Ben giderim o gider, yanımda tık tık eder (asa, baston)
Bilmece bildirmece, el üstünde kaydırmaca (sabun)
Bir küçücük fil taşı, cümle alemin yoldaşı (çıra)
Bir küçük nişatır, cümle alemi kuşatır (iğne)
Bir ufacık boyu var, kadifeden donu var (iğde)
Çarşıdan aldım bir tane; eve geldim bin tane (Nar)
Çarşıdan alınmaz, mendile konmaz, tadına doyum olmaz (uyku)
Dağdan gelir dağlar gibi, acısı var soğan gibi, oturur kalkmaz aslan
gibi (sis)
Elden ele belden bele bunu bilmeyen kertenkele (para)
Elemez melemez, ocak başına gelemez (peynir tuluğu)
İki kaşık duvara yapışık (kulak)
Küçücük bakkal, dünyayı yutar (radyo)
Küçücük boyu var. Cümle âlemi giydirir, kuşatır. (İğne)
O onun içinde O da onun içinde (ayna)
Parmağı var canı yok, damarı var kanı yok (eldiven)
Sandık içine un bastık. (iğde)
Ufacık bir kutudur, bütün dünya yurdudur (radyo)
Ufacık mermer taşı, içinde beyler aşı, pişirirsen aş olur, pişirmezsen
kuş olur (yumurta)
Ufacık mil taşı, dolaşır dağı taşı (göz)
Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak (kafa)
Yer altında sakallı dede. (Soğan)
Yer altında yağlı kayış (yılan)