Mar 02

İSTİKLAL MARŞI VE AÇIKLAMASI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
  Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
  O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
  O benimdir, o benim milletimindir ancak.

 Mehmet Akif Türk milletine cesaret,ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana  kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 02

Takvim-İ Vekayi

İstanbul’da önceleri haftalık, daha sonra düzensiz aralıklarla yayımlanan ilk Türkçe resmi gazetedir. Umur-u dahiliye, umur-u hariciye, mevad-ı askeriye, fünun, tevcihat-ı ilmiye, ticaret ve es’ar olarak altı bölümden oluşan gazete Fransızca, Arapça, Rumca ve Ermanice dillerine çevriliyordu. Halkı eğitmek ve devlet kararlarını duyurmak amacıyla çıkarılmıştır (1 Kasım 1831 – 4 Kasım 1922).

1808 yılında Sultan II. Mahmud’un emriyle, Beyazıt’ta bugünkü İstanbul Üniversitesi’nin merkez binasında (Bab-ı Seraskeri) askasındaki bir konakta kurulan Takvim-i Amire’de basılmaya başlandı. Gazete, Vakanüvis Esad Efendi’nin yönetiminde, Babıali’den çeşitli kamu görevlilerinin yazar kadrosunu oluşturmasıyla çalışmalarına başladı. 26 Ekim 1831′de gazeteyi tanımak amacıyla yayımlanan iki sayfalık bir broşüre göre Takvim-i Vekayi habercilik yapacak, halkı eğitecek ve devletin uygulalamalrını duyurarak bunlara uyulmasını sağlayacaktı. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır

Mar 02

EYLEM

 İş, oluş ve devinim belirten sözcüklerdir.  Eylemlerin bütün dillerde çok önemli bir yer tuttuğunu belirtmek gerekir. Ancak dilimizde eylem köklerinin ad köklerine göre daha az olduklarını görmekteyiz. Bu oran eylemlerde %32, adlarda %68’dir. Ancak ad sözcüklerin diğer sözcükleri kapsamasını da dikkate alırsak eylemlerin diğer sözcük gruplarına karşı önemli bir yer tuttuğu görülür. Diğer taraftan eylemlerin tek başlarına (çekimsiz) kullanımlarının olmadığını düşünürsek, her şeye  karşın eylemlerin de  bir iş, oluş, devinim adı olmasını göz önünde tutarsak, bu sözcük türünü de ad kapsamı içine alma düşüncesini ortaya çıkarır.

 Türkiye Türkçe’sinde eylemlerin anlamlarına göre ayrı özellikler gösterdiklerini görmekteyiz.
a- Kimi eylemlerde gerçek bir “eylem“ vardır: taşı-, yaz-, çek-, atla-, bağır- gibi.
b- Kimi eylemler bir oluş bildirirler: sarar-, büyü-, buruş-, bayatla- gibi.
c- Durum gösteren eylemler: uyu-, dur-, bulun- gibi. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , ,

Mar 02

ÜNLEM

 Kimi zaman sevinme,  kızma, korku, acıma, şaşma gibi ansızın beliren duyguları, kimi zaman da birtakım doğa seslerini yansıtmaya yarayan sözcüklerdir.

 Ünlemler her dilde olan sözcüklerdir. Kimi ünlemler, kimi dillerde ortaktır. Ayrıca ünlemlerin bazı dilcilerce ilgeç (edat) olarak tanımlandığı da görülmektedir.

 Ünlem sözcüğünün tek başına anlamını vermeye çalışırsak, ünlem eyleminden kurulduğunu ve sözcüğün kendinde de bu seslenme, çağırma kavramlarının bulunduğunu  görürüz. Nida sözcüğüne karşılık olarak türetilen ünlemin, bütün ünlemlerin görev ve niteliklerini yansıtacak özellikte olması gerektiği düşünülmüştür. Ünlemleri görev ve anlam açısından şöyle sınıflamak doğru olacaktır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 02

BAĞLAÇ

 Eş görevli ya da birbiriyle ilgili sözcükleri, sözcük öbeklerini, özellikle tümceleri bağlamaya yarayan, bunlar arasında anlam ve kimi zaman biçim açısından bağlantı sağlayan öğelere bağlaç adı verilir. Büyük bir çoğunlukla yabancı kökenli olan bu bağlaçlar dilimize Arapça ve Farsça’nın etkisiyle giren sözcüklerdir. Bağlaçların cümlede herhangi bir öğe olma gibi bir durumu yoktur. Her tür sözcük ve tümce arasında bağlama görevi yapabilirler. Bağlaçlar diğer sözcük türleri yerine görev yapamazlar ancak belirteçler ve ilgeçlerin kimi zaman bağlaç görevlerinde bulundukları görülür. Türkçe kökenli,  Türkçe’nin  yapı özelliklerini yansıtan bağlaçlarda görüleceği gibi, tümceler arasındaki konu ve anlatım bütünlüğü, sürekliliği sağlanmaktadır. Bağlaçlar ikilemeler arasında da anlamı pekiştirmek  için kullanılır. Kimi zaman bağlaçların düştüğü de görülür. Okur yazar, okur ve yazar gibi. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 02

İLGEÇ
 
 Anlam ve görevleri daha çok, tümce içinde, birlikte bulunduğu sözcüklerle beliren, sözcükler arasında ilgi kurmaya yarayan öğelere ilgeç denir. Gibi, kadar, dolayı, göre, için, ile gibi.

 İlgeçler başlığı altında bağlaçların ve ünlemlerin de işlendiği görülmektedir. Oysa ki böyle bir sınıflandırmanın yapılması sözcük türlerinin görevleri bakımından bir belirsizliğe yol açmaktadır. Bu nedenle sözcük türlerinin tanımlarını ve sınırlarını yerinde belirlemek en doğru yaklaşım olacaktır. Bu nedenle biz ilk önce sözcüklerin tanımlarını ve görevlerini belirliyoruz.  Hemen şunu da belirtelim ki, ilgeç konusundaki bu karmaşıklığın sebebi ise dilimizde ilgeç görevli sözcüklerin az olması ve mevcut ilgeçlerin çoğunun da yabancı dillerden dilimize geçmiş olmasıdır. Her şeyden   önce ilgeç sözcüğünü anlamsız olarak yorumlamak yanlış olacaktır. Çünkü hiçbir dilde anlamsız dil birliği yoktur. Olması da olası değildir. İlgeç olan bazı sözcüklerin görev ve anlam olarak farklı bir yerde farklı bir sözcük türünde bulunması doğaldır. Bunları anlam incelikleriyle ortaya çıkarmak olasıdır. Bu nedenle  şu sözcükler ilgeçtir deyip bir sözcük sayımı yapmak doğru olmayacaktır. Ancak bir tümce içinde sözcük türlerinin değerlendirmesini yapmak yerindedir. Bu nedenle ilgeçler konusunda tümcelerden hareketle örnek vermek doğru bir saptama olacaktır. Bu arara ilgeçlerin yapı bakımından incelenmesine ise gidilmemiştir. Çünkü bu sözcük türlerinin dilimizde az olması veya olmaması bu durumu ortaya çıkarmıştır. Ancak görev ve anlam açısından ilgeçlerin incelenmesi olasıdır. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler:

Mar 02

ADIL

 Tümcede genellikle adların yerini tutan, kişi, soru, gösterme ve belgisizlik kavramları taşıyan sözcüklere denir. Adıl sözcüğü Osmanlıca “zamir” sözcüğünün karşılığıdır. Adılın başka bir tanımı ise şöyledir: “Tümcede adların, önce geçmiş kavramların yerini tutan ve söyleyenle kendisine söylenen kimseleri hatırlatan sözcüklerdir.” Bir başka tanıma göre ise “Nesnelerin yerine geçerek veya göstererek karşılayan sözcüklerdir.” Şeklinde tanımlanır. Adıllar Türkçe’de değişmeyen bir söz bölüğüdür. Yalnız adılları yapı (biçim) yönünden ele almamız mümkün değildir. Çünkü kelimeleri adıl göreviyle türeten eklerimiz yoktur. Bu nedenle  bu sözcük türlerini anlam ve görev açısından incelemek gerekiyor.

 Adıllar ad soylu sözcükler içinde en çok adlara benzerler. Ad durumuna girebilirler ve iyelik eklerini alabilirler. Bir adla birlikte tamlama da kurarlar. Adıllar tümce içinde adlar gibi öğe özelliklerini taşıyabilirler. Yine adıllar çeşitli ekler alarak belirteç olarak tümcede yer alabilirler. İlgi eki –ki kimi zaman adıllarla kullanıldığında tamlamadaki tamlananın yerini tutar. Benim kitabım yerine benimki sözcüğü kullanılabilir. İlgi eki almış adıllar bu ekten sonra yine iyelik ve ad durum eklerini alabilmektedirler. Bu da bir bakıma anlamı  daha da güçlendirir. Devamını okuyun »

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: ,

Sayfa 79 - 83« İlk..7778798081..Son »