Hz. Muhammed’in çağrısı üzerine önce eşi Hatice, amcasının oğlu Ali, Mekke’nin önde gelen tüccarlarından Ebu Bekir ve Peygamber’in azatlı kölesi Zeyd, müslüman oldular. Bu dört kişi sanki o devirdeki Mekke toplumunun dört kesitin temsil ediyordu : zengin tüccar kesimini Ebu Bekir, kadınları Hatice, çocukları Ali ve köleleri Zeyd.
Hz. EBU BEKİR ES SIDDIK (r.a) (571-634)
Hz. Muhammed (s.a.s.)’in İslam’ı tebliğe başlamasından sonra ilk iman eden hür erkeklerin; raşit halifelerin, aşere-i mübeşşerenin ilki. Camiu’l Kur’an, es-Sıddık, el-Atik lakaplarıyla bilinen büyük sahabi.
Kur’an-ı Kerim’de hicret sırasında Rasullulah’la beraber olmasından dolayı, …ma arada bulunan iki kişi den biri… (et-Tevbe, 9/40) şeklinde ondan bahsedilmektedir. Asıl adı Abdülkabe olup, İslam’dan sonra rasullalah (s.a.s.)’ın ona Abdullah adını verdiyi kaydedilir. Azaptan azad edilmiş manasına “atik”; dürüst, sadık, emin ve iffetli olduğundan dolayı da “sıddık” lakabıyla anılmıştır. “Deve yavrusunun babası “ manasına Ebu Bekir adıyla meşür olmuştur. Teym oğulları kabilesinden olan Ebu Bekir’in nesebi Mürre b. Ka’b’da Rasulullah2la birleşir. Annesinin adı Ümmü’l-Hayr Selma, babasının ki Ebu Kuhafe Osman’dır. Künyesi Abdullah b. Osman b. Amir b. Amir… b. Murra…et-Teymi’dir. Bedir savaşına kadar müşrik kalan oğlu abdurrahman dışında bitin ailesi müslüman olmuştur. Babası Ebu Kuhafe, Ebu Bekir’in Rasulullah (s.a.s.)’den bir veya üç yaş küçük olduğu zikredilmiştir. İslam2dan önce de saygın, dürüst, kişilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulunmayan ‘hanif’ bir tacir olan Ebu Bekir, ölümüne kadar Hz. Peygamber’den hiç ayrılmamıştır. Bütün servetini, kazancını İslam için harcamış, kendisi sade bir şekilde yaşamıştır.
Hz. Ebu Bekir, Fil yılından iki sene birkaç ay sonra 571’de Mekke’de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmuştur. İçki içmek cahiliye döneminde çok yaygın bir adet olduğu halde o hiç içmemiştir. O dönemde Mekke’nin ileri gelenlerinde olup Arapların nesep ve ahbar ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olurdu; sermayesi kırk bin dirhendi ki, bunun büyük bir kısmını islam için harcamıştır. Rasulullah’a iman eden Ebu Bekir (r.a) İslam davetçiliyine başlamış, osman b. affan, Zebeyr b. avvam, abdurrahman b. Avf, Sa’d. Ebi Vakkas ve Talha b. Ubeydullah gibi İslam’ın yüceleşmesinde büyük emekleri olan ilk müslümanların bir çoğu İslam’ı onun davetleriyle kabul ettmişlerdir.
Hz. Ebu Bekir hayatı boyunca Rasulullah’ın yanında ayrılmamış, çocukluğundan itibaren aralarında büyük bir dostluk kurulmuştur. Rasulullah birçok hususlarda onun görüşünü tercıh ederdi. Umumi ve hususi olan önemli işlerde ashabıyla müşevere eden Peygamber (s.a.s.) bazı hususlarda özellikle Ebu Bekir’e danışırdı. Araplar ona “Peygamber’in veziri” derlerdi.
Teymoğulları kabilesi Mekke’de önemli bir yere sahipti. Ticaetle uğraşıyorlar, toplusal temasları ve geniş kültülükleri ile tanınıyorlardı. Hz ebu Bekir’in babası Mekke eşrafındandı. Hz Ebu Bekir, cahiliye döneminde de güzel ahlakı ile tanınan, sevilen bir kişi idi. Mekke’de “eşnak” diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işleirinin yürütülmesiyle görevliydi. Muhammed (s.a.s.) ile büyük bir doslukları vardı. Sık sık buluşur, allah’ın birliği Mekke müşriklerinin durumu ve ticaret gibi konularda müşavere ederdi. İkisi de cahiliye kültürüne karşıydılar, şir yazmaz ve şiiri sevmezlerdi, daha ziyade tefekkür ederlerdi.
İslam’ı Benimsemesi
Hz Ebu Bekir, Hira dağından dönen hz Muhammed ile karşılaştığında, Rasulullah (s.a.s.) ona “Allah’ın elşisi” olduğunu söyleyip “Yaratan Rabbinin adıyla oku” diye başlayan ayetleri bildirdiği zaman hemen ona: “ Allah’ın birliğine ve senin O’nun rasülü olduğuna iman ettim” demiştir. Hz Hatice’den sonra Rasulullah’a ilk iman eden odur. Hz peygamber (s.a.s) İslam’ı tebliğinin ilk zamanlarında kiminle konuştuysa en azından bir tereddüt görmüş, ancak Ebu Bekir şeksiz ve tereddürsüz bir şekilde kabul etmiştir. Hatta Hz. Peygamber (s.a.s.), “Bütün insanların imanı bir kefeye, Ebu Bekir’in ki bir kefeye konsa, onun imanı ağır basardı” diye latif bir benzetme de yapmıştır. Mü’min Ebu Bekir, hayatının sonunda kadar tüm varlığını İslam’a adamış, bütün hayırlı işlerde en başta gelmiştir. Devamını okuyun »
admin tarafından yazılmıştır
\\ etiketler: ali ibni ebi talib, hz. ebu bekir es sıddık, hz. hatice, Zeyd b. Harise