Haz 29

KUR’AN-I KERİM’İ DİĞER KİTAPLARDAN AYIRAN GENEL ÖZELLİKLERİ

          Kur’an-ı Kerim 610yılında Hz.Muhammed’e,Ramazan ayının 27. gecesi(Kadir Gecesi)Hira Dağı’nın Nur Mağarası’nda Cebrail aracılığı ile indirilmeye başlanmıştır.İndirilmesi 23 yıl sürmüştür.

          Kur’an 114 sure,6.666 ayetten oluşur.Her surenin yeri,zamanı,açıklığa kavuşturduğu konu farklıdır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır

Mar 09

 

        Hz. Muhammed’in çağrısı üzerine önce eşi Hatice, amcasının oğlu Ali, Mekke’nin önde gelen tüccarlarından Ebu Bekir ve Peygamber’in azatlı kölesi Zeyd, müslüman oldular. Bu dört kişi sanki o devirdeki Mekke toplumunun dört kesitin temsil ediyordu : zengin tüccar kesimini Ebu Bekir, kadınları Hatice, çocukları Ali ve köleleri Zeyd.

Hz. EBU BEKİR ES SIDDIK (r.a)  (571-634)
        
             Hz. Muhammed (s.a.s.)’in İslam’ı tebliğe başlamasından sonra ilk iman eden hür erkeklerin; raşit halifelerin, aşere-i mübeşşerenin ilki. Camiu’l Kur’an, es-Sıddık, el-Atik lakaplarıyla bilinen büyük sahabi.
            Kur’an-ı Kerim’de hicret sırasında Rasullulah’la beraber olmasından dolayı,   …ma arada bulunan iki kişi den biri…   (et-Tevbe, 9/40) şeklinde ondan bahsedilmektedir. Asıl adı Abdülkabe olup, İslam’dan sonra rasullalah (s.a.s.)’ın ona Abdullah adını verdiyi kaydedilir. Azaptan azad edilmiş manasına “atik”; dürüst, sadık, emin ve iffetli olduğundan dolayı da “sıddık” lakabıyla anılmıştır. “Deve yavrusunun babası “ manasına Ebu Bekir adıyla meşür olmuştur. Teym oğulları kabilesinden olan Ebu Bekir’in nesebi Mürre b. Ka’b’da Rasulullah2la birleşir. Annesinin adı Ümmü’l-Hayr Selma, babasının ki Ebu Kuhafe Osman’dır.  Künyesi Abdullah b. Osman b. Amir b. Amir… b. Murra…et-Teymi’dir. Bedir savaşına kadar müşrik kalan oğlu abdurrahman dışında bitin ailesi müslüman olmuştur. Babası Ebu Kuhafe, Ebu Bekir’in Rasulullah (s.a.s.)’den bir veya üç yaş küçük olduğu zikredilmiştir. İslam2dan önce de saygın, dürüst, kişilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulunmayan ‘hanif’ bir tacir olan Ebu Bekir, ölümüne kadar Hz. Peygamber’den hiç ayrılmamıştır. Bütün servetini, kazancını İslam için harcamış, kendisi sade bir şekilde yaşamıştır.
            Hz. Ebu Bekir, Fil yılından iki sene birkaç ay sonra 571’de Mekke’de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmuştur. İçki içmek cahiliye döneminde çok yaygın bir adet olduğu halde o hiç içmemiştir. O dönemde Mekke’nin ileri gelenlerinde olup Arapların nesep ve ahbar ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olurdu; sermayesi kırk bin dirhendi ki, bunun büyük bir kısmını islam için harcamıştır. Rasulullah’a iman eden Ebu Bekir (r.a) İslam davetçiliyine başlamış, osman b. affan, Zebeyr b. avvam, abdurrahman b. Avf, Sa’d. Ebi Vakkas ve Talha b. Ubeydullah gibi İslam’ın yüceleşmesinde büyük emekleri olan ilk müslümanların bir çoğu İslam’ı onun davetleriyle kabul ettmişlerdir.
            Hz. Ebu Bekir hayatı boyunca Rasulullah’ın yanında ayrılmamış, çocukluğundan itibaren aralarında büyük bir dostluk kurulmuştur. Rasulullah birçok hususlarda onun görüşünü tercıh ederdi. Umumi ve hususi olan önemli işlerde ashabıyla müşevere eden Peygamber (s.a.s.) bazı hususlarda özellikle Ebu Bekir’e danışırdı. Araplar ona “Peygamber’in veziri” derlerdi.
            Teymoğulları kabilesi Mekke’de önemli bir yere sahipti. Ticaetle uğraşıyorlar, toplusal temasları ve geniş kültülükleri ile tanınıyorlardı. Hz ebu Bekir’in babası Mekke eşrafındandı. Hz Ebu Bekir, cahiliye döneminde de güzel ahlakı ile tanınan, sevilen bir kişi idi. Mekke’de “eşnak” diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işleirinin yürütülmesiyle görevliydi. Muhammed (s.a.s.) ile büyük bir doslukları vardı. Sık sık buluşur, allah’ın birliği Mekke müşriklerinin durumu ve ticaret gibi konularda müşavere ederdi. İkisi de cahiliye kültürüne karşıydılar, şir yazmaz ve şiiri sevmezlerdi, daha ziyade tefekkür ederlerdi.
           
            İslam’ı Benimsemesi
            Hz Ebu Bekir, Hira dağından dönen hz Muhammed ile karşılaştığında, Rasulullah (s.a.s.) ona “Allah’ın elşisi” olduğunu söyleyip “Yaratan Rabbinin adıyla oku” diye başlayan ayetleri bildirdiği zaman hemen ona: “ Allah’ın birliğine ve senin O’nun rasülü olduğuna iman ettim” demiştir. Hz Hatice’den sonra Rasulullah’a ilk iman eden odur. Hz peygamber (s.a.s) İslam’ı tebliğinin ilk zamanlarında kiminle konuştuysa en azından bir tereddüt görmüş, ancak Ebu Bekir şeksiz ve tereddürsüz bir şekilde kabul etmiştir. Hatta Hz. Peygamber (s.a.s.), “Bütün insanların imanı bir kefeye, Ebu Bekir’in ki bir kefeye konsa, onun imanı ağır basardı” diye latif bir benzetme de yapmıştır. Mü’min Ebu Bekir, hayatının sonunda kadar tüm varlığını İslam’a adamış, bütün hayırlı işlerde en başta gelmiştir. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , ,

Mar 09

TEBÜK GAZVESI (Recep 9 H./Eylül 630 M.)

“Yakin bir kazanç ve normal bir yolculuk olsaydi, sana uyarlardi. Fakat çikilacak yol, onlara uzak geldi. Kendilerini helâk ederek, “gücümüz yetseydi sizinle beraber çikardik,” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Allah, onlarin yalanci olduklarini elbette biliyor.” (et-Tevbe Sûresi, 42)

Tebük, Medine’nin 14 konak kuzeyinde, Medine ile Sam’in ortasinda bir kasabadir. Buraya kadar gelindigi için bu sefere “Tebük Gazvesi” denilmistir. Rasûlüllah (s.a.s.)’in bizzât katildigi en son gazvedir. Tebük Seferinde savas olmamis, fakat pek çok güçlük yenilerek kuvvetli bir ordu hazirlanmis, koca Bizans imparatorluguna meydân okurcasina, askerî ve siyâsî büyük basarilar elde edilmistir. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır

Mar 09

MÛTE SAVASI (Cumâde’l-ûlâ 8 H./Eylül 629 M.)

a) Savasin Sebebi
Mûte Savasi, Müslümanlarla Hristiyanlar (Rumlar ve Hristiyan Araplar) arasinda yapilan ilk savastir. Sebebi, Rasûlüllah (s.a.s.)’in elçisinin öldürülmesidir.
Rasûlüllah (s.a.s.), Islâm’a dâvet için hükümdarlara elçilerle mektuplar gönderdigi sirada, Sûriye’de Busrâ (simdiki Havran) Emîri Sürahbil’e de Hâris b. Umeyr ile bir mektup göndermisti. Gassânî Araplarindan Sürahbil, Hristiyandi. Bizans’in himayesinde bulunuyordu. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır

Mar 09

HUDEYBIYE BARISI (Zilkade 6 H./Mart 628 M.)

“Ey Muhammed, Biz sana apaçik bir zafer sagladik.”
(Fetih Sûresi, 1)

a) Müslümanlarin Kâbe’yi Ziyâret Arzusu
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), Medine’ye hicret edeli 6 yil olmustu. Bu süre içinde Mekke müsrikleriyle, Medine’de bulunan Müslümanlar arasinda, sirasiyla Bedir, Uhud ve Hendek Savaslari oldu. Mekke müsrikleri Medine’yi basmak, Hz. Rasûlullah (s.a.s.)’i öldürmek, Müslümanligi yok etmek için her çâreye bas vurdular; bütün imkân ve güçlerini ortaya koydular; fakat amaçlarina ulasamadilar. Müslümanlarin günden güne güçlenmelerine, sayilarinin artmasina engel olamadilar. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır

Mar 09

ISRÂ VE MÎRÂC MÛCIZESI (Receb 621 M.)

a) Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Mîrâci
Ikinci Akabe görüsmesinden sonra, Mekke Devri’nin 11′inci yili Recep ayinin 27′inci gecesi (Hicretten 19 ay önce) Peygamber Efendimizin “Isrâ ve Mîrâc” mûcizesi gerçeklesti.
Isrâ, gece yolculugu ve gece yürüyüsü; Mîrâc ise, yüksege çikmak ve yükselme âleti demektir. Bu büyük mûcize, gecenin bir bölümünde cereyân ettigi ve Rasûlullah (s.a.s.) bu gece semâlara ve yüce makamlara yükseldigi için bu mûcizeye “Isrâ ve Mîrâc” denilmistir. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Mar 09

AKABE BIATLARI Zilhicce (621 ve 622 M.)

a) Akabe Görüsmeleri
Peygamber (s.a.s.) Efendimiz Hac mevsimlerinde, Mekke yakinlarinda kurulan panayirlara gelen, Kâbe’yi ve putlarini ziyâret eden kabîleler arasinda dolasiyor, onlara Kur’ân okuyor, onlari Islâm’a dâvet ediyordu. Bir gün Mekke’nin kuzeyinde, Mekke ile Mina arasinda “Akabe” denilen bir tepede alti kisilik bir topluluga rastladi. Bunlar, Medine’den “Hazrec” kabîlesinden idiler.(104) Rasûlullah (s.a.s.) onlarla konustu. Kur’an-i Kerîm okudu, Islâm Dini’ni anlatti ve onlari Müslümanliga dâvet etti. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır

Sayfa 1 - 41234