Mar 09

AKABE BIATLARI Zilhicce (621 ve 622 M.)

a) Akabe Görüsmeleri
Peygamber (s.a.s.) Efendimiz Hac mevsimlerinde, Mekke yakinlarinda kurulan panayirlara gelen, Kâbe’yi ve putlarini ziyâret eden kabîleler arasinda dolasiyor, onlara Kur’ân okuyor, onlari Islâm’a dâvet ediyordu. Bir gün Mekke’nin kuzeyinde, Mekke ile Mina arasinda “Akabe” denilen bir tepede alti kisilik bir topluluga rastladi. Bunlar, Medine’den “Hazrec” kabîlesinden idiler.(104) Rasûlullah (s.a.s.) onlarla konustu. Kur’an-i Kerîm okudu, Islâm Dini’ni anlatti ve onlari Müslümanliga dâvet etti.

Medine’deki “Evs” ve Hazrec” adli Arap kabîleleri ile “ehl-i kitâb” olan Yahûdiler arasinda eskiden beri geçimsizlik vardi. Ne zaman aralarinda bir tartisma veya kavga çiksa, putperest olan Evs ve Hazreçlilere Yahûdîler:

Yakinda bir Peygamber gelecek, biz O’na uyar, kuvvetleniriz, öcümüzü sizden o zaman aliriz.. derlerdi. Medine’liler yakinda bir Peygamber gelecegini yasli kimselerden de sik sik duyuyorlardi. Hz. Peygamber (s.a.s.), onlari yeni dine dâvet edince birbirlerine bakistilar. “Yahûdilerin bekleyip durduklari, yaslilarin haber verdikleri Peygamber iste budur, biz Yahûdîlerin önüne geçelim…” diyerek, kelime-i sehâdet getirip, hemen Müslüman oldular.
Mekke Devri’nin 10’uncu yilinin Zilhicce ayinda (Nisan 620 M.) gerçeklesen bu olaya “Birinci Akabe Görüsmesi”, burada Islâm’i kabûl eden alti kisiye de “Ilk Medineli Müslümanlar” denir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Medine’liler arasinda, hac mevsimlerinde “Akabe” tepesinde yapilan görüsmeler, Mekke Devri’nin 10-11 ve 12’inci yillarinda olmak üzere üç defa oldu 11 ve 12’inci yillardaki görüsmelerde “Bîat” da yapildi. Bu sebeple, Akabe görüsmelerinin sayisi üç; Akabe Bîatlari’nin sayisi iki’dir.

b) Birinci Akabe Bîati (Zilhicce 621 M.)
Akabe Tepesinde Hz. Peygamber (s.a.s.)’le görüsüp Müslüman olan bu 6 kisi, hac mevsimi sonunda Medine’ye döndüler. Gördüklerini, yakinlarina ve dostlarina anlatarak, Medine’de Müslümanligi yaymaga basladilar.
Bir sene sonra, hac mevsiminde Hz. Peygamber (s.a.s.) ile görüsmek üzere Medine’den Mekke’ye 10’u Hazrec, 2’si Evs kabîlesinden olmak üzere 12 Müslüman geldi. Bunlardan 5’i, bir yil önceki ilk Akabe görüsmesinde bulunanlardandi. Baskanlari yine, birinci görüsmede oldugu gibi “Zürâre oglu Es’ad”ti. Mekke Devri’nin 11’inci yili Zilhicce ayinda Rasûlullah (s.a.s.) ile bulustular. Bu ikinci bulusmada Medine’li 12 Müslüman “Allah’a sirk kosmayacaklarina, hirsizlik ve zinâ yapmayacaklarina, (kiz) çocuklarini öldürmeyeceklerine, kimseye iftirâ etmeyeceklerine, Allah ve Peygamberine itâatten ayrilmayacaklarina” dâir Rasûlullah (s.a.s.)’e taahhütte bulundular; Hz. Peygamber (s.a.s.)’in elini tutarak bîat ettiler.

Medine’li Müslümanlar, bu görüsme ve bîattan sonra, Müslümanligin yayilmasina gayret etmek üzere, memleketlerine döndüler. Rasûlullah (s.a.s.)’in Medine’de Müslümanligi ve Kur’ân-i Kerîm’i ögretmek üzere ögretmen olarak görevlendirdigi “Umeyr oglu Mus’ab”i da berâberlerinde götürdüler.

Mus’ab, Akabe’de bîat edenlerin reisi Hazrec kabîlesinden Es’ad b. Zürâre’nin evinde misâfir olmustu. Evs ve Hazrec kabîlesi’nden Müslümanligi kabûl edenlerin evlerine birer birer giderek, onlara Kur’ân-i Kerîm ve din bilgileri ögretiyor, güzel ahlâki, nezâketi ve kibarligi ile herkesi Islâm’a bagliyordu.

Es’ad b. Zürâre ve Mus’ab b. Umeyr’in gayretleriyle Medine’de Müslümanlarin sayisi hizla artiyordu. Yalniz Evs kabîlesi reislerinden Sa’d b. Muâz ile Üseyd b. Hudayr Müslümanligi henüz kabûl etmemislerdi. Bir gün Esâd ile Mus’ab çevrelerine toplananlara Müslümanligi anlatirken Üseyd yanlarina geldi, maksadi onlara mâni olmakti.

– Siz ne yapmak istiyorsunuz? Halki atalarinin yolundan saptiriyorsunuz… diye söylendi. Mus’ab O’na çok nâzik davrandi. Kurân-i Kerîm okudu. Kisaca Müslümanligi anlatti. Üseyd, Kur’ân-i Kerîm ‘in tesirinde kaldi, “Bu ne güzel sey…” diyerek Müslüman oldu ve söyle dedi:
– Ben gidip Sa’d b. Muâz’i göndereyim. Eger o da Müslümanligi kabûl ederse, bu memlekette Müslüman olmayan hiç kimse kalmaz.

Sa’d, Medine’de Müslümanligin yayilmasindan memnûn degildi. Es’ad ve Mus’ab’in yanlarina öfke ile gitti.

Ey Es’ad, seninle aramizda akrabalik baglari olmasaydi, kabilemiz arasina bu ayrilik tohumlarini sokmana katlanmazdim… diyerek çikisti. Mus’ab ona da son derece yumusak ve kibar davrandi. Kisaca Müslümanligi anlatti. Kur’ân-i Kerîm okudu. Neticede Sa’d b. Muâz da Müslüman olarak oradan ayrildi. Bu iki reisin tesiriyle Evs ve Hazrec kabîleleri içinde hemen hemen Müslüman olmayan kimse kalmadi.

Mus’ab, Medine’deki bu memnûniyet verici gelismeleri Hz. Peygamber (s.a.s.)’e bildirdi. Rasûlullah (s.a.s.) ve Müslümanlar bu duruma çok sevindiler. Bundan dolayi bu seneye “Senetü’l Ibtihâc” (Sevinç yili) denildi.

c) Ikinci Akabe Bîati (Zilhicce 622 m.)
Mekke Devri’nin 12’inci yili hac mevsiminde, Medine’den Mekke’ye gelen ziyâretçiler arasinda (73’ü erkek, 2’si kadin) 75 Müslüman vardi. Bunlar hac’dan sonra (eyyâm-i tesrik’in 2’nci gecesi), gece yarisi Hz. Peygamber (s.a.s.) ile gene Akabe tepesi’nde gizlice bulustular. Dikkati çekmemek için, her biri, degisik zamanlarda ve ayri yollardan gelerek burada toplandilar. Içlerinde, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Medine’li akrabasi Neccâr ogullarindan Zeyd oglu Hâlid (Ebû Eyyûb el-Ensârî) de vardi.

Rasûlullah (s.a.s.) toplantiya amcasi Abbâs’la birlikte geldi. Abbâs henüz Müslüman olmamisti. Fakat yegenine son derece bagliydi. Ebû Tâlib’in ölümünden sonra, Arab âdetine göre O’nu himâyesine almisti. Bu sebeple önce toplantida Abbâs konustu:
– Ey Hazrec ve Evs Cemaati,
Siz de bilirsiniz ki, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in aramizda üstün bir yeri vardir. Biz, O’nu simdiye kadar, düsmanlarina karsi koruduk, yine de koruyacagiz. Siz simdi O’nu, Medine’ye dâvet ediyor, orada kalmasini istiyorsunuz. Kendisi de böyle arzu ediyor.
Ancak siz O’nu düsmanlarina karsi koruyabilecekseniz, götürünüz. O’nu ele verecekseniz, bundan simdiden vazgeçiniz.”.. dedi. Medineliler Abbâs’i dinledikten sonra:
– Yâ Rasûlallah, siz de konusunuz. Bizden, Allah için, kendiniz için istediginiz andi aliniz. Haziriz… dediler.

Hz. Peygamber (s.a.s.) bir mikdâr Kur’ân-i Kerim okuduktan sonra:
– Sevinçli hâlinizde de, kederli hâlinizde de din isinde kusur etmeyeceginize, hakkin yerine getirilmesi için hiç bir seyden çekinmeyeceginize, yurdunuza hicret ettigimde beni âileleriniz ve çocuklariniz gibi koruyacaginiza.. sizden söz (and) istiyorum” dedi. Medineli Zürâreoglu Es’ad:
Yâ Rasûlallah, biz buraya sana bîat etmege geldik. Sen nasil emredersen öyle yapariz. Çocuklarimizi, âilelerimizi nasil korursak, seni daha fazla koruruz . Sözümüzde dururuz. Inâyet Allah’tandir… dedi. Medineliler:

– Yâ Rasûlallah, Senin ugrunda, gösterdigin yolda ölürsek bize ne var? diye sordular.
Hz. Peygamber (s.a.s.):
– Ahirette mükâfat olarak Cennet, dedi.
– Öyleyse ver elini, dediler. Hepsi de Hz. Peygamber (s.a.s.)’in elini tutarak, “Islâm yolunda gerekirse öleceklerine” and verip bîat ettiler.
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ve Müslümanlarin Medine’ye hicreti de bu görüsmede kararlastirildi. Toplanti bittikten sonra, müslümanlar, geldikleri gibi, gene gizlice ayri ayri yollardan dagildilar.
Kureysliler 2’nci Akabe Bîatini, ancak kabîleler Mekke’den ayrildiktan sonra duyabildiler

admin tarafından yazılmıştır


Yorum Yaz