,16 Mart 1920 tarihinde İstanbul, İtilâf devletleri tarafından fülen işgal edildi; şehir yabancılar tarafından tamamen askerî kontrol altına alınmıştı. Bu şartlar altında Meclis de faaliyet gösteremeyeceğini anlayarak dağıldı; zaten bu sıralarda milletvekillerinin bir kısmı da İngilizler tarafından tutuklanmış bulunuyordu.</p>
<p>   Mustafa Kemal, İstanbul&#8217;un işgali üzerine valiliklere ve kolordu komutanlıklarına talimat vererek Ankara&#8217;da toplanacak fevkalâde salâhiyete sahip bir meclise yeni temsilciler seçmelerini bildirdi. Seçimler sür&#8217;atle sonuçlandi. Nihayet 23 Nisan 1920&#8242;de yurdun her bölgesinden gelen millet temsilcileriyle Ankara&#8217;da Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Mustafa Kemal, millet iradesini ve egemenliğini temsil eden bu Meclise ve onun hükümetine de başkan seçilerek artık Türk bağımsızlık mücadelesinin her bakımdan, askerî, siyasî ve sosyal lideri oldu. Ama memleketin içinde bulunduğu şartlar, kendisinin omuzlarına yüklenen görevi gerçekten çok ağırdı. Tarihten silinmek istenen bir milletin ölüm kalım savaşının,. istiklâl mücadelesinin liderliğini yapıyordu.</p>
<p>Ankara&#8217;da Millet Meclisi&#8217;nin açılması, milli bir hükûmetin kurulması üzerine Padişah ve İstanbul Hükûmeti de millî mücadeleyi daha geniş ölçüde baltalama yollarına sapmıştı. Anadolu&#8217;da binbir fedakârlıkla oluşturulan millî kuvvetlere karşı halife ve padişah orduları kuruluyor, başta Atatürk olmak üzere Millî Mücadele kahramanları, âsi sayılarak idama mahkûm edilmiş bulunuyordu. Diğer taraftan İzmir&#8217;e çıkan Yunanlılar da Anadolu içlerine doğru taarruza hazırlânıyordu. Mütareke ile örgütlü ordu resmen dağıtılmış, silâhları alınmış olduğundan, işgal altındaki yörelerde düşmana ancak mahallî kuvvetler ve gönüllü müfrezeler karşı koyuyordu. Bu düşman saldırılarının yanı sıra Anadolu&#8217;nun bazı yörelerinde Anzavur gibi, Çopur Musa gibi, Postacı Nâzım gibi aldatılmış kişilerin elebaşılık ettiği iç isyanlar devam ediyordu.<br />
Bütün bu iç ve dış güçlüklere, zor şartlara rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti, kısa zamanda duruma hakim olarak düşman kuvvetlerine karşı çeşitli cephelerde büyük başarılar kazanmaya başladı. Doğu cephesinde XV. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir komutasındaki kuvvetlerimiz büyük başarılar kazandı. Bu bölgede Oltu, Sarıkamış ve Kars&#8217;ı işgal suretiyle sınır şehirlerimize tecavüz eden Ermenilere karşı 28 Eylül 1920&#8242;de taarruza geçilerek, merkezi Erivan&#8217;da bulunan Ermeni Cumhuriyeti ordusu mağlup edildi ve 29 Eylül 1920&#8242;de Sarıkamış, 30 Ekim 1920&#8242;de Kars tekrar geri alındı. Ermenilerin barış isteği üzerine 2/3 Aralık 1920&#8242;de Gümrü Antlaşması imzalanarak savaşa son verildi. Gürcistan&#8217;a da Ardahan ve Artvin vilâyetlerimiz tahliye ettirildi.</p>
<p>   Güney cephesinde de Adana, Urfa, Antep ve Maraş bölgelerirıde Fransız birlikleriyle mahallî kuvve&#8217;tler arasında şiddetli çatışmalar oluyordu. Sonuçta Fransızlar 12 Şubat 1920&#8242;de Maraş&#8217;tan, 11 Nisan 1920 günü de Urfa&#8217;dan çekilmek zorunda kaldılar. 21 Ekim 1921&#8242;de Fransızlarla yapılan &#8220;Ankara Antlaşması&#8221; Adana, Mersin, Gaziantep ve diğer bazı şehirlerimizin kurtuluşuna uzandı.</p>
<p>   Yunanlılar 1920 Haziran&#8217;ında, Ankara&#8217;da kurulan iki aylık yeni hükûmetin içinde bulunduğu güç şartlardan yararlanarak 22 Haziran 1920 günü Batı Cephesinde umumî taarruza geçmişler, büyük kısmı ile gönüllülerden oluşan kuvay-ı milliye cephesini yararak 8 Temmuz 1920 günü Bursa&#8217;yı, 29 Ağustos 1920 günü de Uşak&#8217;ı işgal etmişlerdi. Bu olaylar seyrederken Padişah ve İstanbul Hükûmeti de 10 Ağustos 1920&#8242;de İtilâf devletleriyle Sevr Antlaşmasını imzalamak suretiyle dış düşmanlarımızla birleşmiş oluyordu.<br />
Yunanlıların Batı cephesinde ilerleyişi, birçok bölgelerin kuvvet yetersizliği sebebiyle işgal edilmesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa, cephe komutanları ile görüşmüş, artık gönüllü kuvvetler yerine düzenli bir ordu kurulması gereğini ilgililere bildirmişti. Çünkü olaylar gösteriyordu ki, millî mücadelenin başarısı, bütün kuvvetlerin tek bir otnrite altında toplanmalarına bağlı idi. Bu da millî müfrezelerin, milis kuvvetlerinin, gönüllü teşkilâtların ordu içinde düzenli kıtalar haline getirilmesini gerektiriyordu. Çete halinde dağınık savaşa son verilecek, bütün millî müfrezeler ve gönüllü kuvvetler ordu içinde disiplin ve eğitime tabi tutulacaktı.</p>
<p>   Artık, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa, Millî Savunma Bakanı Fevzi Çakmak Paşa ve Genelkurmay Başkanı ve aynı zamanda Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey, bütün çalışmalarını düzenli ordunun gerçekleşmesine vermişlerdir. Bu aylar, millî mücadele tarihimizin gerçekten en buhranlı, en çetin aylarıdır.</p>
<p>   Şimdi 1920 yılının Aralık sonlarındayız. Bir çok millî müfreze, gönüllü örgüt sür&#8217;atle millî ordu içinde toplanmaktadır. Ne çare ki ellerinde bir kısım kuvvet bulunan Çerkez Ethem ve kardeşleri, Batı Cephesi kuvvetlerine bağlı kalmak istememişler, başlarına buyruk bir siyaset izleme yoluna gitmişlerdi. Bunlar, Millî Mücadele&#8217;nin güç zamanlarında başardıkları bazı işlerin verdiği şımarıklıkla bulundukları bölgelerde sivil memurları diledikleri gibi azlediyor, değiştiriyor, kendilerine göre atamalar yapıyorlardı. Batı Cephesi, tek komuta altında örgütlendikçe, düzenli kuvvetler haline geldikçe, Ethem ve kardeşlerinin huzurları daha da kaçıyor, Batı Cephesi yanında Ankara Hükûmeti&#8217;ne, hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ne dil uzatmaktan çekinmiyorlardı. Artık tutumları, millî hükûmete karşı bir isyan halini almıştı.<br />
Durum gerçekten nazikti. Binbir emek ve fedakârlıkla kurulan düzenli orduda emir ve komuta birliğini temin bakımından bu sorunun, kesin şekilde çözümlenmesi gerekiyordu. Zira Ethem müfrezesi ordu içinde kaldıkça hiçbir zafer kazanılamayacağı gibi, aksine bu âsi kuvvetler her başarıda orduya ayakbağı olacaktı. Bu sebeple hükûmet Çerkez Ethem kuvvetlerinin ortadan kaldırılmasına karar verdi.</p>
<p>   29 Aralık 1920 günü Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey&#8217;le Güney Cephesi Komutanı Albay Refet Bey, Çerkez Ethem ve kuvvetlerini ortadan kaldırmak üzere ileri harekete geçtiler. Kütahya yörelerinde bulunan Çerkez Ethem kuvvetleri, Batı Cephesi kuvvetlerin Kütahya&#8217;yı işgali üzerine Gediz&#8217;e çekildi. Millî kuvvetler, âsileri takiple 5 Ocak 1921 günü Gediz&#8217;i de işgal edince Çerkez Ethem müfrezesi Simav yönüne çekilmek mecburiyetinde kaldı.<br />
İşte şimdi Millî Mücadele&#8217;nin en dramatik anları yaşanmaktadır. Batı Cephesi kuvvetleri Çerkez Ethem isyanını bastırmak üzere, eski harp mevzilerinden çok uzaklaşmışlar, Gediz&#8217;e kadar ulaşmışlardır. Çerkez Ethem&#8217;i takip sebebiyle cephelerin boşaltıldığını, askerlerin mevzilerden uzaklaştığını haber alan Yunanlılar, içinde bulunduğumuz bu iç buhranı, Ankara Hükûmeti&#8217;nin bu çetin ve zor ânını kendileri için büyük bir fırsat bilerek 6 Ocak 1921 günü hem Bursa, hem Uşak cephelerinden sür&#8217;atle ileri yürüyüşe geçtiler. Amaçları, Türk kuvvetlerini, zayıflayan mevzilerinde âniden bastırıp mağlup etmek, bu suretle Eskişehir ve Afyon&#8217;u ele geçirerek kendilerine Ankara yolunu açmaktı. Bu plan gerçekleştirildiği takdirde, henüz sekiz aylık millî hükûmeti doğduğu yerde boğmak, kolayca ortadan kaldırmak güya mümkün olacaktı.</p>
<p>    Düşmanın, taarruz hedefi olarak seçtiği Eskişehir de, Afyon da askerî yönden önemli kavşaklardı. Bu şehirlerimizin elden çıkışı, önemli demiryollarının da düşman eline geçmesi demekti. Hele, Bursa ve Uşak Cephelerinden ilerleyen düşman kolları, Kütahya önlerinde birleşme imkânı bulursa, Çerkez Ethem&#8217;e karşı geride bırakılan kuvvetlerimizi de arkadan vurabilirdi. İşte mağlubiyetimiz halinde ortaya çıkacak korkunç tablo bu idi.</p>
<p>    Düşman taarruzu ile gelişen bu kritik durum üzerine, Batı ve Güney Cephesi komutanları vaziyeti görüşerek, ister istemez Çerkez Ethem&#8217;in takibine ara vermeyi ve Kütahya ve Gediz&#8217;e kadar gelmiş olan kuvvetlerimizin büyük kısmını vakit geçirmeksizin İnönü ve Dumlupınar mevzilerine sevketmeyi kararlaştırdılar. Ancak Batı Cephesi kuvvetlerinin şimdi bulundukları Gediz ve Kütahya yöreleri ile İnönü mevzileri arasında 3 günlük bir yol vardı. Eğer Yunanlılar, bizden daha önce İnönü mevzilerine ulaşabilirlerse mukavemetsiz, Eskişehir&#8217;e kadar yol almış olacaklardı. O halde yapılacak iş, son sür&#8217;atle İnönü mevzilerine yetişerek ilerleyen düşmanı burada durdurmak olacaktı. Bu amaçla Çerkez Ethem ve kardeşlerine karşı bir kısım kuvvet, Kütahya yöresinde bırakılarak, geri kalan kuvvetler İnönü mevzilerine hareket ettirildi. Keza üç misli düşman kuvvetine karşı İnönü mevzilerini da- ha da takviye etmek üzere, Ankara&#8217;da yeni kurulmakta olan 4. Tümen de Cepheye çağrıldı. Ethem&#8217;in takibine ara vererek Kütahya&#8217;dan hareket eden 11. Tümen de 9 Ocak sabahı, İnönü mevzilerine varmıştı.</p>
<p>   Öte yandan Yunanlılar sürâtle ilerleyerek, 8 Ocak 1921 günü Çivril ve Pazarcık&#8217;ı, 9 Ocak sabahı da Bilecik ve Bozüyük&#8217;ü işgal ettiler. Fakat bütün bu işgallere, güç şartlara, iki ayrı düşmanla savaş mecburiyetine rağmen sonucun zaferle biteceği hususunda başta Atatüxk olmak üzere Millî Mücadele liderlerinin inançları asla sarsılmamıştı. Atatürk, 8 Ocak 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden şunları söylüyordu: &#8220;Efendiler! Dahilde ve hariçteki düşmanlarımız ister çok, ister az olsun, faaliyetlerinin genişliği ne olursa olsun, kesin başarı, son başarı meşru bir ama izleyenlerde olacaktır.&#8221;</p>
<p>   I. İnönü Muharebesi, 9 Ocak 1921 günü öğleden sonra Yunanlıların Bozüyük yönünden şiddetli taarruzu ile başladı. Ufak bir köyden ismini alan İnönü, şimdi Türk Kurtuluş Savaşında dönüm noktası olacak bir muharebeye sahne oluyordu. Ve yıllar sonrâ bu muharebeyi idare eden komutana, Atatürk tarafından &#8220;İnönü&#8221; soyadı verilecekti.<br />
Muharebenin ilk günü Batı Cephesi kuvvetleri ile Yunanlılar arasında çok çetin çarpışmalar oldu. Yunanlıların her taarruzu, karşı taarruzla cansiperane püskürtülüyor, ilerlemelerine imkân verilmiyordu. Anlaşılan düşman, umduğunu bulamamıştı. İnönü mevzilerinde boş cepheler yerine, Türk kuvvetlerinin piyade ve topçu ateşiyle karşılaşmaları, onlar gerçekten şaşırtmıştı.</p>
<p>   Muharebe, 10 Ocak günü de sabahtan akşama kadar bütün şiddetiyle devam etti. Bu sabah, Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey de Gediz&#8217;den muharebe meydanına gelmiş, savaşı bizzat ateş hattında idareye başlamıştı. Bir ara bir alay kadar düşman kuvveti, mevzilerimizdeki bir boşluktan istifade ederek Batı Cephesinin karargâhı bulunan İnönü istasyonunun kuzevine kadar sokulmaya muvaffak oldu. Bu kritik vaziyet karşısında cep- he karargâhı istasyondan alınarak sür&#8217;atle İnönü köyüne nakledildi ve cephenin bu kesimi kuvvet kaydırarak takviye edildi.<br />
Askerlerimiz bugün de, aralıksız devam eden düşman taarruzlarını, bir an gerilemeksizin göğüslüyorlar; Yunanlıların ilerlemesine imkân bırakmıyorlardı. Şüphesiz ki ordumuz, bu taarruzlar karşısında ağır zayiat veriyor; ama canından aziz bildiği kutsal vatan topraklarını her ne pahasına olursa olsun, savunmadan geri kalmıyordu. En nihayet tükenen, gücü kırılan düşman oldu. 2 gündür devam eden taarruzlarından bir başarı elde edemediğini, edemeyeceğini anladı. Artık bu safhada onlar için yapılacak bir şey vardı: Geri çekilmek! Gerçekten Yunan kuvvetleri,10 Ocak 1921 gecesi verdikleri kararla 11 Ocak günü sabahından itibaren Bursa yönünde geri çekilmeye başladılar.</p>
<p>   Bu zafer müjdesi üzerine,11 Ocak 1921 günü Atatürk, Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey&#8217;e şu telgrafı çekiyordu: &#8220;Bu başarının, mukaddes topraklarımızı düşman istilâsından tamamen kurtaracak olan kesin zafere hayırlı bir başlangıç olmasını Allah&#8217;tan diler, Batı Cephesinin bütün subay ve erlerini kazandıkları bu zafer dolayısıyla tebrik ederim&#8221;.Gerçekten I. İnönü zaferi, Atatürk&#8217;ün ifadesiyle kesin zafere hayırlı bir başlangıç olmuş, onu II. İnönü, Sakarya, 26 Ağustos ve 30 Ağustos gibi daha büyük zaferler izlemiştir.</p>
<p>   Artık sıra, Çerkez Ethem kuvvetlerinin de bırakılan yerden takibine gelmişti. Sür&#8217;atle ileri harekata geçilerek bu âsi kuvvetlerde tamamen ortadan kaldırıldı. Çerkez Ethem ve kardeşleri son çare olarak Yunanlılara sığındılar. Bu isyanın bastırılması ile artık millî orduda emir ve komuta birliği de tam olarak sağlanmış oldu.</p>
<p>   I. İnönü zaferi içerde ve dışarda büyük etkiler yarattı; büyük siyasî gelişmelere sebep oldu. Bu zaferden sonradır ki, ümitsizlikler boğulmuş, yeni kurulan devlet, sarsılmaz temeller üzerine oturmaya başlamış, 20 Ocak 1921 günü ilk Anayasamız, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde kabul edilmişti. Yine bu zaferle içerde asayiş ve güven sağlanmış, muntazam ordu kurma çalışmaları daha da kolaylaşmıştı.</p>
<p>   I. İnönü zaferinin dışardaki etkileri de önemliydi. Bu zaferle düzenli ordu, düşman karşısında ilk sınavını veriyor, dost ve düşman önünde yenilmez iradesini sergiliyordu. Bu zafer, yabancı devletlere de artık, millî hükûmetin hatırı sayılıx bir varlık olduğunu gösteriyordu. Bu gelişmeler sebebiyledir ki İtilâf devletleri, 21 Şubat 1921&#8242;de toplanan Londra Konferansı&#8217;na İstanbul Hükûmeti i1e beraber Ankara Hükûmeti&#8217;ni de çağırdılar. Ancak zaferin gerçek sahibi Ankara Hükûmeti idi. Bu sebeple Ankara delegeleri, Osmanlı heyeti içinde yer almayıp millî davayı savunmak üzere ayrı bir ekip oluşturdular. O kadar ki Osmanlı baş delegesi Sadrazam Tevfik Paşa, konferansta söz hakkını Ankara Hükûmeti temsilcilerine bırakmak mecburiyetinde kaldı. İşte bu gelişmeler sonucu İtilâf devletleri yeni bir barış teklifi hazırlamak zorunda kaldılar. Yine I. İnönü zaferinin millî hükûmete kazandırdığı dış itibar sayesinde 16 Mart 1921 tarihinde Sovyet Rusya ile &#8220;Moskova Antlaşması&#8221; imzalandı. Londra&#8217;da da Fransa ve İtalya ile barış yolunda bazı müzakereler oldu.</p>
<p>   Ancak Yunanlılar, bu mağlubiyetten ders almayarak kısa süre sonra 23 Mart 1921 günü aynı cephelerden tekrar ileri harekâta geçtiler. 27 Mart 1921 günü Yunanlıların İnönü mevzilerine taarruzu ile başlayan,II. İnönü muharebesinde de düşman taarruzları birincisinde olduğu gibi durduruldu. 31 Mart 1921&#8242;de Batı cephesi kuvvetlerinin karşı taarruza geçmesi sonucu Yunanlılar geri çekilmeye başladılar. Nihayet 1 Nisan 1921 günü binlerce ölü ile doldurdukları muharebe meydanını tekrar silâhlanmıza terk zorunda kaldılar. Bu suretle Batı cephesinde düşmana karşı II. İnöntı Zaferi adını alan bir büyük başarı daha kazanıldı. Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa&#8217;ya gönderdiği kutlama telgrafında: &#8220;Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin ters talihini de yendiniz!&#8221; diyordu.</p>
<p>   Şimdi 1921 yılının Temmuz başlarındayız. Yunanlılar Ankara Hükûmetinin reddettiği Sevr Antlaşmasını gerçekleştirmek amacıyla Anadolu topraklarına durmadan kuvvet çıkararak Türklere karşı yeni bir taarruza hazırlanmaktadırlar. Nihayet bu genel düşman taarruzu,10 Temmuz 1921 günü, bütün Batı Cephesi boyunca takviyeli kuvvetlerle başladı. Harekât ilerledikçe Yunan kuvvetleri ile Türk kuvvetleri arasında yer yer şiddetli çarpışmalar oldu. Ancak gerek insan gücü gerekse araç ve gereç yönün ; den Türk kuvvetlerinden sayıca fazla durumda bulunan Yunanlılar birçok yerleri işgal ettiler. Afyon, Eskişehir, Kütahya, Bilecik art arda düşman eline geçti.</p>
<p>   Cepheden gelen bu kaygı verici haberler üzerine 18 Temmuz 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa, Ankara&#8217;dan Karacahisar&#8217;daki Batı Cephesi Karargâhına geldi. Takviyeli kuvvetlerle gelişen Yunan ilerleyişi karşısında, o günkü şartlar altında imkânları sınırlı Türk ordusu için daha da ileri kayıpları önlemek üzere yeni bir strateji tesbitine gerek gördü ve Cephe Kumandanı İsmet Paşa&#8217;ya şu direktifi verdi: &#8220;Orduyu, Eskişehir&#8217;in kuzey ve güneyinde topladıktan sonra, düşman ordusuyla araya bir mesafe koymak lâzımdır ki, orduyu derleyip toparlamak ve güçlendirmek mümkün olabilsin. Bunun için Sakarya&#8217;nın doğusuna kadar çekilmek yerindedir!&#8221; Müteakiben bu strateji uygulandı ve Batı Cephesindeki Türk ordusu geri yürüyüşe geçerek 25 Temmuz 1921&#8242;de tamamen Sakarya Nehri&#8217;nin doğusuna çekildi. Bu karar, harp yönetimi bakımından isabetli bir davranıştı; zira kayba uğrayan, azalan kuvvetlerimizin, tutunduğu mevzilerde tazelenen taarruz gücünp karşı çekilmeksizin uzun sure direıımesı daha büyük kayıpların sebebi olacaktı.</p>
<p>   İnkılâp Tarihimizde &#8220;Kütahya-Eskişehir Savaşları&#8221; adını alan ve Sakarya&#8217;nın doğusuna çekilmemizle sonuçlanan bu çaıpışmalarda ordumuz kendisinden sayıca 2 misli fazla düşman kuvvetleri karşısında oldukça ağır zayiat vermiş, gerek çarpışmalar gerekse geri çekiliş esnasında şehit, yaralı ve kayıp olmak üzere 40.000&#8242;e yakın silâhlı kuvvetimiz yok olmuştu. Ayrıca araç ve gereç kaybımız da büyüktü.</p>
<p>   Ordumuzun bu, Sakarya&#8217;nın doğusuna çekiliş günlerinde Bakanlar Kurulu, tekrar gelişebilecek yeni bir Yunan taarruzuna karşı tedbir olmak üzere Hükûmet Merkezi&#8217;nin Ankara&#8217;dan Kayseri&#8217;ye nakline karar verdi; ancak Meclis&#8217;ten onay almak gerekiyordu. Hükûmet kararı, Büyük Millet Meclisi&#8217;nin gizli oturumunda açıklandı. Meclis şahlanmıştı: &#8220;Biz buraya kaçmaya mı ,geldik, yoksa düşmanla dövüşmeye mi?&#8221; Millet temsilcileri, Ankara&#8217;yı harpsiz teslim etmeyi kabul etmediler; hedef son tepeye kadar dövüşmekti. Bu heyecanlı konuşmalar üzerine Meclis, tahliyenin aksine Ankara&#8217;nın müdafaasına, bunun için gerekli hazırlıkların yapılmasına karar verdi.</p>
<p>    Bütün bu zor şartlara, geçici çekilişe rağmen sonunda düşmana kati darbe indirileceğine dair, başta Atatürk olmak üzere Millî Mücadele liderlerinin inançları asla sarsılmamıştı. Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya göre &#8220;Pek uzak olmayan bir gelecekte karşımızdaki Yunan ordusu tükenecek, sonunda imhası mümkün hale gelecekti.&#8221; Ancak başarının en önemli şartı, herkesin bu sonuca candan inanması ve bu uğurda maddî ve manevî tüm güçlerini memleket savunmasına yöneltmesi idi. Ayrıca unutulmaması gereken nokta, ordumuz, düşmanın arzu ettiği yerde değil, bizim arzu ettiğimiz yerde kesin muharebeye girecek ve ona, orada kati darbeyi vuracaktı. Bu bakımdan gerektiğinde geri çekilişin, bazı yerleri düşmana terk edişin büyük bir önemi yoktu. Askerliğin gereğini kararsızlığa düşmeden uygulamak gerekiyordu.<br />
Ne çare ki liderlerin bu inancına rağmen Sakarya&#8217;nın doğusuna çekilmenin yarattığı maneviyat bozukluğu Meclis&#8217;e de aksetmişti. Yeni bir ordu oluşturulurken meydana geleıi bu ağır kayıp, bu çekilme ister istemez sarsıntılara sebep olmuş; bazı çevreleri haklı oTarak endişe ve tedirginlik kaplamıştı. Bu hava içinde 4 Ağustos 1921 günü Büyük Millet Meclisi&#8217;nin gizli oturumunda askerî durum ve Başkomutanlık teşkili üzerinde heyecanlı görüşmeler oldu. Milletvekilleri, yorgun orduyu yeniden canlandıracak, memleketi bu badireden kurtaracak son çareyi aramaktadırlar. Bu çare, Mustafa Kemal&#8217;in fülen ordunun başına geçmesidir. Çünkü O, katıldığı bütün savaşlarda yenilmemiş, yenmiş bir kumandandır. Bu sebepledir ki konuşmalar onun başkomutanlığı üzerine alması görüşünde birleşti. Taraftarları gibi muhalifleri de kendisinden, ordunun başına geçmesini istemektedirler. Meclis&#8217;in büyük çoğunluğu, taraftarları kurtuluş için tek çarenin bu olduğu, başka çıkar yol bulunmadığı fikrindedirler. Bazı milletvekilleri içtenlikle haykırırlar: &#8220;Sen mühim bir kumandansın! Büyük bir askersin ve bunu da Çanakkale Muharebesinde ispat ettin. Şimdi kendini hangi güne saklıyorsun? Sakarya&#8217;ya kadar geldi düşman, kendini hangi güne saklıyorsun?&#8221; Bu haykırışlar, gerçekten millî iradenin sesi idi ve büyük kahramanı, fiilen ordunun başına davet ediyordu.</p>
<p>   Muhaliflere gelince, onlar da Başkomutanlığı Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya vermekle zaten kurtuluş ümidi kalmadığını kabul ettikleri bir ortamda, gelişecek tüm sorumluluğu onun ,omuzlarına yüklemeyi amaçlıyorlardı.<br />
Meclis&#8217;te 4 Ağustos 1921 günü başlayan bu görüşmeler, ertesi gün de aynı heyecanla devam etti. Mustafa Kemal Paşa, önce tartışmaların dışında kaldı. Ancak konuşmamasının, tavrını açıkça ortaya koymamasının, onun da gelecekten ümitsiz olduğu şeklinde yorumlanması ihtimaline karşı, kendisini Başkomutan görmek isteyen millî iradenin bu ısrarı karşısında, Meclis Baş kanlığına şu önergeyi sundu: &#8220;Meclis&#8217;in sayın üyelerinin umumî surette beliren arzu ve istekleri üzerine Başkomutanlığı kabul ediyorum. Bu vazifeyi, kendi üzerime almaktan doğacak yararları en kısa zamanda elde edebilmek ve ordunun maddî ve manevî kuvvetini en kısa zamanda artırmak ve yönetimini bir kat daha kuvvetlendirmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin haiz olduğu yetkileri fülen kullanmak şartiyle üzerime alıyorum. Hayatım boyunca millî hâkimiyetin en sadık bir hizmetkârı olduğumu milletin nazarında bir defa daha doğrulamak için bu yetkinin 3 ay gibi kısa bir müddetle sınırlandırılmasını ayrıca istiyorum&#8221;.</p>
<p>   Bu önerge Meclis&#8217;in yetkilerini kullanma isteği sebebiyle bazı itirazlara sebep oldu. Ancak durum, olağanüstü bir durumdu ve ölüm kalım mücadelesi gibi olağanüstü şartlar konuşuyordu. Bu şartlar içinde Mustafa Kemal Paşa tarafından kabul edilen görev gerçekten çok büyük ve önemli, diğer bir ifade ile Türk milletinin mukadderatı ile ilgili idi. Düşman karşısındaki cephede vakit geçirmeksizin en seri, en doğru kararları verebilmek, ancak Meclis&#8217;in yetkilerini anında kullanmakla mümkündü. Esasen Atatürk de bu olağanüstü şartlara rağmen, söz konusu yetkinin 3 ayla sınırlı kalmasını istemekle, millî iradeye olan sarsılmaz saygısını gösteriyordu. Nihayet Meclis, bu isteğinde kendisini haklı gördü. Görüşmeler sonucu, 5 Ağustos 1921 günü, &#8220;Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya 3 ay süre ile askerliğe ait hususlarda Meclis&#8217;in yetkilerini kullanmak koşuluyla Başkomutanlık tevcih eden Kanun, Büyük Millet Meclisi&#8217;nde oybirliği ile kabul edildi. Kanunda şu sözlere yer veriliyordu: &#8220;Millet ve memleketin mukadderatına bilfiil el koyan yegane yüce kuvvet olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Başkomutanlık füli vazifesine kendi reisi Mustafa Kemal Paşa&#8217;yı memur etmiştir. Başkomutan, ordunun maddî ve manevî kuvvetini artırma ve yönetimini bir kat daha kuvvetlendirme hususunda Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin buna ait salâhiyetini Meclis namına fülen kullanmaya yetkilidir. Bu sıfat ve salâhiyet üç ay müddetle sınırlıdır. Meclis lüzum gördüğü takdirde bu müddetin bitiminden evvel dahi bu sıfat ve salâhiyeti kaldırabilir.&#8221;</p>
<p>   Başkomutanlık verilişinden sonra Mustafa Kemal Paşa kürsüye geldi. Memleketin düşman istilâsından kurtarılacağına dair sarsılmaz inancını bir kere daha ifade ederek Meclis&#8217;e şu teminatı verdi: &#8220;Efendiler! Zavallı milletimizi esir etmek isteyen düşmanları, Allahın yardımıyla behemehal mağlûp edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada bu kesin inancımı yüksek heyetinize karşı, bütün millete karşı ve bütün âleme karşı ilân ederim.&#8221; Başkomutan aynı gün ordu ve millete de bir bildiri yayımladı. Bu bildiride de şu cümleler yer alıyordu: &#8220;&#8230;. Bana bu vazifeyi tevdi etmiş olan Meclis ve bu Meclis&#8217;te beliren milletin kesin iradesi, hareket tarzımın mihrakını teşkil edecektir. Hiçbir sebep ve suretle değiştirilmesine imkân omayan bu kesin irade, her ne olursa olsun düşman ordusunu imha etmek ve bütün Yunanistan&#8217;ın silâhlı kuvvetlerinden oluşan bu orduyu, anayurdumuzun mukaddes ocağında boğarak kurtuluşa ve bağımsızlığa kavuşmaktır. &#8221;</p>
<p>   Başkomutan, artık plânını yapmış ve kesin şekilde uygulamaya başlamıştır. Hedef, muvaffakiyete götürecek bütün tedbirleri en kısa zamanda almaktır. Bu amaçla 7 ve 8 Ağustos 1921 günleri, kendi imzasıyla 10 adet &#8220;Tekâlif-i Milliye&#8221; yani &#8220;Millî Vergi&#8221; emri yayımladı. Bu emirler gereği her ilçede bir &#8220;Millî Vergi Komisyonu&#8221; kuruluyordu. Her evden ordunun ihtiyacı için bir kat çamaşır, bir çift çorap, bir çift çarık isteniyordu. Ordunun malzeme ihtiyacı için tüccarın elinde bulunan stoklardarı yüzde kırkına parası zaferden sonra ödenmek üzere el konuluyordu. Herkes hububat, hayvan ve yem bakımından stoklarının yüzde 40&#8242;ını yine parası sonradan ödenmek üzere orduya verecekti. Halkın elinde bulunan savaşa elverişli bütün silâh ve cephane, 3 gün içinde ordu ambarına teslim edecekti. Memleketteki demircilerin, dökümcülerin, marangozların, sanayi imalâthanelerinin listesi çıkacak ve sahiplerinin isimleri belirlenecekti. Böylece bütün memleket, gelecekteki zafer için olağanüstü bir seferberliğe davet e dilmişti. Artık millet ve ordu el eleidi ve topyekûn bix harp başlatılmıştı.</p>
<p>   Başkomutan bu acil tedbirleri aldıktan sonra 12 Ağustos 1921 günü Ankara&#8217;dan hareketle Polatlı&#8217;daki Cephe Karargâhına geldi. Artık Mustafa Kemal Paşa, cephede ve fülen Türk ordusunun başında idi.<br />
Şimdi 1921 yılı Ağustos başlarındayız. Yunan ordusu 13 Ağustos 1921 günü Sakarya&#8217;daki Türk mevzilerine doğru yeniden ileri harekâta başladı. 15 Ağustos 1921 günü Yunan Kralı Konstantin, ordularına &#8220;Ankara&#8217;ya!&#8221; emrini verdi. Durmaksızın ilerleyen Yunanlılar, birçok şehir ve kasabalarımızı işgal ederek sonunda Sakarya&#8217;daki savunma hattımıza dayandılar.</p>
<p>   23 Ağustos 1921 günü, Yunan ordusunun taarruzu ile Sakarya Meydan Muharebesi başladı. Bütün cephe boyunca taarruz ve karşı taarruzlarla çok şiddetli muharebeler oldu. Yunan taarruzu, bir çok yerde kıtalarımız tarafından düşmana ağır zayiat verdirilerek durduruldu. Ancak takviyeli Yunan kuvvetlerinin önemli mevzilerimizi ele geçirdikleri, Poiatlı&#8217;ya kadar yaklaştıkları, top seslerinin Ankara&#8217;dan duyulduğu zamanlar oldu. Türk mevzileri bir çok noktada yarılmasına rağmen, her nokta inatla savunuluyor, kaybedilen her hattın gerisinde yeni bir savunma hattı oluşturuluyor, böylece düşmanın ilerlemesine imkân verilmiyordu. Zira Başkomutan, savaş stratejisi için şu formülü koymuştu: &#8220;Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz. Onun için, küçük büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük, büyük her birlik, ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler, oria tâbi olamaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar dayanmağa ve mukavemete mecburdur&#8221;.<br />
Başkomutanın ortaya koyduğu, harp yönetimi bakımından büyük önem taşıyan bu kural, Sakarya&#8217;da aynen uygulanmış ve mukaddes vatan toprakları, her kaybedilen hattın gerisinde vakit geçirmeksizin yeniden bir hat teşkili suretiyle sonuna kadar savunulmuştur. Düşman aştığı her tepenin ardında &#8220;Ankara var!&#8221; hulyasıyla harp ediyor, Mustafa Kemal Paşa ise Yunan kuvvetlerini, son darbeyi indireceği yere, memleketin harim-i ismetine çekiyordu. Nihayet düşmanın taarruz gücü, ilerleme kuvvet ve kudreti gittikçe tükenmeye başladı. Yunan birlikleri ana mevzilerinden çök uzaklaşmış, gerçekten Türklerin harim-i ismetine düşmüştü. Artık taarruz sırası Türklerindi. 10 Eylül 1921 günü başlayan karşı taarruzumuzla düşmana ağır zayiat verdirilmiş, bu taarruz sonucu Yunanlılar batıya doğru çekilmeye başlamıştı. Bütün savaş boyunca cepheden ayrılmayan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, zaman zaman da en ileri meyzilerde görürimüş, hatta ateş hattına girmişti. Başkomutanın en ileri hatta, taarruz eden kıtaların yanında görülmesi ve muharebeyi ateş hattında bizzat takip edişi şüphesiz ki subay ve erlerimizin maneviyatları üzerinde büyük tesir yaptı.</p>
<p>   &#8220;Sakarya Meydan Muharebesi&#8221; adını alan bu büyük ve kanlı savaş, 22 gün 22 gece devam etmiş ve nihayet 13 Eylül 1921 günü, düşman Sakarya Nehri&#8217;nin doğusunda tamamen imha edilerek büyük bir zafer kazanılmıştı. Bu anlamlı ve büyük başarı üzerine 19 Eylül 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa&#8217;ya Kanunla Müşir (Mareşal) rütbesi ve &#8220;Gazi&#8221; unvanı verildi. Sakarya Zaferinin sonuçları siyasî alanda da kendisini gösterdi. 13 Ekim 1921&#8242;de Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması, 20 Ekim 1921&#8242;de Fransızlarla Ankara Antlaşması imzalandı.<br />
Sakarya Meydan Muharebesinden sonra mağlup Yunanlılar, Afyon-Eskişehir hattına kadar çekilmişler, bu bölgede mevzilerini kuvvetlendirmek, önemli yerleri tel örgülerle takviye etmek suretiyle savunmada kalmışlardi. Düşmanın bu geniş hat üzerinde üç kolordusu bulunuyordu.</p>
<p>   Yunanlıların, tutundukları bu son mevzilerden de atılmaları, Türk ordusunun kesin sonuçlu bir muharebeyi kazanmasına gerek gösteriyordu. Ancak bu suretle düşmanın Anadolu&#8217;dan tamamen çıkartılması mümkün olabilecekti. Diğer taraftan gerek Yunanlılar gerekse İngilizler, mevsimin ilerlemiş olduğu, Türk hükûmetinin içinde bulunduğu güçlükler ve Anadolu&#8217;daki ekonomik durumun ağırlığı sebebiyle Türk ordusunun genel bir taarruzunu imkânsız görüyorlar; ordumuzun bir süre daha dayandıktan sonra ister istemez barış isteğinde bulunacağını hesaplıyorlardı. Bu sebeple kendileri barışa yanaşmıyorlar, işgal ettikleri toprakları ellerinde bulundurarak vakit kazanmak suretiyle daha kârlı çıkmayı amaçlıyorlardı.</p>
<p>   Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ise düşmanın hayal ürünü bu hesaplarının dışında taarruz hazırlıklarını sürdürmek suretiyle gerçekçi bir yol izliyor; ancak taarruzun zamanını ve şeklini son derece gizli tutuyordu. Çünkü Atatürk&#8217;e göre, &#8220;Yarım hazırlıkla , yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten daha kötü idi&#8221;. Nihayet eldeki bütün imkânlar kullanılarak, memleketin maddî ve mânevî bütün güçleri seferber edilerek taarruz zamanının geldiğine karar verildi. Ama yine de Yunanlılar asker sayısı, araç ve gereç yönünden üstünlüklerini korumakta idiler.<br />
Başkomutan tarafından en ince ayrıntılarına kadar hazırlanan Büyük Taarruz ve onu izleyecek meydan muharebesi planı, 27/28 Temmuz 1922 gecesi, Akşehir&#8217;e çağrılan ordu komutanlarına açıklandı. Onların da görüşleri alınarak Batı Cephesi Ordularına 6 Ağustos 1922&#8242;de gizli olarak &#8220;taarruza hazırlık&#8221; emri verildi.</p>
<p>   Büyük taarruz planı gerçekten dâhiyane, dâhiyane olduğu kadar da cüretli ve tehlikeli idi. Zira ku.vvetlerimizin hemen tamamı, taarruzun siklet merkezi olarak kabul edilen Afyon-Konya demiryolunun güneyine kaydırılmış, başka cephelere kuvvet ayırma hususu ister istemez ikinci planda düşünülmüştü. Bunun sonucu olarak Eskişehir-Ankara istikameti açık denecek bir durumda bırakılmıştı. Keza cephenin ağırlık merkezi olarak kabul edilen bölgenin arkası da göller bölgesine dayanıyordu. Başarısızlık halin- de, bu bölgede savaşan l. Ordu&#8217;nun akıbeti kritikleşebilirdi.</p>
<p>   Bu plan, ancak büyük komutanların sevk ve idaresinde başarıya ulaşabilirdi ve bütün riskleri etkisiz kılacak faktör, ne pahasına olursa olsun mağlup olmamak kararı idi. Gerçekten de öyle oldu.<br />
26 Ağustos 1922 sabahı saat 5.30 da topçularımızın ateşiyle Kocatepe&#8217;den Büyük Türk Taarruzu başladı. Başkomutan da bu esnada Kocatepe&#8217;de bulunııyordu. Taarruz, kısa sürede Afyon Konya demiryolu hattı boyunca başarılı bir şekilde gelişti. Bu hattın güneyinden I. Ordu, kuzeyinden II. Ordu taarruz ediyordu. Ancak cephenin ağırlık merkezi, I. Ordu bölgesinde toplanmıştı.</p>
<p>   Başkomutan Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın büyük bir basiretle ateş hattında yönettiği bu taarruzda ordumuzun Genelkurmay Başkanlığını Fevzi (Çakmak) Paşa, Batı Cephesi Komutanlığını İsmet Paşa üstlenmişti. I. Ordu&#8217;ya Nurettin Paşa, II. Ordu&#8217;ya Yakup Şevki Paşa Süvari Kolordusu&#8217;na da Fahrettin (Altay) Paşa komuta ediyordu.</p>
<p>   Süratli taarruz sonucu, 26/27 Ağustos gecesi Yunan ordusunun bir çok mevzü düşürüldü. Ani baskın şeklinde gelişen bu taarruz karşısında şaşıran Yunanlılar çekilmeye başladı. 27 Ağustos 1922&#8242;de ordumuz düşman işgalindeki Afyon&#8217;a girdi. Türk ordusunun bu ilerleyişi karşısında Yunan ordusu, Dumlupınar mevzilerine çekilme kararı aldı. Kuvvetlerimiz 29 Ağustos günü de Dumlupınar mevzilerine taarruza başladı. 30 Ağustos günü Dumlupınar bölgesinde 200.000 kişilik Yunan ordusu tamamen kuşatılmıştı. &#8220;Başkomutan Meydan Muharebesi&#8221; adını alan bugünkü savaşta, düşmanın büyük kısmı imha edildi. Bu gece Kütahya da ordumuz tarafından kurtarılmış bulunuyordu.</p>
<p>   Ancak, mağlup düşmanın çekilme yollarının da kesilmesi ve İzmir doğrultusunda aralıksız takibi gerekiyordu. Başkomutan,1 Eylül 1922 günü komutası altındaki kuvvetlere: &#8220;Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri!&#8221; emrini verdi.</p>
<p>   Son süratle İzmir yönünde ilerleyen kuvvetlerimiz, 1 Eylül&#8217; de Uşak&#8217;ı, 2 Eylül&#8217;de Eskişehir&#8217;i, 3 EyIül&#8217;de Nazilli, Simav, Salihli, Alaşehir ve Gördes&#8217;i, 6 Eylül&#8217;de Balıkesir ve Bilecik&#8217;i, 7 Eylül&#8217; de Aydın&#8217;ı, 8 Eylül&#8217;de de Manisa&#8217;yı kurtardılar. Bu takip esnasında l. Yunan Ordusu Komutanı General Trikopis ile 2. Yunan Ordusu Komutanı General Diyenis ve bir kısım yüksek rütbeli Yunan subayları esir alındılar. Nihayet Türk birlikleri 9 Eylül 1922 sabahı İzmir&#8217;e ulaştılar. Bu sabah Kadifekale&#8217;de Türk bayrağı dalgalanıyordu. Artık Anadolu, 4 yıl süren düşman istilâsından, düşman işgalinden kurtarılmış, &#8220;Türkiye Türklerindir!&#8221; gerçeği bir kere daha gözler önüne serilmişti.<br />
Mondros Mütarekesiyle başlatılan ve Sevr Antlaşmasıyla gerçekleştirildiği zannedilen Türk milletini Anadolu topraklarından çıkarmak ve tarihten silmek isteyen korkunç ve hain zihniyete karşı, milletimizin maddî ve manevî bütün güç kaynaklarını seferber ederek kazandığı bu büyük zaferler Atatürk&#8217;ün ifadesi ile tek bir amaca yönelikti: &#8220;Kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak!&#8221; Atatürk diyor ki: &#8220;Hiç bir zafer, gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için gereken vasıtadır. Gaye, fikirdir. Zafer bir fikrin elde edilişine hizmeti nispetinde kıymet ifade eder. Bir fikrin elde edilişine dayannıayan bir zafer, ömürlü olamaz. O, boş bir gayrettir. Her biiyült meydan muharebesinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir âlem doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayret olur&#8221;.</p>
<p>   Büyük Türk zaferinden sonra da Türk milleti için yeni bir âlem doğmuş; çağdaş, demokratik ve lâik Türk devletinin kuruluşuna uzanacak olan bütün yollar açılmıştı. Bu sebepledir ki memleketi düşman istilâsından temizleyen büyük askerî zaferleri takiben bu başarıların semerelerini toplamak üzere siyasî faaliyetlere önem verildi. 11 Ekim 1922&#8242;de İtilâf devletleriy:e imzalanan Mudanya Mütarekesi ile silâhlar bırakıldı; Türk ve Yunan kuvvetleri arasındaki çarpışma(lara son verildi. Yine bu anlaşmaya göre Edirne&#8217;yi de içine almak üzere Doğu Trakya&#8217;nın Yunanlılar tarafından tahliyesi kabul edildi; İstanbul ve boğazlar bazı kayıtlarla idaremize bırakıldı.<br />
1 Kasım 1922&#8242;de Türkiye Büyük Millet Meclisi kcararı ile saltanatla hilâfet birbirinden ayrılarak saltanat kaldırıldı. O gün Mustafa Kemal Paşa, Meclis kürsüsünden şunları söylemişti: &#8220;Millet, mukadderatını doğrudan doğruya eline aldı ve millî saltanat ve hâkimiyetini bir şâhısta değil, bütün fertleri tarafından seçilmiş vekillerden oluşan bir Meclis-i Âli&#8217;de temsil etti. İşte o Meclis, Meclis-i Âli&#8217;nizdir; Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;dir. Milletin saltanat ve hâkimiyet makamı yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;dir&#8221;. Meclis&#8217;in bu tarihî kararı üzerine Vahdettin bir İngiliz harp gemisiyle yurt dışına kaçtı.<br />
Artık sıra barış görüşmelerine gelmişti. Lozan Barış Konferansı, 20 Kasım 1922 günü toplandı. Aylarca süren, zaman zaman da çok çetinleşen bu görüşmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmetini -Mudanya görüşmelerinde olduğu gibi- İsmet (İnönü) Paşa temsil ediyordu. Nihayet 24 Temmuz 1923 günü antlaşma imzalandı. Bu antlaşma ile yeni Türkiye Devleti&#8217;nin bağımsızlığı bütün dünyaca onaylanıyor, millî sınırlarımız çiziliyor, Ekonomik alanda Osmanlılar devrinden kalma eski pürüzler temizlenerek kapitülâsyonlar kaldırılıyordu. Diplomasi alanında kazanılan bu sonuç gerçekten çok önemliydi. Zira bu antlaşma Atatürk&#8217;ün ifadesiyle &#8220;Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşmasıyla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir vesika&#8221; idi. &#8220;Bu sebeple Osmanlı devrine ait tarihte benzeri görülmemiş bir siyasî zafer eseri idi&#8221;.</p>
<p>   13 Ekim 1923&#8242;de Ankara, Büyük Millet Meclisi kararı ile, Türkiye Devleti&#8217;nin Hükûmet Merkezi oldu. Artık mevcut yönetimin isminin de açıkça ifadesi ve ilânı gerekiyordu. Nihayet 29 Ekim 1923 akşamı, -yapıları bir Anayasa değişikliği ile &#8211; Cumhuriyet ilân olundu. Milletvekilleri bu büyük olayı ayakta &#8220;Yaşasın Cumhuriyet!&#8221; sesleriyle kutladılar. Bu sonucu takiben Cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi. Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa, oybirliği ile Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.<br />
Cumhuriyetin ilânı i1e gerçekleşen bu büyük inkılâbın yanı sıra devlet örgütü ve toplum yönetiminin de çağdaş devlet anlayışına uygun olarak lâikleşmesi gerekiyordu. Böyle bir anlayış içinde halifeli Cumhuriyet söz konusu olamazdı. Bu sebeple 3 Mart 1924&#8242;te artık hiçbir lüzumu kalmayan, aksine zararlı bir kuruluş halini almış bulunan halifelik de kaldırıldı ve son halifeyle beraber Osmanlı hanedanı yurt dışına çıkarıldı.</p>
<p>   Artık devletin modern bir şekil alması ve milletin çağdaş uygarlık seviyesine en kısa zamanda erişebilmesi yolunda büyük inkılâplar birbirini takibe başladı. Bu devre esnasında şapka ve kıyafet inkılâplari yapıldı. Halkı uyuşukluğa sevkederek her türlü hayat enerjisini yokeden tekkeler, zaviyeler, türbeler kapatıldı; Şeriye ve Evkaf Vekâleti kaldirıldı. Lâik devlet prensibi kabul edilerek din ve devlet işleri kesin olarak birbirinden ayrıldı. Hukuk alanında, şeriye mahkemeleri ve Mecelle kaldırılarak Türk Medenî Kanunu&#8217;yla beraber birçok yeni kânunlar kabul edildi. İlim ve kültür işlerine büyük önem verildi; Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu kurularak Türk tarihi ve Türk dili üzerinde çalışmalar yapıldı. Medreseler kapatılarak çağdaş kültürü benimseyen Cumhuriyet okulları açıldı. Eğitim ve öğretimde, lâik ve millî bir yol takip edildi. Atatürk&#8217;ün en büyük eserlerinden biri olan harf inkılâbı meydana geldi; Arap harfleri terk edilerek Lâtin harfleri esasına dayanan Türk alfabesi yapıldı. Üniversite&#8217;de de büyük bir reform gerçekleştirilerek ona çağdaş bir görünüm kazandırıldı; bu arada ihtiyaç duyulan çeşitli fakülteler ve kürsüler açıldı. Uluslararası takvim, saat ve rakamlar kabul edildi. Kadın hukukunda reform yapıÎarak Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanındı. Ekonomik hareketlere önem.verildi. 1923 yılında Türkiye&#8217;de ilk defa olarak bir İktisat Kongresi toplanarak memleketin ekonomik problemleri görüşüldü. Ziraî faaliyetler genişletildi; ticaret ve millî sanayi geliştirildi. Sağlık işlerine önem verildi. Güçlü bir ordu kuruldu. Yeni Türkiye Devleti&#8217;nin temeli olan bütün bu inkılâplara &#8220;Atatürk İnkılâpları&#8221; adı verildi. İnkılâpların memlekette daha süratle ve daha sağlam yerleşmesi için bütün Türk halkını içine almak üzere Cumhuriyet Halk Partisi tegkil edildi. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, lâiklik ve inkılâpçılık Türkiye siyasetinin ilkeleri olarak kabul edildi.</p>
<p>   Milleti çağdaş uygarlığa götüren bu zorunlu gidiş karşısında, muhalefeti teşkil eden, fakat bir kolu da tutuculuğa ve gericiliğe dayanan bir grup tedirgin oldu. Politik sahada da kendilerine temsilciler bulan bu grup, bütün bu gidişten Atatürk&#8217;ü sorumlu tuttukları için ona birkaç suikast girişiminde bulundularsa da muvaffak olamadılar ve millet tarafından tel&#8217;in edildiler.</p>
<p>Mustafa Kemal, inkılâpların büyük kısmını başardıktan sonra Türk bağımsızlık mücadelesini ve yeni Türkiye&#8217;nin kuruluşunu anlatan büyük Nutkunu yazdı. Bunu 1927 yılında, Parti Kongresinde altı gün devam eden büyüleyici hitabetiyle okudu. Değerli tahlil ve tenkitlerle dolu olan bu eser, Türk tarihinin olduğu kadar Türk edebiyatının da ölmez eserleri arasında yer aldı.</p>
<p>    Büyük Önder, kurtuluştan sonra memleketi baştan başa dolaşarak halka inkılâpların ve yeni Türk Devleti&#8217;nin ideolojisini anlattı. 1934 senesinde Meclis, özel bir kanunla kendisine &#8220;ATATÜRK&#8221; soyadını verdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dersyerimiz.com/index.php/ataturkun-sivil-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

