Şub 28

FELSEFİ DÜNYA GÖRÜŞÜ

Scheler, insanı tanımak ve açıklamak iddiasındaki yaklaşımların çoğunu “yetersiz ve dar” bulur. Bütün çabasını, insanın “kozmostaki özel yerini gösterme”ye, onun diğer canlılardan “apayrı” bir varlık olduğunu kanıtlamaya yönelir.

Ona göre, insan, bir “nesne” ya da “şey” değil; “geistle” (ruhsallıkla) donanmış bir mikrokosmos-küçük evren’dir. Bir başka deyişiyle, makrokosmosu temsil eden bir varlıktır.

Bu özelliği insanı, “kendi başına varlık (ensoi)’la (tanrıyla) benzer kılar; Onun diğer canlılardan “apayrı”lığını oluşturur: Sahip olduğu geist sayesinde biyolojik yanından kurtulur, “otonom bir varlık” olur. Bu nedenle, diğer canlılarla insan arasında bir derece farkı değil, bir nitelik (mahiyet) farkı vardır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır

Şub 28

“Paradigma” kelimesinin Yunanca kaynaklı bir kelimedir.  Paradigma’ya tam uyan Türkçe bir sözcük henüz oturtulamamıştır. Sözlüğe bakacak olursanız paradigma bir kalıp, örnek, model karşılıkları almaktadır. Günlük dilde kullanılan paradigma ile bu tanımlamaları uyuşturmak son derece zor ve bir bakıma mantıksızdır. Genelde insanlar paradigma kelimesini kullanarak belirli bir görüş veya buna benzer bir unsur çerçevesinde davranmayı kastediyorlar. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Şub 28

SOKRATES

Sofistlere karşı koyanların başında yer alan, İlkçağın en büyük düşünürlerinden biri olan Sokrates, Sofistlere karşı koyar, ama onlarla birleştiği yönleri de vardır. Çünkü Sokrates de, Sofistler gibi, gelenek ve törelerin oluşturduğu ölçüler üzerinde düşünmeyi kendisine ilke yapmıştır.

 Sokrates 469 yılında Atina’da doğmuştur. Heykeltıraş Sophroniskos ile ebe Phainerete’nin oğlu. Kendisi ve yurttaşlarını ciddi olarak incelemeyi, ahlakça olgunlaşmak için durmadan çalışmayı, hayatının hep ödevi sayacaktır. O da, Sofistler gibi, başlıca, insan hayatının pratik sorunlarıyla ilgilenmiştir. Ancak, Sofistler utilitaristtiler, yalnız yararı göz önünde bulunduruyorlardı. Sokrates ise bu soruna gerçek, derin bir ahlaki ciddiyetle yönelir. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Şub 28

NİHİLİZM (Hiççilik, Yokçuluk)
 
Metafizik, ahlâkî güç ve kuvvetleri yok sayan, mevcut olan güçlere, değerlere ve düzene karşı çıkan, hiçbir iradeye boyun eğmeyi ilke olarak kabul etmeyen görüşlerin genel adıdır.

Herşeyi, her gerçeği ve değeri inkâr şeklinde ortaya çıkan Nihilizm, bilgi felsefesi, varlık açıklaması, ahlâk ve siyaset alanında kabul görmüş ve yayılma imkânı bulmuştur. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Şub 28

Epikürcülük

En başta onlara Tora ile çeşitli şekillerinde Helenizm arasında uzlaşma olamayacağını göstermeliyiz.  Bu ikisi taban tabana zıttır.

Örneğin Epikür’ün felsefesini ele alalım: “Yiyelim, içelim çünkü yarın öleceğiz.”

Epikürcülere göre insanın en yüksek ideali kendi mutluluğu ve hayatın tadını çıkarmaktır.  Her hareketi doğru ve adil olana değil, şu sorunun yanıtına dayanmalıdır: Bu benim şu anki keyfime katkıda mı bulunacak yoksa keyfimi azaltacak mı? Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Şub 28

Aristoteles

Aristoteles döneminde politik yapı değişmiş ve Yunan Dünyası yavaş yavaş Makedonyalıların hakimiyetine girmeye başlamıştır. Makedonya bölgesinin kuzeyi Teselya, doğusu İllirya ve batısı ise Trakya ile çevrilidir ama bu sınırlar sabit değildir; zaman zaman daralmış veya genişlemiştir. Belirli bir Makedonyalı tipi de yoktur; bunlar İlliryalılarla Trakların karışımından oluşmuşlardır. Yunanca konuşmazlar; kendilerine özgü bir dilleri vardır ve bu dil Hint-Avrupa dilleri içinde yer alır.

Makedonya Kralı II. Philip döneminde Makedonya değişik bir görünüm kazanmaya başlamıştı. Makedonya kralları Yunanlı olmalarına karşın, yerli kadınlarla evlenmişler ve bu uygulama giderek yaygınlaştığı için, kısa bir süre içinde Yunanlılar başka kavimlerle kaynaşmışlardı. Hatta söylendiğine göre, tam bir Yunanlı olarak yetiştirilmiş olan II.Filip’in annesi Yunanca’yı oldukça ileri yaşlarında öğrenmişti. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Şub 28

BİLİM FELSEFESİ

A) Bilim Felsefesine Giriş

     Felsefe “var olan” her şeyi konu alır.  Bilimde bir varlık alanıdır.  Bu nedenle bilim, felsefenin konuları içinde yer alır.  Bilimi konu alan felsefe disiplinine bilim felsefesi denir.

1) Bilimin Tarih İçindeki Gelişimi

     Taşların, âlet olarak kullanıldığı çağa nasıl “Yontma Taş Devri” denilmişse çağımıza da “Bilgi Çağı” denilmiştir.  Bilim, bir süreçtir ve tarihsel bir boyutu vardır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , ,

Sayfa 2 - 512345